betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
26°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Sağanak Yağışlı
22°C
Çarşamba Mevzi Sağanak
21°C

OĞUZLARDA BAYRAM GELENEKLERİ

OĞUZLARDA BAYRAM GELENEKLERİ

Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

Herhalde Kurban ibadeti için bu bayram bir gün uzun tutulmuştur. İlginçtir ki Türklerin kurbanlı bayramları her vakit en az dört gün sürer. Bu da genel olarak Türkler’ın çok sık yaptığı kurban bayramlarının en önemli özelliğidir. Kurban etinin en az yedi sehmi  özellikle kurban kesemeyeceklere dağıtılır, gerisi  ev veya hane halkı tarafından  birkaç gün içinde  bitirilir. Bayramlarda sakatat yenmez;  iç organlar ya atlılır yahud da temizlenerek  sonraki zamanlarda  bir Oğuz geleneği olarak “Bumbar-Paça” gibi  çok güzel yemekler yapılır.  Dolayısıyla  bayram bitince  kurban eti de biter; eskiden şimdiki gibi  “Kanı dışarı, eti içeri” gibi  kültürel haysiyetimize yakışmayan  davranışlarda bulunulmazdı. Deriler  bağırsakları ile beraber bir hayır kurumuna veriler, hayvan kesildikten sonra oluşan  pıhtılaşmış kan gibi pislikler  mutlak olarak  toplanır ve  toprağa gömülürdü. Bu gelenek de Türkler’e hastır ve başka milletlerde katiyen görülmez. Kurban ibadetinden sonra  girdiğiniz “Oğuz” evinde  katiyen pislik ve koku dahi göremezsiniz, her taraf tertemiz yıkanmıştır.

 

Oğuzlar’da bayram gelenekleri hiç değişmemiştir; İslâmi devirde sâdece versiyon değişmiştir. Genel olarak ana figürlerde hiçbir şeyin değiştiğini söyleme imkânı yoktur. İki devri karşılaştırırsanız arada hiçbir fark olmadığını  mutlaka göreceksiniz. Meseleye bu yönden bakarsanız inançlar ve ibâdet şekilleri değişişse de kültür değişmiyor. İslâm öncesinde de bayramlarımız dinî ve kültürel olmak üzere iki şekilde icrâ ediliyordu. Mesela  “Nevruz” böyle uzun süren bir gelenekler bütünlüğüdür. Zafer bayramları da öyledir; fakat atalara ve Göktanrı’ya ibadet  mutlaka dinî ve sûfî özellikler taşıyordu. Sufizm bizde sanıldığı gibi  İslâmiyet ile  başlamış değildir. Türkler’in her yaşama şekli  bu derinlikle alâkalıdır. Şarkı ve Türküler’de bile böyle  muazzam bir derinlik vardır. İşte bu sebeble Türk tasavvufu İslâm tasavvufundan çok ayrı ve çok daha değişik kültürel ve tarihî özellikler taşımaktadır. Bu yazıda sâdece İslâmî dönemden bahsedeceğiz.

 

Oğuzlar’da genel olarak bayram temizliği üç gün önceden başlar. Âileler bayram bütçelerini önceden hazırlamışlardır. En yakın kasabada alış-veriş yapılır, yeni giyecekler için kumaş alınır ve bunlar “bayramlık” diye   bir zaman evvel  dikilerek hazır edilir. Başta çocuklar ve gençlerin bütün giyecekleri yenidir; ebeveynler ve yaşlılar ise en az bir iki yeni kıyafet giyerler. Bayramların en önemli ve görünen özelliği budur. Bu arada kasaba alış verişlerinde  bayram boyunca  yapılacak  güzel yemekler için eksik malzemeler tamamlanır. Bunlar genellikle baharat türü malzemelerdir. Çünkü  dâima etli yapılan bu yemekler için Oğuzlar’ın  yağı (tereyağ), et, sebze, yoğurt gibi malzemeleri  zaten kendilerinin  milli üretimidir. Hiçbir şekilde bu malzemeler kaliteye itimat edilmediği kasaba pazarından alınmaz. Tereyağ kendi yayıklarında çalkalanmış,  yoğurtlar kendi kazanlarında kaynatılmıştır. Ekşilik malzemeler de ürünün hasat zamanı dağlardan toplanmıştır. Meselâ bunlardan birisi hâlâ evcilleşmemiş olan “Sumak”dır ki  vazgeçilmez   ekşilik aracıdır. “Nar”ın İran-Irak-Anadolu-Suriye Oğuzları’nın yemek kültüründe bambaşka bir yeri  vardır. Oğuzlar daima ekşi nar ekmişlerdir, ki bundan “Nar ekşisi” kaynatırlar. Mamafih “Koruk ekşisi”  Türkistan’da daha önceliklidir ve şerbeti içildiği gibi ekşisi de yapılır ve yemeklerde kullanılır.

 

İslâmî dönemde Ramazan ve Kurban bayramları iki gün evvel başlar. Arife’den bir gün önceye  “Şerefe” derler ki, bir galat olarak Oğuzlar “Arife”ye de “Arefe günü”  demektedirler. Her iki bayramda da bu iki gün çok önemlidir. Semaya bakılır ve yeni ayın çıplak gözle görünmesi takip edilir. Yeni ayın doğması artık bayramın geldiğini delâlet eder. Elbette ayın doğması çok önemlidir, ama bayrama iki gün kala  gözlerin semaya çevrilmesi  ve işaret arayışına girilmesi mutlaka üzerinde  düşünülmesi gereken  çok önemli bir husustur. Gün batar batmaz yeni ay göründü ise son oruç gününde büyük bir keyifle yemekler yenerek âdeta kutlamaya dönüşür. Artık çocuklar ve hanımlar için o gece hiç bitmez; çocuklar sabah olup da bayram heyecanını beklerken, kadınlar ve kızlar  gün ağarıncaya kadar  yemekle meşgûl olurlar. Elbette  sabahın ilk alaca karanlığında  önce baba ve dedeler   yataktan kalkar ve yetişkin gençlere namaz işaretini verir. Herkes kalkar ve abdestini alan camie koşar. O gün camii çok kalabalık olur ve dışarılara hatta sokaklara bile kilimler serilir. Vaaz devam ederken artık çocuklar da yeni ve bayramlık elbiselerini giymiş hazır durumdadır; bazı çocuklardan gençler arasında olanlar da namaza iştirak eder.

 

Her namazda olduğu gibi Bayram Namazı’nda da ibadet için ezan okunur. Çocuklar ezandan 15 dakika önce Camii Minaresi önünde müezzini beklemektedir.  Müezzin gelince çocukların bir kısmı onunla beraber minareye çıkar ve  ezandan evvel  bir süre “Allahu Ekber, Allahu Ekber; La
İlahaillahu Allahu Ekber” nidaları   tepeden koru halinde söylenir. Çocuklar bu işe “Ekberleme” derler. Şimdilerde “Hoparlör” çıktığı için harhalde  bu mânevi hazzı tatmak artık mümkün değildir; lâkin bu Oğuz geleneği çocuklarda Din ve Tanrı duygusunun perçinlendiği zamanlardır. “Ekberleme”den sonra bayram namazı için tam vaktinde ezan okunur ve böylece camiide hutbe ve namaz ibadeti başlar. Namaz bitip de dışarı çıkıldığı andan itibaren artık bayramlaşma başlamıştır. Fakat arada “Mezarlık” yani ata dede ziyareti başlar ki camiden çıkan bu tarafa yönelir. Çok eski bir gelenek olarak hanımlar bayram günü mezarlık ziyaretine gitmezler; ancak arife günü mezar temizliği, sulama, murt dikme ameliyelerine iştirak ederler; dolayısıyla camii cemaati de bayram günün ilk saatlerinde ibadet etmek ve en az bir “Yasin-i Şerif” okumak için önlerinde tertemiz bir mezarlık bulurlar. İslâmi geleneklerden olmayan bu mezarlık ziyareti belki Oğuzlar’ın dışında başka Müslümanlarda mevcut değildir. Mezarlık ziyaretinden sonra herkes evlerine koşmaz ve çıkışta genellikle musalla taşı yanına dizilirler ve devri daimi andıran ve son kişi ile biten ilk bayramlaşma burada başlar ve uzun kuyruklar teşekkül eder. Dolayısıyla birbiri ile bayramlaşmayan kalmaz.

 

Mezarlıktan çıkanlar evlerine vardıkları zaman sofralarını kurulmuş bulurlar; ala bir yemek yenir. Bizde kahvaltı gelenekleri sonradan oluşmuştur. Kahve hatta çay geleneği sefâ kabilinden ortaya çıkmıştır. Esas olan sabah yemek yemektir ki sürüleri başına gidecek olan çobanlar tok gideceklerdir. Artık sofra yerden kaldırılmaz ve bayramlaşmaya gelen akraba ile komşular hemen sofraya oturur ve azından nezaketen birkaç kaşık yemek alır. Bayramlaşma mutlaka yakın komşulardan başlar ve uzaklara kadar devam eder. Elbette akrabalıklar ve kan bağı da bu ziyaretlerde öncelik arzeder. Yaşlılar ve hastalar da ilk ziyaret edilecek mekânlardır. Bu ziyaretler elbette Ramazan’da 3 gün, Kurban’da 4 gün devam eder.

 

Herhalde Kurban ibadeti için bu bayram bir gün uzun tutulmuştur. İlginçtir ki Türklerin kurbanlı bayramları her vakit en az dört gün sürer. Bu da genel olarak Türkler’ın çok sık yaptığı kurban bayramlarının en önemli özelliğidir. Kurban etinin en az yedi sehmi özellikle kurban kesemeyeceklere dağıtılır, gerisi ev veya hane halkı tarafından birkaç gün içinde bitirilir. Bayramlarda sakatat yenmez;  iç organlar ya atılır yahud da temizlenerek sonraki zamanlarda bir Oğuz geleneği olarak “Bumbar-Paça” gibi çok güzel yemekler yapılır.  Dolayısıyla bayram bitince kurban eti de biter; eskiden şimdiki gibi  “Kanı dışarı, eti içeri” gibi kültürel haysiyetimize yakışmayan davranışlarda bulunulmazdı. Deriler bağırsakları ile beraber bir hayır kurumuna veriler, hayvan kesildikten sonra oluşan pıhtılaşmış kan gibi pislikler mutlak olarak  toplanır ve  toprağa gömülürdü. Bu gelenek de Türkler’e hastır ve başka milletlerde katiyen görülmez. Kurban ibadetinden sonra girdiğiniz “Oğuz” evinde katiyen pislik ve koku dahi göremezsiniz, her taraf tertemiz yıkanmıştır.

 

Muhabbetle.

(Bu konuyu daha bir yazı ile nihayetlendireceğiz.)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal