ADALET VE HAKİKAT

Efendi Barutçu

BİZİM ÇOCUKLAR

Asena Kınacı Moral

İstikamet sandık başı!

Bu haber 30 Mart 2014 - 11:23 'de eklendi ve 593 kez görüntülendi.

   BUGÜN seçim günü, haydi koşun sandık başına…
   Bu koşuya herkes katılmalı. 
   Sandıktan kaçmak olmaz…
   Ona sırt dönmek de yok…
   Sandığa sırtını dönen demokrasiye, yurttaşlık görevlerine, hukukun üstünlüğüne, adaletin sağlanmasına, özgürlüklere ve çağdaşlığa sırtını dönmüş olur…
   Böyle bir olumsuz durumun ortaya çıkması, ülkeye koyu bir karanlığın basmasına yol açar; göz gözü görmez…
   Göz gözü görmezse gönüllerin ve akılların birleşmesi de mümkün olmaz!
   ……………………..

   Cuma ve cumartesi günleri Erdoğan meydanlara çıkamadı. Sesi gitmişti, ağzını açtığında sanki bir kadın konuşuyordu, sesi o kadar incelmişti…
   Nezaket kumkumaları vardır ya, Başbakan sesiyle âdeta onları andırıyordu… 
   Doktorlar “Ses telleriniz iltihaplanmış, konuşmayınız, istirahat ediniz” dedi…
   Erdoğan da söz dinleyen çocuk gibi, İstanbul’da istirahate çekildi…
   AKP Liderini meydanlardan iki gün ayıran neden buydu!
   …………………….
   İki gün Türkiye’nin kulakları dinlendi. Meydanlardan tek argo sözcük yükselmedi. Kimse hain, casus, ajan, namussuz, ahlâksız, şerefsiz ve terbiyesiz ilan edilmedi…
   Ne cemaat paralel devlet diye nitelendi, ne hocaefendi sahte din adamı diye… 
   Kürsülere çıkan, Tayyip Bey’in seçtiği isimlerdi; muhalefete vurmaktan geri kalmadılar ama biri bile Kılıçdaroğlu‘ndan“CHP’nin Genel Müdürü” diye bahsetmedi…
   Bahçeli‘ye yine herhangi bir yakıştırma yapmadılar; Yörük şivesiyle de alay eden çıkmadı…
   Tehdit, fitne, fesat, böbürlenme, yalan, tezvirat, gıybet dolu cümleler kullanılmadı…
   Diyarbakır başta olmak üzere sokaklar, caddeler, bulvarlar kıpır kıpırdı; her yer insan doluydu ama kimse kimseyle kapışmadı, kimse kimseyi sorun etmedi…
   Ortalığı karıştırmaya kalkan bir avuç ajan provakatörün hakkından da polis geldi…
   Bu sabah da sandık alanları inşallah aynı durgunlukta olacak; bu seçimi de kazasız belasız geçireceğiz…
   ………………………….
   Seçmen olarak görevlerinizi bildiğinizi umut ediyorum; herhalde oy’unuzu da ülkenin yararını dikkate alarak kullanacakınız… 
   Sandık alanlarında olası tahriklere kapılmayın ve bu ve benzeri konulardaki şikâyetlerinizi ya devriye gezen güvenlik güçlerine yapın ya da mahalli karakollara. 
   İhbar ve şikâyetlerinizi 155 numaralı telefona da yapabilirsiniz…
   Oy’unuzu sağlıklı olarak kullanabilmeniz için ne yapılacağınızı bilmiyorsanız sandık kurulu başkanına alenen sorabilirsiniz. Unutmayın, kurulun yetkili üyesi size yüksek sesle ve herkesin duyacağı ses tonuyla bilgi aktarmakla yükümlüdür.
   Oylarımız hayırlara vesile olsun inşâllah!
   * * *
   DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu‘nun makam odasında yapılan ve konusu Suriye olan mini zirvenin -büyük ihtimalle alan dinleme sonucu- YouTube adındaki sosyal medya terminaline düşmesi Türkiye’yi karıştırdı ve sarstı…
   Zirvede konuşulanların aleniyete dökülmesi vahim bir gelişmedir ve Cumhurbaşkanı Gül‘ün de dediği gibi düpedüz bir casusluk olayıdır. Çünkü o toplantı, hem konusu, hem de açılımı itibarıyla devlet sırrı niteliğindedir.
   Koşullar ne olursa olsun devlet tarafından saklanması gereken kararların bilgi halinde sokağa dökülmesi devleti yönetenlerin nasıl bir zaaf, hatta atalet içerisinde olduklarını da gösterir…
   Bir ülkenin, ilişkileri bitmiş ve kendisine düşmanlık beslemeye başlamış bir başka ülkeyle ya da komşularından biriyle kapışma noktasına getirilmesi de olayın vahimden öte korkunç olduğunu anlatmaya yeter!     
     Şayet MİT Müsteşarı Hakan Fidan‘ın, seçimin yönünü iktidarın zaferine dönüştürmek gayretiyle “Suriye’ye adam gönderirim, füze atarım, savaşı başlatırım” mealinde sarfedilmiş sözleri varsa bu, zirvenin sokağa dökülmesinden daha tehlikeli bir söylem olarak dikkate alınmalıdır.
   Akl-ı selim sahibi bir insanın hele de MİT gibi önemli bir kurumun başındaki yetkilinin böyle bir beyanda bulunduğuna insan ihtimal vermiyor. Ne var ki hükümetin devleti yönetme zaafı tartışılırken ister istemez. “Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz” tekerlemesi de akla geliyor.
   Peki bu zirve nasıl sızdırıldı?
   MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan‘ın dediği gibi toplantıya katılan dört kişiden biri casus mu…
   Buna ihtimal vermek mümkün değil; o halde geriye toplantının dinlendiği olasılığı kalıyor.
   Suriye gibi önemli bir konu, neden yeterli güvenlik önlemleri alınmadan masaya yatırılmıştır?
   Bakanlıkta, ya da başka bir kurumda, mesela MİT’te dinleme yapılamayacak oda -kozmik nitelikli- yok mudur? Bugün bu tür toplantılar dinlenebiliyorsa yarın çok daha ciddi ve ülkenin kaderine ilişkin toplantıların yapıldığı yerler de dinlenebilir…
   Ne korkunç!
   …………………………
   Dışişleri Bakanı’nın odasında günlerdir böcek arıyorlar…
   Bulmaları zayıf ihtimal…
   Uzmanlar ise “Alan dinlemesi yapılmıştır” diyor; evet alan dinlemesi yapılmış olabilir, gelişen teknoloji artık buna daimkan sağlıyor…
   Bu ürkütücü olayın kimler tarafından yapıldığı da mutlaka ama mutlaka bulunmalı.
   Bulunmalı ama nasıl?
   O güne kadar cemaat dahil yığınla insan casuslukla suçlanırsa şaşırmam. Faili meçhul her olaya bir fail yakıştırmakta üstümüze kimsenin olmadığı malûm.
   Bakalım soruşturma nasıl gelişecek ve olay ne zaman aydınlatılacak göreceğiz.

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments
mahmutbey araç kiralamabaşakşehir evden eve nakliyat