Bu üç cümleye dikkat

Bu haber 19 Aralık 2013 - 7:34 'de eklendi ve 926 kez görüntülendi.

ÜÇ cümle dikkatimi çekti…
İnsana, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun başına nelerin geleceğini düşündüren cümleler…
Birini AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner söyledi, dedi ki:
-Gözaltı sonrasında serbest bırakılabilirler…
Büyük ve çok ama çok anlamlı bir iddia…
Diğer cümle, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan‘a ait; oğlu gözaltında, bırakılması için gayret sarf ediyor mu bilemiyoruz, o da şunu söyledi:
-Bu soruşturmadan bir şey çıkmaz…
Gelelim üçüncü cümleye; o da Başbakan Erdoğan‘a ait…
Çok anlamlı, Konya’da söyledi:
-Türkiye, üzerinde operasyon yapılacak bir ülke değildir… 
* * *
Her üç cümle peş peşe sıralandığında ortaya, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun daha ileri taşınmayacağı olasılığı çıkıyor.
Nitekim bunun işaretini önceki gün gördük; İstanbul’daki operasyon ekibi tırpanlandı, beş Emniyet Şube Müdürü görevden alındı, yerlerine başkaları atandı. Ardından, Ankara Emniyeti tırpan yedi, 18 emniyetçinin yerine yeni isimler atandı. Hepsinin suçu, görevi kötüye kullanmak diye açıklandı. Yani bu denli büyük bir yolsuzluk ve rüşvet olayına el koymak, görevi kötüye kullanmak sayıldı.
Lâ havle velâ kuvvete…
Gelin de operasyonun sonucundan endişe etmeyin…
…………………………
Dolaşan söylenti sizin de kulağınıza gelmiştir…
Bu müdürler cemaatçiymiş…
Hakan Şükür‘ün istifasıyla hızlanan AKP-Cemaat çekişmesini seçime az bir zaman kala pekiştirmek istemişler…
İddia bu; Erdoğan çarşamba günü konuya ilişin konuşurken “Onlar” diye bahsederek Gülen Cemaati’ni hedef aldı. Alenen söylemedi ama Başbakanı dinleyenler cümlelerinden bu anlamı çıkardı.
* * *
Eğer aralarında başgösteren niza, daha ileri taşınırsa, siyaseten zararlı çıkacak taraf herhalde cemaat olmaz, AKP olur. Nitekim bu korkunun Erdoğan’ı sardığı, Konya’daki konuşmasından anlaşıldı. Sert ifadelerle cemaate göndermeler yaptı…
AKP kurmayları, cemaatin tabanının siyasal iktidarla hiçbir sorunu olmadığını söyleyerek hem moral depolamaya hem seçmenleri etkilemeye çalışıyor. Lâfı, üstü örtülü olarak “Sorun Gülen Hocaefendi” demeye getiriyorlar…
Oysa biliniyor ki Fethullah Gülen, sorun olmaktan hep kaçınmış, soruna yol açacak tavır takınmamış ve konuşma yapmamış biri. Vaazlarının itibar görmesi de galiba bundan…
Öyle anlaşılıyor ki taraflar 
devleti ele geçirmeye çalışıyor! 
* * *
Herkes aynı görüşte, bu operasyon sonuna kadar götürülmeli…
Başbakan da, kabinesinin şaibeden kurtulması için operasyonun sürmesini sağlamak zorunda.
Soruşturmayı başında durdurmak, seçime şaibeli olarak gitmeye rıza göstermek demektir; en müptedi siyasetçi bile bunu yapmaz ve kabullenmez…
Erdoğan’ın, soruşturma için “Nereye kadar giderse gitsin” demesi lazım. Bunu yapması, siyasal itibarını toparlaması için şart.
* * *
SİYASETTE yıllarca bulunmuş olmakla övünenlerin hiç hata yapmamaları gerekir…
Halk, Meclis sıralarında dirsek çürütmüş, saçlarını değirmende değil de yasama görevi yaparken ağartmış olanlardan, herhangi bir hata sadır olmamasını istiyor ve bekliyor…
Aksine tanık olunca da üzülüyor…
…………………………..
Bu gerçeği bilen siyasetçilerin çok olduğu partilerden biri de AKP’dir…
Erdoğan ve hükûmeti, nasıl oluyor da sermayeyi karşısına alıyor…
Başbakan Konya’da maalesef, sermayeyi ve medyayı hasım ilan etti…
İnsanın aklına hemen “Bu iki güce dönük yeni yaptırımlar mı geliyor” düşüncesi saplanıyor…
Geliyor mu dersiniz…
…………………………..
Başta Tofaş olmak üzere Koç Grubu‘nun en baba şirketlerini vergi kontroluna tâbi tutarak astonomik cezalar kesmek, AKP’nin sermaye, özel teşebbüs ve girişimcilik gibi ekonomik değerlerin üzerine kin ve öfkeyle gittiğini gösteriyor…
Ortada niza yokken sermayeden yana olacaksın, başlarsa karşına alacaksın…
Türk ekonomisini ayakta tutan özel teşebbüs ve sermaye, bu durumda senden ürkmez mi!
Milli Kalecimiz Varol Ürkmez ama sermaye ürker, girişimci ürker, ticaret erbâbı ürker, herkes ürker…
O zaman da hem ülkeye, hem halka, hem AKP’ye yazık olur!
* * *
HAKAN Şükür‘ün istifasının yankıları sürüyor…
Erdoğan etrafına, istifayla hayal kırıklığı yaşadığını söylemiş; olacağı buydu. Şükür tercihini kullandı, Fethullah Gülen Cemaati‘nden olmayı yeğledi…
AKP’den istifa etti diye vekillikten de istifası mecburi yön değil, ihtiyari bir yön. Anayasada ve yasalarda aksine bir hüküm yok. Yani yasalar partisini terk eden vekile, “Sıfatını da terk et, sine-i millet’e dön” demiyor.
…………………………
AKP, ortaya çıkan bu durum karşısında Gülen Cemaati’nin yerine başka cemaatlerle yakınlaşma kurmak isteyebilir mi?
Nabız yoklaması yapan partililer var, demek ki isteyebilir…

Geçenlerde bir gazete, cemaatlerin kime oy vereceklerini yazdı; derinliği olmayan bir araştırma.
Mevcut cemaatler arasında AKP’ye oy verenler çoğunlukta ama önemli bölümü bu defa kararsız görünüyor. Sadece Cübbeli Ahmet Hoca’nın mensup olduğu İsmailağa Cemaati AKP’de ısrar edebilir…
Bir de Adnan Hocacılar var, AKP’ye onlar da oy veriyor…
Diğerlerinde kişiye baskı yok gibi, herhalde isteyen istediği partiye oy verebilir.

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments