GÖKTÜRKLER ÜZERİNE

Celil Altınbilek

BİR ZAMANLAR KIBRIS…

Atilla ÇİLİNGİR

Dikensiz Gül Bahçesi

Bu haber 21 Aralık 2014 - 1:17 'de eklendi ve 511 kez görüntülendi.

İKTİDARIN, demokrasi, özgürlük, hak, hukuk ve adalet kavramlarını nasıl anladığını ifade eden çok çarpıcı bir karar alındı. Bundan böyle mimarlar ve mühendisler yargıya giderek dava açamayacak…

Peki ne olacak?

Böylece rantçı zihniyetin önü iyice açılacak ve meydan müteahhit bozuntularına kalacağı için herifler de rahatlıkla at koşturacak!

…………………………….

Yine bundan böyle SİT alanlarının nasıl imara açıldığı, Beştepe’deki kâşanenin Atatürk Orman Çiftliği‘nin göbeğine nasıl kaçak kondurulduğu, beş kat izni olan inşaatın nasıl 46 kata yükseltildiği sorgulanamayacak.

Velhasılı kelâm, inşaat sektöründeki çarpıklıklar devam edecek…
Mimar ve mühendislerin dava açma hakkı ellerinden alınınca saray delisi iktidara da gün doğdu. Ülkede ne kadar boş alan varsa niteliğine ve niceliğine bakılmaksızın saraylarla doldurulur artık…

İş olacağına varır…

Galatasaray, Ayvansaray, Kervansaray derken padişahlık mirası irili ufaklı ne kadar saray varsa hepsi eskisinden daha görkemli (!) hale getirilir.

Birinde Tayyip Bey, bir diğerinde Abddullah Bey, üçüncüsünde Ahmet Bey, diğerlerinde ise akrabayı taallukat saltanat sürer…

İşaret bu…

……………………….

Üçüncü köprüye hayat verecek yolların açılması için on binlerce ağacın katledilmesi, üçüncü havaalanı için zeminin bilmem kaç metre indirilmesi, HES’ler için binlerce ağacın katledilmesi, tarımla geçinen köylüye ait toprakların ellerinden alınması, ekilebilir toprakların sanayileşme uğruna, paradan başka kutsalı olmayan spekülatör sermayeye peşkeş çekilmesi ve daha nice emlâk rezaleti, yapıldığıyla kalacak…

Mimar ve mühendislerin dava açma hakları ellerinden alındığında her türlü kepazelik ayyuka çıkacak ve toplumun çıkarları topyekûn ortadan kaldırılmış olacak…

O zaman İmar müdürlüklerine de, imar iznine de gerek kalmayacak…

Yargı yollarını tıkayan zihniyet aklınca dikensiz gül bahçesi hayal ediyor…

Ben bu yaşıma geldim ne dikensiz gülü, ne de bahçesini gördüm!

* * *

 ÇARŞI yargılanıyor. İlk duruşmada iddianame okundu ve 35 şüphelinin sorguları yapıldı; ikinci duruşma taa nisan ayına bırakıldı…

İlk duruşmayı izleyenler anlattı; duruşma günü adliye binası, çevresi, Beşiktaş, Kadıköy, Galatasaray semtlerinde sokaklar Çarşı’nın lehine tezahüratla inlemiş…

Tezahürata sadece Beşiktaşlılar değil, Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar, Trabzonsporlular, AKP dahil değişik partilere mensup yurttaşlar ve sporseverler katılmış…

Çarşı’nın birleştirici, buluşturucu ve yapıcı özelliği bir kez daha ortaya çıkmış oluyor…

Değerli okurlar; davaya ilişkin bir iki önemli hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Savcılık, örgüt kurmakla suçlanan Çarşı mensuplarının önce lehine, sonra aleyhine görüş bildirmiş. “Ortada örgüt olduğuna dair emare yok” dedikten sonra kaleme aldığı iddianamede örgüt kurma suçunun işlendiğini ileri sürmüş…

Duruşmayı soruşturan savcı Adem Meral’in “Bu dosyada örgüt göremiyorum”demesine rağmen iddianamenin “Örgüt var” şeklinde tape edilmesi de hukuçukların itirazlarına yol açmış…

Adliye binasında salonun küçük gelmesi üzerine yapılan protestolar meyvesini vermiş ve 13. Ağrı Ceza Mahkemesi’nin yargılamayı daha büyük bir salona taşıması alkışlarla karşılanmış…

……………………………

İnsan Hakları İzleme Örgütü kıdemli Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb de duruşmayı izlemiş. Webb “İddianamede darbe teşebbüsü suçunu destekleyen hiçbir delil yok ve iddianame mahkemeye bile gelmemeliydi. Savcı bu suçlamalarla ilgili derhal sanıkların beraatini istemelidir” demiş ama…

Öyle olmamış değerli okurlar; 35 sanık hakkında “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmiş.

Gülmemek elde değil…

Ortada delil yok, fiil yok ama müebbet hapis istemi var; gülmez misiniz!?

Bir spor kulübünün taraftarları, Gezi’de başlatılan protesto olayına katılarak parktaki ağaçların kesilmesine karşı çıkmış, betonlaşmayı protesto etmiş, bu kararı alan iktidarı da anayasal hakkını kullanarak uyarmıştır.

Şimdi sormak sırası; faşist olmayan, başında bir diktatörün bulunmadığı hangi demokratik ülkede ve ne zamandan beri, anayasal hakkın kullanılmasına  müebbet hapis isteniyor; Allah aşkına söyleseler de öğrensek…

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.