ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacak
DOLAR
16,3609
EURO
17,5335
ALTIN
974,13
BIST
2.418,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
25°C
İstanbul
25°C
Açık
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Az Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C

BAŞBUĞ TÜRKEŞ VE LİDER DEVLET BAHÇELİ’DE MİLLİ DURUŞ

BAŞBUĞ TÜRKEŞ VE LİDER DEVLET BAHÇELİ’DE MİLLİ DURUŞ
10.05.2022
0
A+
A-

Bayram AKCAN

Başbuğumuz Alparslan Türkeş, Türk devlet ve siyaset hayatında derin izler bırakmış, davası uğruna nice zorluklara göğüs germiş yüksek karakterli bir dava adamı, inandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi inanan, ömrünü Türk-İslam ülküsüne hasretmiş fenâ fi’d-devle ve’l-mille olmuş yüksek vasıflı bir Türk, büyük bir şahsiyettir.

80 yıllık ömründe birçok zorluk ve engellerle karşılaşan Başbuğumuz Alparslan Türkeş eşsiz mücadele azmi, yenilgi kabul etmeyen karakteri ve yüksek cesaretiyle Türk Milliyetçiliği Davasının en güzel örneklerinden biridir. Ne yolundan bir an için dönmüş ne de inancından, ülküsünden en küçük bir taviz vermiştir.

Bazılarının onu sadece “İhtilalin kudretli albayı” olarak takdim etmesi bizce ona karşı yapılmış büyük bir haksızlıktır. Bu, onu yeterince tanıyamamak, ondaki maziden atiye uzanan engin kültür birikimini, derin millet ve devlet şuurunu hakkıyla kavrayamamak demektir.

Çünkü o milyonlarca Türk gençliğini Türk-İslam ülküsünde birleştirerek millî fikir, millî şuur ve millî duruş vermiş ve bu yönde teşkilatlandırarak onlara üstün bir şahsiyet kazandırmıştır.

Merhum Başbuğumuz, Türk Gençliğini yabancı ideolojilerin esaretinden kurtarmaya çalışmış, onların beynelminelci, bananeci, hazırlopçu değil millî ve manevi şuura sahip, geleceğin güçlü ve büyük Türkiye’sini ve Turan’ı kurmaya namzet bir gençlik yetiştirmeye çalışmıştır. Türk Milliyetçilerini kalabalıklar içerisinde herhangi bir fert olmaktan kurtararak ulvi bir kimliğe, millî bir hedefe yöneltmiştir.

Başbuğ, Gerçek Bir Türk Aydınıydı

Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in bir diğer önemli özelliği ise Türk Milliyetçisi fikir ve kültür adamlarını bir bayrak altında toplamayı başarmasıdır. Bu sayede hem siyasi birliktelik sağlamış hem de millî ülküye hizmet eden fikir hareketlerinin sağlam bir temele oturmasına vesile olmuştur. O, ne Anadoluculuk gibi dar ve bölgesel milliyetçilik anlayışına ne de Türk Milliyetçilerine uzak ırkçı fikirlere sahiptir. Başbuğumuz, milliyetçi duygularla yetişen Türk gençliğini akılcı ve maneviyatçı bir çizgide tutarak Türkçülük, milliyet anlayışını şu şekilde ortaya koymuştur;

“Türkçülük, milliyetçilik anlayışımız; manevi şuurlanmaya dayanır.

Bu temel üzerinde Türkçülük şuuruna erişmiş, samimi olarak ben Türk’üm diyen herkes Türk’tür. Türkçülük ve Türk’ün tayininde, sapık ölçülere özellikle mezhepçiliğe, coğrafyacılığa, laboratuar ırkçılığına inanmıyoruz. Başka milletleri küçük gören, dünya barışını tehlikeye koyan antropolojik ırkçılık Türk milliyetçilik ülküsünün dışındadır. Milliyetçilik anlayışımız, maneviyatçı, akılcı, demokratik, çağdaş bir milliyetçiliktir. Nazist Hitler ırkçılığının komünist ırkçılığının, her türlü antidemokratik, insan sevgisine dayanmayan emperyalist ırkçılığın karşısındayız.[1]”

Başbuğumuz Alparslan Türkeş, şanlı Türk tarihindeki ulu hakanların, cengâver yiğitlerin mümtaz bir temsilcisi, maziden atiye akıp giden yüksek Türk kültürünün kutlu bir taşıyıcısıdır. Atatürk’ün “fikirlerimin babası” dediği Ziya Gökalp, Gaspıralı İsmail Bey, Hüseyinzâde Ali Bey, Ağaoğlu Ahmet Bey ve Akçuraoğlu Yusuf Bey gibi değerli fikir ve kültür adamlarının manevi mirasını koruyup kollayan ve gelecek kuşaklara aktaran bütün yönleriyle tanınması, anlatılması gereken gerçek bir Türk münevveridir.

Millî Doktrin: 9 Işık

Başbuğ Alparslan Türkeş, yaklaşık iki asırdır Batılılaşmak taassubuyla bir kurtuluş reçetesi arayan sahte aydınlara kuru Batı taklitçiliğinin Türk Milletine yarar sağlamayacağını çünkü her milletin tarihi, kültürel, sosyolojik, coğrafi, demografik yapısının birbirinden farklı olduğunu ısrarla belirterek, Türk Milletini bilimde, teknikte, kültürde, sanatta çağlar ötesine taşıyacak ve Türk Milletinin karakterine uygun yeni bir yolu, millî bir doktrin olarak Dokuz Işık doktrinini ortaya koymuştur.

Başbuğumuz Alparslan Türkeş, millî doktrin Dokuz Işık’ı “Her şey Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından” fikrinden hareketle şu şekilde anlatmaktadır;

“Bizim inancımıza göre, yabancı memleketlerin şartları altında meydana getirilmiş bulunan yabancı doktrinler ve yönetim sistemlerini taklit edilerek Türkiye’nin kalkınması sağlanamaz. Ne kapitalizm ve liberalizm, ne de komünizm Türkiye için yararlı olmaz. Türkiye’yi kalkındıracak sistem ve görüş ancak Türk Milletinin özelliklerine uygun, Müslüman Türk Milletinin realitesini göz önünde bulunduran ve modern ilim ve tekniği yol gösterici kabul eden millî bir görüş olmalıdır.[2]”

Bu çerçevede merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş, kuru bir siyaset adamı değil, Türk Milletinin kurtuluşuna vesile olacak millî bir doktrini ortaya koymuş, Türk Milliyetçilerini bir bayrak altında toplamayı başarmış, Türk gençliğini yabancı ideolojilerin lejyonerleri olmaktan kurtararak tarihin onlara yüklediği sorumluluğu hatırlatmış bir kültür, bir ahlak, bir aksiyon velhasıl eşsiz dava adamıdır.

Başbuğ Türkeş’te Devlet Sevgisi

Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş ile ilgili ne yazsak, onu nasıl anlatmaya çalışsak da mutlaka bir yanı eksik kalacaktır. Ancak onun devletçilik özelliğine bilhassa vurgu yapmamız, devlete bakışını ortaya koymamız bugünkü Milliyetçi-Ülkücü Hareketin siyasi duruşunu anlamamız için önem arz etmektedir.

“Fikir, ülkü ve dava bakımından en güçlüyüz. En asil fikirler bizim fikirlerimizdir” diyen Başbuğumuz 9 Işık isimli eserinde şu dikkat çekici uyarıyı yapmaktadır;

“Hedefi iyi bilmeliyiz. Davayı iyi kavramalıyız. Hedef, Türk Milletinin birliğini koruyarak, toprak bütünlüğünü koruyarak, Türkiye Cumhuriyetini koruyarak, en kısa zamanda ilimde, teknikte en yüksek seviyeye çıkarmaktır; ahlâkta, maneviyatta en yükseğe çıkarmaktır[3]”

İşte bu yüksek anlayış, samimi kavrayış neticesinde Başbuğumuz Alparslan Türkeş’e yüksek bir sadakat duygusuyla bağlanan Milliyetçi Ülkücü Hareketin mensupları, Türkiye’yi Sovyet emperyalizminin kucağına atmak isteyen hainlere fırsat vermemiş, kâh şehit olmuş kâh güneş görmez zindanlarda çile çekmiş ama asla devletini teslim etmemiş, Türk Milletinin istiklal ve istikbalini korumuştur.

Milliyetçi Ülkücü Hareket, Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in ifade ettiği üzere devletine ve milletine olan derin sevgisinin bedelini ya şehit olarak, ya da gazi olarak ödemiş ancak karşılığında en küçük bir menfaat beklememiştir. “Devleti kurtarmak size mi kaldı?, Sen de yaşıtların gibi gez, eğlen” gibi milli haysiyet yoksunu uyarılara maruz kalmış, bugün de kalmaya devam etmektedir.

Bugün ülkücü dünya görüşünü kavrayamamış, Başbuğ Türkeş’i anlayamamış bazı idrak kıtlığı çekenler Cumhur İttifakı’nın mimarı Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’ye ve Milliyetçi Ülkücü Harekete haksız ithamlarda bulunmakta, sözde milliyetçilik adına ahkâm kesmektedirler.

Başbuğ’un Devlet Adamlığı

Tam bu noktada Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in siyasi hayatından önemli bazı örnekleri paylaşmamız yerinde olacaktır…

12 Eylül öncesi sokaklarda şiddet, gerginlik hat safhadaydı. 1977 seçimlerinde Ecevit’in CHP’si birinci parti olmuştu ancak milletvekili sayısı Meclis Başkanı’nı seçmeye yetmiyordu. 17 milletvekili olan MHP kime oy verirse o seçilecekti. MHP, ülkedeki gerginliği azaltmak adına bir bildiri yayımlayarak ‘Ilımlı bir CHP’liye Meclis Başkanlığı için oy verebileceğini” açıkladı.

Ilımlı bir siyasetçi olan CHP Zonguldak milletvekili Cahit Karakaş MHP’nin oyuyla Meclis Başkanlığı’na seçildi… Ecevit, Başbuğ Türkeş’e teşekkür etti.

Başbuğ Alparslan Türkeş, 20 Ekim 1991 genel seçimlerinde Refah Partisi (RP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) ile ittifak kurmuş, seçimlere ise Refah Partisi çatısında girmiştir[4]. Başbuğ Türkeş, beraberindeki 18 milletvekili ile 29 Aralık 1991’de yeniden MÇP’ye katılarak Genel Başkan olmuştur.

1991 seçimleri sonucunda hükümet kurma çalışmaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Ya yeniden seçime gidilecek ya da olası koalisyon hükümetine destek verilecekti. 12 Eylül partileri kapatınca CHP’nin yerine SHP kurulmuştu. DYP ile SHP koalisyon kuracaktı ancak güvenoyu için yeterli sayıya ulaşamamıştı. Başbuğ Türkeş, tarihe 49. Hükümet olarak geçen 7. Demirel hükümetine güvenoyu verdi ve DYP-SHP koalisyon hükümeti göreve başlamış oldu.

Başbuğ Türkeş, TRT’de katıldığı bir programda, bugün de MHP’nin haklı ve ilkeli duruşunu açıklarcasına “Muhalefet yapmak için muhalefet yapma görüşünü benimsemedik” diyerek, memleketin istikrarını her şeyden önce düşündüklerini, ekonomide bunalımlı bir döneme girildiğini ve bölücü terör karşısında Türkiye’nin istikrara ihtiyacı olduğunu vurguladı. Başbuğ, DYP-SHP hükümetinin koalisyon protokolünü incelediklerini ve orada 12 Eylül kalıntılarının Türkiye’den tamamıyla temizlenmesinin taahhüt edildiği için güvenoyu verdiği açıklamıştır.[5]

Tarih, Başbuğ Türkeş’i Haklı Çıkardı

Başbuğ Alparslan Türkeş, o kadar büyük devlet adamıdır ki, o şahsına yapılan fenalıkları asla ama asla devlet işlerine karıştırmazdı.  Öyle ki,  devletin âli menfaati için 3 Mayıs 1944’ün üzerinden tam 49 yıl sonra devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü’nün Başbakan yardımcısı olduğu hükümeti desteklemiştir. Nitekim Başbuğ Türkeş’in engin öngörüsü yine tecelli etmiş, 21-23 Mart 1993 tarihleri arasında Antalya’da ilki gerçekleştirilen ve Nevruz gününe denk getirilen Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı’na dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakan Süleyman Demirel, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın yanı sıra Erdal İnönü de katılarak, Türklerin Ergenekon’dan çıkışını temsilen örs üzerinde demir dövmüştür[6].

Ne var ki Başbuğ Türkeş’in bu devlet yanlısı ve ülkedeki siyasi tansiyonu düşürecek millî duruşu parti içindeki bazıları tarafından idrak edilememiştir. Nitekim çok geçmeden parti içindeki bazı isimler Başbuğ Türkeş’e çeşitli iftiralar atarak BBP’yi kurmuşlardır. Kendilerine ülkücülüğü öğreten Başbuğ Türkeş’e ve MHP’ye karşı siyaset yapmışlar ancak “ülkücüyüz” demekten de geri durmamışlardır.

Başbuğ Türkeş, başka bir partiye giderek siyaset yapanların “Biz de ülkücüyüz. Ülkücülük kimsenin tekelinde değildir” şeklindeki hezeyanlarına sert tepki göstererek, günümüze de ışık tutan şu anlamlı sözleri söylemiştir; “Ülkücü Milliyetçi Hareket Partisi’nde olur. MHP’de bulunmayan ülkücü değildir. Gittiği yerin damgasını yer!”

Başbuğumuzun sağlığında yaşanan bu olayların benzeri günümüzde de yaşanmakta ancak Başbuğ Türkeş’in yolundan ayrılmayan Milliyetçi Ülkücü Hareketin mensupları Liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendi’nin emrinde partisine ve ocağına sahip çıkmaktadır.

Adı Devlet, Derdi Millet

Başbuğ Alparslan Türkeş’in Türk Milletine bıraktığı iki kutlu miras vardır. Birisi Milliyetçi Hareket Partisi, diğeri ise Ülkü Ocakları’dır.

Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin emrindeki Milliyetçi Ülkücü Hareket, Başbuğumuzun iki mukaddes emanetine gözü gibi bakmakta, ondaki millî hassasiyet, devlete olan sadakat, Türk Milletine duyulan derin sevgi devam etmektedir.

Başbuğumuzun yakın dava arkadaşı, emanetlerinin koruyucusu Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi, merhum Başbuğumuzun yolundan gitmiş, siyasi ikbal ve menfaatleri elinin tersiyle itmiştir.

Türk siyasi hayatında “Önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben” anlayışını ortaya koyan yine odur.

Türk devletinin içine sızan FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişimi göstermiştir ki, binlerce şehidimizin bizlere emaneti Türk devleti büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Sözde müttefik ABD’nin binlerce TIR silah yardımı yaptığı PKK/PYD terör örgütü ülkemizi kuşatmaktadır. Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanımız saldırı altındadır.

Bu şartlar altında Milliyetçi Ülkücü Hareket elbette devletinin ve milletinin yanında olmalıydı. Nitekim oldu da…

Başbuğumuz Alparslan Türkeş yukarıda verdiğimiz bazı örneklerde olduğu gibi, Türk Devletinin çıkarları söz konusu olduğunda şahsına ve partisine yapılan fenalıkları bir kenara bırakıp, bir devlet ve millet adamı olarak ülkücü bir tavırla hükümetlere destek çıktıysa bugünde Cumhur İttifakı’nın temelinde bu yatmaktadır. Bugün Cumhur İttifakı’nın önemini kavrayamayanlara en güzel cevap Başbuğumuzun 1993 yılında ortaya koyduğu ülkücü ahlakta, siyasi anlayışta gizlidir.

Merhum Başbuğumuzun siyasi ferasetini ve millî duruşunu anlayamayanların bugün Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’yi ve Cumhur İttifakı’nın ruhunu anlamaması gayet normaldir.

Ülkücüler için söz konusu vatansa, elbette gerisi teferruattır.

Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin 6 Temmuz 2010 yılında TBMM Grup Toplantısında yapmış olduğu konuşmada, hükümete millî bir çağrıda bulunmuş ve şöyle seslenmişti;

 “Şayet konu millî meseleler olursa, milletin gelecek kaygıları olursa günlük siyasetin üstünde bir fedakârlık yaparak milletimize hizmet yolunda uzlaşma aramaya da hazırız. Terörle ve bölücülükle mücadelede bizim fikirlerimizden yararlanmak isteyenlere kapılarımızı aralamaya hazır olduğumuzu da açıklıyorum. Eğer, Başbakan Erdoğan, Türk millî kimliğine bağlılığını açıklıyorsa, Amerika Birleşik Devletlerini dinlemeyeceğini, Barzani’ye haddini bildireceğini, yabancı başkentlere kulağını tıkayacağını ve Kandil’e gidip terörü teslim alacağını söylüyorsa; bizim için hiçbir engel kalmamıştır. Bunları kendisinden duyduğumuz anda elimizi uzatırız ve bugüne kadar kamuoyuna yaptığımız teklifleri kendisine hatırlatırız. Zira bizim için milletin varlığı ve devamı kendi varlığımızdan ve siyasi projelerimizden çok daha önemli ve önceliklidir. Siyaset hedefimiz Türk milletinin mutlu ve müreffeh yaşaması, onurlu ve huzurlu bir hayat sürmesi üzerine şekillenmiştir. Bu yüksek gaye için günlük siyasi hesapların içinde olmayacağımız, ‘önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben’ anlayışı ile hareket edeceğimiz geride kalan uygulamalarımızla sabittir”[7]

Bu bakımdan Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin ifadesiyle “Cumhur İttifakı, Kuvayı Millîye ruhudur. Cumhur İttifakı, Millî Mücadele şuurudur. Cumhur İttifakı, felahı vatan ufkudur. Cumhur İttifakı, bizatihi Türk milletinin duruşudur”[8]

Başbuğun Emaneti Emin Ellerde

Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in bizlere bıraktığı iki kutlu mirasından biri Milliyetçi Hareket Partisi diğeri ise Ülkü Ocakları’dır. Bu her iki emanette emin ellerde, liderine sadakatle bağlı inanmış yüreklerdedir. Başbuğumuzun bu iki emanetini ele geçiremeyen siyasi çizgileri çarpık, zihinleri bulanık, yürekleri karanlık odaklar bu kez Türkeş ismi üzerinden nemalanma yarışına girdiğine, hayâsızca Başbuğumuzu istismar ettiğine şahit olduk. Ancak merhum Başbuğumuzun iki kutsal emanetine ve ülküsüne sahip çıkan Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi, Türkiye Alparslan Türkeş Siyaset Akademisi Vakfı’nı (TASAV) kurarak Türkeş ismi üzerinden Milliyetçi-Ülkücü Hareketi karanlık senaryolara figüran yapmak isteyenlere izin vermemiş, Türkeş isminin karanlık mahfillerde siyaset malzemesi yapılmasına engel olmuştur. TASAV gibi kıymetli bir kuruluşun vakıf başkanlığını Liderimizin yapıyor olması bizim için büyük bir şeref ve mutluluktur. Bu vesileyle kendilerine ve vakfın kuruluşunda emeği geçen kıymetli isimlere şükranlarımı arz ediyorum.

Cennetmekân Başbuğumuzu anlatmaya kelimeler kifayetsiz, cümleler eksiz kalır.

Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun!


[1] Alparslan Türkeş, Dokuz Işık, İstanbul, Bilge Oğuz Yayınları, 2015 s.200.

[2] Alparslan Türkeş, Dokuz Işık, İstanbul, Bilge Oğuz Yayınları, 2015 s.165-166.

[3] Alparslan Türkeş, Dokuz Işık, İstanbul, Bilge Oğuz Yayınları, 2015 s.269.

[4] https://tr.wikipedia.org/wiki/Milliyetçi_Çalışma_Partisi

[5] https://www.youtube.com/watch?v=q1VNeWYc2hE

[6] https://www.tudev.org.tr/kurultaylar/

[7] https://www.youtube.com/watch?v=CskR1ia3ZJc

[8] https://twitter.com/mhp_bilgi/status/1414900979179433991

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.