19 MAYIS ANISINA

Bülent AYDEMİR

KORKMA!

Bu haber 12 Mart 2019 - 12:45 'de eklendi ve 408 kez görüntülendi.

     KORKMA

Ahmet Urfalı 

 

   Lise  yıllarında okumuştum Süleyman  Nazif’in Esir Aslan yazısını. Yazı, günlerdir aklımdan çıkmamış, tesiri altında  kalıp Osmanlı Devlet’nin son dönemi ile bağlantı kurarak esir aslanın İstiklal Savaşı sonucunda  tekrar hürriyetine kavuşmasının sevincini yaşamıştım.

     Süleyman Nazif, Bombay Hayvanat Bahçesi’nde gördüğü esir aslanı şöyle tarif ediyordu:’’Zavallı hayvan tehevvürle dönüyor ve bu seferde sol böğrü demir çubukları zorluyor,zorluyordu.Birdenbire durdu.Zannettim ki, bir kere daha ilan-ı  mağlubiyet eden aczi önünde susacak…Hayır susmadı.O güzel yelesini silkerek,o güzel gözlerini yumarak,ağzını iki parmaklığın arasından havaya dikti ve ufuklardan gelen gök gürlemesine benzer bir sesle haykırdı haykırdı.Ben o aslanı böyle gördüğüm içindir ki,esaret karşısında en yüksek hislenme mertebesi olan rikkatle mütehassis olmuştum.Kafeste ümitsiz ve  mütevekkil uzanmış,bizi lakayt nazarlarla süzmüş olsaydı,o aslan sokakta birçok emsalini görüp geçtiğimiz uyuz köpeklerden ziyade hatırımda tutmayacaktım.’’

  Sonra Namık Kemal’in  Hürriyet Kasidesi’ndeki,

‘Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten ‘’

(Ey yaralı kükreyen aslan, senin gezdiğin güzel sahralar zulmün köpeklerine kaldı, artık gaflet uykusundan uyan!)   beyiti yüreğimdeki vatan kaygısını bir yangın yerine çevirdi.Esir aslan kafesini parçalamış,hürriyetine kavuşmuştu.Ancak yıllar sonra gaflet uykusuna yatmıştı.Bu uyku ,esirlikten daha  beterdi.Uyku hali tepkisizliğe de yol açmaktaydı.Necip milletim deyip o milletin adını söylememek veya ülke ismi Türkiye’yi kullanarak Türkiyeli diye yepyeni bir soy ortaya koymanın karşısında  susmak ne kadar doğruydu? Hiç kimse bu tür söylemleri hafife almamalı veya karşısında duyarsız kalmamalıydı.

     Kelimeler içeriğinde  bir kültür taşır.Dil, mensup olduğu milletin kültürel kodlarıdır.Onunla oynandığı takdirde  anlama ve anlatmada sıkıntılar doğar.

    Türkiye mozaiği diyerek yıllarca ülkemizin güzel insanlarını  onlarca parçaya böldüler.En yetkili ağızlar, bu sözü dillerine pelesenk yaptılar.İşte geldiğimiz şu noktada, bölücü örgütün insafına bekleyen zavallılar  güruhunun saflığına bakın ki hala çözüm diyerek nasıl bir çıkmaza girdiklerinin farkında bile değiller.

 Mozaik;türlü renklerde,küçük tüp biçiminde mermer,taş ve pişmiş toprak parçalarının harçla tutturularak yan yana getirilmesi ile yapılan resim ve bezemelerdir.Bu sanat, bilhassa Bizans’ta meydana getirilmiştir.Mozaikte her parça kendisidir.Halbuki bu söz bizi açıklamaktan yoksundur.Zira Türk milleti bin yıldır kaynaşarak tam bir millet olma özelliğini kazanmıştır.Yaraları kanatmanın kime  ne faydası olacaktır?Elbette bunda çıkarı olanlar vardır.Bunlar;İngiliz Muhipleri,Amerikan Mandacıları,Teali Cemiyetçileri ve bölücülerdir.Dün oldukları gibi bugün de kötü niyetlerini sergileyeceklerdir.Asıl olan uyanık durmak,zorlanan çözümsüzlükleri bertaraf ederek karşısına dikçe çıkabilmektir.

   Zaman içerisinde Türk milletinin ümitsizliğe düştüğüne,karamsarlık gösterdiğine,yılgınlık belirtileri sergilediğine  tanık olmaktayız.Halbuki en belirgin özelliklerimizden birinin zorlukları aşmayı bilmek olduğunu,tarihin bize bu konuda yüzlerce örnek gösterdiğini deneyerek öğrenmiş bulunduğumuzdur.Türk,her zorluğu aşmayı bilendir.

   İstiklal Marşımız  KORKMA diye başlar. Bu sözle başlayan marşımız  esinlenmesini Yüce Peygamberimizin Hicret sırasında sığındıkları mağarada Hz.Ebubekir’e söylediği ‘’KORKMA’’ deyişinden almıştır.

    Bizim de yüreğimiz kaygılar içinde iken  dilimizden dökülmüştür kötü zamanın durumu:

Gönlünü bağlayıp yaban ellere

Kendinden özünden geç diyorlar bak

 

Ballı baklavayı beğenmez iken

Ağuyu zehiri iç diyorlar bak

 

Aslanlar  çekilmiş dağlar ardına

Uyuz keçilere koç diyorlar bak

 

Kök salmışız ulu çınarlar gibi

Şu aziz vatandan göç diyorlar bak

 

Bir uyumdur uyduk kötü söz duyduk

Ulustan milletten geç diyorlar bak

 

Boynumuza geçirdiler tasmayı

Türklüğü övmeye suç diyorlar bak

 

Zorun karşısında yaman erlerdik

Sıkışınca hemen kaç diyorlar bak

 

O ulu hayaller kutlu ülküler

Yazık boş şeylerdi hiç diyorlar bak

 

Çıkarına birlik olmuş vay hele

Kendi adamını seç diyorlar bak

 

Yemişte semirmiş eni boyuna

Yoksul zavallıya aç diyorlar bak

 

Olmadık işleri anında çözüp

Hakkın olan şeye güç diyorlar bak

 

Altına gümüşe rağbet etmezdik

Paslı tenekeye taç diyorlar bak

 

Soydular soydular soğan misali

Çalınan akçaya baç diyorlar bak

 

Kutsal değerleri hiçe sayarak

Rüzgarın önüne saç diyorlar bak

 

  Türk Bilge Kağan’ın öğüdüne kulak vermenin zamanıdır şimdi:’ Yalnız şunu da anladım ki,Çin milletinin sözü tatlı,ipek kumaşı yumuşak imiş.Tatlı sözle yumuşak ipekle aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırır,yaklaştırdıktan sonra da ona kötülükler eder;bilgili cesur insanları ilerletmez,yanılan insanları yaşatmazmış.’’ Son derece etkileyici ve sarsıcı bu öğütte geçen Çin  sözü yerine başka isimler koyunca atamızın ne kadar haklı olduğunu görülecektir.

   Korkma, senin gücün, kuvvetin demir dağları  eritir.

   Korkma, sen kanından, tarihinden ve manevi değerlerinden aldığın cesaret ile  her zorluğu yenersin. Tarihine dön, kendine dön…

   

Ahmet URFALI
Ahmet URFALIahmeturfali1955@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments