NİSAN HÜZNÜ

Bu haber 03 Nisan 2019 - 21:30 'de eklendi ve 493 kez görüntülendi.

NİSAN HÜZNÜ

Ahmet Urfalı 

 

 Fikir, iman, ülkü aşk …

İnsanları güçlü yapan bunlardır.’

 

Nisan, baharı müjdeler insanlara. Anadolu baharının bu güzel ayında; az olan çoğalmaya, zayıf olan güç-kuvvet kazanmaya başlar. Kır çiçeklerinin kokusunu seher vaktinde alıp sevdalı gönüllere ulaştıran rüzgâr, bir de Karacaoğlan türküsü fısıldar yanık yüreklere. Sarıdan mora, aldan yeşile çiçekler donanır dillere.

‘’Bülbül ne yatarsın bahar erişti

Ulu sular göl olduğu zamandır

Kat kat oldu gül yaprağa karıştı

Gene bülbül kul olduğu zamandır

 

Gene bahar oldu açıldı güller

Figana başladı gene bülbüller

Başka bir hal olup açtı sümbüller

Âşıkların del’olduğu zamandır ‘’

Nisan yağmurlarında ıslanır yeryüzündeki canlı ve cansız. Bin sevinçle gülüşler yükselir dağlardan ovalara. Yeniden canlanır tabiat. Derin uykusundan uyanır börtü- böcek.

Bahar, sevginin vakti iken neden ve nereden gelir bu hüzün? Zamansız elemlerin, hicranların, sıkıntıların, kederlerin, gamların baharın nisan ayında dolaşıp durması nedendir? Bilgeler versin cevabını, kâhinler yorsun sırrını.

Tevfik Fikret’in Bahar-ı Mağmum (Gamlı Bahar) şiirinde olduğu gibi sevinç beklentisi, hazan mevsimine niçin döner?

Bahar olsun, bahar olsun da gönlüm

Biraz def’-i melâl etsin, diyordum;

Cihan tağyir-i hâl etsin, diyordum…

Bahar oldu bütün feyziyle, gördüm:

Cihan pür-hande, cennetten nişandır,

Benim gönlüm fakat vakf-ı hazandır.

Bu Nisan’da şehitlerimiz yine sayıya bindi, artık adlarını hatırlatmıyor ebemkuşağı. Bir tek gelincikler kaldı şehitlerimizi yâd eden. Gelincik,  deli rüzgârda bile dökmez yaprağını. Ancak onu gövdesinden koparırsanız hemen boyun büker. Çünkü gelincik, şehitlere misaldir, unutulmaya dayanamaz.

Nisan hüznü çöker gönüllere yeniden. Gönüller nice acılara katlanır. Ancak hayat devam eder.

97 Nisan’ında kar yağar çileli başlara. Türk’ün başbuğu Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Yurdun dört bir yanından, Türk illerinden insanlar koşup gelmiştir baharın bu hüzünlü gününe. Yer ağlamış, gök ağlamış, kar yağmıştır çileli başlara. Halis bir imanın göstergesi olmuştur, karla abdest alıp Hakk’ın divanına durmak. Selam olsun Türk’ün ulu beylerine… Rahmet olsun  şanlı şehitlere…Gazi-erenlere, alplere, bahadırlara, cengaverlere selam olsun..

Gönlümüz yüce dileklerle el açar, boyun düşürür:

Bu nisan sabahında

Sessiz ve huzurlu başlasam güne

Pencereden gülümsese salkım söğüt

Dalındaki saka kuşu

Asırlık türküsünü

Anlatsa gözlerime

Gök mavisi aydınlık

Çocukları öpse saçlarından

Bu sabah kimseler ağlamasa

Hiçbir çocuk öldürülmese

Dünyanın hiçbir yerinde

Herkesin karnı doysa

Yüzü gülse

Allah’ım acısız bir gün başlasam

Bu sabah

Yürekten yüreğe ümit türküleriyle

O yürekli Türk, Davudi sesiyle meydanlarda haykırıyor yine: ‘’Türk Töresinin bir şartı da yüksek vazife duygusudur. Vazifeyi her ne pahasına olursa olsun yapmaktır. Diğer bir şart, toplum uğrunda her çeşit fedakârlığı yapmaktır. Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir. Vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler. Türk Milleti’nin büyüklüğü böyle yükselecektir. Onu sizler yaşatacak, sizler yükselteceksiniz.’’

Ve isimler veriyor Anadolu’nun kurt bakışlı yiğitlerine :

Adı efedir

Bahadırlığın yıldırım olup çakmasıdır düşman üstüne

Adı ededir

Yeni destanların yazılmasıdır alnındaki ışıktan

Adı dadaştır

Görkemli dağların kardeşidir başı dumanlı

Adı uşaktır

Bir hasrete çırpınmasıdır sevdasıyla Karadeniz’in

Adı seymendir

Anadolu’nun ortasından bir tan ağartısıdır yeryüzüne

Adı zeybektir

Duruşu ilham verir her bakışta efsanelere

Adı yarendir

Dostluğu güvenlidir dar zamanlarda gelir

Ant olsun kutlu ocağın kapısından girdiğimiz günden beri aynı heyecan, aynı duyguyla onun gösterdiği büyük hedefin peşinden koşuyoruz.

Ve onu hasretle arıyor, rahmetle anıyoruz.

Ahmet URFALI
Ahmet URFALIahmeturfali1955@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments