DOLAR
8,6677
EURO
10,3290
ALTIN
495,26
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Mevzi Sağanak
26°C
İstanbul
26°C
Mevzi Sağanak
Çarşamba Gök Gürültülü
27°C
Perşembe Mevzi Sağanak
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C
TARİH TEKKERÜR EDER Mİ? Fuat YILMAZER Tarih tekerrürden ibarettir sözünün doğru olduğuna inanmıyorum. Tarih tekerrür etmez ama aynı veya benzer hataları tekrarlarsan aynı veya benzer olaylarla karşılaşmak tabidir. Bu tarihin tekerrürü değil, hataların tekrarı ile aynı veya benzer sonuca varmanın karşılığıdır. Hataların tekrarlanmaması için bilinçlenmek, bilinçli olarak hafızayı taze tutmak...
ZİYA GÖKALP MÜZESİ Kenan EROĞLU Ünlü düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyorum.  Bu gün Ziya Gökalp’in büyük damadı  Ali Nüzhet Göksel’in  “ZİYAGÖKALP MÜZESİ” açılışı nedeniyle 1956 tarihinde  ulusal ölçekte yayın yapan  “VATAN” gazetesine yayınlanan açıklamasını yorumsuz olarak aktarmak istiyorum.          “ Dün (23 Mart 1956) Ziya Gökalp’ın doğumunun 80. yıldönümü idi. Bu vesile ile Diyarbakır’daki evi...
SECCEDEN SEHPAYA ELMA VE BIÇAK Asena Kınacı MORAL Ş. Adnan Şenel tarafından yazılan “Secdeden Sehpaya Elma ve Bıçak”*, “ismiyle müsemma” diyebileceğimiz bir roman: Yüreği imanlı alnı secdede bir gençliğin sehpalarda, işkencelerde, falakalarda, Filistin askılarında umutlarının ellerinden alınışını anlatmış ve adına da yakışmış. Ak alınlarıyla secdeden sehpaya gidenleri en güzel anlatan...
YUNUS EMRE’YLE HASBİHAL – 13 Ahmet URFALI      Yunus, şairden çok bir filozof ve ahlâkçı idi. Düşüncelerini tasavvufa dayanarak savunmaktadır. Onda tasavvuf kaos içindeki bir toplumda kozmoza varan bir yoldur.                                                   İ.Hakkı Baltacıoğlu 37. Aşk uluları söyledi aşktan kuruldu bu yurt Gönül kardeşliğinin ışığı alınlarda şavklandı Yıldızlardan sağılan sevgiyi çoğaltıp bengisuyla Kırbalar...

THY, sanki MİT

THY, sanki MİT

Ergun KAFTANCI

    BÜYÜK paralar harcayarak reklam yapan yarı resmi kuruluşların başında Türk Hava Yolları‘nın geldiğini biliyor muydunuz!
    Kuruluşun yönetimi, iktidar partisi yandaşlarının elinde…
    Kadrolar da lebaleb AKP’li…
    …………………
    Anlattılar…
    Personel alınırken başvuranın yedi sülâlesi araştırılıyormuş…
    Sanki Milli İstihbarat Teşkilatı‘mıza personel alınıyor…
    MİT’e girmek herhalde Türk Hava Yolları‘na girmekten kolaydır..
    “Yıllardan beri bu uygulama sürüyor” dediler…
    …………………
    Halen görevde olan bir pilot dostumuz, “Kuruluşa katılmak isteyenin  hem AKP’ye yakın, hem de iyi bir dindar olması şart” dedi…
    Beş vakit namaz kılanlara öncelik tanınıyormuş…

    Kadın personel seçiminde de türbanlılar tercih ediliyormuş…
    Dindarlığın önemli bir kriter kabul edilmesi, yarı resmi bir kuruluşta bile dinin devlet işlerine, devletin de din işlerine bulaştırıldığını gösteriyor…
    Laiklik hakkıyla benimsenip uygulansa bu iç içe geçiş olur mu!
    …………………
    Epey zamandır uçakla yolculuk yapmadım…
    Yükseklik korkum var; mecbur kalmadıkça uçmuyorum, karayolunu kullanmayı tercih ediyorum…
    En son iki yıl önce Ankara’ya gidip akşam dönmem gerektiği için gidişimi ve dönüşümü uçakla yaptım…
    THY, hizmet anlayışında epey gelişmiş…
    Pilotları da çok deneyimli; büyük kısmı Türk Hava Kuvvetleri’nde yetişmiş, sorumluluk duyguları çok yüksek eski asker…
    Buna rağmen uçağa bindiğinizde AKP’nin ağırlığını düşünmeye başlıyorsunuz.  
    Garip bulacaksınız belki ama öyle; insan, yönetimin AKP’lilerden oluştuğunu aklına getirdiğinde istemeden de olsa hostesleri de, kabin görevlilerini de AKP’li gibi görüyor…
    Kötü tabii..
    Ancaaaak…
    Bu düşünceniz, okumak istediğiniz gazetenin THY tarafından alınmadığını  öğrendiğinizde netleşiyor, hatta katmerleşiyor…
    En çurçur yandaş gazete alınır ve yolcuların okumasına sunulurken AKP’ye muhalefet yapan gazetelerin bulundurulmaması yandaşça bir uygulama!
    …………………..
    THY’ye yandaşları yığan zihniyet, uçakların sık aralıkla arıza yaptığını ve uçuşların tehlikeli olmaya başladığını göremiyor mu?
     Dahası…
     Şirketi yönetenler, kuruluşa duyulan güvenin azalmaya başladığını da mı fark etmiyor…
     Mesela…
     Toronto’ya uçan THY uçağı iki kez ârıza yapıp geri dönmek zorunda kaldı mı, kalmadı mı… Biletini iptal ettiren yolcu oldu mu, olmadı mı…
     Yolcu sayısında azalma var mı, yok mu…
     Bitmediii…
     THY’nin reklamları ve sponsörlükleri kuruluşa kaça patlıyor…
     O paralardan nemalanan kimler; aralarında kaç yandaş var…
     Verilecek cevaplar THY’de AKP’nin egemenliğine ilişkin iddiaları ya doğrulayacak, ya yalanlayacak… 

İMAM YELLENİRSE…

      BİR ilahiyatçı İstanbul’da “Namaz kılmayan hayvandır” diye fetva veriyor…
      Bir diğeri Yozgat’ta “Kadınlı erkekli düğün yapan deyyustur” diye sağa sola saldırıyor…
      İlahiyatçı geçinen bir sapık ise kız-erkek ayrımı yapmadan küçük çocuklara cinsel tacizde bulunuyor, “Baba şefkati gösterdim” diyerek kendini aklıyor…
      Cami hocası kız kaçırıyor…
      Bir diğeri, konuya komşuya borç takıp ortalıktan kayboluyor…

      Ayranı kabaran da fetva üstüne fetva veriyor…
      ………………….
      Çağdaş değerlere sırtını dönen, cumhuriyetin kazanımlarını külliyen ortadan kaldırmaya çalışan maneviyatçı, muhafazakâr ve demokrat iktidarı sürerken, elbet de her gün benzer densizlikler yaşanır…
      Din kültürü zayıf dahi olsa haddini bilmeyen, fetva vermekten ne utanır, ne arlanır…
      …………………..      
      Herkes fetva veremez…
      Din âlimleri böyle diyor…
      Âlimlere göre ehil olmadığı halde fetva vermeye kalkan, İslam’a sadece bâtılı bulaştırmakla kalmaz, tacizciliği ve dinde yeri olmayan her pisliği de topluma monte etmiş olur…
      ………………….
      Kişinin fetva vermesi için ehil olması lâzım, ilim sahibi olması lâzım, vakur olması lâzım, insanları tanıması lâzım, içinde yaşadığı toplumun güvenini kazanmış olması lâzım…
      Müçtehid yani içtihat edecek düzeyde bir kişi olması lâzım…
      Fetva vermeye kalkışacaklara Abdülkadir Şener‘in Arapçadan tercüme ettiği İslâm Hukuk Metodolojisi adlı eseri okumaları öneriliyor; tembellik etmesinler okusunlar…
      …………………..
         Bitirirken…
      “İmam yellenirse” derler…    
      Gerisini ben şu cümleyle tamamlıyorum:
      -Uyduruk fetva verip bâtıla sapan da işte böyle çok olur… 
TAŞRA KURNAZLIĞI
      SAVUNMA Bakanı Fikri Işık besmele çektikten sonra ilk gafını yaptı…
Yandaş yazarlara göre Işık deneyimli bir devlet adamı…
      Öyle olsaydı hiç “Askerin şehit veririz diyerek operasyon yapmadığı dönemi de biliriz” diye konuşur muydu? 
      Bu beyan, cemaat- AKP ortaklığında TSK’yı itibarsızlaştırmak için kurulan kumpasa eş değerde bir beyan. Böyle bir beyanın sahibine, deneyimli devlet adamı demek mümkün müdür…
         …………………..
      Fikri Işık öğretmendi, siyasetçi oldu…
      Vekil seçildi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na atandı…
      Övülen devlet adamlığı yanına bakıyoruz, Teknoloji bakanlığı göreviyle 
sınırlı…
      Işık’ın bahsettiği dönem 2002 öncesiymiş..  
      Oysa herkes tanık ki o dönemde terör sıfır noktasında…Demek ki askerin operasyon yapması, ya da operasyon yapmaktan imtina etmesi söz konusu değil…
      Bahse konu dönem AKP dönemidir değerli okurlar…
      Bu dönemde sadece askere değil, polis ve korucular dahil bütün güvenlik güçlerine, valilere, kaymakamlara, bilumum devlet görevlilerine bölücü terör çetesinin üzerine gitmeyin talimatı verildiği defalarca açıklandı…
      Teröristlerin silahlanması, lojistik destek mekanizmaları kurması, tüneller kazması, el yapımı bomba hazırlaması, yiyecek stoklaması hep bu dönemde olmadı mı?
      Işık bu dönemi, yani AKP’nin çözüm süreci diye içi boş ve oyalamaya yönelik yanlış politikasını gizlemeye ve dikkatlerden kaçırmaya kalkınca da ilk olarak 2002’yi gösterdi.
      Bu mu devlet adamlığı!?
      Taşralı kurnazlığına siyasal hayatta yer yoktur diyemiyorum…
      Zira AKP iktidarı, ona da yer açtı…
   
ONDAN BUNDAN
      GAZETECİLİKTE tutunamayınca siyasete soyunan ve kendini AKP’nin kollarına atan Şamil Tayyar, 5 bin lira tazminat ödemeye mahkûm edildi. Tazminata hak kazanan eski Sincan Ağrı Ceza Mahkemesi yargıcı Osman Kaçmaz… Tayyar cezayı ödemeyince otomobiline haciz kondu; önünde sonunda cezayı tıkır tıkır ödeyecek. Aracının plakası ilginç, para verip ST harflerini almış. Plakaya para bulan cezaya da hayda hayda bulur…
      *
      ODATV‘de okudum; Erdoğan’ın başdanışmanlarından Mehmet Uçum, adının ortasına babası tarafından konulan “Ata” sözcüğünü mahkeme kararıyla sildirmiş… Babası Atatürkçü ama Mehmet Ata Uçum değil, o Atatürk karşıtı… “Anayasayı değiştireceğiz, Atatürk’ü anayasadan atacağız”diyecek kadar bağnaz…Adından “Ata” sözcüğünü atması da bağnazlığından.
     
 
BİR SÖZ
     İNSANIN nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden de akıl seviyesini anlarsın
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.