YOLLARDA

Kemal Çopuroğlu

Dip Bağlantısından Kopmuş “Mayınlar”

Bu haber 22 Ocak 2015 - 23:23 'de eklendi ve 741 kez görüntülendi.

Babür Hüseyin Özbek

 

İddialı bir toplum olmak istiyoruz; dünyada çok konuda söz sahibi, hatırı sayılır yöneticilerimizle başka milletlere de örnek olalım istiyoruz. Ama sadece istiyoruz. Böyle üst değerlere sahip olmak için; ilkeli, şeffaf, çağdaş ve adil olmak gerektiğinin ise, ne yazık ki idraki içinde değiliz.
  
Dört eski bakan yüce divana gitsin mi, gitmesin mi tartışmaları sürerken Ahmet Davutoğlu “Şeffaflık paketi” ni açıkladı. Açıklama biçimi Cumhurbaşkanı’nın hoşuna gitmedi. Her tarafı çürümüş, tel tel olmuş balıkçı ağı gibi neresinden tutsan elinde kalıyor. Görüntüler televizyon ekranlarına, gazete sütunlarına da yansıdı.
  
İktidar partisine rey veren kitlede bir “eziklik” oluştu. Eskisi gibi kendilerini savunamıyorlar. Ahlâki üstünlük afra-tafraları iflas etti.
  
Halkın içine sindiremediği şimdiki adı ile Ak Saray’da Cumhurbaşkanı 15 yıl aradan sonra kabineyi toplayıp başkanlık etti. Tarih 19 Ocak 2015 (bu sefer hata giderilmiş, o büyük salona, büyük boy İbrahim Çallı’nın yaptığı Atatürk portresi konmuş.) Cumhurbaşkanı’nın sağında Başbakan, solunda Başbakan Yardımcısı B.Arınç var. Toplantının gündemi hayli yoğun. Cumhurbaşkanı ile Başbakan beraber salona geldiler, ama sanki dargın gibiler. Ahmet Davutoğlu’nun yüzü kırmızı ile siyah arası bir hâl almış. Acaba toplantı öncesi o kısa ön görüşmede, Cizre’nin Türkiye hudutları dışında bir görüntü veren kötü hali mi, yoksa ertesi gün yapılacak 4 bakanın meclisteki Yüce Divan oylaması konusunda mı uyumsuzluk oluştu; ser verip sır vermediler. Ama görünen o ki bir problem var; ancak sır satha – yüzeye çıkmıyor, görünmüyor. Dip bağlantısından kopmuş, sürüklenen, çarptığı tekneyi batırmaya hazır “serseri mayınlar” gibi. Az da değil hani(!) 48 tane. Biz Türk toplumu olarak ne oluyor, ne bitiyor bilmiyoruz. Aynı çözüm süreci gibi; muğlak, karanlık.
  
Açık olmadan, şeffaf olmadan, bugün de, yarın da halkın reyini alabilirsiniz, ama bu ebediyen olmaz, olmamalı.
 
RÜZGÂR YÖN DEĞİŞTİRECEK
  
Meclis o hafta çok hareketliydi. Merak edilen, iktidarın milletvekilleri reylerini kullanırken görünmeyen, ama sokaktaki halkın bile hissettiği baskı nerelere kadar gidecekti? Egemen Bağış, Muammer Güler, Zafer Çağlayan ve Erdoğan Bayraktar’ dan biri çıkıp da:  “Ben yargılanmak istiyorum, temiz olduğumu yüce divanda ispat edeceğim” diyebilecek miydi, R.T.Erdoğan’a rağmen o mertliği gösterebilir miydi? 
  
Olmadı. Ağır bir fire vererek, zorlanarak, doyurucu olmayan konuşmalarla aklandılar. Eğer yargılansalar, mahkeme safhasında işin ucu Cumhurbaşkanı’nın başbakanlık dönemine kadar uzanır mıydı? Evet uzanabilirdi. İşte korktukları da buydu! 
  
48 patlayıcı, dip bağlantısından kopmuş, rüzgâra ve akıntıya tabi serseri bir mayın halinde seyrediyor, ilerliyor havası yarattılar. Mecliste hatırı sayılır bir fire veren iktidar şimdiki haliyle Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde bu “gölge ve tabelâdan ibaret Başbakan” la eski performansını gösteremez. Şimdilik dışa yansıyan görüntü bu. Kamuoyu yoklamaları bugün itibariyle gerçeği yansıtmıyor. İktidarın rey oranı %42’lerin altına doğru inmeye devam edeceğe benziyor.
  
Türkiye’de yönetimde dünya normlarında bir şeffaflık yok. İktidarın dini sloganlarla süslü, gerçek dışı aldatmacalarla kaplı tatlandırılmış şekeri, her zaman ağızlarda aynı tadı vermeyecek, seçmen artık gerçeği görecektir. Gidişat bu yöndedir. Rüzgâr yön değiştireceğe, serseri mayınların iktidara ağır zararlar vereceğine dair işaretler var. Muhalefet bile bu kadarını beklemiyordu.
 
ŞEFFAFLIK YOKSA DEMOKRASİ DE OLMAZ
  
14 ve 25 Aralık 2013 çıkmazından sonra alt ve üst gelir tabakaları arasındaki makas hangi yönde ilerliyor, 12 senedir açılıyor mu, kapanıyor mu? 
  
2 ay önce çağımızda “Ekonominin Rock Starı” olarak adlandırılan , “21’inci Yüzyılda Kapital” in yazarı İngiliz ekonomist Thomas Piketty, Pekin’den Londra’ya uçarken 2 gün İstanbul’da kaldı. Gila Benmayor’la uzun bir söyleşi yaptı. 22 yaşında iken M.I.T. ‘de (üniversitede) profesör unvanı alan İngilizlerin “ekonomide Nobel adayı” T.Piketty kendisine sorulan: “Dünyada 10 yılda milyarder sayısı 3 kat artarken, Türkiye’de 10 kat artmış, Forbes’e göre  44 dolar milyarderimiz var, ne dersiniz” sorusuna: “ …bence bu son derece tuhaf bir durum.Sizden kat kat zengin Japonya’dan daha çok dolar milyarderi üretiyorsunuz…” diyor, Batı basının “Pikettymania” diye adlandırılan fırtına ekonomisti. Şeffaflık yoksa demokrasi de olmaz demeye getiriyor uzun yorumunda.
  
İktidar ve iktidarın zirvesi yolsuzlukları savunurken; “Bana darbe yapılacaktı” diye kendine suni set oluşturması, halkı aldatması artık bitmelidir. Komisyonlar ve meclis, “yargı yeri”, “aklanma mekanı” değildir.
  
Hükümet sözcüleri ne derlerse desinler; açıklık, şeffaflık bizde sözden ibaret. Bir zamanlar ülke yönetiminde söz sahibi olduğunu söyleyen 4 eski bakan zorlamalarla temizlenemez. Günü geldiğinde şimdi örtülen, “kara utanç örtüsü” kalkacak, gerçekler “kardelen çiçekleri” gibi gözler önüne serilecektir.
  . 
Oturduğum semtte perşembe günleri pazar kuruluyor. Akşamları tezgâhlar toplanırken kadınlar pazar yerinden geri kalan çürük domateslerin başında koşuşuyor, itişip kakışıyorlar. Onlar halk, onlar bu ülkenin milli gelirden hiç de nasibini alamayan çoğunluğu.
  
Ülkemde dolar milyarderleri hızla artıyor, şaibeli bakanlar yargılanamıyor, Güneydoğu ateş çemberi altında. İktidarın üzerinde oturduğu parlamentoda 48 milletvekili az daha AKP teknesini alabora edecekti, R.T.Erdoğan’ı terletti
  
Dip mayınlarının bazıları kopmuş, “serseri mayın” olma yolunda dibi görünmeyen yosunlu, bulanık sularda ilerleyeceğe benziyor. Bundan sonra Türkiye’nin geleceği, muhalefetin iki ağır topu D. Bahçeli ve K. Kılıçdaroğlu’nun performanslarına ve kadrolarının halkla bütünleşmesine bağlı. 

Babür Hüseyin ÖZBEK
Babür Hüseyin ÖZBEKhozbek44@yahoo.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.