Rum-Yunan ikilisinin tek taraflı silahlanma adımları ve üçüncü ülkeleri adaya çekme gayretleri karşısında, Ankara ve Lefkoşa’dan dünyaya sarsılmaz bir kararlılık mesajı verildi: KKTC’nin egemen eşitliği, iki devletli çözüm iradesi ve Türk askerinin adadaki varlığı tartışmaya kapalıdır.
Doğu Akdeniz, enerji hatlarından deniz yetki alanlarına, küresel ticaret koridorlarından bölgesel askerî üslenmelere kadar 21. yüzyılın en çetin jeopolitik rekabet alanlarından biri olmaya devam ediyor. Bu stratejik satranç tahtasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), yalnızca Kıbrıs Türkü’nün hürriyet ve bağımsızlık kalesi değil, aynı zamanda Mavi Vatan doktrinimizin ve Türk dünyasının Akdeniz’e açılan uç beyliğidir (Anadolu Ajansı).
Son dönemde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın KKTC temaslarında bir kez daha teyit ettiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Türkü’nün iktisadi kalkınmasına, güvenliğine ve uluslararası eşit statüsüne yönelik desteğini hiçbir şarta ve baskıya boyun eğmeksizin sürdürmektedir (Yeni Şafak, Gıynık Gazetesi).
Tüketilmiş Federasyon Masallarına Son
Yarım asrı aşkın bir süredir Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütülen müzakere süreçleri, Rum tarafının Türkleri adanın eşit ortağı olarak görmeyen şovenist zihniyeti nedeniyle iflas etmiştir. 2004 Annan Planı’ndan Crans-Montana görüşmelerine kadar her uzlaşı girişimini tek taraflı bozan Rum yönetimi, bugün de Batılı güçleri arkasına alarak adayı bir silah deposuna dönüştürmeye çalışmaktadır.
Bu gerçekler karşısında ortaya konan “Egemen Eşitlik Temelinde İki Devletli Çözüm” vizyonu, dönemsel bir taktik değil, sahadaki fiilî durumun ve tarihî hakkın kaçınılmaz bir sonucudur. Adada iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı devlet vardır.
Türk Askerinin Varlığı Kırmızı Çizgidir
Rum sözcülerinin ve bazı Batılı odakların dillendirdiği “Türkiye’nin garantörlüğünün sona ermesi ve Türk askerinin adadan çekilmesi” yönündeki hezeyanlar, Kıbrıs Türkü için 1974 öncesinin karanlık katliam günlerine davetiye çıkarmaktan farksızdır.
Muratağa, Atlılar, Sandallar ve Kanlı Noel hafızasını yüreğinde taşıyan Türk milleti için Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adadaki varlığı pazarlık konusu yapılamaz; adadaki huzurun, barışın ve can güvenliğinin yegâne garantisidir.
Türk Devletleri Teşkilatı ile Bütünleşen KKTC
KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nda (TDT) anayasal adıyla gözlemci üye olarak yer alması, Türk dünyasının Akdeniz’deki ayrılmaz bir parçasının tescilidir. 29 Ekim’de Ankara’da toplanacak 13. TDT Zirvesi’nde de KKTC’nin diplomatik ve iktisadi mevcudiyetinin pekiştirilmesi, tecrit duvarlarının birer birer yıkılması yönünde tarihî bir eşik olacaktır.
Mavi Vatan’dan taviz vermeyen, Kıbrıs Türkü’nün hakkını çiğnetmeyen bu millî duruş; Türkiye’nin ve Türk dünyasının Akdeniz’deki sarsılmaz kalkanıdır.