Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası

ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
18,4191
EURO
17,8508
ALTIN
973,15
BIST
3.281,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
24°C
İstanbul
24°C
Açık
Pazar Açık
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
27°C
Salı Az Bulutlu
25°C
Çarşamba Az Bulutlu
25°C

ZİYA GÖKALP VE KÜÇÜK MECMUA 

ZİYA GÖKALP VE KÜÇÜK MECMUA 
13.03.2022
0
A+
A-

ZİYA GÖKALP VE KÜÇÜK MECMUA 

Kenan EROĞLU

Ziya Gökalp konusuna devam ediyorum. Gökalp’ın Malta sürgününden döndükten sonra geldiği Diyarbakır’da yaptığı çalışmaları ve çıkardığı “Küçük Mecmua”nın çıkartılmasında karşılaştığı zorlukları kaleme alan Ali Nüzhet Göksel’in[1] anlatımı ile devam ediyorum. [2] 

“Ziya Beğ, yazılarının bir kısmını matbaada yazardı. O yırtık koltukta oturur, perişan eski bir masaya kâğıdını koyar, yazmaya başlamadan önce, beş on dakika, bazan yarım saat kadar düşünürdü. Yazmaya başlayınca da, başladığını bitirinceye kadar durmadan yazardı. Yazıp bitirdikten sonra, bir kere de okur, fakat okurken yazısında çok defa hiçbir düzeltme yapmadan mürettibe verirdi. Gökalp’ta harikulade mükemmel bir hafıza kuvveti vardı. Öğrendiğini unutmazdı. Bazan mürettipler cümle atlamaları yaparlar, yazısının bazı yerleri tashihlerde okunmaz halde çıkardı. Ziya Beg o cümlenin ve o boşluğun yerlerini asıl yazısına bakmadan doldururdu. Ben arada bir bunları kendi yazısıyla karşılaştırırdım. Orada ayni cümlenin, ayni ibarenin yazıldığını hayretle görürdüm. 

Esasen «Küçük Mecmua»yı çıkardığı zamanlarda evinde sadece iki bavul dolusu kitabı vardı. Asıl Kütüphanesi’ni Ankara’da Maarif Vekâleti’ne satmıştı. [3]  Bu kütüphane, onun Malta dönüşünde Samsun’da ailesini beklediği sırada İstanbul’dan Samsun’a getirilmiş, oradan da Ankara’ya nakledilmişti. Bunun bedelinden beş yüz lirayı Vekâlet, Gökalp Diyarbekir’e gelirken vermiş, geri kalan kısım da beş yüz lira olarak 1922 de Diyarbekir’e gönderilmişti. Bu para ile mecmuanın kâğıt, mürettip ve matbaa ücretlerinin bir kısmı ödenebilmişti. Mecmuanın çoğunu, şuraya buraya parasız gönderirdik. Fakat, 19. sayıyı çıkaracağımız 9 Ekim 1922 tarihinde mecmuanın borcu, hayli yükselmişti. Artık masrafları karşılayamaz bir duruma düşmüştük. Tabii’ bermutad, durumu Ziya Beğ’den saklamıştım. Her zaman kıymetli yardımlarını gördüğümüz Kumandan Cevad Paşa’ya başvurdum. Hemen kaza Kaymakamlarına yazdı. Kısa zamanda yüze yakın senelik abone bedeli geldi. Derhal borçlarımızı ödedik. 

Bir gün, çıkan mecmuaların abonman kuşakları üzerine adreslerini yazarken Ziya Beğ matbaaya geldi. Ben bunlarla uğraşırken o, bir kısım kuşakların üzerindeki adresleri okumuş. Birdenbire: «Nüzhet Beğ», diye seslendi. Ayağa kalktım. Önce dikkatli dikkatli yüzüme baktıktan sonra:  

-Bunlar, kimdir?» diye sordu. Anlattım buna canı sıkıldı: 

– Bu okuyup yazma bilmeyen köylülere “Küçük Mecmua»yı gönderiyoruz. Yani bu, bir nevi mecmua vergisi alıyoruz, demektir. Buna hakkımız yoktur. Derhal alınan paraları sahiplerine gönderiniz”, diye emir verdi.  

Doğrusu ben de, yaptığım bu işten utanmıştım. Bu parayı bir arkadaştan aldık, abone sahiplerine gönderdik. Zamanla bu borcu ödedik.  

İşte “Küçük Mecmua”nın mâlî durumu böyle bir hava içinde geçti. Fakat yaptığı hizmetler memleket çapında büyük olmuştu. Atatürk İzmir’de gazete başmuharrirleriyle yaptığı bir konuşmada; 

-“Ziya Gökalp’ın Küçük Mecmua’sı inkılâbımıza büyük hizmetlerde bulunmuştur”. 

Demişlerdi. Hizmet, daima para ile değerlendirilemez. Bilhassa fikri hizmetler gözle görülmez, o da hava gibidir. İkisi de görünmez. Fakat, biri ruhumuzu, kafamızı, karakterimizi besler; diğeri de bizim madde tarafımıza, faydalı olur. 

Ziya Gökalp, gayet durgun bir adamdı, hadiseler karşısında pek heyecana kapılmazdı. Fakat Diyarbekir’de bulunduğu günler zarfında iki defa onu pek heyecanlı gördüm. Biri, 23 Temmuz Hürriyet Bayramı’nda, diğeri de İzmir’in Kurtulduğu gün’de. 1922 Hürriyet Bayramı’nda, önde askeri bando, arkada Ziya Gökalp kalabalık bir gençliğin başında resmi elbisesi ile bu nümayişe iştirak etmişti. Belediye Bahçesinde, kalabalığa, hürriyetin insanlara neler kazandırdığını uzun uzun anlatmıştı. İzmir zaferi günü, yine Gökalp sevinç ve heyecanla matbaaya geldi, cebinden şu yazıları çıkarıp basılmak üzere bana verdi. Bunlar: “Ak Destan”, “İzmir Bayramı”, “İngiliz’e” ve “İzmir’de” başlıklı şiirlerdi. Bunlardan başka “Büyük Şenlikler”, “Zafer Âbidesi” gibi nesir parçaları idi. O şevk ve heyecanını Gökalp, «Küçük Mecmua»nın 15. sayısını 11 Eylülde 20 sahife çıkarmak suretiyle kutlamıştı.  

Bu zafer gününden bir ay sonraları 12 Ekim 1922 de Darülfünun Emini (Üniversite Rektörü) İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) Beğ’den şu telgrafı almıştı: “Psikolojiye Müstenid İctimaiyat Kürsüsü emrinize açılmıştır. Teşrifinizi bekliyoruz.”  

Bu telgrafı okurken, acı acı güldü. Çünkü, o Malta’ya sürüldükten sonra, kendisinin kurduğu “İctimaiyat Dersleri”ni muavini Necmeddin Sadık’a vermişlerdi. Bir defa olsun, Dârülfünun arkadaşları ne kendisini, ne de âilesini arayıp sormamışlardı. Halbuki, Edebiyat Fakültesi’ni modern bir hale getiren ve profesörlerin bir kısmını Fakülteye aldırtan ve bunlardan daha mühim olarak, Üniversite Muhtariyetini temin eden de o idi. Hiçbir şeye karşı şikâyet etmiyen Gökalp, o gün de susmuştu. Fakat, bu hakikatler hep birden kafamdan geçti İki gün sonra bir telgraf da Darülfünun gençlerinden By geldi. Onlar da şöyle diyorlardı: 

“Biz Darülfünun gençleri, Muhterem Hocamız’ı Kürsüsü’nün başında görmek istiyoruz. Hürmetle ellerinizden öperek teşrifinizi bekliyoruz.”  

Gökalp, bu ikinci telgraftan memnun oldu. Artık Istanbul’a gitmeye karar verdi. Fakat gidecek parası yoktu. Esasen Istanbul da henüz işgalden kurtulmamıştı. O aralık Gökalp, miydesinden rahatsızdı. Bu hastalığına rağmen “Küçük Mecmua”ya yazı yazmakta devam ediyordu. 1922 Aralık ayında Yakup Kadri ve Falih Rıfkı’dan şu telgrafı aldı: 

“Yeni Mecmua, teneffüs ettiğiniz yeni ruhla çıkıyor, sizden yazı rica ediyoruz. Hürmetler.” 

Bu telgraf üzerine Gökalp, “Yeni Lisan” hakkında uzun bir makale yazıp gönderdi. 

1923 Martı başında Ziya Gökalp “Telif ve Tercüme Hey’eti” Reisi oldu.”Küçük Mecmua”nın 5 Martta çıkacak olan 33. sayısını hazırlıyorduk. Bu son sayıda onun çok mühim iki yazısı vardı: 1) “İktisadî İnkılâp İçin Nasıl Çalışmalıyız?”, 2) “Türklerde Âile adları”. Bugün «soyadı» diye umumileştirdiğimiz ve 1934 sonundan beri katiyet kesbeden bu sosyal inkılâbı, Soyadı Kanunu’ndan yıllarca önce Gökalp ele almıştı. 

Bu sayı da çıktıktan sonra Gökalp, Diyarbekir’deki borçlarını kapatmak ve yol masraflarını yapmak üzere, refikasına ait bir evi satarak elde ettiği para ile ailesiyle birlikte Ankara’ya gitti; tabiatiyle “Küçük Mecmua” da kapandı. 

«Küçük Mecmua» Gökalp’ın en güzel eserlerinden biridir. Onun ilim dili, felsefe ve sanat dili bakımından da büyük değerini anlamak için rahmetli Profesör Râgıp Hulûsi Özden’in 100. Yıldönümü münasebetiyle çıkan “Tanzimat” kitabındaki etüdünü okumak kâfidir. Demek ki, “Küçük Mecmua” yalnız fikir ve inkılâp bakımından büyük bir kıymet taşımakla kalmamış, dil ve üslûbu bakımından da çok mühim hizmetlerde bulunmuştur. “Küçük Mecmua”nın 14. sayısından itibaren başlayıp 15 sayıda devam eden «Diyarbekir Tarihinde: Komuk Eli» ve 24. – 32. sayılarda çıkan «Diyarbekir Âbidelerinden» adlı, şehirdeki kitabelere ait Hâlis Beğ’in yazıları da birer ciddi emek mahsulüdür. Arada bir Ali Cânip, Yahya Sâim, Kesriyeli Sıdkı Beğler’in gönderdikleri şiirleri de neşrederdik. Fakat bu sonkilerin yazıları devamsızdı. Memleketin bazı gençleri de yazı verirlerdi. Gökalp, bunların okuyup yazma heveslerini arttırmak için yazılarının neşredilmesini isterdi. Fakat, gerek bu anılanların, gerekse Dr. Gafur Nüzhet ve Dr. İbrahim Beğ’ler’in sayısı az olan yazıları bir yana bırakılırsa, “Küçük Mecmua”nın tümü birden Gökalp’ın eseridir, diyebiliriz. 

Bu mecmuayı yeni harflere çevirerek yeniden basacağını işittiğimiz “Diyarbakırı Tanıtma Derneği”nin bu güzel teşebbüsünü memleket adına şükranla karşılarız. Yazınızın sonuna “Küçük Mecmua”daki imza sahiplerinin bir listesini ekliyoruz. Biz şimdi, Malta’dan dönen Gökalp’ın Diyarbekir’de bulunduğu sırada küçük kızı Türkân’a yazıp ezberlettiği bir kıtayı da buraya alalım: 

“Türk’üm, adım Türkan’dır  

Muallimim Kur’an’dır  

Düşmanlarım çok değil:  

Ingiliz’le Yunan’dır.” 

İşte o heyecan ve savaş günlerinde millî filozofumuzun Diyarbekir’de geçen birbuçuk yıl zarfındaki fikri faaliyetinin hikâyesi, böylece bitmiş oluyor.[4] 


[1]  Ziya Gökalp’ın büyük damadı. 

[2]  Not: Ali Nüzhet Göksel’in yazısının diline dokunulmamış, olduğu gibi aktarılmıştır. 

[3]   Z. Gökalp’ın Kütüphanesi Vekâletçe devralınırken Kazım Nami Duru da Orta. tedrisat Umum Müdürü idi. Bu kitaplar arasında bulunan Gökalp’ın el yazısıyla çalışma notlarını gösteren bir defteri bularak alan K, Nami, 1931 de o defteri bana vermişti. “Zlyagökalp Müzesi”nin mükemmelleşmesinde derin bir aşkla çalışan “Diyarbakırı Tanıtma Derneği”nin dikkat ve himmetine sunuyorum 

[4]  ”Doğumunun 80. Yıldönümü Dolayısıyla “ZİYA GÖKALP ve açılan Ziyagökalp Müzesi” kitabındaki Ali Nüzhet Göksel (Z. Gökalp’ın büyük damadı) yazısı, Işıl Matbaası İstanbul 1956, sayfa: 143-144-145-146”

Escort Kayseri Escort Ardahan Escort Balıkesir Escort Nevşehir Escort Muş Escort Tunceli Escort Niğde Escort Şırnak Escort Giresun Escort Çanakkale Escort Manisa Escort Afyonkarahisar Escort Tekirdağ Escort Kars Escort Ankara Escort Polatlı Escort Mamak Escort Çankaya Escort Haymana Escort Sincan Escort Keçiören Escort Pursaklar Escort Etimesgut Escort Aydın Escort Kırklareli Escort Trabzon Escort Ordu Escort Konya Escort Siirt Escort Kahramanmaraş Escort Artvin Escort Kilis Escort Yalova Escort Batman Escort Van Escort Eskişehir Escort Antalya Escort Muratpaşa Escort Kemer Escort Kaş Escort Alanya Escort Konyaaltı Escort Manavgat Escort Kumluca Escort Tokat Escort Bayburt Escort İstanbul Escort Sancaktepe Escort Bağcılar Escort Kayaşehir Escort Mecidiyeköy Escort Fulya Escort Beşiktaş Escort Zeytinburnu Escort Kartal Escort Tuzla Escort Küçükçekmece Escort Üsküdar Escort Merter Escort Güngören Escort Sarıyer Escort Bayrampaşa Escort Çatalca Escort Esenler Escort Bakırköy Escort Kadıköy Escort Maltepe Escort Şerifali Escort Çekmeköy Escort Kağıthane Escort Beylikdüzü Escort Başakşehir Escort Kurtköy Escort Beykoz Escort Ataşehir Escort Sultanbeyli Escort Esenyurt Escort Fatih Escort Eyüpsultan Escort Avcılar Escort Büyükçekmece Escort Beyoğlu Escort Nişantaşı Escort Pendik Escort Bahçelievler Escort Ümraniye Escort Şişli Escort Kocaeli Escort İzmit Escort Gebze Escort Karaman Escort Ağrı Escort Rize Escort Adana Escort Seyhan Escort Çukurova Escort Amasya Escort Erzincan Escort Kastamonu Escort Malatya Escort Yozgat Escort Mersin Escort Anamur Escort Yenişehir Escort Akdeniz Escort Erdemli Escort Mezitli Escort Silifke Escort Edirne Escort Çorum Escort Gaziantep Escort Şehitkamil Escort Şahinbey Escort Nizip Escort Isparta Escort Karabük Escort Düzce Escort Gümüşhane Escort Kırıkkale Escort Bartın Escort Burdur Escort Uşak Escort Adıyaman Escort Muğla Escort Dalaman Escort Marmaris Escort Milas Escort Datça Escort Fethiye Escort Bodrum Escort Samsun Escort İlkadım Escort Atakum Escort Aksaray Escort Bilecik Escort Şanlıurfa Escort Zonguldak Escort Osmaniye Escort Sakarya Escort Bingöl Escort Kütahya Escort Elazığ Escort Bursa Escort İzmir Escort Konak Escort Çeşme Escort Gaziemir Escort Buca Escort Bayraklı Escort Karşıyaka Escort Urla Escort Balçova Escort Bornova Escort Bergama Escort Çiğli Escort Bolu Escort Bitlis Escort Diyarbakır Escort Sivas Escort Iğdır Escort Denizli Escort Sinop Escort Erzurum Escort Kırşehir Escort Çankırı Escort Mardin Escort Hatay Escort Hakkari
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.