GÖKTÜRKLER ÜZERİNE

Celil Altınbilek

Osmanlı geleneği

Bu haber 09 Kasım 2014 - 20:03 'de eklendi ve 424 kez görüntülendi.

Ergun KAFTANCI

    GAZETELER yazdı, televizyonlar gösterdi. Bebek gibi, seçkinlerin ağırlıkta olduğu bir semtte ormanlardan kopup gelen domuzlar görülmüş…
    Bebek’te domuzun ne işi var?
    İşi yok tabii…
    Ama açlık var; hayvanlar ormanlar tahrip edilince aç kaldı ki, kente hücum etti.
    …………………….
    İstanbul’un kuzeyindeki ormanları, üçüncü köprü uğruna yok ettik. Anlaşılan hayvanlar da açlıktan mekân değiştirmek zorunda kaldı.
    Beykoz‘dan gir suya ver elini Bebek
    Yaban domuzunun yüzdüğünü bilmezdim, meğer onlar da kulaç atma becerisine sahipmiş. Televizyonlar, Boğaz’da bir düzine domuzun karaya doğru yüzdüğünü gösterdi, çok şaşırdım… 
    Kentlerimiz her marifete sahip çakal doluyken domuzun varlığını yadırgamamak lâzım ama insanın elinde değil işte. 
    Çakallara alıştığımıza göre domuzlara da alışırız…
    …………………….
    Geçen gün komşumuz Fıtnat Hanım eşime söylemiş, o nakletti. Fıtnat Hanım bir uzman edasıyla, kentlerimizde inek ve öküz sayısının da arttığını söylemiş. 
   Eşim ne anladıysa… 
   “Saydınız mı komşucuğum” diye sormuş…
   Fıtnat Hanımın söylediğine bakın:
   -Komşu sen hiç sokağa çıkmıyor musun; hadi çıkmıyorsun diyelim, televizyon da mı seyretmiyorsun; toplumda iki ayaklı ineklerle öküzler ne kadar çoğaldı görmüyor musun!
   Komşumuzun saptamasına katılır mısınız bilemiyorum…
   Fıtnat Hanıma göre kente domuz inmiş, çakal çoğalmış, tilkiler kol geziyormuş dert değil…
   Dert, kentlerin hayvanat bahçesine benzemesine yol açan ve dört ayaklıların göçüne olanak hazırlayan iki ayaklılar…
   Yani Fıtnat Hanım’ın inekler ve öküzler diye kategorize ettiği insanlar!
   Toplumun başındaki dert, onlar!
   * * *
   DÜNYANIN her yerinde cumhurbaşkanlığı makamları bizdeki gibi görkemli olurmuş. Tayyip Bey ile vekilliğin son demlerini yaşayan Bülent Bey ağız birliği etmiş olmalı ki böyle diyorlar.
   Tayyip Bey üstüne üstlük, Ak Saray‘ın Türkiye’nin büyüklüğünü ve gücünü gösteren bir yapı olduğunu söylüyor. Bu iddiayı kabullenmek mümkün değil; sokakları aç ve işsiz insanlarla dolu bir ülke için büyük ve güçlü ülke denilebilir mi!?
   Terörden kırılan, halkın mal ve can güvenliğini sağlayamayan, toprakları üzerinde paralel devletler oluşmasını engelleyemeyen, komşularıyla iyi geçinemeyen, dünyadaki dostlarını kaybeden bir ülkenin büyüklüğü söz konusu olabilir mi!?
    …………………….
    Tayyip Bey Beştepe’deki yapının -maalesef kaçak- millete ait olduğunu, kimsenin “Benim” diyerek sahiplenemeyeceğini ve alıp götüremeyeceğini de söylüyor…
    Madem millete ait neden adına “Ak Saray” diyerek iktidar partisine aidiyeti söz konusuymuş havası yaratıldı?
    Buna ne cevap verecekler bakalım…
    …………………….
    Bülent Bey de başka havada:
    Bir defa dünyanın her yerinde cumhurbaşkanlığı makamları, prestijli yerlerdir. Çoğu yerlerde bir eski saray kalıntısı da olabilir. Bazen parlamento binaları da böyledir. Bazılarında bir azamet göstermeki, bir debdebe göstermek de gerekebilir. Bizim Osmanlı geleneğinde de böyledir”
    Osmanlı geleneği haaa…
    Cumhuriyetin 90 yılını devirdiği bir dönemde “Osmanlıcı-lık” oynamak AKP’ye has bir anlayıştır ve iktidarın asıl amacının da ne olduğunu göstermektedir. Osmanlı’nın iyi yanlarını almayan, müsrifliğini ve müflisliğini örnek edinen bir iktidardan israftan başka ne bekleyebilirsiniz ki!  
    Ak Saray israf ürünüdür.
    Halkın paraları, keyfe keder harcanmıştır. AKP ve Tayyip Bey, görkemli binanın azametine sığınmışlardır…
     …………………….
   Cumhuriyeti ve Atatürk’ü hedef alıyorlar…
   Bütün tepinmeleri, sultanlık için; kimsenin sesini çıkaramayacağı bir ortam yaratarak saltanat sürmek…
   Bunu başaramayacaklar…
   Cumhuriyeti, Atatürk‘ü, çağdaşlığı, aydınlığı, hak ve hukuku, özgürlükleri, demokrasiyi, parlamenter sistemi ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunmaya hazır milyonlarca insan, saltanat kurulmasına asla ve kat’a izin vermeyecektir!

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.