ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,4396
EURO
10,0747
ALTIN
492,32
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
35°C
İstanbul
35°C
Sıcak
Pazartesi Sıcak
36°C
Salı Sıcak
38°C
Çarşamba Sıcak
37°C
Perşembe Sıcak
38°C
Fuat Yılmazer     Türklerde toprak namustur inancı hâkim bir inançtır. Son yıllarda ona uymayan davranışlar sergilense de bu inanç Türk insanının genlerinde olan ve hiç unutulmayacak bir imandır. Toprak vatandır, vatan İstiklal ve istikbalinizin özgürce haykırıldığı yerdir. Toprak vatandır, vatan namustur. Namus inancı, Türkün özünde sökülüp atılamayacak kadar yerleşiktir. Türkün...
Asena Kınacı Moral Caddede, sokakta, kahvehanede, iş yerinde, her yerde bildiğini de bilmediğini de, üzerine vazife olanı da olmayanı da sürekli, boş ve gereksiz konuşanlar için Türkçemizde bir cümle icat etmişiz. Herkes ve her şey hakkında bilerek- bilmeyerek, anlamlı-anlamsız konuşanlar için söylenen “Ağzı olan konuşuyor.” cümlesi  “halk felsefesi(!)”ne ait güzel...
Kenan EROĞLU             Diyarbakır’daki Müze evden               Şişlideki Müze eve selâm!               Büyük düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyoruz.               Daha önceki paylaşımlarda da belirttiğim gibi; Ziya Gökalp Milli Mücadeleden sonra Diyarbakır’a dönmüş ve “Küçük Mecmua”yı çıkarmaya karar vermişti. Fakat çaresizlik içerisinde kitaplarını satmak mecburiyeti ile karşı karşıya kalmış ve işin en ilginç tarafı...
MHP Lideri Devlet Bahçeli Türkgün gazetesine verdiği röportajda ezber bozdu. Suriyeli göçmenler konusunda yapılması gerekenleri sıraladı. Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli, ”Ülkemizde 500.000’e yakın Afgan mülteci olduğu tahmin ediliyor. Elbette önümüzdeki riskli ve tehlikeli süreçte göç dalgasının sınırlarımıza iyice dayanacağı, ülkemizi zorlayacağı görülüyor. Düzensiz göç, adı konmamış bir istiladır,...

KUDÜS

KUDÜS

      Ali ALPARSLAN
alialparslan78@gmail.com

 

 

 

Filistin dâvâsı Türkler için dinî olduğu kadar millî bir meseledir; çünkü Tolunoğulları ve Ihşidler gibi ömrü kısa da olsa iki Türk devleti bu topraklarda kurulmuştur.  Elbette “Beyrut”   “Beyin Yurdu” demektir ve Türkçe bir addır, gemilerle gidip kurşunlanmaya ne gerek var, bu dâvâ Türk’ün şuurunda ve karakterinde  zâten vardır! Hadi Türk eli olmadan halledin bakalım!

 

 

KUDÜS

 

Kafamızı bozmayın, bu iş adım adım  “Siyonizm” değildir! Yani iş bu kadar basit mi? Türkler İsrail adı altında bir ülkeye bir karış toprak  vermemek için üç devir direndi: II. Abdülhamid – İttihat Terakki – Cumhuriyet! Siyonist Teodor Herzl devletimizin en kötü zamanında  “Bütün borçlarınızı ödeyelim” dedi de itibar eden Türk devlet adamı olmadı! Siz işi o kadar ciddiyetsiz mecralara sürüklemeyin! Bu üç devir arasında hiçbir cihetten ayrılık yoktur! Var diyorsanız tarih yapanları Türk tarihine kırdırıyorsunuz demektir! Sahi Herzl nasıl başarılı oldu?

 

I. Abdülhamid zinhar kabul etmedi, İttihatçılar bir karış toprak vermemek için Filistin’de canlarını fedâ ettiler! Bu bakımdan Kanal Harekâtı’nı bile ciddî bulmamak mümkün değildir! Millî Mücadele’yi zaferle taçlandıranların tamamı birer Filistin gazisi değil mi? Kolay mıydı bin yıl oturduğun topraklardan tehcir edilmek! Hâlâ bu tehcir devâm etmiyor mu? Ah o “İmparatorluğu batırdılar” diyen çürük kafalar! Hâlâ yanlış yoldasınız, çünkü bu iş bağırıp çağırmakla, “Gazze’ye gidiyorum” diye kendi gemini bombalatmakla olmuyor! Eskisini bilmeyen o kafanın şimdi “Neo-Osmanlı” demeye ne kadar hakkı vardır? Yani o kafa “Mütareke basını” değil mi?

 

Bizim gibi düşünenler baştan beri biliyorlardı ki, I. Cihan Savaşı Türk İmparatorluğunu bugünkü parçalara ayırmak için sahneye konmuştu! İstanbul’da ahkâm kesmekle imparatorluk  muhafaza edilemiyordu! O sebeble  bir netice olmak üzere o kafa “Amerikan Mandası” diye tutturmadı mı? Ne oldu “Türk’ün Ateşle İmtihanı”na; aynı kafada hem “Manda” hem de “İmtihan”  nasıl geçim sağlayabildi? Şimdi faturayı birilerine kesmek, bu iddiaları yalan ve iftiralarla süslemek ne kadar doğrudur! Nasıl oldu da  bir doğrunun yanında  binlerce  yanlışı yuttuk!

 

Bakınız o Mondros’da bile Filistin’le ilgili “Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irakta’ki kuvvetler en yakın itilaf devletleri kumandanlarına teslim olacaktır.(Madde:16)”; başka hüküm yok ve isim dahi geçmiyor! Filistin’in en alt ucu Kanal’dan itibaren  yorgun ordularımızın Haleb’in kuzeyinde bugünkü sınırlarımıza çekildiğini biliyoruz! Anlaşılan Herzl rüyası için  ilk savaş yetmedi ve bugünkü tablo ancak II. Dünya Savaşı’ndan sonra şekillendi! Yani  Yahudiler’e Filistin’i Türkler vermedi! Güya bölgenin Arapları ile  tamamen yığma Yahudiler arasında geçimsizlikler başgösterdi! Elbette artık Türkler taraf olmadığı için  iş kolay halledildi; halbuki Türkler bölgeden çekildiği zaman  burada  Yahudi sayısı % 1’i geçmiyordu! Türkler böyle bir demografi için ne derece diş sıktıklarını  ve hangi belâlara muhatap kaldıklarını “İsrail”in yeni tarihi ortaya koymuyor mu?

 

İlk savaş sonrasında Filistin bir Ürdün toprağı idi ve kurban olduğumuz “Peygamber sülâlesine” teslim edilmişti! Şerif Hüseyin avanesi, Araplar  Türkler’i oyuna getirdiklerini sanıyorlardı ama, önce Hicaz sonra da  Filistin’de gerçek  oyuna gelerek Türkler’in emanetini muhafaza edemediler! Ne kadar basit bir gerekçe, Araplar ile Araplar  tükürse boğulacak Yahudiler geçinemiyormuş! Hiç eksilmemiş birkaç komplo ile  İngiltere ilk savaşta eksik bıraktığı işi BM’ye (O zamanki adı Milletler Cemiyeti) götürdü ve iş bitti, yani Filistin Ürdün’den ayrıldı! Ramallah, Nablus, GazzeTulkaremBati Şeria böyle kotarılmadı mı?

 

Milletler Cemiyeti kim? 1.Dünya Savaşı   Türksüz bir cemiyet oluşturmadı mı? Mesele II. Savaş ile  düğümlenmedi mi? Halbuki  büyük Türk devletinin yerinde  30’a yakın Müslüman devlet ortaya çıkmıştı! Bunlar ne iş yaptılar? Elbette cemiyetin kararı bellidir önce İngiltere sonra da Amerikan mandalığı! Filistin’de yıllardan beri Türkler’in taraf olmadığı bir işgal, jenosid ve cinayetler devam ediyor! Peki biz ne yapıyoruz? Tutturmuşuz “İslâm Birliği” ve “Ümmet”  dâvâsı! Ümmetten hangisi size kulak veriyor; ateş sadece düştüğü yeri yakmıyor mu?  Çok ilginçtir ki bazı maymun suratlıllar ve tüccar kafalar bu meseleyi “Siyasal İslâm” için  propaganda olarak kullanıyorlar! Bunlara inanmayın ve güvenmeyin!

 

Filistin dâvâsı Türkler için dinî olduğu kadar millî bir meseledir; çünkü Tolunoğulları ve Ihşidler gibi ömrü kısa da olsa iki Türk devleti bu topraklarda kurulmuştur.  Elbette “Beyrut”   “Beyin Yurdu” demektir ve Türkçe bir addır, gemilerle gidip kurşunlanmaya ne gerek var, bu dâvâ Türk’ün  şuurunda ve karakterinde  zâten vardır! Hadi Türk eli olmadan halledin bakalım!

 

Hoşçakalın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.