FETİH, FÂTİH VE MİLLÎ ÜLKÜ

Bu haber 29 Mayıs 2020 - 20:26 'de eklendi ve 443 kez görüntülendi.

       FETİH, FÂTİH VE MİLLÎ ÜLKÜ(*)

                        Prof. Dr. Faruk Kadri TİMURTAŞ

            Fetih ve Fatih üzerine çok şeyler söylenebilir. Tarihte dönüm noktası teşkil eden bu büyük hâdise ve onun büyük ve kahraman temsilcisi için ne söylense azdır. Burada bunları etraflı ve tafsilâtlı anlatacak değilim. Sadece dikkati çeken bir iki nokta üzerinde duracağım:

            İstanbul fethini iki büyük kuvvetin birleşmesi gerçekleştirmiştir:  Türk soyu ve İslâmiyet. Biri maddî, öbürü mânevî eşsiz değerler taşıyan bu iki kuvvet fetih mucizesini meydana getirmiştir.  Üç bin yıllık muhteşem bir tarihe sahip, çok üstün vasıflı Türk soyu ve her bakımdan yüksek, mükemmel, kusursuz bir görüş ve nizam olan İslâmiyetin imtizacı bu mes’ud neticeyi doğurmuştur.

            Tarih boyunca daima efendi, hâkim olarak yaşayan, devletler kuran Türk ırkının vasıfları savaşçılık, disiplin, yiğitlik ve ahlâktır. İslâmiyet ise; iman, mâneviyat, adalet, fazilet, insan sevgisi, şefkât, doğruluktur. Bütün bunlar birleşince ortaya muazzam ve göz kamaştırıcı bir manzara çıkmaktadır.

            İstanbul’un fethi hâdisesinde üzerinde durulacak başka bir nokta da Millî Ülkü meselesidir. İstanbul’un fethi Türkler için idealdi. Millî ideallere, varılması istenilen gayelere eskiden beri “Kızılelma” denmiştir. O devirde Osmanlı Türkleri için “Kızılelma” İstanbul olmuştur.  “Kostantiniye Kızılelması”’na varmak için daha Yıldırım Bayezid zamanında gayret gösterilmiştir. Bunu gerçekleştirmek Fâtih’e ve ordusuna müyesser oldu.  Türk vatanının birliğini ve bütünlüğünü sağlamak, Anadolu ve Rumeli topraklarındaki vatan parçalarını birleştirmek ve yekpâre bir hâle getirmek için İstanbul’un alınması gerekiyordu. Ayrıca,  Peygamberimiz Hz. Muhammed de bir hadiste: “İstanbul muhakkak fetholunacaktır. Onu alan emir, ne güzel emirdir ve onun askerleri ne güzel askerlerdir.” buyurmuşlardı. Fâtih, işte islâmi ve millî ideal olan bu gayeye erişmiş, başarı elde etmiştir.

            Milletleri yaşatan, ilerleten, yükselten tılsımlı kuvvet “millî ülküler”dir.  Türkler de millî ülkülere sâhip oldukları zaman tarihte büyük işler yapmışlardır. Osmanlı Türkleri “cihangir devlet”, “büyük devlet” idealine bağlı idiler. İstanbul Kızılelması, bu büyük idealin erişilen ilk merhalesi idi.

            Bugün biz, millî ülküye sahip olmadığımız için büyük ve kudretli değiliz. Gençliğimize millî ideal verilmemekte ve gösterilmemektedir. Buhranlar, çekişmeler bu yüzdendir. Halbuki bizim için ülkü “Büyük, müreffeh ve kudretli Türkiye”’dir. Gençlerimiz bu ideal altında toplanmalıdır. “Büyük, müreffeh ve kudretli Türkiye” idealinin gerçekleştirilmesini gençlerimizden bekliyoruz. Sözlerimi değerli şair Ârif Nihad  Asya’nın “Fetih Marşı”’nın  şu  mısralarıyla bitireceğim:

            Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden;

            Senin de destanını okuyalım ezberden,

             Haberin yok gibidir taşıdığın değerden.

Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın;

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.

                        ***

            Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini,

            Göster: kabaran sular nasıl yıkar bendini;

            Çocuk görme, hor görme delikanlım kendini.

Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın

                        ***

            Delikanlım, işaret aldığın gün atandan

            Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan;

            Sana selâm getirdim Ulubat’lı Hasan’dan…

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.

            Selâm,”Büyük Türkiye” ülküsüne gönül verenlerin üzerine olsun.

………………………………………………………………………………………..

(*)Bu konuşma, İstanbul’un Fethi yıldönümü vesilesiyle, 29 Mayıs 1968’de, İstanbul, Marmara Öğrenci Birliği konferans salonunda, Milli Hareket Dergisi tarafından organize edilen TÜRK GÜNÜ toplantısında yapıldı.

 Büyük ilgi gören, salona sığmayan dinleyicilerin, Bayezit meydanından, ses cihazlarından dinledikleri bu toplantıda, beşi vefat etmiş yedi kişi konuşmacı olarak görev yapmıştı:

(1)Dr. Faruk Kadri TİMURTAŞ. İstanbul Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi.

(2) İlhan Egemen DARENDELİOĞLU. Komünizmle Mücadele Derneği Genel Başkanı. Eski milletvekili. Komünist Kürtçüler tarafından şehit edildi.

(3) Prof.Dr. Necmettin HACIEMİNOĞLU. İstanbul üniversitesinde görevli iken, Kenan Evren cuntası tarafından hapse atıldı. Beraat etti.

(4)Ahmet KAYIHAN. Balkan Türklerinin temsilcisi. Kendi kurduğu teşkilâtla, oralarda yasak edilen dergi ve gazetelerimizi Balkan ülkelerindeki milliyetçilere ulaştırırdı.

(5)Ufuk ŞEHRİ. İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Başkanı idi. Büyük toplantı ve mitingler düzenledi. Tam bir liderdi. Evinde bir kaza sonucu vefat etti.

(6)Sakin ÖNER. Edebiyat fakültesi öğrencisi idi. Çalışmalarına yazılarıyla devam ediyor.

(7)Ahmet B.KARABACAK. Millî Hareket dergisinin sahibi idi. O da yazılarıyla hizmet etmeğe çalışıyor.

Ahmet B.KARABACAK
Ahmet B.KARABACAKosmanbkarabacak@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments