DOLAR
8,7073
EURO
10,4069
ALTIN
497,43
BIST
1.411
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Sağanak Yağışlı
28°C
Cumartesi Gök Gürültülü
29°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Gök Gürültülü
29°C
Türkistan İnanç Dünyası Üzerine Notlar Celil ALTINBİLEK           İslamiyet ten önce Türkistan topraklarında, müşterek inançlar kam veya ozan denilen kişilerin ellerinde kopuzları ile birlikte nağmeli- şiirli sözlerle, mûsıkili icra edilirdi. Bu sözler basit, saf,  içten, canlı ve özlü idi. Bunlar kopuzlarıyla sihirbazlık yapar,gelecekten haber verir, insanları tedavi ederlerdi.      İslamiyet, Türkistan’da çetin...
TARİH TEKKERÜR EDER Mİ? Fuat YILMAZER Tarih tekerrürden ibarettir sözünün doğru olduğuna inanmıyorum. Tarih tekerrür etmez ama aynı veya benzer hataları tekrarlarsan aynı veya benzer olaylarla karşılaşmak tabidir. Bu tarihin tekerrürü değil, hataların tekrarı ile aynı veya benzer sonuca varmanın karşılığıdır. Hataların tekrarlanmaması için bilinçlenmek, bilinçli olarak hafızayı taze tutmak...
ZİYA GÖKALP MÜZESİ Kenan EROĞLU Ünlü düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyorum.  Bu gün Ziya Gökalp’in büyük damadı  Ali Nüzhet Göksel’in  “ZİYAGÖKALP MÜZESİ” açılışı nedeniyle 1956 tarihinde  ulusal ölçekte yayın yapan  “VATAN” gazetesine yayınlanan açıklamasını yorumsuz olarak aktarmak istiyorum.          “ Dün (23 Mart 1956) Ziya Gökalp’ın doğumunun 80. yıldönümü idi. Bu vesile ile Diyarbakır’daki evi...
SECCEDEN SEHPAYA ELMA VE BIÇAK Asena Kınacı MORAL Ş. Adnan Şenel tarafından yazılan “Secdeden Sehpaya Elma ve Bıçak”*, “ismiyle müsemma” diyebileceğimiz bir roman: Yüreği imanlı alnı secdede bir gençliğin sehpalarda, işkencelerde, falakalarda, Filistin askılarında umutlarının ellerinden alınışını anlatmış ve adına da yakışmış. Ak alınlarıyla secdeden sehpaya gidenleri en güzel anlatan...

MECLİS’TE TARİHİ GÜN

MECLİS’TE TARİHİ GÜN
16.07.2016
0
A+
A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Muhterem heyetinizle birlikle, bir ferdi olmakla onur duyduğum aziz milleti selamlıyorum. Her bir vatandaşıma şükranlarımı sınuyorum. Dün gece demokrasiye darbe indirilmek istenmiştir. Milli varlığın tümden yıkılması maksadıyla, TSK içine sızmış bir avuç düşman işbirlikçisi milletimizin karşısına çıkmıştır. Genelkurmay Karargahı işgal edilmiş, Genelkurmay Başkanı yakalanmıştır. Düşmanlar gecemizi zehir etmiştir.

HaberRes_51701

Meclis’e ilk olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve arkasında Başbakan Binali Yıldırım geldi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez de Meclis’e geldi.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında yaptığı toplantıda şehitler içine saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı okundu. Kahraman, daha sonra İstiklal Marşı’nın diğer 8 kıtasını okudu. Oturuma katılan bütün milletvekilleri ayakta alkışladı.
Kahraman daha sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bütün millet olarak tek vücuduz. Milletimizi temsil eden bütün bu hazurana teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yargıtay Başkanı ve yargı mensupları, yabancı misyon şefleri burada ve biz milletvekilleri olarak, hiçbir parti farkı gözetmeksizin yekvücut olarak buradayız. Danıştay üyelerimiz teşrif etmişler. Herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Dün akşamdan beri çok gergin, çok acı verici, çok ibretli saatler yaşamış bulunuyoruz. 15 Temmuz Demokrasi Bayramı’nın bir güzel tablosuyla karşı karşıyayız. Dileğimiz birliğimizin aynı şekilde devam etmesidir. Milletimize bu acıyı yaşatanlar müstehak oldukları cezaya çarptırılacaktır. Bu darbe teşebbüsünü fevri, anlık olarak değerlendirirsek, doğru değerlendiremeyiz ve anlayamayız. Türkiyemizin iç meselelerine tarihine, medeniyetine ve kültürüne sadık kalması, Türkiye’yi yönelendirecek politikalar dikte edecek bir takım dış güçleri rahatsız etmektedir. Türkiyemizin dış politikasına ilişkin meselelerde bir duruş sergileme çabası içinde olması, ülkemizin gelişmesini istemeyen bir takım güçleri rahatsız etmektedir.
Ne yazık ki dün akşam bir darbe girişimi yaşandı. Siyasi partilerimiz, STK’lar, devlet kurumlarımız, TSK’nın darbeyi prim vermeyen büyük çoğunluğu, aziz milletimiz ve milletvekillerimiz, vatan hainlerinin bu darbe girişimine onurla direnmiş ve Cenabı Hakkın yardımıyla buna izin vermemiştir.
Ne yazık ki bu hadiseler sırasında asiler birçok vatandaşımızın ölümüne ve yaralanmasına sebep olmuşlardır. Birçok kamu binası saldırıya maruz kalmıştır. TBMM bombalanmıştır. Bu gazi meclise bomba atılmıştır. Ellerine verilmiş silahları devlete ve millete yöneltmişlerdir. Bu unsurlar milletin bağrına silahlarını dayamıştır. Bir yabancı güce saldırıyormuş gibi halka saldırılmıştır. Herkese geçmiş olsun diliyor, bir daha böyle kara günler yaşanmamasını diliyorum.
Bu bir tür terördür. Yaşanan kalkışma başarılı olamamıştır. Devlet bu olayın sorumlularının ve iç ve dış uzantılarının ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bunu hukuk içinde yapacaktır. Bu kalkışmayı yapanlar küçük bir azınlıktır. Emir ve komuta zincirinin dışına çıkmış devlete isyan etmişlerdir. Gereken yapılacaktır ve en ağır şekilde cezalandırılacaktır.
Şimdi metanetimizi, sağduyumuzu koruyarak bu meseleyi kökünden temizlemek için birlik ve beraberlik zamanıdır. Bu millet tarihinde pek çok kötü badireler atlatmıştır. Bu günler de geçecektir. Biliyoruz ki zorlukta birlikte kolaylık vardır. TBMM, burada bir demokrasi nöbetinde bulundu. Hiçbir parti farkı gözetmeksizin aynı ruhla bir arada bulundu. AK Parti, CHP ve MHP yetkilileri buraya geldi. HDP Eş Genel Başkanı beni Diyarbakır’dan aradı, bu toplantıya katılacaklarını ve darbe karşı olduklarını ifade ettiler. Ortak metnini birlikte okuyacağız ve topluma sunacağız.
Resmi ve sivil hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara şifa diliyorum. Cumhurbaşkanımızdan halkımıza gereken tavır ortaya konmuştur. Bir daha böyle bir gün olmayacaktır. Bütün siyasi partilerimize, genel başkanlarımızın şahsında milletvekillerimize, bütün halkımıza, her ilde meydanları dolduran ve demokrasi nöbeti tutan herkese teşekkürlerimizi sunmak istiyorum. Egemenlik millete aittir. Bunu toplum haykırmıştır.
Türkiye demokrasiyi benimsemiştir, bunu değiştirmeye kimsenin gücü olmayacaktır. Bütün güvenlik güçlerimiz gayret göstermiştir, çok kısa bir zamanda toplumumuz normal hayatına dönecektir. Kısa zamanda bu yaralarımızı saracağımıza inanıyorum.
Bir aradayız, dışarıda büyük bir kalabalık var. Bir bütünlük altında bu şanlı bayrağımız altında bir arada olmaya devam edeceğiz. Gazi Meclisimizin dik duruşuyla milli egemenliğe sahip çıktığı için saygılarımı sunuyorum. 15 Temmuz Demokrasi Bayramınızı kutluyorum.”
GENEL BAŞKANLAR KONUŞUYOR
AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Binali Yıldırım:
Gazi Meclis’in değerli başkanı, siyasi partilerimizin genel başkanları, yüksek yargının çok değerli başkanları, değerli misafirler, saygıdeğer milletvekilleri.
Dün gece milletin bağımsızlığını, namusunu korumak için sokağa çıkan, tankların önünde kahraman olarak dikilen, o mübarek kanlarıyla milletin istiklalini muhafaza eden şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. Hepsini bu yüce meclisin çatısı altından saygıyla, şükranla selamlıyorum. O kahramanların ailelerine sesleniyorum; üzülmeyin onlar peygamberlikten sonra en büyük payeye ulaştılar. O kahramanlar düne kadar sizin evlatlarınızdı, ancak bugün milletin evlatları olduklar. Türkiye Cumhuriyeti var oldukça isimleri yaşayacak. Yaralı kardeşlerimi selamlıyorum, acil şifalar diliyorum.
Milli iradeyi teslim almak isteyenler karşısında, sokağı teslim alan aziz milletimi bu yüce meclisin çatısı altından yürekten selamlıyor, böyle bir milletin evladı olmaktan gurur duyuyorum. Cumhurbaşkanımız, Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’a dik duruşundan dolayı teşekkür ediyorum. Siyasi parti genel başkanlarına dayanışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Emniyet teşkilatımıza polislerimin alnında öpüyorum. Peygamber ocağı TSK’nın vatanını, milletini, bayrağını seven demokrasiye gönülden bağlı her personelinin alınlarından öpüyorum.
Darbe karşısında dünyaya örnek olacak bir duruş sergileyen medya temsilcilerimize özellikle teşekkür ediyorum. STK’larımıza sabaha kadar kesintisiz ezan ve sela okuyan imamlarımıza, seccadelerinin başında dua eden kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bayraklarını alıp sokağa çıkan vatandaşlarıma, dost ve kardeş ülkelere teşekkür ediyorum.
Dün gece barikatları aşarak, tankları geçerek, kurşunları savuşturarak TBMM’ye geldiniz, ışıkları açtınız genel kurulu açtınız. Ya demokrasi ya ölüm diyerek bu salonda dimdik durdunuz. Milletin meclisinin üzerine bombalar yağdırdılar bir tek geri adım atmadınız. Her birinizin ölümü yanı başınızda hissettiğini biliyorum. Dünya demokrasilerine örnek bir duruş sergilediniz. Millet sokakta istiklaline sahip çıkarken, sizler de burada demokrasiye, milli iradeye sımsıkı sarıldınız. Bu tavrınızla tarih bu yüce meclisi bir kez daha yazdı. Türkiye’nin tarihini değiştirdiniz. Bir dayanışma, bir kardeşlik, bir işbirliği sergilediniz. Milletimizden sonra en büyük övgüyü bu gazi meclis hak ediyor.
Gazi Meclis 23 Nisan 1920 sonrası en sıkıntılı gecesini yaşadı. İşgal kuvvetleri Polatlı’ya kadar gelmişti ama bu Meclis’e dokunmadı. 1960’ta Meclis ruhuna saldırsalar bile bedenine dokunamadılar. 1980’de Meclis bombalanmadı. 28 Şubat’ta Meclis’e dokunulmadı. Dün gece öyle pervasızca bir saldırı gerçekleşti ki ruhunu ve bedenini hedef aldılar. Bunlar asker değil, asker kılığında teröristlerdir. Gözleri dönmüştü, gözlerini kan bürümüştü, ihanet ve haşhaş akıllarını teslim almıştı. Bilmedikleri şuydu; milletin evine dokunanın eli yanar, milletin evine el uzatının eli kırılır. İşte daha 24 saat geçmeden elleri yandı, o bombalara basan elleri kırıldı. İnşallah ocakları da ebediyen söndü. Bugün burada tarihe bir not düşmek isterim. Bundan sonra 50 yıl, 100 yıl, 1000 yıl, bu Meclis’e kim el uzatırsa akıbeti aynı olacaktır. Hiçbir darbe, girişim yapanların yanına kar kalmadı, bundan sonra da kalmayacak. Ama geçiren olursa gözünün önüne bugün hayatları sönmüş darbeciler gelecek ve buna asla yeltenemeyeceklerdir.
Bugün yeni bir gün. Bugün büyük bir badirenin altında 79 milyonun tek yürek olduğu gündür. Bugün AK Parti’nin, CHP’nin, MHP’nin, HDP’nin, Meclis dışındaki bütün partilerin ortak sesle darbeye hayır dediği gündür. Milletimize, istiklalimize, devletimize ve milletimize yönelik bir saldırıda nasıl bir araya geldiğimizi bütün dünyaya gösterdik. Bugün bir milattır. Bu yeni bir sürecin başlangıcıdır. Bu ruhla bir terörü yeneriz, bu ruhla yaralarımızı da sararız. Bu birliktelik ruhuyla Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal’in işaret ettiği muassır medeniyetler seviyesine de çıkarırız.
AK Parti Genel Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, Meclisimizde oluşan bu birliktelik ruhuna sahip çıkacağımızın sözünü veriyorum. Vatan Caddesi’nde, Kızılay Meydanı’nda, havaalanlarında, AK Partililer, CHP’liler, MHP’liler, HDP’liler tek yürek oldular, tek eylem yaptılar. İhanet ve terör karşısında sarsılmaz birliktelik içinde olma talimatını biz milletimizden aldık. Bu tarihi dayanışmayı geleceğe de taşıyacağız.
İnadında demokrasi, inadına milli irade, inanıda barış, inadına kardeşlik. Millete darbe yapmaya kalkanlar darbeyi kendisi yemiştir. 15 Temmuz artık Demokrasi Nöbeti’nin tutulduğu gündür, Demokrasi Bayramı günüdür.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:
Türkiye Cumhuriyeti bize altın tabak içinde sunulmadı. Acıyla, kanla, gözyaşıyla kurduk. yeniden bir devlet kurmak için verdiğimiz mücadele tüm dünyanın saygısını kazandı. Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak da cumhuriyeti kuranların vasiyetidir.
Demokrasiyi oluşturmak kolay değildir. Tarihin her evresinde bunu görürüz. Biz de ağır bedeller ödedik. Bu ağır bedeller hep darbe dönemlerinden sonra olmuştur.
Açıkça söyleyelim, dün yaşadığımız olay doğrudan bir darbe girişimidir. Cumhuriyetimize, tarihsel birikimize yapılan bir darbedir. Bunun için biz Anayasamımıza öyle maddeler koyduk ki değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Her koşulda demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, laikliği savunmak ortak görevimimizdir. Açık gönüllükle, grubum adına açıkça lanetliyoruz.
Olay hepimizde derin üzüntü yarattı. Ne mutlu ki bu süreç siyasette olması gereken ortak paydada bizleri birleştirdi. Bu Cumhuriyet ve demokrasiye olan bağlılıktır. Bu bize grur ve onur veriyor. Bunu dilimizle değil, yüreğimizle de söylemeye devam edeceğiz.
Demokrasi hukukun üstünlüğüdür, Anayasa ve ettiğimiz yemine bağlılıktır, demokrasi düşünce özgürlüğü, medya özgürlüğü, tarafsız yargı, güçler ayrılığı, vicdan ve din özgürlüğü demektir. Dün halkımız meydanlara çıktı ve darbeye karşı direnme hakkını kullandı. Hukukun çiğnendiği hallerde, demokrasinin darbe ile yok edilmesi istenildiği hallerde direnme hakkının ne kadar önemli olduğunu dün gördük. Bu Meclis sonuna kadar demokrasiyi savunacaktır, Cumhuriyet’in değerlerini sonuna kadar savunacaktır.
Hep birlikte, Cumhuriyetçi ve özgürlüçü demokrasi bağlamında cepheyi genişletmeliyiz. Herkes bu tarihi sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir. Bu darbe girişimini parlamenter demokratik sistemin engellediğini hatırlamamız gerekiyor. Darbenin bastırılması demokratik sistemin ulaştığı olgunluğu göstermektedir.
İleride bu darbe girişimi nasıl önlendi diye tarihçiler araştıracaktır. Burada özgürlükçü kalmış bir medyamız var. Medya darbecilerin yolunu kapattı ve özgürlüğün yolunu gösterdi. Hepimizin gözleri önünde medya halkın doğru bilgilendirilmesini sağladı, halka direnme hakkını korunması konusunda cesaret verdi. Medya özgürlüğü çağdaş demokrasilerde dördüncü büyük güç.
Siyasi partilerin darbe karşısında gösterdiği ortak tavır, özeleştiri yapma fırsatını da sordu. Demokrasi geliştikçe Türkiye dünyanın saygın ülkelerinden biri olacaktır. Bu darbe girişimiyle ilgili her partinin özeleştiri yapması sorumluluktur. Bu darbe girişimiyle ilgili olmak, her darbe girişimine karşı olmak bu Meclis’in görevidir. Teröre karşı nasıl ortak tavır koyuyorsak, demokrasi üzerindeki vesayete karşı da ortak tavır koymalıyız. Demokrasi üzerinde kim olursa olsun demokrasi üzerindeki vesayete bu parlamento izin vermemelidir.
Korumaya yemin ettiğimiz demokratik, laik, hukuk devleti bunun anahtarıdır. Her milletvekimiz el ele mücadele etti. Patlayan bomba altında demokrasiye sahip çıktılar. Uzlaşı kültürü içinde Türkiye’nin sorunlarını çözmek için birlikte çalışmak zorundayız. Yaşadığımız tüm sorunları tam demokrasi, daha fazla özgürlük içinde çözebiliriz. Demokrasiye yönelen her tehdit de Türkiye’ye yönelen tehdittir. Anayasa ve hukukun dışına çıkanlar bunun bedelini mutlaka ödemeliler.
Önümüzde çok kritik bir dönem olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Bu dönemi hukuk içinde kalarak atlatmamız gerekir. Hukuktan vazgeçmeyeceğiz, adalet mültün temelidir. Kim adaletten saptıysa hukukun içinde yargılayacağız. Devletin saygınlığına düşen de budur.
Bu saldırılarda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarıma Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:
“Sayın Başkan,
Değerli Milletvekilleri,
Sözlerime başlarken muhterem heyetinizle birlikte bir ferdi, bir sevdalısı olmaktan onur duyduğum aziz milletimizi en içten duygularımla selamlıyorum.
Şu anda ekranları başında pür dikkat bizleri izleyen her bir vatandaşıma şükranlarımı sunuyorum.
Dün gece demokrasiye pranga vurulmak, darbe indirilmek istenmiştir.
Göz göre göre millet iradesi çok açık saldırı ve suikasta uğramıştır.
Türkiye’mizin diz çökmesi, omurgasının kırılması, milli varlığın tümden yıkılması maksadıyla şerefli Türk ordusunun içine sızmış bir avuç düşman işbirlikçisi ortalığa çıkmıştır.
Türk milleti tam kalbinden hançerlenmiştir.
Şimdiye kadar hiç olmayan bir şey gerçekleşmiş ve Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarından bazıları rehin alınmıştır.
Genelkurmay karargahı ise işgal edilmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri içine yuvalanmış vatan ve millet hasımları dün gecemizi zehir etmiş, tarihimizde eşine az rastlanır bir ihanetin taraf ve failleri olmuşlardır.
Türk demokrasisi çok çetin bir imtihandan geçmiştir.
Şu kahredici hususa lütfen dikkat buyurunuz; çatısı altında bulunduğumuz Gazi Meclis havadan bombalanmıştır.
Bu sözün bittiği püf ve kırılma noktasıdır.
Emniyet binaları, devlet televizyonu, özel kanallar, istihbarat kuruluşları, yollar, köprüler, hava limanları, askeri üs ve bölgeler ablukaya alınmış, peş peşe saldırıya uğramıştır.
Tanklar sokaklara çıkmıştır.
96 yıllık kutlu bir mazisi olan TBMM’nin bombalanması korkunç ve hepimizi dehşete düşüren bir hainliktir.
Böylesi bir çılgınlığı, böylesi bir hayasızlığı Milli Mücadele yıllarında yedi düvel bile yapmamış, yapamamıştır.
Türk vatanın işgal yıllarında, bu barbarlığa, bu gözü dönmüş caniliğe hiçbir muhasım odak cüret ve cesaret dahi edememiştir.
Gazi Meclis’e düşen ve isabet eden her bomba 79 milyon Türk vatandaşına değmiş, milli yüreklerde patlamıştır.
Bu şerefsiz kalkışma, bu karanlık darbe girişimi yalnızca seçilmiş hükümet veya milletvekillerine değil, Türk milletinin tamamını hedef almıştır.
Türkiye’nin tarihsel varlığından rahatsız olan, milletimizin birlik ve kardeşlik ruhundan ürken kanı bozuk çevre ve odaklar son kozlarını oynayarak ülkemizi kaosa mahkum etmeyi amaçlamışlardır.
Aslında dün gece yaşananlar darbe teşebbüsü olduğu kadar aynı zamanda kalleş ve kanlı bir terör saldırısıdır.
Ve bu saldırı Türk askerinin içinden devşirilmiş, kandırılmış, aklı çelinmiş veya buna çoktan teşne küçük bir grup tarafından icra edilmiştir.
Demokrasi uçurumdan dönmüştür.
Milli iradenin namus ve emanetleri son anda kurtarılmıştır.
Milli iradeye sürülmek istenen kara leke yine milletimizin azim ve kararlığıyla temizlenmiş, derin komplo ve kumpas inançla püskürtülmüştür.
Unutmayalım ki, Halaskar Zabitanlar dönemi çok geride kalmıştır.
İhtilaleler, muhtıralar, cunta devirleri tarihin çöplüğüne çoktan atılmış ve üzeri küllenmiştir.
Türk milletinin ortak geleceği hukuk ve demokrasidir.
Milli birlik ve kardeşliğimizin dayandığı zemin milli ve manevi ilkelere, tartışılmaz esaslara bağlıdır.
Hiçbir çete, hiçbir paralel yapı, hiçbir terör örgütü, hiçbir darbe ve dağılma heveslisi mihrak bu zemini çatlatamayacak, nitekim huzur cellatlarının sonu her daim hüsran olacaktır.
Parti aidiyetimiz ne olursa olsun; siyasi, ideolojik ve dünya görüşümüzün pusulası neyi işaret ederse etsin, hepimiz Türk milletinin mensubuyuz, hepimiz bu cennet vatanın korku tanımaz neferleriyiz.
Bizim müştereklerimiz zaman zaman bahse konu olan farklılıklardan daha fazladır.
Anıda birsek, ati de bir ve beraber olacağız.
Tarihimiz birse talihimiz de birdir.
Çünkü biz büyük Türk milletiyiz.
Başka bir Türkiye yoktur.
Başka bir vatan coğrafyası da yoktur.
Ne yapacaksak, neyi başaracaksak, nereye varacaksak demokrasinin sınır ve tahammül çemberinde kalarak bunları yapacak ve Allah’ın izniyle de başaracağız.
Muzaffer bir millete hezimet yaşatmaya hiçbir melunun nefesi yetmeyecektir.
Türkiye Cumhuriyeti her musibeti def edecek karar, yeterlilik ve kuvvettedir.
Gazi Meclis’e bomba atacak kadar gözü dönen çürümüşler de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir parçası, bir üyesi ahlaken ve esasen asla olamayacaklardır.
Ülkemize kast eden vatan hainlerinden hesap sormak, bunların yediğini içtiğini burunlarından getirmek hepimizin namus borcudur.
Demokrasiye sahip çıkarak büyüyeceğiz.
Türk milleti müsterih olmalıdır; kötü, melanet ve şer emellere karşı tam bir kenetlenmeyle huzurlu ve aydınlık dolu geleceğe adım adım yürüyeceğiz.
Yanılıp yenilip bu yürüyüşü durdurmaya yeltenenlerin elbette acıklı akıbetlerine katlanmaktan başka seçenekleri de olmayacaktır.
Devlet tektir, bayrak tektir, dil tektir, ülke tektir, vatan tektir, millet sonuna kadar birdir, diridir, zalimlere karşı da tavizsizdir.
Masum vatandaşlarımıza kurşun sıkan, milli kurum ve kuruluşları bombalayan; bu kapsamda 161 evladımızın şehadetine neden olan darbecileri şiddetle lanetliyorum.
Hukukun bu hainlere bir daha gün yüzü göstermemesini temenni ediyorum.
15 Temmuz darbe girişiminde hayatlarını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Türk milletine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Rabbim bizleri her türlü bela ve düşmanca muamelelerden korusun.
Kardeşliğimiz, milli ruh ve dayanışmamız yara almasın.
Şunu da hatırdan çıkarmayalım ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine sirayet etmiş kanserleşmiş hücreleri sökerek, keserek yok etmek; ama bunu yaparken de askerimizi tümden zan ve töhmet altında bırakmamak hepimize düşen milli bir sorumluluktur.
Hiçbir şeyden haberi olmayan Mehmetçiği sokaklara çıkaranlar, ardından da linç edilmelerinin önünü açanlar, dahası insanımızı birbirine düşürmeyi planlayanlar işledikleri suçların son zerresine kadar hesabını vermelidir.
Bugünkü ağır provokasyon ortamını fırsata dönüştürmeye çalışanlara karşı son derece dikkat edip uyanık olmak başlıca zorunluluktur.
Bu itibarla aziz milletimiz sabırlı ve soğukkanlı olmalıdır.
Altını net olarak çiziyorum ki, milli tercih ve geleceğimizin güvencesi demokrasidir. Bundan da en ufak bir ödün verilmesi mümkün değildir.
Milli refleks ve kararımız bin yıllık kardeşliğin idame ve devamıdır.
Kararımızdan dönmeyeceğiz.
Yerli veya yabancı; bölgesel veya küresel operasyonlara da sağlam ve sarsılmaz bir iradeyle cevap verip asla geri adım atmayacağımızı bir kez daha ifade etmeyi milli bir görev addediyorum.
Hepimize geçmiş olsun diyorum.
Ve bu darbe girişiminin siyasi ya da şahsi istismar konusu yapılmadan herkesin hissesine düşen dersi çıkarmasını umuyor, yüksek heyetinizi bir kez daha saygı ve muhabbetle selamlıyorum.”
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.