Hasan Külünk
Hiçbir zaman devletin sağladığı teşvikler ve kotalar üzerinden iş kurmayı, para kazanmayı düşünmedik. Çok basit konularda da olsa icatçı ve yenilikçiliği tercih ettik. Hiç kimseyi taklit etmeyi asla sindiremedik.
Herkesi izledik öğrenmeye ve anlamaya çalıştık onlardan dersler çıkarttık ama kendi yolumuzu ve yorumumuzu kendi ürettiğimiz icat ve yeniliklerle çizmekten hiç vazgeçmedik.
Ürettiğimiz ve benimsediğimiz ilkeler basit anlaşılır, uygulanabilir ve bize göre verimli başarılı olmakla beraber kolay kabul edinilebilir, beğenilir, taklit edilir ilkeler noktasında tartışmaya açıktı/açıktır. Ama biz o ilkeler etrafında kilitlenerek yürüdük, yol aldık ve belli bir hedefe doğru ilerliyoruz.
Bu ilkelere sıkı sıkıya bağlı olmakla beraber, yine o ilkelerimiz gereği yeniliğe/yenilikçiliğe, değişmeğe, gelişmeğe asla ve asla karşı olmamalıyız/olmadık, bu yürüyüşte vazgeçemeyeceğimiz ölçümüz “değerlerimiz”dir.
Her ne sebeple olursa olsun, ucunda hangi büyük kazanç olursa olsun değerlerimizden asla ve asla vaz geçmeyiz.
Bağlı olduğumuz değerleri genel olarak ifade etmek gerekirse iki başlıkta sıralamak mümkündür.
Birincisi: itimat, hakkaniyet, doğruluk/dürüstlük.
İkinci: Türk tarihinin her evladına yüklediği, tüm kâinatı değerlendiren ve ilişkilerin sınırlarını çizen tarihi vazifeler ve İslâm inancının çerçevelediği helâl/haram sınırları ve yaratılmışlığın getirdiği kulluk sorumluluklarının yerine getirilme zaruretidir.
Bu değerlere bağlı kalmak şartıyla her türlü yeniliğe ve değişime açığız ve açık olmaya devam edeceğiz/etmeliyiz.