SAKIN VURMA!

Asena Kınacı Moral

ŞEHİR VE İNSAN

Ahmet URFALI

Hukuka saygı nerede!

Bu haber 05 Nisan 2014 - 20:32 'de eklendi ve 845 kez görüntülendi.

ANAYASA Mahkemesi’nin kararını beğenmeyip “Saygı duymuyorum” diyen insan, bu açıklamasıyla hukukun varlığını ve üstünlüğünü kabullenmediğini söylemiş olmaktadır.
   Bu ifadenin sahibi Başbakan ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan
   Yani iktidarın başı… 
   Siyasal iradenin başı, AYM’ye saygı duymuyorsa etrafı da saygı duymaz, kendisini duymak zorunda da hissetmez…
   Mesela biri çıkıp da, “Ben Sayın Başbakanımızın aksine Anayasa Mahkemesi’ne saygı duyuyorum” dese araları derhal açılır…
   Dürüst bir açıklamanın getireceği sonuç peşinen bilindiğinden herkes susar, hukukun varlığını ve üstünlüğünü liderle birlikte reddetmeyi siyasal hayatının kazaya uğramamsı için kurtuluş yolu sayar
   Siyasetçi için liderin gözünden düşmek büyük felâkettir…
   Gözden düşüp silinen onlarca siyasetçi gördük, bugün biri bile ortalıkta yok! 
   Lidere kayıtsız şartsız biat eden her siyasetçi, silinip gitmek yerine adının başına, “Hukuk düşmanı” sıfatı eklenmesine bile razı olabilir… 
   Gelinen nokta maalesef bu; siyaseti de çıfıt çarşısına çevirdiler!
   Anayasa Mahkemesi’ni bile kendi çizdikleri çizgilerin içine hapsetmeye kalkıyorlar. Adalet Bakanı’nın bu yöndeki beyanı, hukuk dendiğinde neyi nasıl anladıklarını göstermiyor mu! 
   Şimdi bir soru; sizce AKP’de “Hukuk düşmanı” sıfatından âzade kaç vekil vardır!?
   * * *
   İktidarın evrensel hukuk normunun dışında oluşturduğu kendi hukuku ve ona dayalı yargı anlayışı, adaletin bihakkın tecelli etmesini engelliyor. 
   Silivri’de görülen davaların tartışılır olması ve verilen kararlar üzerinden yargıya yapılan eleştiriler, bütünüyle AKP hukukunun yani egemen siyasal anlayışın evrensel hukuk ilkeleriyle bağdaşmaması yüzünden değil mi?
    Uzun tutukluluk süresi yüzünden tahliye edilmeyen MHP Milletvekili Engin Alan Paşa bırakılsaydı hakkındaki hükmün kesinleşmesine kadar yasama görevini yapıyor olacaktı. Ama AKP hukuku buna izin vermedi, Engin Paşa bu görevinden alıkondu. 
    Hangi demokrasinin hukukunda böyle engeller ve bu kadar uzun tutukluluk süresi var?
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nin uzun tutukluluk süresinin ceza olduğuna dair kararına karşılık süreyi kısalttık ve 10 yıldan 5 yıla indirdik…
    Sanki marifet yaptık…
    Demokrasiyi özümsemiş ülkelerin hukuk anlayışında, tutukluluk süresi en fazla bir yıl. Oralarda yargı siyasal baskı altında olmadığı ve yargılama mekanizmalarında da çağdaş anlayış olan “Hız” egemen kılındığı için, soruşturmalar erken bitiyor, yargılamalar hemen başlatılıyor…
    Biz bunu yapamıyoruz…
    Zira bizde kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırıldı; yasama, yürütme, yargı iktidarın eline geçti…
    Kurumlar, iktidarın vesayeti altında olduğundan hak, hukuk ve adalet için süre belirlemekte de herkes onun ağzına bakar oldu.
    * * *
    Bu anlayışın sahipleri demokrasiden bahsederken görüyorsunuz hiç utanmıyorlar…
    Şurası gerçek ki demokrasi ancak demokrat insanların elinde güzeldir…
    Lâfta demokrat olanların elinde ise o ülke, Türkiye’den farklı bir konumda olamaz, hali halimize benzer!
    Türkiye, demokrasi konusunda koalisyon hükümetleri döneminde çok yol aldı.
    Siyasal, hukuksal, sosyal ve ekonomik sorunlar hiçbir zaman bugünkü kadar büyük olmadı. Demek ki tek parti iktidarı ülkeye yaramıyor. Farkında olmalıyız artık; demokrasi ancak çok partili bir iktidar sürecinde yaşayabiliyor…
     Aksi halde yerini otoriter ve oligarşik bir anlayışa bırakıyor.
     * * *   
     Yerel seçimin sonuçlarına ilişkin itirazlardan hasıl olacak sonuçların açıklanması da bitmek üzere.
     Birkaç gün sonra ülkenin gündemine başka konular yerleşecek…
     Mesela Cumhurbaşkanı seçimi…    
      Bir diğer önemli konunun faizler olması muhtemel. Başbakan yüksek faizden şikayetçi; Merkez Bankası’nın oranı düşürmesini istiyor.
     Ona göre faizler düşerse yabancı yatırımcının Türkiye’ye gelme olasılığı da o kadar yükselir…
     Erdoğan bunu söyledikten bir saat sonra dolar 2.14 TL’ye fırladı. Bu tür kıpırdanmalar, yabancı yatırımcı beklentimizi hayal haline getiriyor. Nitekim seçime giderken Türkiye’den kaçan yabancı yatırımcılar oldu; o nedenle şu veya bu şekilde, doğrudan ya da konuşmak suretiyle kurla oynamamak, onu etkilememek lâzım…
      Ülke gündeminde bu konular yer alınca ülkeyi saran ve “Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, karapara aklama, ihalelere fesat karıştırma” olaylarıyla derlenip bir araya getirilen konu unutulacak mı?
    Bu mümkün değil…
    Yapılmış ve yapılacak operasyonlar ve şüpheliler, önünde sonunda yargıya düşecek…
    Haklarında fezleke hazırlanmış siyasetçiler, yasamadaki güçleri sayesinde yakalarını sıyırsalar bile, oğulları ve onların bağlantılı olduğu isimler yasadan kaçamayacak…
    Kin kusmuyorum, sadece bir hukuk devletinde olacaklardan bahsediyorum…
    * * *
    Siyasetin dışında bir konuya da değinmek isterim; Amerika Birleşik Devletleri’nde tam 62 büyük alışveriş merkezi, ekonomik sorunlarla başa çıkamayan mağazaların teker teker kapanması sonucu kullanılmaz hale gelmiş…
    Hepsinin kapısına kilit vurulmuş ve milyonlarca dolarlık yatırım çürümeye terkedilmiş…
    Bizde de böyle bir süreç yaşanabilir…
    Seçimden sonra ailece İstanbul’u gezmeye çıktık, adım başı AVM ile karşılaştık. Bir ikisine girip çıktık, mağaza sahipleri iş yapamamaktan şikâyetçi. Kapatanlar ya da kapatmayı düşünenler var. Bizdeki AVM’lerin kapısına da bir süre sonra kilit vurulursa şaşırmam…
    Koskoca Amerika’nın 62 AVM’yi yaşatamaması dikkate değerdir. O yaşatamadığına göre biz mantar gibi biten AVM’leri nasıl yaşatacağız?
    AVM’deki mağazaların pahalılığı tırmandırdığı da bir vakıa. Halkı kazıklamak suretiyle idame-i hayat düşüncesiyle nefes alıp vermek, herhalde en rezil yaşam biçimlerinden biri olmalı!

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments