ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

DOĞUNUN KAHRAMAN ÇOCUĞU: VEDAT GÜLDOĞAN

Bu haber 31 Ağustos 2015 - 18:31 'de eklendi ve 5.190 kez görüntülendi.

Ahmet B.KARABACAK

 

 

 

                                 

Büyük araştırmacı, sosyolog ve tarihçi M. Fahrettin Kırzıoğlu, 1963 yılında yayınladığım Zeren Dergisi’ndeki “Kürtlerin Kökü İçoğuzlardandır” başlıklı yazısına şöyle başlamış.

“Desim/Tunceli’nin  “Horasan’dan gelme Şeyh-Hasanlu” adlı Alevi-Kızılbaş ocağına bağlı Zaza uyruğumuzdan olup, ancak orta dereceli bir teknik okulu bitirmiş ve gençliğinde kaçak olarak Amerika’ya varıp, orada Amerikalı bir kadınla evlenerek İngilizce öğrenmiş bulunan Doğan Kılıç “Barış Dünyası’nın (O zaman çıkan aylık bir dergi) Şubat 1963 sayısında bize çatmıştır. Doğan Kılıç’a şimdilik, ilk kısa cevabımızı şu beş kolda topluyoruz.”

Anlaşılacağı gibi uzun, ilmî bir yazının giriş kısmıdır bu. Kırzıoğlu bu yazısında sadece Tunceli bölgesindeki değil, özbeöz Türk olan diğer pek çok Kürtçe konuşan bölge insanlarının nasıl Kürtleştiğini anlatmakta ve yazısını şöyle bitirmektedir:

“D.Kılıç’a, yaşça kendilerinden büyük olduğumuza göre bir keke/ağabeyi olarak öğüdümüz: Umumî Türk Tarihi’ni, eski Türk Yazıtlarını, Dede Korkut Oğuznamelerini, Divanü Lugaat-it Türk’ü, Şerefname’yi okusun. Tunceli’deki Kızılbaş halkımızın inanç ve geleneklerini, folklorunu iyi öğrensin.”

Rahmetli üstad ile Erzurum’dan gelip bizi ziyaret ettiği zaman tanıştım. Bana “Kürtlerin Türklüğü” , “Eski Bir Türk Kavmi Kürtler” adlı kitaplarını verdi. Kırzıoğlu bir ilim adamı olduğu kadar, iyi bir milliyetçi ve mücadele adamı idi. Araştırmaları arşivlerde; arzu eden alıp okur.

Kürt ve Kürtçülük konusu, her milliyetçinin gibi benim de her zaman ilgi alanıma girmiştir. Pek çok Kürtçe konuşan arkadaşım olmuş, pek çok olayı beraber yaşamışızdır. Erzincan, Ağrı taraflarına onlarla gitmiş, misafirleri olmuştum. Misafirlere karşı saygılarını bilmeyen yoktur. Türkiye’de komünizmin ve bölücülüğün karşısına ilk önce onlar çıkmış, pek çok doğulu arkadaşımız şehit olmuş, yaralanmıştır. Birçok sosyoloğumuz, ilim adamımız bu konuda çalışmakta ve eserler vermektedir. Yayınevimin kitapları arasında bunlardan bir kısmını ben de yayınladım. Bastığım bu kitapların yazarlarının çoğu da gene o bölgenin ilim adamları idi. Prof. Yusuf Halaçoğlu’nun Türk Tarih Kurumu yayınları arasında çıkan “ANADOLU’DA  AŞİRETLER, CEMAATLER, OYMAKLAR” adlı 6 ciltlik muazzam araştırması son yıllarda yayınlanan en önemli eserdir.  Meseleyi ilmî seviyede öğrenmek isteyenler açıp bakabilirler.

Milliyetçiler, eskiden beri Türkiye’de bölücülüğü dış güçlerin, Türkiye’yi zayıflatmak isteyenlerin teşvik ettiğine inanmışlardır. Ben de bu inançtayım. Askeri bir doktor olan dostum Mahmut Çapar beyin yazdığı büyük bir araştırmasını kitap haline getirmiştik. “DOĞU AŞİRETLERİ VE EMPERYALİZM” adlı bu kitap yayınlandığı zaman büyük ilgi gördü. Mahmut Çapar’ın o bölgenin insanı olması bence ilginin artmasına sebep oldu. Mahmut bey halâ yazılarıyla ve konferanslarıyla milletimizi uyandırmağa gayret ediyor. Rahmetli kurmay subaylardan Sadi Koçaş’ın bir kitabı var:”Kürtlerin Kökeni ve Güneydoğu Anadolu Gerçeği” 1990 yılında yayınlanan bu kitap konunun tarihî ve siyasî taraflarına dikkat çektiği için büyük ilgi toplamıştı. Özellikle Doğulu gençlere tavsiye edilmelidir.

Daha önce yazdım; İstanbul-Cağaloğlu’nda bir hanın içinde ofisim vardı. Yanımızda ise GE-DA diye bir kitap dağıtım şirketi bulunuyordu. Şirketin sahibi, Nurer Uğurlu, bizim o günlerin atmosferi içinde mücadele ettiğimiz ve komünistler dediğimiz bir partinin üyesi idi. Bana göre o Rusya uşağı bir komünist, ona göre ben gaddar bir faşisttim. Selâmlaşıyorduk ama, bu çok zoraki oluyordu. Aradan belki kırk yıl geçti. Onun beş- altı yıl önce doğu meselesiyle ilgili bir yazısını gördüm. Uzun bir araştırma idi bu. Ve Nurer Uğurlu Kürtçülüğün tarihi geçmişini araştırdığı bu çok kıymetli yazısını şöyle bağlıyordu: “Görüldüğü gibi bu bir kardeş kavgasıdır.”

***

1970’li yıllardı. Diyarbakır’dan, bir lise öğrencisinden mektup geldi. Mektupta, okulunda bazı öğrencilerin Kürtçülük tuzağına düştüğünü anlatıyor, galiba tavsiyeler ve kitaplar istiyordu. Vedat Güldoğan adlı bu genç ile zaman zaman mektuplaşmağa başladık. Ben kendisine bilgilerimi ve tecrübelerimi anlatıyordum. Bir süre sonra Vedat, liseyi bitirdi ve üniversite için İstanbul’a geldi. Yanıma geliyor uzun saatler sohbet ediyorduk. Vedat geniş bir aşiretin çocuğu idi. Genç yaşına rağmen, olgun ve araştırma, öğrenme arzusu içinde idi. Tatil zamanlarında memleketine gidince Ülkü Ocakları’nın ve partinin yardımcısı olduğunu duyardım. Genç yaşında sahipliğini kendisinin yaptığı KON adlı milliyetçi bir dergi yayınladı, köy köy dolaşıp milleti uyandırmağa gayret etti. Milliyetçi görüşü yansıtan kitaplar satan bir kitapçı dükkânı açtı. Ailesi de bu çalışmaya destek veriyordu. Ankara’da yapılan bir M.H.P. kongresine ağabeyi de katıldı. Aşiretinin gücünü orada gördüm: çok kalabalık olarak gelmişlerdi.

Zeren Dergisi

Zeren Dergisi

Vedat Güldoğan

Vedat Güldoğan

Vedat, kütüphane çalışması ve araştırma yapan biri idi. Bu araştırmaların bir meyvesi olarak 1980 yılında “TÜRKİYE’DE KÜRTÇÜLÜK HAREKETLERİ VE İSYANLAR” adlı bir kitap yazdı. İşte o kitabın önsözü. Uzun bir giriş ama, yazılması gerekiyor:

“Kan, barut ve ateş içinde bırakılan Doğu Türkiye’de sergilenen emperyalist oyunları ve kardeş kavgasının dramını okuyacaksınız bu kitapta…

1808 Meşrutiyet’inin ilânından sonra, İngiliz emperyalizminin emrinde, merkezi İstanbul’da olmak üzere bir takım fesat ve fitne yuvası cemiyetlerin kurulmasıyla birlikte; Doğu’da ayrılık tohumları atılmış oldu. Bir müddet sonra bu tohumlar filizlenecek, yeşerecek ve ardından meyveler vermeden kökü kurutulacak, fakat suçlu-suçsuz binlerce insan da bu arada, her biri birer çalı dibinde kaderleriyle baş başa bırakılacak, yaş ile kuru bir arada yanacaktı…

Doğudan batıya, kuzeyden güneye topyekün bütün millet fertleri, Türkiye’yi çevreleyen çemberi kırmak, emperyalizmin paslı zincirini paramparça etmek için başa baş, dişe diş mücadele verdiği sıralarda, memleketin Doğu’sunda beliren ajanlar, provokatörler ve emperyalizmin imdadına koşuyor ve zulme karşı direnen bir milletin evlâtlarını arkadan hançerliyordu…. İngiliz, Fransız, Rus, Amerikan, Ermeni ve Siyon ajanları…

Fazla uzatmağa hiç gerek yok. Emperyalizmin DOĞU ANADOLU hakkındaki “dosya”sından bir sayfayı çeviriyoruz ve İngiliz emperyalizminin dehşetengiz plânlarını, entrikalarını apaçık görüyoruz.

kurtlerın-kokeni

kurtlerin-koku

İşte MR. RYAN’ın raporu:

“… Reşit Paşa ile Kürt meselesini görüştüm ve albay Nowel’in Malatya’yı ziyaretinin zamansız olacağını söyledim. Gerçi majestenin hükümetinin Kürt meselesinde büyük menfaati olduğu doğrudur. Fakat bu sadece Mezopotamya ile ilgilidir ve sırf orayı korumak içindir…”

21 Temmuz 1919 MR. HOHLER’den SİR TİLLEY’e:

“… Mezopotamya şimdi bizim olacağına göre, albay Nowel’e bir Kürt devleti kurdurup, kuzey dağlarını böylece koruyabiliriz…”

19 Ağustos 1919 Amiral WEBB’den LORD CURZON’a:

                “… Amerika, Trabzon ve Erzurum’u içine alan bir ERMENİSTAN’ı himaye edecek, geri kalan dört vilâyeti de bir Kürt devleti olarak İngilizler’in himayesine bırakıyor…”

27 Ağustos 1919 MR. HOHLER’den  MR. C. KERR’e:

“… Kürtlerin ve Ermenilerin diğer meseleleri beni ilgilendirmez. Bizim Kürt meselesine verdiğimiz ehemmiyet Mezopotamya’daki yer altı kaynaklarımız (petrol) içindir…”

Bağdat’taki İngiliz temsilcisinin 29 Eylül 1919’da İngiliz Hindistan İşleri Başkanlığına gönderdiği 11543 sayılı kapalı telde, Kürt meselesinin ve albay NOWEL’in faaliyetlerine işaret edilerek şöyle deniliyordu:

                “…NOWEL’in fikirlerine göre Mustafa Kemal’in sebep olduğu durum ciddiyet kesbederse, Bedirhan’ları ve diğer bazı Kürtler’i iyice kullanabiliriz…”

Nitekim hükümet yetkililerince alınan sıkı tedbirler sayesinde aradıklarını bulamayan ve hiçbir ümidi kalmayan Ali Galip, Bedirhanlardan Halil, Celadet ve Kâmuran Ali gibi İngiliz sömürgeciliğinin işbirlikçileri, başta liderler NOWEL olmak üzere, Türkiye’yi terk edip, kurtuluşu Halep’e kaçmakta bulmuşlardı. Bu hadise üzerine, İngiliz Dışişlerinde görevli G. KİDSTON 18 Ekim 1919’da şöyle diyordu:

“… M. Kemal, NOWEL’i memleket dışına kovalamakla Kürt kabileleriyle olan bağlantılarını kesmiş bulunuyor…”

28 Kasım 1919, G. KİDSTON’dan SİR E: CROVE’a:

                “…Kürtlere her ne kadar inanmazsak da onları kullanmamız menfaatimiz icabıdır. Doğu Anadolu’yu ancak savaş çıkartarak ERMENİSTAN ve KÜRDİSTAN diye bölebiliriz…”

                3 Eylül 1912 Balkan Harbi sıralarında MR. MARLİNG’in E. GREY’e gönderdiği bir raporda da şu görüşlere yer veriliyordu:

“…Şimdiki durum yalnız Balkan’ları ve Avrupa’yı değil, fakat Arapları, Ermenileri, Kürtleri ve diğer ırkları da imparatorluktan ayırmaya çalışmak olmalıdır. Türkiye’de yapacağımız propaganda, komitenin Türkiye’yi uçuruma sürüklediği ve mutlak ortadan kalkması icap ettiği yolunda olacaktır…”

                Rus emperyalistleri de İngilizlerden geri kalmıyorlardı. Bu fikrin, bu taktiğin asıl kurucusu olan Rusların bu yöndeki faaliyetlerinden bir kısmını, 1913 yılı sonunda Kürtler arasında uzunca bir süre kalan İngiltere Avam Kamarası üyesi WALTER GUİNNESS, “The National Review” da yayınlamıştır. W. GUİNNESS şöyle diyor:

“… Rusların Kürtlere gösterdikleri sevgi çok dikkat çekicidir. Kürtler, Türk’lerin işlerine karışmamasına ve askerlik zorunluluğunun Kürtlere tam uygulanmamasına rağmen, Türk’lere karşı kışkırtılıyordu. Kürtler, Rus silâhları ile donatılmıştı. Hattâ bir defa ulaşılması çok zor bir köyde Kürt gibi giyinmiş ve Kürtlerin yaşantısını paylaşan bir Rus gördüm. Uzun zamandır köyde yaşadığı söyleniyordu. Fakat sık sık il merkezine gittiğini ve Rus ordusunda subay olan kardeşinin kendisine para gönderdiğini de öğrendim. Böyle bir adamın çok kuvvetli nedenleri olmadan son derece geri bir Kürt köyünde yaşamağa karar vermesi hiçbir şey olmasa bile insanda hayret uyandırıyor…” (Buna benzer bir olayı Erzincan/Tercan’ın bir köyünde ben de gördüm. Ziyaret için gittiğimiz, tamamı Türkçe konuşan bu köyde bir şahıs dikkatimi çekti. Bana Kürt olduğunu söyledi. Dinî bir kisve içinde konuşuyordu. Yaptığı propaganda ise şu idi: Doğuda bir isyan çıkarsa bu bir Şeriat isyanıdır. Buna karşı çıkmak İslâm’a karşı çıkmaktır… A.B.KARABACAK)

23 Aralık 1919’da aynı konu İngiliz ve Fransız heyetleri arasında tartışılıyordu. İngiliz heyeti başkanı LORD CURZON, Fransız heyeti başkanı da BERTHELOT idi. Müzakereden sonra İstanbul’daki İngiliz elçisi, İngiltere dışişleri bakanlığına gönderdiği bir telgrafta aynen şöyle diyordu:

“… Hükümetimizin niyeti Türkleri ne olursa olsun zayıf düşürmek ise, Kürtleri onlardan ayırmak hiç de fena değildir ve bu mümkündür. Ancak bunun çok dikkatli yapılması gerekir…”

                İngiliz tarihçisi Prof. ARNOLD TOYNBEE’nin şu görüşü de oynatılan oyunların dehşetini gözler önüne seriyor:

“…İngilizler Musul’u işgal ettikleri andan itibaren, Kürtleri isyana teşvike koyulmuşlardır. Nedeni de İngilizlerin Kürtleri sevmelerinden değil, Türk hükümetine karşı kışkırtıcı bir üs olarak kullanmak istemelerindendir…”

İran’da Ermenice yayın yapan “HUSAPER” isimli gazetenin 11 Eylül 1930 tarihli nüshasında şu sözler de emperyalizmin KÜRTÇÜLÜK fikrine niçin alkış tuttuğuna dair, bir delil teşkil etmektedir. Adı geçen gazetede bir Ermeni’nin imzasıyla çıkan yazının bir bölümünde aynen şöyle deniliyor:

“… Türklerle teşrîki mesâi ettiğimizden dolayı bizi tenkit eden hasımlarımız bilmelidir ki, TAŞNAK’ların  yegâne maksadı ebedî düşmanımız olan TÜRK’ü  imha etmek ve onunla Kat’i hesabımızı görebilmek için her gün, her fırsatta onu bıçaklamaktır. Türk’ün birliğini karıştırmak, Türkiye’ye nifak tohumları sokmak, Türkiye’yi zehirlemek, işte vazifelerimiz bunlardır. Bu itibarla, KÜRTLERE teveccüh göstermek ERMENİ davasına hizmet etmek demektir. KÜRTÇÜLÜK hareketinden uzak durmak, ERMENİ davasına hizmet etmemek demektir….”

                Her şey açık, anlaşılamayacak bir taraf yok. DOĞU’da senelerden beri körüklenen ve her fırsatta, ikide bir hortlatılan KÜRTÇÜLÜK fikrinin altında işte böyle gerçekler var.

Rusların, İngilizlerin, Fransızların, Ermenilerin “KÜRTÇÜLÜK” fikrini ele almaktaki maksatları nedir? Bunlar, her biri ayrı ayrı birer kitap teşkil edecek kadar geniş ve önemli konulardır.

milli-hareket

“TÜRKİYE’DE KÜRTÇÜLÜK HAREKETLERİ VE İSYANLAR” isimli bu kitabımızda sadece Türkiye sınırları dahilinde cereyan eden Kürtçülük faaliyetleri ele alınmaktadır. Kürtçülük fikrinin doğuşu, tarihî gelişimi ve emperyalizmin emrinde çalışan bir takım fesatçıların, fitnecilerin tahrikleriyle patlak veren isyan hareketleri anlatılmakta ve nitekim bu faaliyetler günümüze kadar getirilmektedir…

Bu kitabı okurken, bizi bize vurduran, bizi bize kırdıran bizi bize küstüren, kara kaşlarımıza, kara gözlerimize değil, dağımıza, taşımıza, toprağımıza hayran olan, göz diken, kanımıza susayan emperyalizmin iğrenç yüzünü, çatık kaşlarını, esrarengiz plânlarını, dehşet arz eden şeytanî tuzaklarını bir kere daha görecek ve bir kere daha kusacağız suratlarına emperyalizm denen bu canavarın… Rus’un, Fransız’ın, İngiliz’in, Amerikalı’nın…

Uzatılan namlular, sıkılan kurşunlar, akıtılan kanlar ve bu kan-revan denizi içinde can veren insanlar… Bizim insanlarımız… Bizim insanlarımızın dramı… Anamız, babamız, dedemiz, kardeşimiz, çoluk-çocuğumuz…

Aynı kandan, aynı candan, aynı dinden; Alevisiyle  , Sünnisiyle  bir olan insanlar… Aynı Allah’a, aynı Peygamber’e, aynı Kitab’a inanan, aynı vatanda, aynı bayrak altında beraberce yaşayan, birlikte ağlayan, birlikte gülen, kaderleri, tasaları bir olan insanlar… Ben, sen, o, hepimiz. Neden bu küskünjlük? Niçin bu dargınjlık? Bunca ayrılık-gayrılık niye? Sebep ne?…

Bu kitabı yayınlarken dileğimiz, geçmişte olmuş birtakım üzücü hadiselerin tesirinden sıyrılarak, bütün dargınlıkların, küskünlüklerin bir kenara itilip, birliğe, beraberliğe, kardeşliğe doğru emin adımlar atılması; Alevisiyle, Sünnisiyle, Türkmeniyle, Kürdüyle  bütün canların bir olmasıdır.. GELİN CANLAR BİR OLALIM…”  

***

foto2

 

                Vedat Güldoğan’ın  Şadillili Vedat müstear adı ile basılan bu kitabı 1980 yılında yayınlandı. Vedat satılmak üzere bir miktar kitabı bana gönderdi. Ben henüz parasını göndermeden ihtilâl oldu ve Vedat’la birbirimizi kaybettik… Aradan yıllar geçti. İzmir’de bir süre kalan, kendisi de doğulu olan bir dostumla konuşurken Vedat’tan bahis açıldı. Kendisine onun adresini kaybettiğimi, ona kitap borcumun olduğumu söyledim. Arkadaşım telefonunu çıkardı ve bir dakika içinde sevgili Vedat’ı buldu. Kendisiyle uzun bir sohbet ettik. Ailesi ile İzmir’e yerleşmiş. Ona borcumu hatırlattım. “Ne borcu ağabey, dedi, öyle şey olur mu? Yani helâlleştik.

Bir gün çok eskiden tanıdığım, ülkü ocakları başkanlarından Erol Kılıç’ın kardeşi Mehmet Kılıç telefon etti. Beni tanıyan birinden benim telefonumu öğrenmiş. “Ağabey, dedi, kırk yıl kadar önce senden veresiye kitap almıştım. Sonra izini kaybettim. Bu beni o zamandan beri rahatsız ediyor. Borcumu ödemek istiyorum.”  Mehmet okulunu bitirmiş, öğretmen olmuş, emekli olarak Kayseri’de yaşıyormuş. Onun hassasiyetine elbette çok sevindim. “Ben, dedim, bu dünyadaki bütün alacaklılarıma hakkımı helâl etim. Sen de bunların içindesin. Bir firmaya, benim en zor zamanımda alacağımı vermeyen dağıtım şirketi ANDA’nın yetkililerine hakkımı helâl etmiyorum. Onu, öbür tarafa bıraktım.” Sonra Mehmet evime, beni ziyarete geldi. Uzun uzun sohbet ettik…

***

Vedat GÜLDOĞAN, canını malını ortaya koyan bir vatanseverdir. Onun gibi yiğit pek çok doğulu gençle tanıştım. Evlerine gittim, sofralarına oturdum. Bir çoğuyla beraber seyahat ettim. Türkeş aşığı, Doğu’da milletimizi en çok rahatsız eden Bedirhan aşiretinin bir ferdi olan dostum, kardeşim Mahmut Bedirhanoğlu ile Erzincan bölgesini dolaştım. Şuna inanıyorum: Bugün Kürtçülük denen meseleyi, doğunun yiğit çocukları halleder. Yayınladığım Millî Hareket dergisinde de bu konuları çok işledik. Rusya’nın Türkiye’deki uzantıları olan o günkü komünistlerin çalışmalarını ortaya çıkarmağa çalıştık. Gerçekler ortaya konur, milletimize Vedat’ın yaptığı gibi her tuzak anlatılırsa herkes yeniden vatanına sımsıkı bağlanır. Bu iş nutuk çekmek ile, uzaktan kumanda ile olmaz…

 

Milli Hareket Dergisi

Milli Hareket Dergisi

VEDAT GÜLDOĞAN

Ahmet B.KARABACAK
Ahmet B.KARABACAKosmanbkarabacak@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments