BİR AĞUSTOS YAZISI

Bu haber 01 Ağustos 2019 - 20:09 'de eklendi ve 321 kez görüntülendi.

BİR AĞUSTOS YAZISI

Hüseyin HATIL

Ağustos’a dair bir şeyler yazayım diye bilgisayarın başına geçtiğimde;
Yaz mevsiminin insana huzur veren dinginliğinden, sahilde, güneşin de etkisiyle denizin dalga dalga ruhumuza kattığı enerjiden, olgunlaşan meyvelerin tadından bahsetmek de vardı ama coğrafyaya sığmayan tarihin verdiği sorumluluktan olsa gerek, tarihten günümüze Türk’ün zafer ayı olan Ağustos’a dair duygularımı yazmak daha baskın çıktı.

Küresel emperyalizm, 40 yıldır mücadele ettiğimiz bölücü terörün sırtını sıvazlayıp, güneyimizde bir terör devleti kurdurmaya çalıştığı için Afrin’de, Münbiç’te, Irak’ın kuzeyinde “Hedef Kızılemla” diyen Mehmetçik, kurtpençesi ile bölücülere geçit vermezken, tarihler 1 Ağustos 2019’u gösteriyordu.
Ve aynı tarihte, sondaj gemilerimiz Yavuz ve Fatih, Serhat Vatan Kıbrıs’ta uluslar arası hukuktan kaynaklanan haklarımızın gereği olarak doğalgaz aradığı için, AB’den ABD’ye kadar onlarca devletin tehditkâr açıklamalarına şahit oluyorduk.

Yeni, ilk kez şahit olduğumuz olaylar değil ki bunlar.

Türk’e kanat olan, rüzgâr misali atlarına binip, Allah’ın adını yeryüzüne yayma (İlay-ı Kelimetullah) aşkıyla, Kızılelma’nın peşinden Türkistan sahasının boydan boya aşarak Anadolu’nun bereketli topraklarına gelen binlerce Türk’ün, Sultan Alparslan komutasında Malazgirt Ovası’nda Bizans ordusuyla karşı karşıya geldiğinde takvimler yine Ağustos’u gösteriyordu.
26 Ağustos 1071 Cuma günü Sultan Alparslan, sayıca kendilerinden çok üstün görünen Bizans ordusunu Malazgirt Ovası’nda yenilgiye uğrattığında sadece bir zafer kazanmış olmuyor, aynı zamanda Büyük Türk Milletine “Anadolu” diye de adlandırılan muhkem bir yurt bırakıyordu.
Bin yılı aşkın süredir bu topraklarda devletli bir şekilde yaşamış Türk Milleti’nin, Ağustos ayında kazandığı zafer sadece Malazgirt değildir.

11 Ağustos 1473 tarihinde Fatih Sultan Mehmet Han, Otlukbeli’nde;
Yavuz Sultan Selim Han, 23 Ağustos 1514 Çaldıran’da, 24 Ağustos 1516 Mercidabık’ta,
29 Ağustos 1521’de Kanuni Sultan Süleyman Han Belgrat’ta, 29 Ağustos 1526 Mohaç’ta, başbuğ olarak ordularının başında, seferdeydiler…
Sultan 2.Selim (Sarı Selim) zamanında Lala Mustafa Paşa komutasında Kıbrıs fethedildiğinde tarih 1571 yılının 1 Ağustos’udur.

Ve Sakarya Meydan Savaşı
Bu topraklar Osmanlı’nın doğduğu topraklar.
Yarım asırdan fazla süre, dünyaya hükmeden Osmanlı Devleti, 1.Dünya Savaşı sonunda parçalanırken, 600 yıl sonra ilk kez Cihan Devleti’nin kundağı da sayılacak Bilecik, Eskişehir, Sakarya düşman işgalini görmüş.
Yunan Ordusu tüm gücüyle milli kuvvetlere saldırırken Gazi Mustafa Kemal’in sesi duyulur Sakarya’da; “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla sulanmadıkça, terk olunmaz” Bütün bir vatanı savunma alanı ilan eden Sarı Kurt, Gazi Paşa’nın haykırışı havada kalmaz.
Osmanlı Rus Savaşı’yla başlayan ve onlarca yıl süren savaşlarda, yenilgi yenilgi büyüyen umutsuzluk, fukaralık ve yılgınlığa rağmen; vatanında düşman çizmesini görmeye tahammül edemeyen Türk, kadın-erkek, çoluk-çocuk demeden Kuvayı Milliye safında birleşir.
Bu birliktelik, 23 Ağustos 1921 tarihinde başlayan ve 13 Eylül’de zaferle biten Sakarya Savaşı’nı kazanmamıza yetse de düşmanı yurttan söküp atmaya yetmez.
Ve bir yıl sonra.
Yıl 1922, aylardan yine Ağustos. Kocetepe’de, ordunun başında bulunan Mustafa Kemal Paşa, Türk topçusuna ateş emri verdiğinde, toplar sadece düşman hattı dağıtmakla kalmaz, aynı zamanda tüm dünyaya; bin yıl önce geldiğimiz bu topraklardan bir daha çıkmayacağımızı haykırır.
Topçu ateşinin ardından göğüs göğüse mücadele…
Dumlupınar’da düşmanı kesin bozguna uğrattığımızda ve Başbuğ Atatürk “ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” dediğinde takvimler 30 Ağustos 1922’yi gösteriyordu.

Ağustos Türk tarihi açısından büyük başarıların, kut’lu zaferlerin yaşandığı bir ay.
Bu büyük zaferleri bizlere yaşatan cümle Başbuğlarımızı, kahraman askerlerimizi, gazilerimizi ve bayrağa kan, vatana can veren mübarek şehitlerimizi rahmet dualarıyla anıyorum.
Yarınlarda, Doğu Türkistan, Türkmeneli, Kırım, Batı Trakya gibi Türk’ün hürriyet aşkıyla yandığı coğrafyalar için de zafer yazıları yazmak dileğiyle satırlarımı bitiriyorum.

Ne mutlu Türk’üm diyene!

Hüseyin HATIL
Hüseyin HATILahlathatil@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments