EY ŞANLI TÜRK ORDUSU/MİLLETİ GAZANIZ/GAZAMIZ MÜBAREK OLSUN: GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN

Bu haber 09 Ekim 2019 - 16:29 'de eklendi ve 542 kez görüntülendi.

EY ŞANLI TÜRK ORDUSU/MİLLETİ GAZANIZ/GAZAMIZ MÜBAREK OLSUN

GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN”

EY ŞANLI TÜRK ORDUSU/MİLLETİ GAZANIZ/GAZAMIZ MÜBAREK OLSUN ÇOK DEĞERLİ KOMUTANLARIMIZ ALIN ELLERİNİZE SİLAHLARINIZ/KILIÇLARINIZI GEÇİN ORDUMUZUN BAŞINA ÖNCE SİZLER KUT’LU YEMİNİMİZİ HAYKIRIN!

“GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN”

ARDINDAN BÜTÜN ASKERLERİMİZ EN NİHAYET TÜRK MİLLETİ OLARAK HEP BİRLİKTE ATALARIMIZ GİBİ KUT’LU YEMİNİMİZİ HAYKIRALIM!

“GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN”

Bülent Vedat AYDEMİR

Türkçülüğün kendisine has bir dünya görüşü vardır.

Realist olan Türkçü “Yaşamak için kavga” kanununun sonuna kadar devam edeceğine inanır, askerliğe saygı duyar ve Türk milletinin askeri millet olma geleneğini geliştirme amacı güder.

Türkçü; hakiki askeri faziletlerin diriltilmesi ve ruhlarda kökleşmesi taraftarıdır.

Türkçüye göre; Askerlik KALIP işi değil, ruh işidir, fakat kalıbın da ruha uygun olması şarttır.

Türkçü; Türk milletine fenalığı dokunmayan milletlerin, fikirlerin ve fertlerin dostudur. Fakat hayatın yalnız sevgiyle yürüyeceğini sanmanın büyük bir gaflet olduğuna inanır.

Zira dünyada her şey zıddı ile birlikte vardır.

Bundan dolayı sevgiyle birlikte kin de bulunacaktır.

Türkçülük aynı zamanda “Türkçülük düşmanları düşmanlığı” dır.

Milletimize, devletimize, yurdumuza, mukaddesatımıza, şerefimize fenalık etmiş olan her millete, her dine, her rejime, fikre, cemiyet, ferde düşmanız, “Kinimiz dinimizdir”.

Varlığımızı korumak, haklarımızı almak için her zaman çarpışmaya mecburuz.

Ülkemizin, devletimizin, milletimizin huzuru için, yıllardır kangren haline gelen bölücü eşkıyaları yok etmek için savaşmaya mecburuz…

Savaşmaya. çarpışmaya mecburuz demek asker olmaya mecburuz demektir.


Bugün; Türkiye’mizde parti-dernek-cemaat-tarikat –mezhep vb. ne varsa bir kenara bırakıldığı gündür!

Bugün; Türklüğün-Müslümanlığın günüdür!

Bugün; birlikteliğin büyük bir zenginlik olduğunun ispat edileceği gündür!

Bugün; ne sağcıyız, ne de solcuyuz; ne İslâmcıyız, ne de muhafazakârız; ne kapitalist, ne de liberalist’iz: Sadece Türk’üz!

Bugün; şanlı-şerefli Türk milletinin, şanlı-şerefli birer mensubuyuz!

Bugün; kadın-erkek hepimiz Türk askeriyiz!

Bugün; Oğuz Kaan’ız, Tomris Hatun’uz, Mete Han’ız, Süyünbüke Hatun’uz, Bilge han, Tuğrul Bey, Çağrı Bey, Alpaslan Han’ız!

Bugün; Boarık Hatun, Arıkan Hatun, Ayzıt Hatun, Banu Çiçek Hatun, Gülayim Hatun! Çaçıkey hatun, Kanıkey Hatun, Ayyürek (Dolunay) Hatun’uz.. Alimcan Hatun, Terken Hatun’uz!

Bugün; Ertuğrul Bey, Osman-Orhan Beyleriz, Fatih’iz, Yavuz’uz, Kanuni’yiz. Sultan Murat’ız!

Bugün; Onbaşı Halide Edip, Nezahat Onbaşı, İnebolulu Şerife Bacı, Erzurumlu Kara Fatma’yız: Efsanevi Nene Hatun’uz… Adanalı Tayyar Râhime, Tarsuslu Adile çavuş, Adanalı Kılavuz Hatçe ve Kamacı Fatma; Kastamonulu Halime Çavuş ve Hafız Selam hanım; Ankaralı satı Çırpan, Antepli Yirik Fatma, Domaniçli Habibe kadın’ız!

Bugün; Enver Paşa, Halil Kut paşa, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Şükrü Kanatlı, Refet Bele’yiz… Mustafa Kemal Atatürk’üz!

Bugün; Alpaslan Türkeş’iz; Dündar Taşer, Galip Erdem, Recep Haşatlı’yız; Cengiz Topel, Yusuf İmamoğlu, Dursun Özkuzu, Süleyman Özmen, Yaşar Özcivlez, İsmail Tığlı, Yavuz Çalışkan, Nadir Ünal, Erhan Cengiz, Fırat Çakıroğlu’yuz!

Bugün; Ebulfeyz Elçibey, Rauf Denktaş, Abdülcemil Kırımoğlu’yuz!

Kadınlı erkekli Türk Dünyasıyız…


Atalarımız bizlere yaşanacak bir ülke bırakabilmek için yedi düvelle mücadele ettiler; kanlarını dökerek gazi, canlarını feda ederek şehit oldular.

Onlar, yaşamak ve kendilerinden sonra gelen nesillerini yaşatmak için, ölümlerden korkmadılar, zulümlerden yılmadılar, kendilerinden sayı ve teknoloji bakımından daha güçlü olanlarla savaştılar.

Sizlerde Türk milletinin huzur içinde yaşaması için, yaşatmak için ölümlerden korkmadan savaşacaksınız…

Onlar ülkü sahibi insanlardı; kendi çıkarlarını ve zevklerini düşünmediler, milletine inandılar ve yabancılarla ile işbirliği yapmadılar.

Ülkemizde yaşayan yüzde onluk bazı oluşumlar gücenecek diye milli çıkar ve düşüncelerini söylemekten asla çekinmediler.

Onlar yaptıklarının karşılığı olarak takdir edilmeyi beklemenin bencillik olduğunu gayet iyi biliyorlardı.

Çünkü onlar Türk milletinin birer ferdiydiler; Türk milletine bir hizmet yaparken, bunu beğenilmek için değil, görev bildikleri için yaptılar.

Daha da önemlisi, yaptıkları hizmetin, adı sanı bilinmeyen ve toprak altında yatan binlerce şehitlerin yaptıklarının yanında pek küçük kaldığını bilmekteydiler.

Onlar Türk milliyetçileriydi; onlar yükselmek için değil, Türk milletini yükseltmek için mücadele ettiler; Gazi oldular, şehit oldular!

Onlar yabancı milletlere av olmadılar, zira milli benliklerini biliyorlardı.

Şimdi sıra bizlerde…

Onlara layık olabilmek için, onlar gibi olmalıyız.

Sizlerde ülkü sahibi kahramanlarsınız; kendi çıkarlarınızı ve zevklerinizi düşünmeden, Türk milletinin bekası için savaşmaya gidiyorsunuz…

Şunu unutma! Sen şanlı Türk ordusunun bir neferisin…

Kim zalim, kim mazlum çok iyi bilirsin!

Zalime kılıç, mazluma kalkan olursun!


Türk Milletinin başına bela olan o şer yuvalarını darmadağın; bölücü eşkıyaların tamamını yok edin.

Atsız Hoca’nın dediği gibi

Türk’e kefen biçenin ölümünün korkunç olduğunu gösterin onlara!

Yüce yaratan yar ve yardımcınız olsun…


EY ŞANLI TÜRK ORDUSU/MİLLETİ

GAZANIZ/GAZAMIZ MÜBAREK OLSUN.

ÇOK DEĞERLİ KOMUTANLARIMIZ;

ALIN ELLERİNİZE SİLAHLARINIZ/KILIÇLARINIZI,

GEÇİN ORDUMUZUN BAŞINA,

ÖNCE SİZLER KUT’LU YEMİNİNİZİ HAYKIRIN…

“GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN”…

ARDINDAN BÜTÜN ASKERLERİNİZ

EN NİHAYET TÜRK MİLLETİ OLARAK

HEP BİRLİKTE

ATALARIMIZ GİBİ KUT’LU YEMİNİMİZİ HAYKIRALIM…

GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN”


Not: “Gök girsin Kızıl çıksın” deyimi Türklerde silah üzerine yapılan ant/yemin geleneğinin ilk örneğidir.

Kılıç kabzası tutularak yapılan bu ant/yemin “eğer sözümde durmazsam bu kılıç bedenime gök gibi mavi girsin, kanıma bulanarak kızıl çıksın” anlamına gelir. Gök mavisi rengi, yeni su verilmiş çeliğin üzerindeki mavi renktir.

Bu ant/yeminin Türk tarihinde çok önemli bir yeri vardır.

Özellikle savaşa başlamadan önce orduya komuta eden han, hakan veya ordu komutanı kılıcını havaya kaldırarak bu ant/yemini haykırır, ardından bütün ordu da bu sözleri tekrar ederek bu kutlu ant/yemini ederlerdi.

Bülent Vedat Aydemir
Bülent Vedat Aydemirvedataydemir1@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments