BİR ROMAN VE YANSIMALARI: Hayvan Çiftliği, George Orwell

Bu haber 15 Nisan 2020 - 10:19 'de eklendi ve 337 kez görüntülendi.

BİR ROMAN VE  YANSIMALARI*

(Hayvan Çiftliği, George Orwell)

Yazar, bir totaliter yönetimin var olabilmesi için gerekli demagog merhaleleri, ütopik bir hayvan çiftliğine dönüştürerek tasvir etmiştir.  

Derinine inildiğinde. bir kapitalizm otopsisidir roman. Aynı zamanda yazarın, Stalin  döneminde yaşarken bu eseri neşretmesi; eserin, bir komünizm pratiği olarak da değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. 

Napoleon’un (lider domuz) kendine içki, sigara gibi inisiyatiflerde bulunması Stalin’i temsil eder niteliktedir. 

Esasında tam bir “devletleştirme” niteliğinde olan komünizm, kullanım aşamasında bir sınıflar silsilesini teşkil etmiştir. Marks ve Engels’in öngördüğü bazı devletlerde bir ayaklanmanın meydana gelmemesi, Stalin’in katliama giden toplum hukukuna aykırı yönetim ve yürütme idaresi ve en nihayetinde Sovyet Rusya’nın dağılması ile Marksizm üç ayrı büyük kırılma yaşamıştır. Bu kırılmalardan birinin Stalin döneminde meydana gelmiş olması ve bu kırılmanın, kırılma öncesi gücünü nereden aldığı konuları, bir kurgu hâline bürünerek; romanda okuyucuya sunulmuştur.

   “Yalnızca domuzların, bazı yiyeceklere ve içeceklere sahip olabilmesi ve bunun bir zaruret hâli olduğuna dair ikna edici söylemler,”  adeta bir siyasi hatip niteliğindedir. (Squealer) Ve Stalin çevresini temsil ederler. Oldukça teşkilatlı bir çalışma mevcuttur. Siyasi partiler, liderler, ajanlar, ikna edilen işçi sınıf… Domuzların lider olarak kabulüne en çabuk ikna olanlarsa kuşkusuz koyunlar olmuştur. Bu aslında komünist sistemdeki proleteryanın alt sınıfı olarak nitelendirilebilir. Atlar da bunun bir örneğini teşkil eder. Ezilen halk, her zaman bir faşizan yahut totaliter hegemonyayı yaratmıştır. Bu yaratım için, bir üst akıl gereklidir ve bu üst akıl, mütemadiyen, en hızlı sonuç ve itaat elde edebileceği kesime odaklanır. Bir ajan olarak da değerlendirilebilecek köpekler, bu durumu yansıtan en önemli kesimlerdendir. Gerektiğinde domuzlar arası çıkan kaos da, etki gücü daha yüksek olan Napoleon’un emrinde Snowball’ın isyanını bastıracaklardır.

   Her rejimin kendi içindeki bölünmeleri, bir tarafın üstün siyasi becerisi ile çözülür. Domuzlar arasında ki savaş, bunun bir numunesidir. Bir taraf düşman lider olarak tayin edilmiştir. (Snowball) Tarih boyunca bu örneklere sürekli olarak rastlanmıştır…

       Burjuvalar, ikna edilmiş halklarca, her daim proletarya olarak görülmüştür. Netice elde edilmesi bakımından elzem bir unsurdur bu. Fakat umumiyetle netice, devamlılık arz etmez. Zira kapital sistemler, ulaşmayı hedefler; ulaşımın idaresinin planlanma şeklini değil. Tarihsel süreçte gerek idarenin membaı, gerekse kapitalizmin bu mehaz kaynağını sömürgeden alması, eşitliğe dayalı sistem vaadinin oluşamamasına ve sınıflaşmış halkın tekrar ayaklanmasına neden olmuştur.

      Bilinir ki; bir devlet, ancak gerçeklerin somut biçimde gösterilmesi ile idame ettirilebilir. Üst akıl diyebileceğimiz (idareciler) domuzlar, bilhassa işçi sınıf (koyun-at) olmak üzere halkın (hayvanların) sevgisini, totaliter bir çiftlik sahibinin zorbalıklarını öne sürerek kazanmışlar ve devamında “tüm hayvanların (insanlar) eşit olduğunu” sloganlar hâlinde mütemadiyen belirtmiştirler. Romanın asıl amacı da bu sloganın, “tüm hayvanlar (insanlar) eşittir ancak bazıları daha eşittir” şekline nasıl evrilebildiğidir. Bu da şüphesiz önce uygulanacak planlı bir demagoji ve ardından, sindirilmiş hayvanların (halkın) tepkisi artık var olmadığından asıl icraatların başlatılması olarak başarılır. Aynı oranda da halk yavaş yavaş sınıflandırılır. Kitapta ki “dört ayaklılar iyi” cümlesinin meydana gelmesi örneği gibi. Kapitalizm ve teorik olmayan şekliyle komünizmin esasında da bu vardır.

      Bir nevi kitabın ütopyası, demokrasilerin gri bölgesi olarak adlandırılan rejimlerden “yarışmacı otoriterizm” ile yönetilen ülkedir. (Pratik haliyle Stalin sosyalizmi denilebilir) Yarışmacı otoriter rejimlerde tıpkı hayvan çiftliğinde olduğu üzere, ‘şeklen’ demokratik kurumlar vardır. Yapılan seçimler ise eşitsizler arası bir seçimin ürünüdür. Bu ürünün yaratılış aşamaları, romanda ki çiftliğin de tam bir kapitalizme varışında uygulanan aşamalar olması itibariyle elzem unsurlardır:

  1. İktidar, ekonomik kaynaklara sahiptir. (Domuzlar, hayvanlar tarafından iktisadi olarak tekel durumundadırlar.)

  2. İktidar medyanın neredeyse tamamına yakınına hakimdir. (Kendilerine -domuzlara- ilk inanan hayvanlar, bir tür medya niteliği taşımış ve hayvanların diğer kesimlerini de yönlendirmiştir. Üst sınıf işçi denilebilecek keçiler ve baskı özelliği ile köpekler buna örnektir.)

  3. Muhalif kesim susturulur ya da ele geçirilir. (İsyana teşebbüs edenlere karşı, sözde bilimsel veriler gösterilerek “sütün” fazlasının neden domuzlara verildiği açıklanmış ve bu kesim sindirilmiş, ele geçirilmiştir. Mamafih üstte belirtildiği üzere susturma yöntemlerine başvurulmuştur. Dini bir müessese olan kargalar en büyük muhalifleri olmuştur.)

  4. İdari ve iktisadi alandan, muhalifler büyük oranda dışlanır. (Bu, birinci aşamanın tekamül etmiş hâlidir. Başta haklı sebepler gösterilerek vuku bulan dışlama, halkı tamamen itaatkâr hâle getirdikten sonra; hayvan çiftliğinde olduğu üzere cebren bir dışlamaya dönüşür.)

  Bir diğer konu iş gücüdür. (Değirmen, Domuzlar için elzem bir unsur olup; bu inşaatın kendilerine bir katkısı olmayacak işçiler tarafından, zorluk ve müşküllük içinde icra edilecek bir endüstri uygulamasıdır. Bu icra aşamasında işçi sınıf her türlü haksızlık ve sömürüye uğramasına rağmen, komünist yönetim (Domuzlar) bunu bir beis olarak görmemiş, icraatları daha da artırarak hayvanlara uygulatmıştır. Bunun başarısı da mutlak bir itaatkârlığın sağlanmış olmasından kaynaklıdır.) Uygulama, haliyle Stalin komünizmi denilecek bir işçi anlayışı mevcuttur domuzlarda. Yarışmacı otoriterizm ile sindirilmiş halk; haksız kazanca ve emek sömürüsüne karşı çıkıldığını sanan, yapılan tüm haksızlıkların ve sömürünün, “iyi günlerin geleceğine dair mutlak bir inanç” sebebiyle kabul edilebilirliğine inanmış bir bağnazlığa sürüklenmiştir. Boxer isimli atın her türlü haksızlık ve sömürüye uğramış olmasına mukabil, sorgulamaktan uzak bir insan biçimini canlandırması, yaratılan bu bağnazlığın ürünüdür. Bu örnek Stalin dönemi proleteryanın bir yansımasıdır. Romanı, doktrinde “popülist rejim” adı verilen rejimlerden ayıran nokta da bu kısımdır. Popülist rejimlerde liderler, nihai bir hedef içinde “tek lider” sıfatıyla bulunmaları gerektiğine dair bir inanç içinde olarak, muhalifleri sustururken; “Yarışmacı otoriterizm” de bir inanmışlıktan ziyade, bir üst akıl mevcuttur. Bu üst akıl bir nevi komünizmdir. Mutlak bir eşitliğin olmayacağına dair tam bir bilgi ve donanım içinde olup, halka bunu -kapitalizme evirebilmek sebebiyle- nihai bir amaç olarak sunar. Domuzların söylemleri de tam olarak bu doğrultudadır.

      En nihayetinde romanda ki domuzların, insanlarla sohbeti esnasında; bir bir insana dönüşmeleri ise, romanın bir ütopyada anlattığı kapitalist evrimin bilâkis realiteye ait olduğunun en büyük kanıtıdır. Ve kitabın en başında bulunan sloganlaşmış tümce; real ve ütopik dünyalarda tam anlamıyla tezahür etmiştir. “Bütün hayvanlar -insanlar- eşittir fakat bazı hayvanlar -insanlar- daha eşittir.”

  • Göktuğ KARABULUT (Atatürk Üniversitesi/Hukuk Fakültesi/2. Sınıf Öğrencisi)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments
http://www.escortmersin.net/ malatya escort bayan escort mersin escort konyamersin bayan escort erotik