YOLLARDA

Kemal Çopuroğlu

O BENİMDİR O BENİM; HADDİNİZİ BİLİN!

Bu haber 28 Aralık 2014 - 20:53 'de eklendi ve 787 kez görüntülendi.

H. Nurcan YAZICI

 

 

İnsanların, kendilerine en yakın hissettikleri “dilde ve dinde” ortak olduğu insanlardır. Bu ortaklıklar, zaman içinde, bir “değerler toplamı ve kültür” ortaya çıkarır ki devamında edinilen kimlikle, insanlarda idealler ve de birlikte yaşama isteği oluşur. Bu beraber yaşama isteği ile ortaya çıkan aidiyet duygusunun sonucunda da yan yana gelen insanlar, böylece millet olma gereğini yerine getirmiş olurlar.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tarifi şöyledir: “Zengin hatıra mirasına sahip bulunan, beraber yaşamak hususunda ortak arzu ve olurda samimi olan, sahip olunan mirasın korunmasına beraber devam hususunda iradeleri ortak olan insanların birleşmesinden meydana gelen cemiyete millet adı verilir. “

Dolayısıyla, Millet tanımı yapılırken, bu gerçekler de göz önüne getirilerek, kan bağından öte, kültür ve ideal birliğinin oluşturduğu aidiyet duygusunun vurgusu yapılır. Bu aidiyet yani ferdin kendini bağlı olduğu topluluğa hissettiği bağ, milli bir duygunun tezahürüdür ki milliyetçilik diye tanımladığımız millî olan şeyleri sevmek ve takdis etmek olmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk, bir “Türk Milliyetçisi” olarak bu aidiyet duygusunu güçlendirmek adına ortak değerlerimizi sık sık dile getirmiş, canlandırmaya çalışmıştır. Türk milletinin oluşumunda tabiî ve tarihî bağlar olarak ifade ettiği, “dil birliğini, din birliğini, tarihî hatıraları” hep önde tutmuştur. Tarihi hatıralar diye ifade edilen ve toplumların kenetlenmesi için gerekli olan bu “ortak değerlerimizi” kuvvetlendirmek aynı zamanda ülkemize olan en büyük vefa borcumuz oluyor.

Millet olmanın en önemli yapı taşları olan bu ortak değerlerimiz maalesef şimdi yok edilmekte, iktidarın “Çözüm Süreci” diye yürüttüğü açılımlar yüzünden, bir kalenin burcu gibi tek tek yıkılıp değerler çöplüğüne atılmaktadır.

Galatasaray’ın misafir takım olarak gittiği Diyarbakır’da, Diyarbakırspor’la yaptığı kupa maçının öncesinde, statta ve maç sonrasında yaşananlar; Galatasaray’ın sanki bir düşman ülkenin takımıymış gibi taşlanıp, yuhalanması ve de hakarete uğraması, en kötüsü de maçın başında okunan İstiklal Marşı’mızın protesto edilmesi olayı, Türk Milletinin “Millet” olma noktasındaki değerlerine gölge düşürmüş hatta bu bütünlüğü tehlikeye sokmuştur.

Bu ve devamında, Kulüpler Birliği Başkanı İlhan Cavcav’ın “İstiklal Marşı’mızın lig maçlarında yasaklaması gerekir” söylemindeki “yasaklansın” ifadesi, son derece yanlış olup, “İstiklal Marşı’na” fiilen bir saldırıdır. “Çözüm Süreci” zırvalarının yüksek perdeden dillendirildiği şu günlerde, böylesi bir ifade kabul edilir türden değildir. Üstelik, iyi niyetle söylenmiş olsa bile!..

Bu hadsizlik, açıkça, “Biz burada Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil eden hiçbir şey istemiyoruz” demek değil midir? Yahut, kitabın ortasından konuşmak gerekirse, Diyarbakır’daki o alışılagelmiş davranışlar “Hainlik” değil midir?

Şimdi iktidara ve çözüm çözüm diyerek Türk Milletinin gün geçtikçe ayranını kabartanlara sormak istiyorum: Toplumdaki ortak paydaları bitiriyor ve her bir parçayı kimlik olarak ortaya çıkarıyorsunuz. Toplumları bir araya getirip kenetleyen, “Bayrak, Marş, Din, Dil” gibi ortak paydaları tek tek yok ettiğiniz bir ülkede, Allah aşkına, hangi barıştan ve sözüm ona çözüm sürecinden bahsetmektesiniz?

Derdimiz, havanda su dövmek değildir. Derdimiz, içi boş kuru eleştiriler yapmak değildir. Derdimiz, vatandır, vatandaşlarımızın birliğidir, beraberliğidir, yarınlarıdır. Derdimiz, kara sevdalısı olduğumuz vatanımızın geleceğine yönelik taşıdığımız kaygılardır.

Bu kaygılarımızdan ötürü de, lütfen biz vatanperverleri mazur görünüz ve bir parça olsun anlayış gösteriniz; tıpkı vatana hayrı dokunmayanlara gösterdiğiniz gibi…

 

Hayriye Nurcan Yazıcı
Hayriye Nurcan Yazıcıyucekul050@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.