ref: refs/heads/v3.0
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
47,1623
EURO
53,9803
ALTIN
6.093,03
BIST
13.981,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
31°C
İstanbul
31°C
Açık
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
27°C
ESKİ TÜRKLERDE DEVLET ve TEŞKİLATI

Bakmayın Aydın(!)lara İnsanımız Dürüsttür:

19 Temmuz 2026 08:31
8
A+
A-

** Bizim insanımız karşısındakine, acaba yalan mı söylüyor-doğru mu söylüyor diye su-i zanda bulunmaktan utanır. Böyle bir şeyi aklına bile getirmezdi.

** Osmanlı devletimiz döneminde; herkesin devlete bir can borcu olduğuna inanılır ve bu borcunu şu ya da bu şekilde ödemekten çekinmezlerdi. Hiç kimse devlet için şu ya da bu şekilde canını vermekten dolayı yeise kapılmazlardı. Bu durum herhangi bir köydeki bir köylü ile devletin başındaki padişah için de aynı idi.

** Bu insanlardaki duygu nasıl bir duygudur, terbiyedir, anlayıştır ki; kapıdaki köpeklerin yalını (yiyeceği şey), ahırdaki ineklerin yemini vermeden kendi yemeğini yemeyen köydeki insanımız. Evet; Herkesin köylü-cahil gördüğü bu insanlar bu görgüyü nereden aldı, nerede nasıl yetişti, kim yetiştirdi?

** Fikrî bakımdan hangi kaynaktan besleniyorlardı da böylesine dürüst, böyle iyi düşünen böyle düşüncelerle doluydular. Böyle bir atmosferde yoğrulan o eski insanlar nasıl bir eğitim almışlardı ki dürüst ve ahlaklı oluyorlardı.

** Herat’tan Bosna’ya kadar bu topraklardaki medeniyet hamlesinin faili Türk’tür, bu medeniyetin dili Türkçedir. Bu durum asla göz ardı edilmemelidir.

** Viyana kapılarına kadar giden âşıklar ordusu, yoldaşlarına soyunu sopunu sormadı. Hepsi el birliği ile Türk üslûbunu inşa etti. Onların çocukları, bu büyük hikâyeyi sahiplendi. Malazgirt’ten Çanakkale’ye devam eden aynı hikâye. Öznesi Türk, dili Türkçe.

** “Canından çok sevmedikçe gerçekten sevmiş olmazsın” diyen Peygamber efendimizin sözünü hayatının ilkesi yapmak. Yurdunu, milletini özünden çok sevmek. Gerektiğinde cephede can vermek. Can verme sırrına ermek.

** Muhyiddin Kafiyeci gibi; (Ö: 1474) “Zeydün Kaimun” (Zeyd Ayaktadır) önermesinin tahliline dair yorumlarda dil, varlık ve bilgi felsefesi iç içe yüzonüç (113) çeşitli yorum getiren insanlar vardı.

** Gösteriş gibi yapmamak, gösterişten kaçınmak. Havayı solur gibi içten yaşamak. Teheccüd Namazına kalktığını türkülerde gizlemek:

“Kalenin ardındayım

Saatin dördündeyim

Eller tatlı uykuda

Ben senin derdindeyim.”

                   deyip inlemek.

** “Kağızman’dan ısmarladım nar gele

 Gümüş kemer ince bele dar gele.”

Derken bile nazik bir mahcubiyetle

“Yüklü” (hamile) olduğunu ifade eden bir anlayış.

** Her geleni Hızır bilmek, “Tanrı misafiri” parolasını söyleyen herkese kapıları açmak. Gecede gündüzde, ete kemiğe bürünüp misafir suretinde görüneni aziz bilmek.

** Osmanlı icadı olan, “Hilye-i Şerif” evlere asılırdı. Bu sayede Peygamberimizin o eve temsili olarak misafir geldiğini ifade ederdi.

** Elde güzel çoktur aldanmamak gerek. Evdeki güzelin kadrini bilmek gerek diye düşünülür, öyle tavsiye edilirdi.

** Tekbiri Itri gibi söylemekten; ezanı, Kuran’ı İstanbul tarzında dinlemekten zevk alınırdı. Ayağını kıbleye doğru uzatmamak.

Kuran’ı belden aşağıda tutmamak.

Nimete hürmet etmek. Sofradaki ekmek kırıntılarını parmağıyla tek tek toplamak. Günlük adettendi.

** Osmanlıda; Hattat ayağını hat yazdığı kâğıda doğru uzatıp oturmaz, yatmazdı çünkü o kâğıda belki de “Lafz-ı Celil.” yazılacaktı.

** Hat yazdığı mürekkep bulaşmış eliyle helaya (Ayak yoluna) gitmezdi. Hattat adını, yazdığı-yaptığı levhanın en görünmez yerine yazar, adından önce “Abdullah” veya “Fakir.” gibi sıfatlar kullanırdı.

** Osman Gazi’ye pazarda vergi alınması tavsiye edildiğinde o sorar “Kitapta yeri var mı?” diye. Eğer o konulan verginin kitapta (Kur’an-ı Kerim) yeri yoksa konulmasına razı olmayacaktır. Her iş mutlaka Kitabın kavlince olacaktı.

** Osman Gazi’ye göre işler “Kitabın kavlince.” olmalıdır. Günümüzde de bütün işlerimiz “Kitabın kavlince.” olmalıdır.

** Kul hakkından sakınırız. Teraziyi tarttıktan sonra hak geçmesin diye bir miktar daha ilave etmemiz bundandı.

** Sokakta çocuklar kavga etti diye sadece kendi çocuğunu döven-cezalandıran bir mantık-medeniyetten gelen bu insanlar nereye gitti?

** Yine; Sokakta Rum-Ermeni veya Yahudi bir çocukla kavga eden çocuğunu cezalandırıp, diğer çocuğa hiçbir şey demeyen bir düşünce yapısı ancak bizim medeniyetimizde vardı.

** Bu hoşgörü ve affedici yaklaşım belki de sadece bize mahsustur. Medeniyetimizin temellerini buralarda aramak gerekir.

** Her işte evvela “Allah” adını anmanın vacip olduğuna inanılırdı.

** Biz ona âşığız. Her nefeste onun anarız. Her daim “Ah” etmemiz bundandır. “Ah”, Allah lafzının ilk ve son harfidir. Minarelerimiz “Elif”, kubbeler “H.” Ardına çil çil kubbeler serpen âşıklar ordusu “Ah”ın anlamını bilirdi.

** “Âşıkların işi heman her gün âh imiş. Her bir nefes ki âh ile geçmez günâh imiş.”

Burada tasvir edilen insanlar. O iyi insanlara ne oldu. O dürüst, faziletli, ahlaklı insanlar nereye gittiler.

** İslâm’la müşerref olduktan ve İslâmiyet gönüllere girmeye başladığından itibaren; “Allah bir.” dediler inandık. “Muhammed onun resulüdür.” dediler tasdik ettik. “Peygamber miraçta Allah’la görüşmüş dediler.”, “O diyorsa şüphesiz doğrudur” dedik.

** Biz onu çok sevdik. Bizimkisi, hikâyelerde, masallarda anlatıldığı gibi görmeden, kulaktan âşık olmak gibiydi. Adı her geçtiğinde sağ elimiz otomatik olarak kalbimizin üstüne gider, adı görklü Peygamberi içimiz titreyerek anarız.

** Çocuklarımıza “Adıgüzel.” dememiz bundandır. Onlara mahcubiyetle “Mehmet” adını koyarız. Cepheye giden çocuklarımıza da “Mehmetçik” deriz.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bağdar Caddesi EscortDeneme Bonusu Veren Sitelerhttps://www.salonyjardinlospinos.com/https://ocean.lighthousesuitesinn.com/https://makeup.orangebeauty.com/grandpashabetGrandpashabetgrandpashabetritzbetmecidiyeköy escortgrandpashabetmanavgat escortJojobetbets10Casibomjojobet girişperabetmariobetroyalbetdoedajojobet1winjojobetgrandpashabet girişmatbet güncel girişgrandpashabetcasinowoncasinomilyoncasinoroyalbetsalvadorbetsalvadorholiganbetvdcasinobetpuan girişsonbahismercurecasino girişcasinowonbetgitbetpuan giriştambet girişcratosroyalbetbetciourfa konteynerşanlıurfa konteynerbettiltsuperbetinpusulabetkavbetPusulabet güncel girişPusulabet girişbetvolejojobetjojobetjojobetgrandpashabetgrandpashabet girişcasibomsekabet girişpusulabet güncel girişVDCasinopusulabet girişsuperbetin girişVDCasinocratosroyalbetholiganbetholiganbet1winbetgitgameofbetcratosroyalbetinterbahisholiganbetjojobetDeneme Bonusu Veren Sitelercasibombahiscasinocasibomgrandpashabetjojobetholiganbetmatbetbetciosekabetjojobetmarsbahismatbetimajbetimajbetonwin girişsahabet girişDeneme Bonusu Veren Sitelerbetwooncasibomjojobetjojobetperabetjojobet