ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

İyi de, sizin planınız ne

Bu haber 31 Mayıs 2014 - 14:18 'de eklendi ve 565 kez görüntülendi.

ŞIRNAK Valisi Hasan İpek, uluslararası bir yarışmada başarılı olan öğrencilere armağanlar verirken yaptığı konuşmayla hem Tayyip Erdoğan‘a, hem İmralı’daki cani Abdullah Öcalan‘a gösterdikleri gayretlerden dolayı takdirlerini sundu…
   ………………………
   Takdir çizgisinde iki isim…
   Biri ülkenin başbakanı, diğeri ömür boyu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm cani…
   Çete başı…
   Eli kanlı bebek katili…
   ………………………
   Eblehlere “Ortak yönleri ne” diye sorarsanız “İkisi de çözüm sürecinden yana” diye cevap vereceklerdir…  
   Aslında ne Erdoğan, ne bu cani çözüm sürecinden yana…
   Değiller…
   Etraflarına öyle görünerek durumu idare ediyorlar…
   Farklı toplumsal kümelerin önünde, çözümden yana gözükmeyi önemli bir siyasal tavır ve kazanım sayıyorlar…
   Oysa dikkatli baktığınızda üzerlerinden sun’ilik aktığını görüyorsunuz…
   …………………………
   “Çocuklar dağa kaçırıldı” vaveylası senaristi bilinmese de bir oyundur…
   Tarafların, yandaşlarını uyutmaları için, hem saldırı, hem savunma bahanesi olarak ortaya getirilmiştir…
   Senaryo dediğimiz de, sade suya tirit
   Alay konusu olan “Git getir, yoksa B planım var, C planım var” tehditine, karşı taraftan benzer yanıt verilmiştir:
 -Başbakan sensin, sen git getir, bu çocukların sorumlulukları da sana ait…
Dağa kaçırılan 15 çocuk ile yaşatılmaya çalışılan yapay didişmenin, kayıkçı kavgasından farkı var mı?
   Şırnak Valisi’nin taraflardan takdirle (!) bahseden konuşması Ankara’nın yani AKP Hükûmeti’nin çözüm süreci konusunda izlediği ve izlemeyi sürdüreceği politikaların kabuğunu göstermiştir.
   Bu kabuğun içerisinde neyin olup olmadığını ise er geç göreceğimizi unutmayalım…  
   ………………………….
   AKP’liler, hatta Başbakan cesaret edip, “Evet çözüm süreci için İmralı ile koşut düşüncelere sahibiz, o düşüncelerim ışığında politikalar üretiyoruz” diyemiyor…
   Zımnen de olsa bunu bir valinin dile getirmesi demokratik olmasa da önemli bir gelişmedir…
   * * * 
   ADAMI taa Milli Türk Talebe Birliği döneminden beri tanırım…
   Eskiden bu kadar yalaka ve yalama değildi; şahsiyetini korur, vakarın bozmaz, kimsenin karşısında iki büklüm olmazdı…
   Siyasete girdi, bütün beşeri özelliklerini ve güzelliklerini tavan arasına kaldırdı…
   Şimdi dımdızlak halde…
   Siyasetten de uzaklaşınca iyice sapıttı, kişileri karıştırmaya başladı. Ahmet’e Mehmet, Mehmet’e Ahmet diye sesleniyor…
   Yarın da başbakana cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanına da başbakan derse hiç şaşırmam…
   İnsanları birbirine karıştırmak, yalamalık ve yalakalık hastalığıdır, tedavisi de yoktur!
     * * *
   AKP medyası, memleketin hiçbir sorunu kalmamış gibi sürekli biçimde ve “Paralel” sözcüğüyle çerçevelediği Fethullah Gülen ve cemaatini yalan yanlış bilgilerle karalamayı sürdürüyor… 
   Düne kadar Gülen ve cemaatinden saygıyla bahseden ağızlar, şimdi küfre kadar uzanan bir dizi çirkin sözle aynı cemaati yerin dibine sokmaya çalışıyor.
   Gülen ve cemaati kötüydü de ne alt etmeye el verdiniz?
   Kapatmaya çalıştığınız dershanelere izin veren siz değil miydiniz?
   Ruhsatlarında bakanlıklarınızın, belediyelerinizin, valilerinizin imzaları yok mu?
   Emniyet başta olmak üzere devlet kurumlarına, cemaatçi insanları cemaatin referans vermesiyle almadınız mı?
   …………………………..
   Dünkü bir yalaka AKP gazetesinde Adalet Bakanlığı’na mensup 10 dış müşavirin cemaatçi olduğunun saptandığı ve tamamının görevden alındığını duyuran bir haber vardı…
   Haberin içerisinde görevden alınanların isimleri yoktu…
   İnsan haberi okuduğunda çok basit bir karalama usulüyle karşılaşmış oluyor…
   Habercilik bu kadar ayağa düştü ve paspal insanların yaptığı iş haline geldi…
   Üzücü…
   Her şey gibi gazetecilik mesleğinin de yozlaşması hayra alâmet değil…
   AKP’nin elinde bozulmayan, deforme olmayan ve özelliklerini kaybetmeyen, ne kural kaldı, ne gelenek!

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments