YOLLARDA

Kemal Çopuroğlu

Fırat’ın ardından

Bu haber 23 Şubat 2015 - 14:13 'de eklendi ve 596 kez görüntülendi.

Ergun KAFTANCI

    FIRAT Yılmaz Çakıroğlu, azgın terör örgütü yanlısı katiller tarafından şehit edilmeseydi üç ay sonra Tarih Bölümü mezunu olacak, diplomasını cebine koyacaktı.
   Bırakmadılar, yiğidimizi kalleşçe bıçakladılar…
   Fırat, Ege Üniversitesi yerleşkesindeki ülkücü öğrencilerin lideriydi ve onlardan sorumluydu. Hepsini sokaklardaki olaylardan uzak tutmayı başarmıştı. Yerleşkede kalan ülkücüleri ders çalışmak, araştırma yapmak, kitap okumak gibi öğrenciliğe yakışan alanlara sevk etmişti. 
   Milliyetçi Hareket Partisi‘ne kayıtlıydı. Diplomasına kavuştuktan sonra 
partide aktif görev almayı, milletine bu yolla hizmet etmeyi düşünüyordu. 
   Değerli okurlar; bir ülkücüyü hasletlerini anlatarak tarif etmeye gerek yoktur. Ülkücülük bir milli kalıptır; ülkücü, merhum Başbuğ Alparslan Türkeş‘in millete ve devlete hizmet için gösterdiği 9 Işık ile aydınlanmıştır. Hepsi ortak akıl sahibidir, aynı yüreği taşır. Milli duygu ve düşünceleri örtüşür. Tıpkı insanlık anlayışları gibi…
   Önemli bir görevi yerine getirirler; her biri milletimizi, 9 Işık olarak parıldayan ilkelere taşımakla görevlidir. 
   Hiçbir ülkücünün bu yöndeki hizmetleri yadsınamaz. Allah hepsinden razı olsun. Bu yolda şehit düşmüş olanların kabirleri nur dolsun, mekânları cennet olsun.
   …………………………
   Fırat, CHP’ye oy veren bir babanın MHP’ye oy veren ülkücü evlâdıydı.
   Onu şehit ederek anasının ve babasının yüreğine hançer vurdular. Oysa o ana baba Fırat’ı milletimize hizmet etsin diye yetiştirmişti.         
   Çakıroğlu Ailesi nadir rastlanan demokrat ailelerden biridir değerli okurlar. Düşüncelere, siyasal tercihlere, ideallere saygılı bir aile…
    Aile reisinin “Ben CHP’ye oy veriyorum, siz de ona vereceksiniz” benzeri dayatmaları yoktu, ömründe kimseye, şu ya da bu nedenle dayatma yapmamıştı. Saygı ve sevgi onun sahip çıktığı temel anlayışların başındaydı. 
    Demokrasi, özgürlükler, Atatürk ilke ve inkılapları, hukukun üstünlüğü, adalet, milliyetçilik öteki temel anlayışlarını oluşturuyordu…
    Ev halkı iyi birer Müslüman olmaya da özen gösteriyordu…Ailenin kitabında yalan, dolan, talan, kul hakkı yemek, yalan söylemek gibi insanı yoldan çıkaran rezillikler yoktu… 
    Kıskanılacak bir aileydiler…
    Nazar değdi; eli kanlı katillerin sokaklara saldığı ve taa üniversitelerimize kadar sızdırdığı piçler bu defa Fırat’a musallat oldu…
    ………………………….
    Fırat toprağa verildi. O şimdi ebedi uykusunda ve şehitler ordusunda…
    Polis, saldırıda kullanıldığı anlaşılan beş bıçak buldu, yedi terör yanlısı piçi de gözaltına aldı. 
    Beş bıçak… 
    Fırat’a nasıl kıydıkları anlaşılmıyor mu? 
    Bu saldırıya kalleşlik ve kahpelik demek bile hafif kalıyor…
    Fıratlar’ın genç yaşta hayattan koparılmalarının vebali, başta Erdoğan olmak üzere Davutoğlu’na ve onlara yol veren, önlerini açan siyasetçi ve bürokratlara aittir. Günü geldiğinde nasıl hesap vereceklerini hepsi şimdiden düşünmeye başlasın…
    * * *
    YALANLARLA ayakta kalmaya çalışıyorlar…
    Davutoğlu, “Meclis’teki olaylara bir tek AKP’li bulaşmadı” dedi. 
    Oysa televizyon ekranlarından kavgaları seyrettik. Sadrazam, bu iddiasıyla komik duruma düştüğünü fark etmiştir inşallah…
    İddiaya bakarsanız muhalefet vekilleri kendi kendilerini yumrukladı, tekmeledi ve merdivenlerden itekledi…
    Pekiii, başkanlık kürsüsünde duran tokmağı araklayıp eski terörist, bugün de terör yanlısı partinin vekiliErtuğrul Kürkçü‘nün kafasına vuran AKP’li ne olacak…
    İtiraf etti ve sadrazamın yalanını ortaya çıkardı; yakındır, “Vay sen ha” diyecekler ve herifi partiden ihraç edecekler…
    Bunlar eskiden böyle değildi; minareyi çalmadan önce kılıfını hazır tutarlardı. Artık kılıf mılıf hak getire; o tür hazırlık yapmaya gerek de görmüyorlar. Alıştılar ya bir kere, lambur lumbur yalan söylüyorlar. 
    ………………………….
    SÜLEYMAN Şah türbemizin abluka altına alındığı konusunda da “Abluka filan yok” diyerek yalan söylediler. Oysa bazı silahları vererek güçlenmesine neden olduğumuz IŞİD’in toprağımızı abluka altına aldığı haberi yabancı kaynaklarda da ilk haberdi. Biz de o haberi, operasyon yaparak doğruladık. Hatta bir kırmızı bereli yiğidimiz şehit düştü, diğerlerini alıp getirdik. Türbe ve üzerindeki topraklar hâlâ bizim ama sanıyorum korumasız…
    Aldıklarımızın yerine asker ikame ettik mi anlaşılmıyor… 
    …………………………
    Askerler dönüşte türbedeki üç sandukayı da getirmiş; bakalım ne yapacaklar, sandukaları nasıl muhafaza edecekler. Herhalde yeni bir türbe yapmazlar…
    * * *
    BİR cumhurbaşkanı yasamayı yok sayıp görüşülmekte olan bir tasarı ya da teklifi kastederek “Bu yasa mutlaka çıkacak” diyebilir mi?
    Ya o tasarı ya da teklif, antidemokratikse ve anayasaya tamamen aykırı hükümler getiriyorsa ne olacak; cumhurbaşkanı dedi diye vekiller gözü kapalı çağrıya sarılacak mı?
    Devam ediyorum; bir cumhurbaşkanı zımni bir ifadeyle halktan “Anayasa değişikliğini yapabilmek için 400 vekil istiyorum” diye çağrı yapabilir mi?
    Her iki ifadenin de anayasaya aykırı olduğu aşikârdır…
    Cumhurun başı tarafsızlığını bozarak -Hoş, hiçbir zaman edinemedi ya- anayasayı dahi kaale almadığını bir kere daha göstermiş oldu…
    Pekiii, bu ne demek, bir de ona bakalım…
    Bu tavır, “Muhterem, tek adamlığa doğru yürümeye başladı” demektir!
      * * *
    BELAM, dini çarpıtan, olduğundan farklı gösteren ve Allah’ın buyruklarını değiştiren demektir. Yapılan günahtır, inkârdır, imansızlıktır. Böylelerinin ahiretteki yeri herhalde cennet değildir!
    İç Güvenlik Yasa Tasarısı, cumartesi günkü kavgalı dövüşlü oturumda yeniden ele alındı. Muhalefet, görüşmeyioturma eylemiyle engelledi diye AKP’liler dördüncü kez saldırdı…
    Pelte ağızlı bir AKP’li dilinden “Pisuvar”ı eksik etmeyince ortalık lağıma döndü, her ağızdan necaset döküldü. En dikkate değer vekil de AKP Düzceli  İbrahim Korkmaz oldu. CHP’li İhsan Özkes “İktidar korkusu Allah korkusunu aştı” deyince devreye korkusuz Korkmaz girdi ve CHP’li İhsan Özkes‘e beddua etti. Özkes de düne kadar, “Ben Hazreti İbrahim’im, kardeşim ise Hazreti Muhammed’dir “ diyen Korkmaz’a “Belam”, yani dini çarpıtan sıfatını uygun gördü…
    AKP’de ne var ne yok ya da Kim var, kim yok diye soruyorsanız söyleyim; aralarında belam olanlar dahil, her cins ve cibilliyetten isim var! 

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.