ABD’nin Venezuela politikası, enerji kaynaklarının büyük güç mücadelesindeki önemini yeniden gösteriyor. Washington; siyasi baskı, ekonomik yaptırımlar ve askeri güç sayesinde Venezuela’nın petrol kaynakları üzerinde etkisini artırırken Türkiye farklı bir yoldan ilerliyor: yumuşak diplomasi ve karşılıklı çıkar.
İşte bunun ilk örnekleri: Kerkük’te TPAO’nun BP’nin petrol ve doğal gaz faaliyetlerine ortak olması, Irak ile ilişkinin güvenlikten enerji ortaklığına doğru genişlediğini gösteriyor. Kerkük petrolünün Türkiye üzerinden Akdeniz ve Avrupa’ya ulaşması, bu işbirliğini daha stratejik hale getiriyor.
Libya ise Türkiye için petrol ve doğal gazın yanında Doğu Akdeniz politikasının önemli bir parçası. Türkiye burada yalnız petrol satın alan değil; arama, üretim, enerji altyapısı ve taşımacılıkta ortak olan ülke konumuna gelmektedir.
Somali, Türk modelinin en belirgin örneği. Türkiye bölgeye petrol için değil; insani yardım, altyapı, eğitim ve güvenlik işbirliğiyle girdi. Yıllar içinde oluşan güven bugün petrol ve doğal gaz arama ortaklığına dönüştü.
Sudan ve Güney Sudan da istikrar sağlandığında benzer bir enerji ve altyapı ortaklığı için önemli potansiyel taşıyor.
Türkiye’nin hedefi petrol üreten ülkelerin kaynaklarını kontrol etmek değil, üretim ve refahına ortak olmak olmaktadır.
Böylece Kerkük–Libya–Sudan–Somali hattında Türkiye’nin siyasi ilişkilerini ekonomik güce dönüştüren yeni bir enerji kuşağı oluşabilir.
ABD Venezuela’da sert güç ve ekonomik baskıyla alan açarken Türkiye’nin alternatifi daha farklı:
Kerkük’te ortaklık, Libya’da karşılıklı çıkar, Somali’de güven, Sudan’da diplomasi.
Türkiye petrolün yalnızca müşterisi değil; arayan, üreten, taşıyan ve pazarlayan ortak ülke haline gelmektedir. İşte Türkiye’nin yumuşak gücünü gerçek jeopolitik güce dönüştürecek enerji stratejisi budur.
Haritaya bakıldığında Türkiye açısından dikkat çekici bir jeopolitik hat ortaya çıkıyor:
Kerkük → Türkiye → Libya → Sudan/Güney Sudan → Somali
Bunlara ilerleyen dönemde Cezayir, Nijer ve Senegal gibi ülkeler de eklenebilir. Nitekim Türkiye’nin Afrika’daki enerji diplomasisi Somali ile sınırlı değil; Enerji Bakanlığı Senegal, Nijer, Mısır, Fas ve Cezayir’le de enerji veya madencilik alanlarında anlaşmalar yapıldığını belirtiyor.
Daha sürdürülebilir hedef: Büyük Türk enerji ortaklıkları ağı
TPAO sahaya girer.
Türk mühendislik şirketleri altyapıyı yapar.
Türk bankaları proje finansmanına katılır.
Türk liman ve lojistik şirketleri taşımayı üstlenir.
Rafineri ve petrokimya yatırımları gelir.
Yerel personel yetiştirilir.
Kaynak sahibi devlet gelirini alır.
Türkiye ise petrol ve doğal gazı yalnız satın alan ülke olmaktan çıkarak üretim zincirinin içinde pay sahibi olur.
Artık büyük oynuyoruz!