Şark meselesi = Türk meselesi

Bu haber 05 Kasım 2019 - 19:46 'de eklendi ve 349 kez görüntülendi.

Bundan sonra, bizim muarızlarımız ve onların düşünürleri “bu Türklerle nasıl iyi geçinelim de bize uzun vadede bir zararları olmasın” hesaplarını yapmalıdırlar.

Şark meselesi = Türk meselesi

Ahmet B.Karabacak

18. yüzyılın sonlarına doğru batı aydınları ve siyasetçileri “ Şark Meselesi” diye bir fikir ortaya atarak, Osmanlı devletini yıkma, topraklarını paylaşma ve Türkleri Anadolu’nun en verimsiz, denize açılacak bir kapısı olmayan küçük bir toprak parçasına sıkıştırma hesapları yapmağa başladılar. Bunu başarırlarsa, orada sıkışan insanlar dağılacak, dünyada Türk diye bir tehlike kalmayacaktı. Bu işin öncülüğünü, İngiliz ve Fransızlar yapıyordu. Üç yüz yıldır savaştığımız Rusya bu işe balıklama atladı. Onların meselesi sadece sıcak denizlere açılma ideali değildi elbette. Ruslar İstanbul’u alarak Ortodoks’luğun hamiliğini yapma arzusu içinde idiler aynı zamanda. Türk düşmanlarının kendilerine göre Şark Meselesi, aslında bize göre  “ Türk Meselesi” bütün Türk düşmanı coğrafyaya yayıldı. Hesapları Millî Mücadelemizle bozuldu ve bu günkü topraklarımızda yeni bir devlet kuruldu. Türk Meselesi aslında İstanbul’un bizim tarafımızdan alınmasıyla başladı. Türkleri Avrupa topraklarından atmak, Asya bozkırlarına sürmek defalarca denendi. Yapamadılar ve en zayıf zamanımızı kolladılar…

    Adamların hesabı doğru idi. İkinci Viyana bozgunundan sonra devamlı savaşan, devamlı toprak kaybeden, nüfusu, bir kısmı gayri Türk on-oniki milyona kadar düşen bir devleti yıkmak ve topraklarını paylaşmak kolaydı. Fakat hesaplarında bir yerde yanıldılar: Türklerde vatan duygusu her duygudan ileridir. Ölümü göze alanla baş etmek kolay değildir. Türk milleti vatan için ölümü göze aldı, batının hesaplarını boşa çıkardı…

    Avrupa’nın hasta devletlerinden, bugün Fransa’nın başındaki adam, her halde hiç tarih okumamış, cetleri her sıkıştığında Türklerden yalvararak yardım istememiş gibi, külhanbeyi edasıyla Türkiye’ye ayar vermeğe çalışıyor. Türkiye’den elbette hak ettiği cevapları alıyor. Şunu unutuyor: Bu günkü Türkiye yüz yıl önceki, nüfusunun bir kısmı gayri Türk, erkekleri savaşlarda erimiş, ekonomi diye bir şeyi olmayan, insanlarının yüzde seksenden çoğu köylerde yaşayan, eğitimsiz Türkiye zannediyor. Şunu kendisine hatırlatmak gerekir: Türkiye bugün genç ve eğitilmiş nüfusu gittikçe artan 82 milyonluk bir ülkedir. Şimdi şehir nüfusu yüzde seksendir. Kentlere en uzak köylerimizin insanları çocuklarını okutmak için, devlet yardımı görmeseler dahi bir seferberlik içindedirler. Türk düşmanlarına şunu hatırlatmak gerekiyor;  bu günkü topraklarımıza milletimiz ilelebet kazığını hiç çıkarılmamak üzere çakmıştır.

Elbette bugün gene bir Türk meselesi vardır. Bundan sonra, bizim muarızlarımız ve onların düşünürleri “bu Türklerle nasıl iyi geçinelim de bize uzun vadede bir zararları olmasın” hesaplarını yapmalıdırlar. Bu bizim değil, onların meselesidir. Bugün Türkiye’nin iki meselesi vardır: birincisi sağlam bir ekonomi, ikincisi nükleer enerji; yani atom bombası yapacak teknoloji ve o konuda kimseye danışmadan, izin almadan yürüyecek cesaret… Buna da inanıyorum birkaç adım kaldı…

Ahmet B.KARABACAK
Ahmet B.KARABACAKosmanbkarabacak@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments