30 Mart 2014 seçimi mağlubu olmayan, fakat eşkazananlar arasında tek galibi olan bir seçim olarak siyaset tarihimize geçecek. Bu galip AKP’dir. Bu galebesini de; izlediği sanal bir düşmana karşı gerilim stratejisi ve buna bağlı mağduriyet edebiyatı, halkın kazanımlarını kaybedeceği korkusu ve son çıkardığı “bütünşehir yasası”na dönüşen Büyükşehir Yasası’dır.
Bu seçimlerin sonucunu önce oy oranlarına göre değerlendirelim;
AKP 30 Mart 2014 seçimlerine son beş yılda oluşan şu sorunların dezavantajıyla girdi:
30 Mart 2014 seçimlerini, AKP adına tek başına Başbakan kurmaylarıyla oluşturduğu şu stratejiyi izleyerek ve şu argümanları kullanarak başarıya ulaştı:
Sözün kısası, Başbakan, MHP ve CHP’nin, meşru iktidarı devirmek isteyen dışarıyla bağlantılı “Pensilvanya” dediği paralel yapı ve onların destekçisi “Faiz Lobisi” ile ittifak halinde olduğu algısını işledi ve tutturdu. Muhalefet olarak “paralel yapı”yı seçti ve ona saldırdı, CHP ve MHP’yi unutturdu. Her seçimde kullandığı mağduriyet edebiyatını bu seçimde de yaptı ve toplumu mağdur edileceğine inandırdı. Toplumda meşru iktidarına sahip çıkma refkleksini uyandırdı. Buna bağlı bir gerilim stratejisi izledi. Dindarların ve yardımlardan yararlanan dar gelirlilerin kazanımlarını kaybedecekleri korkusunu yaydı.
MUHALEFET NE YAPTI?
30 Mart 2014 seçimleri propaganda döneminde MHP ve CHP ise, Başbakanın gerilim stratejisine uydu. 17 Aralık ve 25 samsun escort Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonları, Bakan çocuklarının ve Halk Bankası Genel Müdürünün evlerinde, kasalarda ve ayakkabı kutularında bulunan milyon dolarlar, avrolar; dinlemelere ait tapelerin içeriği üzerinde durdu. Bir karşı gerilim stratejisi oluşturmaya çalıştılar.
Halbuki Başbakan bu stratejiyi uygularken, etrafını kazandırdıkları, yaptıkları ve yapacakları ile doldurdu. İktidar ayakkabı kutularını milyon dolarlarla dolu gösterdi, muhalefet ile propaganda süreci boyunca boş ayakkabı kutularını gösterdi. Vatandaş dolusu varken boş kutunun yanına gitmez. Bu argüman, meşru iktidarı “Parelel yapı”nın kumpası kurarak devireceği argümanı karşısında zayıf kaldı. Muhalefet, halka yeni dönemde yeni projelerin ve kazandırılacak hakların müjdesini veremedi.
Ayrıca , barış sürecinde ordunun ve güvenlik güçlerinin geri çekilmesiyle, PKK ve Kürtçülerin Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki şehir kayseri escort yapılanmaları, özerk yönetim hazırlıkları ve gerçek “paralel devlet”in kurulmakta olduğu gerçeğini yeterince halkımıza anlatılamadı. CHP bunu bazı mülahazalarla, bir kesimini rahatsız etmemek için bilinçli olarak yapmadı. MHP’nin ise böyle endişeleri olmamakla birlikte, belki de toplumu daha fazla germemek için konuyu fazla vurgulamadı. İktidar zaten bu konuya hiç temas etmemiş, bilinçli olarak gözlerden uzak tutmuştur.
Başbakan ustalık dönemi hünerlerinden en büyüğünü, 14 ili daha büyükşehir statüsüne geçirirken yaptı. Büyükşehir Yasası’nı çıkarırken, seçim bölgesini genişletti. Daha önce seçimlerde sadece büyükşehri oluşturan merkez ilçelerde oturanlar oy kullanırken, taşra ilçe, belde ve köyleri de oy verme kapsamına aldı. Çünkü AKP, şehir merkezlerinde daha zayıf, taşra ve kırsalda ise daha güçlüydü. AKP’nin kocaeli escort siyaset mühendisleri bunun matemetiksel hesabını da yaparak yasayı buna göre düzenlediler. Böylece, Büyükşehir Yasası, “Bütünşehir Yasası”na döndü. Taşra ve kırsal, büyükşehirde oturanın yerel yöneticisinin seçiminde söz sahibi oldu. Fakat muhalefet bu süreçte çok sessiz kaldı. Belki de büyükşehir olacak illerde yanlış anlaşılma korkusuyla bu tavrı sergilediler. Muhalefet birçok büyükşehri, bu uygulamadan dolayı kaybetti.
BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Seçimde muhalefet istediği bir sonucu alamamıştır, fakat hezimete de uğramamıştır. Muhalefet bir önceki seçimlerde aldığı oyu korumuş, hatta 1-2 puan arttırmıştır. Ama siyasi konjonktürün bu kadar aleyhinde geliştiği ve muhalefetin bunu aşırı vurguladığı bir ortamda iktidarın aldığı bu sonuç, büyük başarıdır. İktidar, oluşturduğu “gerilim stratejisi, paralel yapının AKP’ye ve ülkeye ihaneti, mağduriyet edebiyatı ve kazanımların kaybedilebileceği korkusu”na dayanan politikasını başarıyla uygulamıştır. Başbakan “uzun adam” ve “iyi hatip” imajını bir defa daha iyi kullanmış ve büyük kitleyi söylediklerine ikna etmeyi başarmıştır. Bunda yandaş ve havuz medyasının ve dönem zenginlerinin de büyük payı vardır.
Şimdi muhalefet ne yapacak? Siyasete havlu mu atacak, hiçbir şey yapmadan kulağının üstüne mi yatacak, yoksa silkinip yeni oluşturacağı politikalarla mücadeleye devam mı edecek? Tutulacak yol, erenlerin hikmetindedir. Yunus Emre diyor ki: “Her gün yeniden doğarız/Bizden kim usanası”. Mevlâna ise “Dün dünde kaldı cancağızım/Bugün yeni şeyler söylemek lazım” diyor. Politika filozofumuz Süleyman Demirel de “Dün dündür, bugün bugündür” demiyor mu? Öyleyse muhalefet de dünü dünde bırakıp yola devam edecek.
Önce sonuçlara takılıp kalmayacağız. Halkı suçlayarak bir yere varamayız, kendi beceriksizliğimizi örtemeyiz. Dünden ders alıp, hatalarımızı ve yanlışlarımızı belirleyeceğiz. Yeni politikalar, bunlara göre yeni projeler ve yol haritaları ortaya koyacağız.. Halkımızı yeterince tanıyamamışız, öyleyse yeniden tanımaya koşacağız. Halkın kodlarını çözeceğiz. Bunu yapan nasıl yapıyorsa, biz de öyle yapacağız. Bunun için önce kendimize güveneceğiz. Bir gönül seferberliği üslubu içinde halkımızın gönlüne, aklına ve mantığına dokunacağız. Bizim de bir şeyler yapabilecek, mevcut iktidar gittiğinde onun yerini fazlasıyla doldurabilecek bir potansiyele sahip olduğumuza onu inandıracağız.
Yeni bir dil, yeni bir yaklaşım, yeni bir yol ve yeni bir programla, gerekirse yeni yüzlerle yola çıkacağız. Büyük Atatürk’ün dediği gibi “Dinlememek üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar”. Durmak yok, yola devam…