
Kayseri’de Bir Lise
Ülkelerin ülkülerini geleceğe taşıyacak olan en dinamik kurumlar hiç şüphesiz okullardır. Nitekim “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” bunun en müşahhas örnekleri arasında yer almaktadır.
Günümüzde de eğitim öğretim sürecini, kökler üzerinde inşa edip çağı doğru okuyup çağlar ötesini aydınlatmayı ilke edinen ülkelerin; toplumsal kalkınmayı da gerçekleştirdiği görülmektedir.
Kanaatimce, eğitim öğretim süreci; toplumsal tepki ve beklentileri anlayıp yorumlayabilmek adına sosyolojik bir birikime sahip olmalıdır.
Bireyin kendini tamamlaması için gerekli yönlendirmeyi yapabilmekle beraber, cemiyet hayatının da kendi kültür kodlarını bireye kazandıracak bir bakış kazandırabilmelidir. Eğitim kurumlarının alanı ile ilgili yeterliliğe sahip olmak kadar o yeterliliğin, ilgiliye kazandırılması için analitik düşünme yeterliliği bulunmalıdır. Toplumcu bir yaklaşıma sahip olup içinde bulunduğu toplumun kültürel değerlerini ve geleceğe aktarılması gereken davranışları bütüncül bir yaklaşımla yönetebilmelidir.
Tabi burada devreye girmesi gereken kavram da “okul kültürü” oluşturacak bir kurum/okul anlayışıdır. Bu kavramı S. Ahmed Arvasi Eğitim Sosyolojisi adlı eserinde şu şekilde ifade eder: “Okul kültürü sözü, akademik bir anlam ifade eder. Okul, millî kültürü malzeme olarak kullanır. Onu evrensel ölçülere ve değerlere göre işlerken çağdaş inceleme ve araştırmaların ürün ve verilerini de bu millî kültüre aşılayarak onu güçlendirmeye çalışır”.

Aynı konuyu Ziya Gökalp ise Türkçülüğün Esasları adlı kitabında “hars” olarak ele alır ve kültür aktarımının okullar sayesinde sağlanacağını, Türkiye’den, Rusya’dan, Almanya’dan, Fransa’dan örneklerle açıklar:
“Bir taraftan halk içine girmek, halkla beraber yaşamak, halkın kullandığı kelimelere, cümlelere dikkat etmek. Söylediği atasözlerini, gelenekte yaşayan hikmetleri işitmek. Düşünüşteki tarzı, duyuştaki üslubu tespit etmek, şiirini, musikisini dinleyerek, raksını ve oyunlarını seyretmek. Dinî hayatına, ahlaki duygularına nüfuz etmek.”
İşte bu yaklaşımların sergilendiği bir okuldan bahsetmek istiyorum.
Kayseri Kilim Sosyal Bilimler Lisesi…
“Yer Kırmızı Gök Siyah” kitabını okuyan öğrencilerle biraraya gelmek için gittiğim bu lisede daha bahçesinden girer girmez sizi çekip alan bir atmosferle karşılaşıyorsunuz.
Sizi kapıda karşılayan öğrencinin tutumu, rehberlik eden öğretmenin nezaketi, programın olacağı salona ulaşana kadar geçtiğiniz koridorların tertip ve düzeni farklı bir mekânda olduğunuzu iliklerinize kadar hissettiriyor.
Nihayet “Tarih ve Kültür Odasında” pırıl pırıl gençlerle buluştuğunuzda ümidiniz artıyor geleceğe dair.
Konuşmayı dinleyişleri, kitap ile ilgili değerlendirmeleri, sordukları sorular, her şeyden öte geniş ufukları ve erdemleri ile adeta “Emaneti devralmaya hazırız,” der gibiydiler.
Okulun yemekhanesi, çalışanları, idarecileri, öğretmenleri bir kez daha “Mektep mabettir,” sözünü hakikat kılıyordu.
Özellikle “Akıllı Kütüphane” diyebileceğimiz mekân size orada huzur soluklatıyor.
Hakeza; gördük ki Kilim Sosyal Bilimler Lisesi, ilim ve erdem şuuru ile geleceğin Büyük Türkiye’sine sağlam temeller atıyor.

