Milletine Güvenmeyen Okumuşlarımız Var

Bu haber 19 Ocak 2020 - 11:44 'de eklendi ve 425 kez görüntülendi.

“Milletine Güvenmeyen Okumuşlarımız Var”

Kenan EROĞLU

 “Bizde her şey yanlış, batı ne yaparsa doğrudur” gibi bir kabul var. Türk insanında veya okumuşunda olduğu kadar halkımızda da böyle bir kanaat oluşmuş görünüyor.

Libya’da iç savaş başladığında daha birleşmiş milletler kararı dahi olmadan bir gece ansızın Fransa Libya’yı bombalamış binlerce masum insanın ölümüne sebep olmuştu. Hatta bu konularda öncü (!) olan Abd yönetimi dahi şaşırmıştı. Bu konuda bizim ezik okumuşlar dâhil, kimseden pek bir ses çıkmadı.  Sanki bir kabul var. “Fransa yaparsa doğru yapar, ya da Fransa yanlış yapmaz, yaptığı işte haklılık payı vardır.” gibi.

Abd Önce Saddam’ı Kuveyt’e karşı kışkırttı, Irak tarafından Kuveyt’in işgaline göz yumdu, ardından da kimyasal silahları bahane ederek on binlerce Km. Öteden gelip Irak’ı işgal eder bizim ezik okumuşlarda önemli bir tepki yok. Hatta konu Abd ile Saddam arasında kalan ve bizi de pek ilgilendirmeyen bir konu olarak görülür.

Suriye konusunda; Suriye ile Türkiye’nin ilişkileri zirve yaptığı, ortak bakanlar kurulu toplantıları yapıldığı sırada, batı Suriye’ye Arap baharının devamı olan ayaklanma başlattı. Bizce mesele, Suriye devletinin, yaptığı ve yapamadığı konuların çok ötesinde Suriye-Türkiye yakınlaşmasının ve artan münasebetlerinin batı ve Abd tarafından kabul edilmemesi meselesidir. Suriye’de olaylar ve gösteriler başladığında bizim sözüm ona vatansever, milliyetçi okumuşlardan bile pek ses çıkmamış, “bu işin sonu ne olur, bize de dokunur mu, dokunursa bizim için daha kötü neticeler doğurur mu” gibi düşünceler pek dikkate alınmadan, bir yabancı ülke maçı seyreder gibi olayları ve gelişmeleri seyrettik.

Aynı konu Mısır’da da tekrarlanmıştı. Türkiye Mısır ilişkilerinin tavan yaptığı bir sırada Abd Sisi’ye darbe yaptırarak müesses nizamı yıkmış ve seçimle gelen Mursi hapse atılmıştı. Çünkü Mursi Türkiye ile iyi ilişkiler içerisine girmişti.

Türkiye, Mısır ile iyi ilişkiler içine girdiği takdirde, bir takım ortak kararlar almaya teşebbüs ettiğinde, bizim ezik okumuşlar hemen başlarlar, “bizim Mısır’da ne işimiz var. Mısır’ın iç işlerine fazla müdahale bize zarar getirir”. Gibi.

Fakat Abd on binlerce km. uzaktan Mısır’da generallere darbe yaptırır ve ülkeyi yeniden tasarımlarken bizim ezik okumuşlar da bir kabul var. “Biz karışmayalım da kim ne yapıyorsa yapsın” gibi düşüncelerle.  Türkiye ile de iyi ilişkiler içinde olan ve seçimle gelen bir iktidar yerine adeta darbeci Sisi ve Abd’nin yanında yer alma durumuna girdiler.

Suriye Rusya ile işbirliği yapar ortak hareket ederken, bizim eziklerde bu durumda da kabul var.  Suriye devlet başkanı Rusya ile ilişki kurar, Rusya Suriye’de üsler kurar asker bulundurur, Rus askerleri rejim askerleri ile birlikte hareket eder, sivillerin üzerine ve Özgür Suriye kuvvetlerine karşı savaşır.  Bu durum bizim eziklere göre olağan bir durumdur. Hiç yadırgamazlar.

Fakat Türkiye meşru Libya hükümeti ile diyalog kurarken, “Olmaz, asla olmaz, meşru değil. Maceraya sürükleniyoruz. Bataklığa çekiliyoruz” nakaratlarını duyarsınız.

Bizim okumuşlarımızın geçmişte Türk devletlerinin yaptığı gibi mazlumun yanında yer almak gibi bir düşünceleri maalesef yok görünüyor.

Durum şu; Türkiye eskiden olduğu gibi edilgen davransa, Batının ve Abd’nin her dediğine evet derse veya hiçbir şey demeden nötür dursa her halde hiçbir şey yapmayan bir insanın hiç bir eleştiri alamayacağı gibi bir durum dolayısı ile herkes mutlu olacak.

Fakat bir söz de siz söylemek isterseniz,  bir harekette bulunursanız,  etrafımızda olan olaylar hakkında “ne oluyor, neler oluyor” dediğiniz zaman dış güçlerin yanı sıra içerde bulunan gafiller de hemen koro halinde “yanlış kararlar alınıyor, hatalar yapılıyor, Türkiye bir bataklığa çekiliyor, Mehmetçiklerimizin şehidleri geliyor” gibi sözler sarf ediliyor. Sanki bizim bu ezikler o kadar tarafsız(!) o kadar objektif(!) ve Suret-i Hak(!) tan’dırlar ki hem mikroba karşıdırlar hem de ilaca. Sanırsınız ki bunlar Türk Milletinin mensubu değil de dünya vatandaşıdırlar.

Türkiye’nin teşebbüs girişimi uygulamaya konulmaya başladığı zaman ise içerdeki koro bu kez de: “Geç kalınmış bir hareket, daha önce yapılmalıydı.” Eğer ordumuz bir yere girmiş ve alan açmışsa bu sefer de; “Dar alana sıkıştık, daha ileri gidilmeliydik.” Hatta “tamamı alınmalıydı” gibi ayakları yere basmayan, karar alıcıları küçümseyen, kendilerini her şeyi bilen adam pozuna sokan bir davranış içine giriyorlar.

Suriye’de Türkiye 30 km. güvenli bölge oluşturmak için operasyona giriştiğinde, önce bu operasyona karşı çıkanlar bu kez de “Türkiye operasyonla 30 km. içeri girse ve teröristleri temizlese bile, Abd güvenli bölgenin komutanlığını Türkiye’ye vermez” demişlerdi. Demek ki kafalar bilerek ya da bilmeyerek ipotekli olmalı. Milletine, milletinin ordusuna, devlet ve hükümetine güvenmeyen bir Türk olabilir mi? Olmamalı ama işin içinde “Eziklik” olunca ne kadar da milliyetçiyim denilse ve ne kadar da tahsil yapılırsa yapılsın. Batı karşısında ezik düşünmekten kendilerini alamıyorlar.

Batılı bir güç bir operasyon yaparken sarf edilmeyen söz ne yazık ki kendi devletimiz ve askerimiz operasyon yaptığında sarf ediliyor.

Hâlbuki bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, dış güçlere karşı içerde birlik beraber içerisinde olması-olunması gerekmez mi? Gerekmesi lazım, fakat bizim “aşağılık duygusu” hastalığına yakalanmış ezik okumuşlarımız, söylediklerinin ve davranışlarının çok çok aksine devletin yanında milletin menfaatinden yana olmuyorlar, olamıyorlar.

Türkiye her hangi bir konuya müdahale etmeye teşebbüs ettiğinde bizim içerdeki okumuş ezikler. Muhalif firmanın temsilcileri gibi hareket ediyorlar.

Kenan Eroğlu
Kenan Eroğluknn.eroglu@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments