ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
17,2287
EURO
17,5631
ALTIN
964,95
BIST
2.408,15
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Perşembe Açık
29°C
Cuma Açık
29°C
Cumartesi Az Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
26°C

Parayı veren düdüğü çalar

Parayı veren düdüğü çalar
11.02.2022
0
A+
A-

Fuat Bol

Ünlü şair Attilâ İlhan’ın çok yerinde tespitleri vardır: ‘Türk aydınlarının bir kısmı Batı’nın manevi ajanıdır; şimdi o aydınlar haysiyetten önce banka hesaplarına dikkat ediyorlar.’

İnsanı dehşete düşüren diğer bir tespiti de şöyledir: ‘Türkiye’nin bir hain kontenjanı var; bu, nüfusun yüzde onudur.’

Şimdi sorarım size sevgili okuyucularım; bu kadar çok haini olan başka bir ülke gösterebilir misiniz? Elbette ki hayır. Peki, bu durumun nereden kaynaklandığını biliyor musunuz?

Dün olduğu gibi, bugün de tüm emperyalist ülkelerin gözleri bizim topraklarımızdadır. Birinci ve İkinci Büyük Savaşların galipleri, bu toprakları paylaşamadıkları için bize bıraktılar. Bıraktılar derken, tamamen terk etmediler; terk etti gözüküp içimizden devşirdikleri insanlarla, oluşturdukları vesayet sistemiyle devlet ve millet hayatımızın en ücra köşelerine kadar nüfuz ettiler.

Attilâ İlhan’ın, ‘Nüfusun yüzde onu’ dediği kesim, toplumun kimi kanaat önderleri ve sözde kimi aydınlardır. Yalnızca FETÖ’nün her kesimden devşirdiklerine bakın, ne demek istediğimizi anlarsınız.

Toplumumuza arız olan bu hastalık, bugünün meselesi de değildir, dünden, ta Osmanlı’nın gününden tevarüs ettiğimiz (adeta bize miras kalan) bir illettir. Zira İngiliz’den daha İngiliz, Alman’dan daha Alman, Rus’tan daha Rus, Fransız’dan daha Fransız paşalarımız yakın tarihimizin kirli şahsiyetleridir.

Rus yanlısı Mahmut Nedim Paşaya, ‘Nedimof’ isminin verilmesi, paşanın dışının bizden, içinin ve kalbinin Rus’tan yana olduğunu göstermez mi?

Merhum Hasan Celal Güzel’den dinlemiştim; ANAP Genel Başkanlığı için Mesut Yılmaz’la yarışırken, büyük bir ülkenin büyükelçiliğinden iki kişi, iki bavul dolusu dolarla ziyaretine gelirler. Her türlü yardıma hazır olduklarını söylerler.

Onlar, herkesi kendileri gibi gördüklerinden (onların ilahları paradır), hemen herkesin belirli bir fiyatı olduğuna inanırlar. Hasan Bey onları defeder, tabiatıyla seçimi de kaybeder ve genel başkan seçilemez.

Hasan Bey, yerli ve milli olduğundan, o paraları almadı; alsaydı, belki genel başkan ve hatta başbakan olacaktı ama o süreçlerde davul kendi boynunda, tokmak başkalarının elinde olacaktı.

Parayı veren düdüğü çalacaktı.

Onların düdükle beraber, insanımızı, insanlarımızın ışıltılı beyinlerini nasıl çaldıklarını (devşirdiklerini) ve kendi kirli emelleri istikametinde nasıl kullandıklarını hep gördük ve görmeye devam ediyoruz.

Burada vurgulanan paradan kasıt, yalnızca alışverişte kullanılan değişim aracı değildir. Makamdır, maldır, şöhrettir, kasettir (şantaj) ve hepsinden önemlisi, kitlesel devşirme aracı olarak kullandıkları sözde dindir.

Attila İlhan’ın belirttiği, toplumun yüzde onluk kesiminden olmamak için, daha açık ifadesiyle yukarıda sayılan nefsin arzularına yenik düşmemek için, paha biçilmez olmanız lazımdır.

Onlar, insanları alınıp satılan mal (meta) olarak görürler; dolayısıyla onlara göre her malın bir fiyatı vardır.

Şu halde; liderlerde arayacağımız özellik, onların alınıp satılamayan ‘vakıf malı’ olmalarıdır. Hem vakfedilmiş olacaklar ve hem de kendilerini millet ve devletlerine vakfetmiş, dava insanları olacaklar.

Sözümüz meclisten dışarı da bu yabancı ülkelerin büyükelçi ve konsoloslarının, ısrarla bazı kapıları aşındırmasına ne demeli?

Açıklasalar da bilsek ve olur olmaz düşüncelerden kurtulsak olmaz mı?

Hürriyet Gazetesi 8 Şubat 2022

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

bettilt giriş