Küstah Sözcü, Yalancı AA, Beceriksiz TİKA

Bu haber 04 Mart 2018 - 15:01 'de eklendi ve 448 kez görüntülendi.

HASAN KORKMAZ

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gezisine Keçova skandalı gölge düşürdü. Çok önemli yedi mutabakat zaptının imzalandığı resmi görüşmeler sorunsuz olarak tamamlandı. Bunda en büyük pay, şaşırtıcı olarak, Erdoğan’ın Keçova konusunda alttan alarak görüşmeleri krize uğratmadan devam ettirmesi oldu.

Tartışmalara sebep olan Keçova Cami restorasyonundaki skandallar zincirini hatırlayalım önce: Erdoğan’ın bir önceki Cezayir gezisinde,  2003 yılındaki depremde zarar gören ve 2009 yılında ibadete kapatılan Keçova Camii’nin restorasyonunu Türkiye’nin üstleneceğini ve bu işin TİKA tarafından gerçekleşeceği yönünde Cezayir tarafı ile anlaşma sağlanır. Harekete geçen TİKA Yıldız Üniversite’nden iki profesörün başkanlığındaki bir danışman heyetinin kontrolünde yapılacak restorasyonu projelendirir. Bu sırada  Türk ve Arap Dünyası Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Mehmet Tütüncü TİKA Başkanı Serdar Çam ile temasa geçerek yapılacak restorasyonda Hasan Paşa’nın yaptırdığı ve Fransızların yıkıp yerine kilise yaptığı orijinal Keçova Camiinden bugüne kadar korunabilmiş ayrıntıların kullanılmasının gerektiğini bildirir. Serdar Çam ilgili belgeleri alır ancak caminin asli kimliğini koruyacak bu detayların proje içinde kullanılması gerektiği gerçeğini gözardı eder.

Üç milyon euro harcanan restorasyon geçtiğimiz yılın son çeyreğinde tamamlanır. Ancak camiyi gezenler restorasyonun kilise binasının güçlendirilmesi, temizlenmesi, minare taşlarının değiştirilmesi ve cami içine yeni hat süslemeleri yapılması şeklinde yapıldığını görürler. Bu durum hem Cezayir basınında hem de Türk basınında haber olur. Mehmet Tütüncü Sözcü Gazetesi’ne “Ben 2 yıl önce uyarmıştım. Ancak uyarılarım dikkate alınmamış. 1795 yılında Cezayirli Hasan Paşa’nın yaptırdığı camiye modern görünüm kazandırmak çok yanlış. 21. yüzyıla ait yapı gibi gözükmesi doğru değil.” şeklinde açıklama yapar.

Bunun üzerine paniğe kapılan TİKA yöneticileri camide yapılan restorasyonun kabul edilebilirliğini sağlamak için PR çalışmasına girişirler. Cezayir’e gelen İlber Ortaylı’nın da bulunduğu tarihçi heyete cami gezdirilir ve AA vasıtası ile yapılan restorasyondan İlber Ortaylı’nın da memnun kaldığı haberi yayılır. Yandaş gazetelerde ısmarlama yazılar yazılır. Geçen yazımda ısmarlama yazı konusunda şu notu düşmüştüm: “Diğer Pravda ise Star gazetesi. Bu gazete de haberi “Keçiova’ya İlber Hoca bile şapka çıkarttı” başlığı ile verdi.  Alt başlıkta ise “Cephesinden düşen taşlar için 600 kilometre ötedeki taş ocağı, dökülen hat yazıları için binlerce yıllık zanaatın son temsilcileri, alemi için İstanbul’un altın varakçıları, statiği için ünlü deprem bilimciler seferber oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla TİKA’nın restore ettiği Cezayir Keçiova Camii, tarihin ‘sıfırcı hocası’ İlber Ortaylı’nın bile sınavından ‘fevkalade’ notuyla geçti.” deniyordu. Ismarlama olduğu belli olan yazıda Prof. İdris Bostan’ın, camiyi 7 sene önce ilk gezdiğimde İslami bir iz bulunmuyor, Fransız dönemi katedrali hissi uyandırıyordu, şimdi Cezayir ve Osmanlı dönemi için sembole dönüştü, dediği vurgulanıyor. Halbuki caminin 1962 sonrası resimlerine baktığımızda minberi, mihrabı, şimdiki kadar güzel olmasa da hat levhaları ile bizim Türkiye’deki kiliselerden çevrilen camilerden fazla bir farkı olmadığını görmek mümkün. Bostan hoca ya kilise cami görmemiş ya da bu sözleri bir ısmarlama sarfetmiş.”

Hatta Türkiye’deki bir toplantıdaki UNESCO temsilcisinin yapılan restorasyonu beğendiğini söylenmesi üzerine AA ve TİKA seferber olur, yapılan “büyük ve önemli” restorasyon gururla UNESCO tarafından da beğenildiği duyurulur. Ancak işin ilginç yanı UNESCO’nun Cezayir sitesinde bu konuda herhangi bir bildirim yoktur. Yani Keçova’yı görüp görmediği bile belli olmayan birinden röportaj alıp yapılan yanlış bir kez daha gizlenmiştir.

Erdoğan’ın ziyaretine kadar bir tarafta bu tür reklamlar diğer tarafta Cezayir tarafının incelemeleri devam eder. Bu arada Serdar Çam, restorasyon rezaletini ortaya çıkaran  Mehmet Türüncü’yü hem kendi hem de kurumun sosyal medya hesaplarından engeller. Durum BİMER ve CİMER’e şikayet edilir ve halen yanıt beklenmektedir.

Erdoğan’ın ziyareti son ana kadar kesinleşmez. Ama TİKA’ya göre kesin olan tek şey vardır Erdoğan’ın Keçova Camii’ni açacağı. Bunun için TİKA seferber olur, restorasyonda emeği geçenler olarak danışmanından eski koordinatöre kadar herkes büyük masraflar edilerek Cezayir’e getirilir. TİKA heyetinin başında da Serdar Çam vardır. Erdoğan’ın Cezayir’e ulaştığı gün Keçova Camii’nin bulunduğu meydanda halka Türk bayrağı dağıtılması bardağı taşıran son damla olur. Caminin anahtarlarını daha önce almış olan Cezayir tarafı “eksiklikler olduğu” gerekçesi ile açılışın olmayacağını bildirir.

Aylardır her ortamda reklamını yaptıkları, en önemli dedikleri projenin açılışının yapılmayacağını öğrenen heyet soluğu Sheraton Oteli’nde Erdoğan’ın anında alır. Caminin açılışının yapılamayacağını, ziyaret bile edemeyeceklerini iletirler. Erdoğan ise bu durumun bir krize dönüşmesine izin vermez. Ve programından çıkarır.

Restorasyon işinden sonra açılış işini de yüzüne gözüne bulaştıran TİKA, zaten programda açılış değil ziyaret vardı diyerek durumu kurtarmaya çalışır. Emine Erdoğan’ın, tarihi Türk Mahallesi Casbah’a yaptığı gezi sırasında Keçova Camii’ne de gelinir Bütün ısrarlara rağmen camiye girişlerine izin verilmez ve skandalın mimarları ile kapının önünde resim çektirerek ayrılmak zorunda kalır.

Emine Erdoğan rezaletin danışmanlarından TİKA başkanı ile birlikte kapının önünde bilgi alıyor.

Bu durum basına iki türlü yansır: Sözcü gazetesi, detayları bilmediği için olayı “Erdoğan’ın Cezayir ziyaretinde kriz çıkartacak küstah tavır! Parasını verdiğimiz camiyi açtırmadılar!” başlığı ile verir. Binlerce Türk’e kapısını açmış, yüzlerce Türk firmasına ev sahipliği yapan Cezayir ile ilişkilerimizi bozacak bu türde açıklamaları küstahlık olarak görüyor ve kendilerine iade ediyoruz.

AA’nın geçtiği haberde ise caminin içine girilemediği halde “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Cezayir’in bağımsızlık sembollerinden tarihi Keçiova Camisi‘ni gezdi.” denildi. Kapıda kalındığı gizlenen haber yandaş medya organlarında hemen paylaşıldı, Yeni Şafak da “Emine Erdoğan Keçiova Camisi’ni ziyaret etti” başılığı ile verdiği habere “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Cezayir’in bağımsızlık sembollerinden birisi olan tarihi Keçiova Camisi’ni ziyaret etti.” notunu düştü.

Geçen yazımızı şöyle bitirmiştik:

“Fransızların Keçova Camii’nden söktükleri ve elde kalan orijinal tarihi kitabeler yerlerine asılmalı, caminin içindeki kimin seçtiği meçhul hatlar da Hasan Paşa’nın yaptırdığı asılları ile yeniden yazılarak yer değiştirilmelidir.

Bu işler devlet kesesinden misafir ağırlamakla, FETÖ dahil her isteyenin istediğini yazan yandaş gazetelere haber yaptırmakla değil yapılan yanlışın kabulü ve düzeltilmesi son bulur. Belki o zaman Cezayir tarafı da cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı açılış yapmak üzere davet eder.”

Bu kadar skandaldan sonra çağrımızı tekrarlıyoruz, Hasan Paşa’nın aziz hatırasına ihanet etmeyin, dünyanın parasını harcayarak yalan haberler yaptıracağınıza asıl camiden izleri bugünkü camiye de taşıyın böylelikle belki 5 Temmuz’da Erdoğan da açılışa davet edilir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments