ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

Paralel devlet ne ola…

Bu haber 04 Nisan 2014 - 12:51 'de eklendi ve 639 kez görüntülendi.

SEÇİMİN üzerindeki şaibe dağılmış değil; seçim yapılalı hafta olacak, sandık sonuçlarına itirazlar sürüyor.
   Öyle anlaşılıyor ki birçok yerde sandığı yeniden ortaya getirmek lâzım. Ancak buna seçimin sorumluluğunu taşıyanYüksek Seçim Kurulu karar verebilir, zaten bu kurum da yargı mercii değil mi!?
   YSK’nın bu yöndeki taleplere olumlu yanıt vermesi zor. 
   Zira talepler daha çok CHP ve MHP’den geliyor. 
   AKP ve RTE, kurumun iki muhalefet partisinin talepleri doğrultusunda karar vermesini engelleyebilirler. YSK bir yargı kurumu olsa da siyasal iradeye merbut bir yapıya sahiptir…
   O irade “Hooopp, dur bakalım” dedi mi herkes durur…
   Dolayısıyla YSK’dan bazı yerlerde seçimi yenileme kararı beklemek beyhudedir!
   * * *
   Seçim bitti gitti; iktidar oyların yüzde 43.30’unu aldı. Bunu başarı sayan AKP’liler çoğunlukta, onlara göre halk iktidara güvenini tazeledi…
   Acaba öyle mi?
   Hesaba bakarsanız iki muhalefet partisinin oy toplamı yüzde 43.31. Muhalefet yapan öteki partilere verilen oylar bu orana dahil değil; bir de o oylar var. Böylece ülkenin yarısına yakın kısmı AKP iktidarına güven duymadığını göstermiş oldu. 
   O nedenle böbürlenmenin âlemi yok…
   Seçimden önce akl-ı evvel tipler, AKP’nin yüzde 50 ve üzerinde oy alacağını iddia ediyordu…
   Gördüler ne kadar oy alındığını…
   Bu seçim, AKP’nin giderek güven ve oy kaybettiğini, bunun da artarak süreceğini gösterdi. 
   * * *
   Milletvekili seçimine daha zaman var; sandık 2015’te önümüze gelecek. Ondan önce cumhurbaşkanını seçeceğiz. 
   Çankaya’ya çıkacak ismi halk mı seçecek, eskisi gibi Meclis mi diye soranlar var. Demek ki iktidar konuya herkesin anlayacağı açıklığı getirmiş değil.
   Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası değiştirildi, artık halk seçecek, yani vekillerimiz değil biz seçeceğiz…
   Şimdiden ortalıkta dolaşan lâflara bakılırsa Gül yeniden aday olacak. İkinci kez adaylığı söz konusu olabilir mi; olabilir zira, yasa kişiye ikinci kez izin veriyor…
   Peki Erdoğan ne yapacak, aday olacak mı?
    Yolsuzluk ve rüşvet olayları patlak vermeden önce aday olmak istediğini ima ettiğini biliyoruz. Ancak son operasyon ve baba-oğul konuşmaları, “Seçilemem” korkusuna neden olunca Tayyip Bey‘de galiba heves kalmadı…
   Yerel seçimde muhalefet cephesinde toplanan oyların varlığı, sadece Tayyip Bey’i değil aday olacak herhangi bir AKP’liyi de -Gül dahil- elbet de endişeye sevkedecek ve insanın aklına “Ya seçilemezsem” düşüncesini takacak…  
   Cumhurbaşkanlığı seçiminde kriz yaşanmaması için tarafların aday ismi üzerinde uzlaşmaları, ülkenin huzuru ve siyasal hayatın kavgasız dövüşsüz yürümesi için elzemdir diye düşünüyoruz.
   Bu yönde CHP‘nin ve MHP‘nin görüşü birbirine çok yakın; iki parti de uzlaşıdan yana. 
   Şayet Gül ve Erdoğan da siyasal hırslarından sıyrılıp kendilerinin dışında önerilecek bir isim üzerinde mutabakata varırlarsa seçim uzamadan ve uygar ülkelerin insanlarına yakışır şekilde yapılıp biter.
  * * *
    Yargıya göre eski Genelkurmay Başkanı’mız emekli Orgeneral İlker Başbuğ‘un bile yargılandığı davanın adınıErgenekon olarak gladio koymuş…
    Gladio Latince bir sözcük, kısa kılıç anlamında; İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD tarafından oluşturulan ve Sovyet yayılmacılığına karşı kullanılmak istenen gizli oluşuma verilen ad…
    Sözcük gladio olarak sadece İtalya’da ve bizde kullanılıyor, başka ülkelerde o tür oluşumlara başka isimler veriliyor… 
    Bizde “Devlet düşmanlığı” yakıştırılanlara bu sözcük ayrıca “Kontr-gerilla” olarak da yapıştırılmış…
    Tutarlı bir saptama değil, çünkü bugüne kadar iktidara muhalif kim olursa olsun kontr gerilla diye suçlandı. Kavramların bile canına okudular!
    * * *
    Ergenekon Davası‘nın gerekçesi 8 ayda yazıldı, nihayet bitti de açıklandı.
    Uzun tutukluluk süresi kısaltılınca tahliye edilenlar, kararın yargıtay aşamasını beklemek durumunda. Cezası onaylanan tutuklanacak; yani o kadar insanın özgürlüğü yeniden ellerinden alınacak…
    Silivri’de görülen davaların, AKP ile ortaklığı döneminde cemaatin tezgâhı olduğu, Erdoğan’ın ipler koptuktan sonra yaptığı açıklamalarla sübuta ermişti.
    Buna rağmen ne siyaseten, ne yargısal olarak adım atıldı…
    Karalamalarla, düzmece delillerle, varsayımlarla, farklı düşüncelerin etkisi altında  kalınarak şüpheli duruma düşürülenler, yıllarca haksız yere sanık sandalyesine oturtuldu. 
    Başta silahlı kuvvetler mensupları olmak üzere, yüzlerce insana kurulan kumpasların hesabı öyle anlaşılıyor ki ne iktidar, ne de yargı tarafından sorulacak…
    Herkesin umudu Yargıtay; bakalım o ne diyecek!
    * * *  
Asıl şimdi “Paralel devlet” adını verdikleri devlet düşmanı oluşumun ipliğini pazara çıkarsalar ya…
    Kimmiş, neymiş bu paralel devlet herkes görsün, öğrensin…
    İddia edilen o paralel devletle AKP iktidarının bir dönem yaptığı köklü ortaklık da bütün ayrıntılarıyla ortaya dökülsün…
 Polise, yargıya, gümrüğe, tapuya, eğitime, sağlığa el ele vererek ne kadar cemaatçi tip soktuklarını da mertçe, erkekçe, namuslu insanlara yakışır biçimde anlatsınlar…
    Sıkar biraz…
    Ayran içtiler ayrı düştüler ya, yaptıkları tek şey kamuda ne kadar cemaatçi varsa yakalarından tutup atmak oldu. Bulaştıkları paralel devlet olgusundan bu yolla sıyrılmaya kalktılar. 
    “Ne istedilerse verdim, ne dedilerse yaptım” diyerek cemaatle fiili bağlantısını ikrar etmiş bir liderin yönetimi hakkında “Bunlar paralel devlete karşı” hükmüne varmak mümkün mü?
    Hem paralel devlet diye suçladığın cemaatle iç içe yaşa ve her dediğini yap, hem de işler bozulunca eski ortaklarını vatan haini diye göstermeye kalk…
    Böyle bir siyasal tarzın Erdoğan’ı ve iktidarını aklayacağını söylemek de mümkün değildir!

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments