7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri sonucunda oluşan siyasi tablo, tek partiye iktidar olma imkanı vermemiştir. Bu durumda yapılacak olan, siyasi partilerin ortak noktalarda buluşarak bir koalisyon kurup ülkeyi hükümetsiz bırakmamaktır. Bu ülke son yıllarda en çok ötekileştirici ve kutuplaştırıcı nefret dilinden çekti. Şimdi ülkenin ılıman bir siyasi iklime ve uzlaşma kültürüne ihtiyaç vardır. Zaten hiçbirsiyasi partinin, siyasi menfaat hesaplarıyla ülkeyi hükümetsiz bırakma hakkı yoktur.
Şu anda oluşan Meclis tablosunda çok sayıda koalisyon seçeneği bulunmaktadır. Bu seçenekleri genel olarak, “çoğunluğa dayalı seçenekler”, “azınlığa dayalı seçenekler” ve “Meclis dışından seçenekler” olmak üzere üçe ayırabiliriz. Şimdi bu seçenekleri birer birer ele alalım.
c. CHP azınlık hükümeti: AKP-HDP, MHP-HDP veya sadece AKP desteğiyle kurulabilir. Ama bu üç parti de bunu seçmenine izah edemez. Bu nedenle gerçekleşme şansı yoktur.
d. AKP azınlık hükümeti: Bana göre azınlığa dayalı seçenekler içinde gerçekleşebilecek bir numaralı seçenek olarak görülmektedir. Üç partiden birinin desteğiyle kurulabilir. Fakat üç muhalefet partisinin tabanı da, bu seçeneğe sıcak bakmaz, destekleyen parti bir sonraki seçimde çok büyük oy kaybına uğrar. Bu yüzden bu seçeneğin de gerçekleşme şansı yoktur.
f. CHP-HDP azınlık hükümeti: MHP böyle bir hükümete destek olmaz, bu yüzden gerçekleşmez
g. MHP-HDP azınlık hükümeti: CHP desteğiyle kurulabilir. Bu MHP’nin sonu demektir. Bu nedenle hiç düşünülmeyecek tek seçenektir.
3. Bütün bu seçeneklerin dışında;
a. Meclisteki dört partinin üzerinde anlaşacağı bir ismin başkanlığındabir “Milli Mutabakat Hükümeti” kurması veya
b. Dört partinin üzerinde anlaşacağı Meclis dışından bir isminbaşkanlığında bir “Teknokrat Hükümeti” kurulması mümkündür.
Bu iki modelin de, AKP’yi iktidardan düşüren muhalif seçmen kitlesini tatmin etmesi mümkün değildir. Hatta bu modeller bu kitleyi oy verdiğine pişman dahi edebilir.
Görüldüğü gibi, bu dört partili Meclis tablosundan çok sayıda hükümet kurma seçeneği çıkarmak mümkündür. Şu gerçek unutulmamalıdır, ekonomisi ve demokrasisi gelişmiş birçok refah ülkesi koalisyonla yönetilmektedir. Koalisyonlar kaos ve anarşi yaratmadığı gibi, hem istikrarı sürdürür, hem de uzlaşma kültürünü geliştirerek milli birlik ve beraberliğin güçlenmesini sağlar. Bu kadar seçenek varken, hükümet kurulamazsa, bundan en çok dar boğazda olan ülke ekonomisi, dolayısıyla Türk halkı zarar görür. Hükümet kurulamadığı için ülke birkaç ay sonra seçime giderse, seçmenin intikamı büyük olur. Bu süreci kilitleyen parti veya partiler, faturayı acı bir şekilde öder.
MHP Genel Bahçeli’nin seçim gecesi sonuçları değerlendirmeden, “Hükümeti AKP-CHP-HDP kursun, MHP’de Ana Muhalefet Partisi olsun” diyerek koalisyonlara kapıları kapaması yanlış olmuştur. Bahçeli bunu 1999 seçimlerinin ertesi sabahı da yapmış, “Millet DYP ve RP’ne muhalefet görevi vermiştir” diyerek bu partilerin kendisinin Başbakanlığında kurulacak MHP-DYP-RP Hükümetine yolları tıkamış, DSP ve ANAP’la hükümet kurmayı tercih etmiştir. Bence yanlıştan dönmek bir erdemdir. Bahçeli yeniden MHP’nin de içinde bulunacağı koalisyon seçeneklerine kapısını açmalıdır. Aksi takdirde süreci kilitleyen kişi ve parti durumuna düşecektir.
Şu anda gerçekleşmeye en yakın seçenek AKP-CHP Koalisyonu olarak görülmektedir. AKP’nin dışarıda kalacağı seçenekler üzerinde durmak, sadece ülkeye zaman kaybettirir. En son düşünülecek seçenek “Erken seçim”dir. Bu seçeneğin seçmen nezdindeki cevabı, koalisyonlara karşı ayak sürüyenlerin sonu olacaktır. Milletimiz için hayırlı ve uğurlu olsun.