ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

Sahtekârlık ve küfür

Bu haber 13 Şubat 2014 - 12:47 'de eklendi ve 802 kez görüntülendi.

   GELDİLER, etraflarında kimler varsa hepsini sahtekârlığa özendirdiler, cümbür cemaat sahtekâr oldu…
   Artık bu ülkede sahtekârlık da meslekten sayılıyor…
   Meşakkatli iş ama getirisi pek tatlı olmalı ki ummadığınız insanın bile hayatını, sahtekârlık üzerine kurduğuna tanık olursunuz…
   Bu konuda ne görmek isterseniz gazetelere göz attığınızda sahtekârlığın enva-i kesiresi ile burun buruna gelirsiniz. 
   * * *
   Sahtekârlık mesleğinin temeli yalana dayanıyor; “inandırıcı (!) yalan” söylemeyi beceren, uzman sahtekâr olarak dikkat çeker ve sahtekârlar dünyasında da ihtiramla karşılanır…
   Bahsettiğim bu yapılanmanın örneklerini gazetelerde arayıp bulun…
   “Gazetelere baktığımız zaman sahtekârların dünyası film gibi gözlerimizin önünden geçip gidiyor” diyerek önerimi fuzuli saymayın; sahtekârlığın biri bile silinip kaybolmaz, hepsi toplumun belleğinde iz bırakır ve insanlara ibret malzemesi olur… 

Ergun KAFTANCI

Ergun KAFTANCI

   * * *
   –Ne var oğlum senin evinde.
   –Hiçbir şey yok baba.
   -Para ne var.
   Kendi param üç beş kuruş kalan param.
-Kaç para?
   -Sen biliyorsun
   -Kaç lira oğlum?
   -1 trilyon civarı param var o kadar.
-Evet evet. Tamam oğlum. El koydular mı paraya ?
   -Yok arama yapıyorlar.
Senin şimdi anladığım kadarıyla ……ile bir rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar. Diyeceksin ki bir danışmanlık ilişkim var. Gayrıresmi danışmanlık yapıyorum. Benim alacaklı olduğum dayımın oğlu bunların yanında çalışıyor. Onun bana borcu var senetlerimiz de var.

Şu baba-oğul konuşması size ne hatırlatıyor kuzum?
 

   Bir sahtekârlığın cümbür cemaat üstlenildiğini değil mi!?
   * * * 
   Bir başka örnek…
   Hükûmet hangi akla hizmet için bilinmez, cep telefonu cihazlarının taksitle satışını yasakladı…
   Satışlar düşmeye başladı…
   Ama ilk şaşkınlıktan sonra satıcılar yasağı deldi ve bir iki bankayla anlaşarak taksitli satışları yeniden gündeme taşıdı. 
   Cihazı kredi kartınızla tek ödemeyle alıyorsunuz, sonra bankaya gidiyor ve ödediğiniz kadar parayı kredi olarak bankadan istiyorsunuz. Banka size bu parayı derhal ödüyor. Bunun için satış fişinin elinizde olması yeterli. Daha sonra aldığınız krediyi taksitli olarak ve faizsiz olarak bankaya aybeay iade ediyorsunuz…
   Nasıl buldunuz, beğendimiz mi bu yasal (!) sahtekârlığı…
   * * * 
   Siyasetçilerin sahtekârlıklarına ve düzenbazlıklarına fazlaca dokunmak istemiyorum; buna gerek de yok. 
   Zira halkımız onları görüyor ve artık iyi tanıyor…
   Bu arada yerel seçime giderken belediyelerin seçmenden oy almak amacıyla promosyon -özendirme- amaçlı -isterseniz hediye de diyebilirsiniz- çalışmaları sürüyor. 
   Dağıtacakları arasında neler yok ki…
   Mesela marketlerde tanesi 9 TL’ye satılan Çin malı kol saatlari var…
   Bir oy’a bir saat…
   2 TL’lik çakmaklar, tanesi 1.5 lira olan lahmacun -Pide diye yutturmaya kalkacaklar- 0.50 kuruş olan ayran, hanımlara kot etek, yelek, kadın iç çamaşırı -Sapık belediyeciler de var demek ki- pantalon, bez çanta, çocuk bezi…
   Bu kafayla giderlerse seçmene kadın bağı bile armağan (!) ederler…
   Bitmedi; promosyon malzemesi arasında bisiklet ve bisikletçi kıyafetleri de var, kaskı da…
   Akılları sıra bunlarla adam kandıracak ve oyları kendilerine akıtacaklar…
   Seçim arenasında fikirleriyle, düşünceleriyle, sevdalarıyla, akıllarıyla mücadele edecekleri yerde halkın parasıyla halkı kandırmak, sahtekârlığın ruhlarına iyice işlediğini göstermiyor mu!?
   Sahtekârlık yalanla orantılıdır; yalan üstüne yalan söyleyen en büyük sahtekârdır!
   Ne demek istediğim herhalde anlaşılmıştır…BİZ DE SENİN DİYEN TERBİYESİZ ÇIKMADI
—————————————————–
   ADAMIN Tayyip Bey’in talimatına uyarak havuza 100 milyon dolar medya kuruluşu edinme parası koymasından sonra ağzı bozuldu ve “Milletin a…. koyacağız” dediği saptandı. 
   Ama bir tek Allah’ın kulu çıkıp da -Mesela Tayyip Bey- “Arkadaş sana bu yakıştı mı, milletin anasına neden sövdün” diye sormadı… 
   Ne o sordu, ne de milletin seçip Çankaya’ya gönderdiği zat…
   Hatta muhalefet dahi düne kadar sessiz kaldı…
   Ve anası saldırıya uğrayan yurttaşlardan biri bile çıkıp küfürbaz iş adamına “Biz de senin…” diye karşılık vermedi…
   Çok şükür Oktay Öztürk var da konu gündeme taşındı. MHP Milletvekili Öztürk Başbakan’ın yanıtlaması için şu soruyu sordu:
   –Sayın Başbakan bu milletin temsilcisisin. Bu milletin haysiyetini, şerefini, onurunu temsil noktasında bulunan adamsın. Bir evlât anasına küfredildiği, bir koca karısına küfredildiği vakit hangi tepkiyi gösterir? Bu millet senin anandır, evlâdındır, bacındır. Bunlara küfredildiği vakit seni harekete geçirebilecek şerefin, haysiyetin nerede? Bunu soruyoruz biz. Hiçbir şey yetmiyor çaldın çırptın utanmadan, yanına aldıklarınla bu milletin anasına küfrettiriyorsun. El haya-ı vel iman derler. Edep yahu edep yahu diye dilinden düşürmediği laflar var ama kendi ayakkabı kutularına girenler pahasına bu edep yahu’yu unutanlara da biz bunu hatırlatıyoruz. Artık bıçak kemiğe dayandı. Bir tek benim anama sövmüyor ki, hepimizin anasına sövüyor.
   Başbakan bu soru önergesine ne zaman ve nasıl yanıt verir bilemiyorum.

   Yalnız ölmüş analarımızı da kapsayam bu küfrün çıktığı ağzın ve gönlün Kasımpaşa lağımından farkı olmadığını görüyor, konuyu gündeme taşıdığı için Oktay Öztürk kardeşime teşekkür ediyor, gözlerinden öpüyorum.TAYYİP BEYE İSPANYOLCA DERS

——————————————
   İSPANYA Başbakanı, ülkemize geldi ve gitti. Konuk Başbakan, Kral’ın kızı prensesin yargılanmak üzere yargıç önüne çıkarılmasıyla, iktidar partisinin polis tarafından aranmasına açıklık getirdi ve şunları söyledi:
   -Savcılık makamının sorumluluğudur. Prenses, herhangi bir vatandaşın olduğu gibi masumiyetini savunmak, suçsuzluğunu kanun önünde ispatlamak zorundadır. Keza parti de. Bu konularda hiç kimsenin kanun önünde birbirinden farkı yoktur. Bu hukuk devletidir ve buna saygı göstermek zorundayız. Yasama, yürütme ve yargı organı herkes, kendine düşeni yapacaktır.
   Özetleyim; İspanya’da iktidar partisi de polis tarafından aranır ama ne polislere, ne savcılara bu nedenle dokunulur…
   Keza Kral’ın kızı dahi sorgulanır ve o da her İspanyol gibi yargılanır…
   Demokrasi, temel hak ve özgürlükler bu tür bahanelerle ortadan kaldırılmaz, özel ve baskıcı yasalar çıkarılmaz.
   Zira, engizisyon mahkemelerinin doğduğu ülkede artık demokratik kurallar geçerlidir; hukuk anlayışı da engizisyon anlayışından kopalı asırlar geçmiştir.
   * * *
   Bitirirken yineleyim:
  Mutlaka gidecekler, hepsini sandıkta göndereceğiz, zira milletimizin zillet altında yaşamaya saniye tahammülü yok…
Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments