DOLAR
8,5483
EURO
10,3669
ALTIN
510,36
BIST
1.437
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Perşembe Gök Gürültülü
25°C
Cuma Gök Gürültülü
26°C
Cumartesi Gök Gürültülü
27°C
Pazar Gök Gürültülü
26°C
Bir meselden çıkan ibret! Harun KILIÇ Adamın biri gitmiş Nasreddin Hoca’ya “Yahu hocam bizim ev pek dar, sığamıyoruz bir türlü, ama büyük eve de paramız yetmiyor, ne yapayım?” diye sormuş. Hoca bu abuk soru karşısında ne desin, kafasını karıştırmış biraz, düşünür gibi yapmış sonra da “Senin tavukların vardı değil mi?”...
Yumurta tavuk, tavuk yumurta hikâyesi Fuat YILMAZER Yaptıklarının farkındalar mı bilemem ama ülkemiz çok sıkıntılı döneme giriyor. İktidar bloğu da, muhalefet bloğu da sevgisizlik, ayrışma, kutuplaştırma politikalarını bilerek isteyerek sürdürüyor. Halk ekonomik anlamda perişan, sosyal ve siyasal anlamda hoşnutsuz, iktidar buna çözüm yolu üretmek, çare bulmak için çalışmak yerine futboldaki...
NATO ZİRVESİNE DOĞRU Efendi BARUTÇU ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR  Bugün Brüksel’de yapılan NATO zirvesinde gözler Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la ABD Başkanı Con Baydın arasındaki görüşmeye çevrilmiş durumda. Bu zirve ABD açısından yirminci yüzyılın yeniden tanzimi anlamını taşımaktadır. Bir önceki ABD başkanı Tıramp’ın Afganistan’daki Irak’taki ve dünyanın diğer muhtelif bölgelerindeki askeri varlığını...
OSMANLI’NIN LAİKLİĞE BAKIŞI Volkan Yaşar BERBER             Osmanlı son dönemlerinde yeni çağa ayak uydurabilme babında bir takım önergelerde bulunmaktan geri kalmamıştır. 1872’de Eyvah draması birden fazla evliliğe karşı, 1875 yılında Açık Baş isimli komedisi halkı dini alet ederek sömürenlere karşı sunulmuş olup destekte görmüştür. Avrupa’dan alınan her şeyin red edilmeyip bilakis...

HATAY JEOETNOLOJİSİNDE  KUSEYR II

HATAY JEOETNOLOJİSİNDE  KUSEYR II

Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

Cumhuriyet devrinde  cüz’i de olsa Antakya-Yayladağı-Altınözü-Samandağı-Belen  idarî taksimatı ile  pek de iyi olmayan oynamalar yapılmıştır. Bir tehlike sanılarak  Arapça konuşan Alevî köyler ile tamamen Sünnî-Türk köyler  harmanlanmış ve parçalı bir yapı oluşturulmuştur. Maalesef  Alevîlerle ilgili komplo teorileri eskimiştir, onlar Türklüğün ayrılmaz parçasıdır. Eski görüşlerden hareketle iskanlarımız yanlıştır. Sırf bu sebeble   tamamen Türk olan Bucak bölgesinin  devamı olan  Amanoslar Yörük-Aydınlı oluşum ve iskanını  adam gibi  îzah edemiyoruz. Samandağı  Batıayaz beldesi ve mücavir sahasında bulunan  dağlı Türkmenler  elbette Aydınlı ve Yörük değildir. Bunlar bugünkü Bayır’ın muharip Türkmen unsurlarıdır. Fakat Amanoslar üzerinde kuzeye doğru haraket edersek  Alahan-Şenbük-Kanlıdere gibi  Cumhuriyet yıllarında ovaya iskan edilen Türkler Aydınlı veya Yörük olarak adlandırılır. Belen’in  birçok köyünde ise  daha evvelki  yerleşiklerden olan Türkmenler ile Yörükler elbette  birlikte yaşamakta ve kâmilen ayrılıksız bir Türkçe konuşmaktadırlar. Bu görüşleri bir saha çalışması ile  detaylandıralım.

 

Belen’in Bakras yerleşim bölgesinin yeni adı  Ötençay’dır. Sultan Selim menzilnâmesine göre  padişah burada  bir süre konaklamış ve çok dar olan Antakya  Asi köprüsünü  ordunun geçmesini beklemiştir. O zaman Amik Gölü Bakras hudutlarına doludur  ve kilometrelerce sazlıklarla kaplıdır. Bu sebeble zamanın Osmanlı kayıtlarında  özellikle yılan balığı olmak üzere  çok büyük balıklardan bahsedilmektedir. Yavuz Selim, bugün ancak kalıntılarını görebildiğimiz, Roma ve Bizans devrine ait  Bakras Kalesi’nde kalmıştır. Bugün bu koca beldede üç  sosyolojik gurup vardır:  Kendine Türk diyen eskiler; sonradan gelen ve Yörük deyimini bırakmayan Aydınlılar  ile yine yeni iskan Fellahlar (Arapça konuşan Aleviler). Günlük münasebetlerde  hiç kimse  bu deyimleri  kullanmaktan imtina etmez ve  Aleviler de  “Fellah” deyiminden  alınganlık göstermez. İçinden bir çay geçen   bölgenin  bir kilometre kuzeydoğusunda  Amanos Kanlıdere’den getirilerek  iskan  edilen  Aydınlı Şenbük Köyü bulunmaktadır. Belen’in Gedik diye  adlandırılan  Aydınlı iskanı da böyledir. Bakras Köyü  yoluna döndüğünüzde ilk mahalle Aydınlı Mahallesidir. Kale dibinde Türk diye tabir edilenler, ortada ise tamamen ticarî bir merkez olan “Fellahlık” bulunmaktadır. Gerek yukarıda gerekse aşağıdaki marketlerde  satılmayan herşey burada bulunur, iki taraftan da buraya  alışveriş için gidenler “Fellahlığa gidiyoruz” derler. Bugün Bakras’da o kadar güzel bir Cumhuriyet yapısı  vardır ki hayran olmamak elde değildir.

 

Bakras örneğinde olduğu gibi Kuseyr’in alevî köylerini de  bu şekilde inceleyip sağlam çalışmalar yapmalıyız. Bu bögenin eski ve tarihi adları bizlere  yol gösterebilir. Yeni adı  “Akamber” ve “Akdarı” olan iki alevî köyün eski adları “Zev” ve “Bera-Bayra”dır. Kamus-i Osmani’de  “Zev” “Ölüm-Keder-Sıkıntı” gibi  tasavvuf çağrıştıran  bir kelimedir. Osmanlı devrinde  Antakya içinde  kaybolan ve galip ihtimale göre  “Sünnilik” içinde eriyen 30’a yakın  Bektaşi tekkesi  bulunmaktadır. Sanıyoruz  Alevî köylerin eski adlarını inceleyerek  sonuç alabiliriz; kaldı ki  ikinci köyün eski adı Türkçe yapıyı çağrıştırmaktadır. Antakya-Kolcular karayolu etrafında bulunan  ve Türkçe konuşan  eski adları ile Alakend-Meyres-Büyükburç-Salkıye-Karsu-Beberte-Koz kalesi(Kale-i Kuseyr)-Safarlı veya Seferli-Ermence-Marsı-Karbeyaz-Kuyubaşı-Kolcular’a  hiçbir itirazımız olamaz.

 

Altınözü ovasında Arapça konuşan  ve sünnî köylere gelince  bunların bazılarının eski adlarını bulamadık ama, mümkün mertebe eskiyi andıran isimlere ulaştık. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Keferabid-Babıturun veya Babatorun-Bitetin-Baksenüs-Feng-Fırfırı-Aynfavvar-Kınebir veya Kınabiriyye-Ansu veya Anso-Kişiknit veya Kişkinet-Sukutiyat-Kalanis-Mazraışimmad-Mağdele-Deyr-Beşirbe-Com veya Cume-Cüneydo-Fırıncar-Baverde-Mazraitürman-Ferzele-Yenihisar-Makamros veya Imkabros-Ziyara-Mıshane-Hacıpaşa-Fetkiye-Soriya. Bu isimleri iyi inceleyiniz; kesinlikle  etimolojik sözlükler yardımı ile  çözülmeyecek ve  Türkistan’a bağlanmayacak isim yoktur. Bu kadar isim arasında Arapça konuşan “Mazrai Türkman” ve “Selkiye” yer adları  ilk bakışta çözülebilir. İlk ad, diğer köy adları yanında  neden uyumsuz durmaktadır? Cevabı bellidir ve  bu köyün dışındakiler Oğuz değil, daha önceki dönemlere ait Karluk veya Kıpçak  topluluklardır. Oğuz mezrasının neden Arapça konuştuğu da açıklanabilir; bu husus  yüzyıllarca Suriye’yi idare eden  Selçuklar öncesi  Karluk veya Kıpçak hanedanlarla ilgilidir; dönemi çok ince teferruatına kadar biliyoruz. Yer adlarının  açılımı için en evvel müracaat edeceğimiz  kaynak A. Caferoğlu’nun, cumhuriyet Türkçesine çevirdiği Memluklulu Filolog-âlim  Abû-Hayyân’ın Kitâb al-İdrâk li-lisân al-Atrâk  adlı harikulade sözlüğüdür. Bu konuda başka Arap dilcilerinin  çalışmalarını ve sözlüklerine de  bakmak gerektiği  gibi “Tarama Sözlükleri”ni de  bilhassa elden geçirmeliyiz. İsimleri Türkistan’a bağlamak için de Zamahşeri’nin Mukaddimetü’l Edep adlı sözlüğünü  taramalıyız.

 

Şartlar ne olursa olsun  Kuseyr’in Arapça konuşan köyleri doğularında bulunan İdlib ile benzer özellikler göstermektedir. Altınözü’’be bağlı Selkiye köyü  tertemiz  Türkçe konuşurken  on kilometre doğuda İdlib Selkin köyü Arapça konuşmaktadır. Bugünkü İdlib’de  yerleşim ve boy adları  Kıpçak ve Karluk kökenlidir. Daha önce konu ettik “Dergüş”ün asıl adı “Der-kuş”dur, “Kuş” adı ise “Guş” olarak bütün Türk lehçeleri ile birlikte  Kaşgarlı’da da bulunmaktadır. Kitâb al-İdrâk li-lisân al-Atrâk   ve Mukaddimetü’l-Edeb’de de aynı gerçeği görürsünüz. İdlip başlıbaşına  çalışılşıcak bir  Suriye ilidir; Halep Türkmenleri, o zaman uçak olmadığı için Bayır-Bucak ile Hama-Hums-Şam-Golan’a  burayı geçmeden nasıl  gitmişlerdir. Emir Timur-Karakoyunlu çakişmelerine de bakınız ki ana merkez burasıdır. Türkmenlik damarı ağır basanlar “Kara-Karaca-Karacalı-Karakoyun-Akkoyun-Kerakeçi-Sarıkeçi” adlarını alan  Haleb Bayadları’dır, ki  bu heyacanla Timur’u takmamışilardır. Dolayısiyle  Savranlı örneğinde olduğu gibi Emir Timur ancak Türkistan’a döndükten sonra oradaki bakiyelerden hesap sormuştur.

 

Şu iki bölümlük yazıdan siyaset müessesesi mutlaka sonuç çıkarmalıdır. Şu akademisyen geçinenler de  bu fakir alaylıdan gerçeği öğrenmelidir. Altına imza attığımız her yazıda iddialıyız; başka iddia sahipleri varsa meydana çıksın, her ortamda konuşalım ve varsa bilmediklerimizi  öğrenelim, yanlışları düzeltelim. Bir kere âcilen  tıpkı Antakya-Yayladağı yolu gibi Antakya-Karbeyaz-Kolcular yolunun da  aynı duruma gelmesi gerekiyor. Böyle bir yol Arapça konuşan köylerdeki ufak tefek sıkıntıları giderir. Kullanılmayan bir kapı oluşturulabilir; lâkin Suriye Türk omurgasına  Türkiye daha yakın olur. Elbette bu konuda  yeni köklü çalışmalara, hatta bilgi güncellemesine ihtiyaç vardır. İşte  bilgiler ancak o zaman siyaset müessesesi tarafından kullanılır hâle gelebilir. Kalp, şuursuz  bir akademik zihniyetle tarihi problemleri çözemezsiniz. Hele hele bu işde  Emevî İslâmcılığını tam bir imam kafası ile  hareket noktası olarak ele alırsanız  ilmi iflâsa götürürsünüz. Bu işleri iyi bilen akademik kafalar yapmalıdır. Köprülü bir alaylı idi; onun izinde gidenlere kimse laf edemez! Öyle klâsikleşmiş   Avrupa sosyoloji kafası ile  işe açıklık getiremezsiniz! Çünkü; güya  hakemli olduğu varsayılan yayınların kapılarında  maalesef çilingir kilidi bulunmaktadır. Bilgisi olan mahareti olan açığa yazar; muhayyel ve sakat   bilgilerini  anahtar diye  kullanmaz!

 

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.