DOLAR
8,3637
EURO
10,2242
ALTIN
502,84
BIST
1.460
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
24°C
İstanbul
24°C
Gök Gürültülü
Çarşamba Parçalı Bulutlu
25°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
24°C
Cuma Gök Gürültülü
20°C
Cumartesi Gök Gürültülü
22°C
 Yahudi’den Daha Yahudi Arap Liderleri Kadir KESKİN Osmanlı döneminde İstanbul’da kalender meşrep olarak yaşayan ve beş altı dil bilen  Filozof lakabıyla  anılan    Rıza Tevfik   varmış. Bu Filozof Rıza  Tevfik bir Ramazan günü elindeki tütünü tüttürerek İstiklal caddesinden Taksim’e doğru  çıkarken   zaptiyeler  yakalar : “ Sen Müselman değil...
“Nice medh ideyim âb u havâsın  Dinle, nedir dâsitânı Yozgad’ın  Tadanlar mest olur zevk u sefâsın  Âli yüksekdir mekânı Yozgad’ın”                                         Yozgatlı Hüznî Baba  BOZOK YAYLASI’NDA  Kemal ÇOPUROĞLU Zamânın ve mekânın taş...
KIRIM EY KIRIM! Efendi BARUTÇU Kırım Türklerinin 77 yıl önce Sovyetler Birliği’nin kanlı lideri Josef Stalin’in kararı ile vatanlarından bir gecede toparlanarak tren vagonlarıyla Türkistan’ın muhtelif bölgelerine sürgün edilmesi sonucu yaşanan acılar hala sürüyor. KIRIM SÜRGÜNÜ Çarlık Rusyası döneminde Çariçe 2. Katerina’nın Kırım Türklerini yok etme politikası takip eden yıllarda...
Biden ve Bidencıler neler diyorlar Fuat YILMAZER Ermenilerin “Yalan Rüzgârı” dizisi haline gelen, 1915 Tehcir olayını “soykırım” kabul ettirme çabaları her geçen sürede başarılı olmayı sürdürüyor. Biden’ın soykırım kelimesini kullanmasının yakıları da devam ediyor. Yankılarının devam etmesi, konuşulması iyiye işarettir. Sorgulayan, araştıran, konuşanların çoğalması sevindirici gelişmeler. Ayrıca fazla konuşulması, tartışılması...

YAZILSIN EFENDİM

YAZILSIN EFENDİM
23.05.2020
0
A+
A-

YAZILSIN EFENDİM!

Gazi Karabulut

    Her ne olursa olsun yaşardık o coşkuyu…

Kıpır kıpır eder, yerinde duramazdı minik yüreğimiz. Yeni elbise veya yeni ayakkabıya sahip olacağımız için değil…

İşte öylesine…

Bizce sebepsizce…

Ama o sihirli sözcük kulağımıza hoş gelirdi… 

“Yarın bayram…”

Aslında Anadolu’da bayram büyüklerde,  derin ıstırapların yeniden depreşmesi olurdu pek çok kez…

Çünkü hemen her ailede yarım kalmışlıklar vardı. 

Ya bir ölümün seney-i devriyesi, ya bir acının ilk bayramı ya da kavuşulamayan hayallerin daha diri hatırlanışı…

Kimi evler, haberi gelmeyen bir gurbet delikanlısının hasretiyle okyanusları taşıracak kadar büyük bir damlacık gözyaşına yol verirdi bayram sabahlarında…

Bazı tek odalı kulübecikte, yutkunan bir babanın dağların zirvesindeki karları eritecek kadar yürek yangını “of” çekişi fark edilirdi bayram günü…

Daha çok ersiz kalmış evlerde bir gencecik dul kadının hüzünlü türküsüne şahit olurdu bayramın ilk ışıkları…

Ama…

Çabuk unuttururdu güneşli bayram sabahında, bu hüzün dolu manzaralar…

Bayram namazı için atıldığında minicik çocuk adımları veya dev adımları gibi heybetli büyüklerin ayak sesleri…

İşte o zaman evdeki kadın ve genç kızlar bir telaş ile başlardı koşturmaya…

Bir annenin sesi yankılanırdı evin, çevrili olmayan toprak bahçesinden…

“Şimdi mezardan gelirler, hadi elinizi çabuk tutun,” diye…

Bilirdi herkes, bayram namazından sonra; önce ata/ana yad edilir, topluca mezarlığa gidilip sessiz ve derin ilk bayramlaşma yaşanırdı oralarda…

Ve en çok da ev yoluna düşüldüğünde; kapı önlerinden yükselen o koku huzur soluklatırdı mezardan dönenlere… 

Hafifçe sulanmış toprak zeminin, çalı süpürgelerle süpürülmesi sonucu yükselen toprak kokusu…

Demlenen çaylar da etrafa bir başka yayardı tadındaki gizemi…

Yollarda tek tük yeni elbiseli, yeni ayakkabılı çocuklara rastlanır, çaktırmadan bakılırdı onların kıyafetlerine…

“Ama olsun,” denilip teselli bulunurdu ayaktaki ‘kilikli naylon ayakkabıya bakılarak…’ “Benim de kilikli ayakkabın oldu.” diyerek.

Evlere girildiğinde kısa süreli bir huzur soluklanır; İçten içe kabaran bir bayram sevinci abartısızca yaşanırdı. 

Belki en güzeli, kahvaltının ardından toprak yolları dolduran çocuk sesleriydi…

Mahallede başlayan bayramlaşmaların hiç biri laf olsun, diye yapılmazdı. Herkes  herkesle bayramlaşırdı. 

Çocuklar açısından her evde, bayramlaşma için beklenen bir iki isim olurdu… O isim nasıl olmuşsa bir şekilde şehere yerleşmişti. Çünkü o geldiğinde verilecek olan elli kuruş ‘Basamaklı Osman’ın’ bakkalına kadar delice koşup alınan elvanın paylaşa paylaşa içilmesi demekti.

Hüznüyle, saflığıyla, derinliğiyle, sokaklarıyla bayramdı o bayramlar…

Şimdi…

Şimdi, başka bir dünya yaşanıyor.

Yarım asra yaklaşan ve dahi yarım asrı aşacak kadar bir ömrü soluklayanların hüzün solukladığı bayramlar yaşanıyor…

Yeni çağın, yeni yaklaşımları…

Mekanik tıkırtılara mahkum duygularla duygusuzlaşan bayramlar…

“Desinler,” mantığı ile dijital basma kalıp mesajlar…

Geri mi dönelim?

Yok efendim!

Mana, maddeye kurban verilmesin.

“Yeni normal,” diye tanımlanan yeni dünya, “yeni sorumluluklar” için hazırlanırken insanlığımızı da devam ettirmenin gereği göz ardı edilmesin.

Aklımız ile duygumuz orta bir noktada buluşabilsin…

Sımsıcak umutlar besleyebilelim…

Umut dolu sade, saf, temiz, pak ve elbette aklına mukim bir neslin derdine düşülsün…

Yazılsın efendim…

Bizi biz yapan değerler kocaman kocaman yazılıp yüreklerde yeşertilsin/yaşatılsın…

Velhasıl…

Bayramlar bayram olsun!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.