ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacak
DOLAR
16,3835
EURO
17,5930
ALTIN
974,21
BIST
2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Az Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C

ECDADA MEKTUP

ECDADA MEKTUP

ECDADA MEKTUP

Güntülü AYYILDIZ

Satırlarıma şan ve şeref dolu bir maziye sahip Türk milletinin bir evladı olarak ecdadımıza olan saygı ve sevgi ile başlıyorum. Asırlar boyu tüm Cihan’da adaleti sağlamak adına mücadele göstermiş, mazlumun yanında olmuş, zulmün karşısında durmuş bir milletin evladı olarak Atalarımız bizlere gurur kaynağı olmuştur. Bugün bu mektubu tarih sahnesinde Ecdadımızın karanlık ve aydınlık dönemlerde bütün yaşadıklarını hissetmeye çalışarak bu millete bıraktıkları kahramanlıkları düşünerek ve geleceğe emanetlerini en güzel şekilde aktarmak için çalışacağıma inanarak en derin duygularımla yazıyorum. Tarih yazan bir milletin evladı olarak atalarımıza olan borcumuzu ancak onların emanetlerine sahip çıkarak bu millete ödeyebiliriz.

Ecdadımız çağlar boyu sınırları, ölçüleri yani fiziki unsurları değişse bile inandığı kutsal saydığı vatan millet gibi manevi unsurlarının değişmediğini sergilediği kahramanlıklarla, elde ettiği başarılarla göstermiştir. Atalarımız karanlığın bir hançer gibi vatanın üzerine saplandığı zamanlarda  o karanlığı yarıp aydınlığa çıkmasını bilmiş, düşmanın bir veba gibi bağrımızda türediği günlerde onları yok etmesini de bilmiştir. 

Bir lider ve ardında sonsuz inanca sahip bir millet. 

İşte bizler böyle bir milletin evlatlarıyız.

Tarihin altın sayfalarını yazan; kurduğu askeri sistem ile dünya tarihinde önemli yer edinmiş Metehan, Avrupa’da “Tanrının kamçısı” lakabı ile tanınan Atilla, Malazgirt Savaşı’nın kazanılması ile Anadolu topraklarının Türk yurdu olmasını sağlayan Sultan Alparslan, İstanbul’un fethi ile Orta Çağ’ı kapatıp Yeni Çağ’ı  açan Fatih Sultan Mehmet Han, milli mücadelenin başkahramanı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk gibi liderler ve ardındaki büyük Türk milletidir. 

Tarihin yakın dönemlerinde milletimiz için o karanlık günler yeniden seyretmiş, düşmanlar dört bir yanı sarmıştı. Tarihimizi öğrendikçe İçimde öyle bir ateş yanıyor ki olabileceğini bilsem isterdim ecdadım ile omuz omuza  o dönemlerde yaşamak ve yaşatmak. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi “Tarihini bilmeyen bir millet yok olmaya mahkumdur.” sözlerinden hareket ederek öncelikle tarihimizi bilip ecdadımızı örnek almalıyız. 

Tarihin seyri söyle cereyan etmiştir:

1. Dünya Savaşı’nın sonunda mağlup tarafta yer alan Osmanlı Devletimiz ülkenin işgaline yol açacak Mondros Ateşkes Anlaşması’nı imzalamak mecburiyetinde kalmıştı. Bu anlaşmanın 7. Maddesi göz önünde bulundurularak İtilaf devletleri Osmanlı topraklarını işgal etmeye başlamıştı. Yenilgiye uğrayan, gücünü kaybeden Osmanlı Devletimiz bunlara karşı koyamamıştı. Ne yazık ki dedelerimiz, ninelerimiz için o kara günlerin sayısı artarak devam edecekti. Özellikle Osmanlı toprakları İngilizlerin açık işgali ve baskısı altında kalmıştı. 

Daha sonrasında, Samsun’da çıkan ayaklanmalarından rahatsız olan İngilizlerin baskısı sonucu orada yaşanan ayaklanmaların bastırılması için Sultan Vahdettin Mustafa Kemal Paşa’yı 9. ordu müfettişi olarak tayin eder. Ülkede yaşanan işgaller karşısında bunu engellemeyi başaramayan Osmanlı Devleti’mizdeki çözülmeler ve zaaflar artarak devam etmekteydi. Milletimiz, dedelerimiz, ninelerimiz ve niceleri 1. Dünya Savaşı’ndan sonra bitap düşmüştü ve artık Osmanlı Devleti’nden ümidini kesmişti. Dört tarafı düşmanlarla çevrili vatanımızda ecdadımız yüzünü düşmanlara dönmedi onlardan yardım beklemedi. Akibetimizi dış güçlerin insiyatifine bırakamazdık. Atalarımız da öyle yaptı, bütün yaşananlar karşısında artık mücadele zamanı gelmişti. Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’ da Samsun’a adım atmasıyla hem Milli Mücadele başlamış hem de karanlığın aydınlığa gideceği yolda ilk ateş yakılmış oldu. Bu tarih ile başlayan  süreçte atalarımız yer yer işgal edilen vatanın kurtuluşu ve bağımsızlığı için varını yoğunu ortaya koydu. Türk milletine güvenerek yola çıktım diyen Mustafa Kemal Atatürk yaptığı faaliyetler ile İngilizler başta olmak üzere diğer işgal eden devletlerin hesabını bozdu. Kuvayı Milliye Hareketleri ile direniş gerçekleşti. Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğan milletimizin varoluş hikayesi başlamıştı. Samsun’dan sonraki güzergah Havza oldu. Havza’dan Amasya’ya geçildi burada yayınlanan genelge ile bundan sonra yapılacak her şeyin haritası çizilmiş oldu. Milli Mücadele Birliği’nin kurulmasının ikinci adımı Erzurum Kongresi’nde atılmıştır. Burada “Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür parçalanamaz.” anlayışıyla hareket edildi. Daha sonrasında Sivas Kongresi ile Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar ulusal nitelik kazandı ve  yeni bir Türk devletinin kuruluşunun temelini oluşturdu. Yaşanan Kurtuluş Savaşı inanç ve büyük kahramanlıklarla başarıyla sonuçlandı, 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

İşte tarih böyle seyretti.

Bizler Milli Mücadele’de Halide Onbaşı’yız, cephane  ıslanmasın diye battaniyesini cephaneye sarmış, bebeğine de sarılıp onun donmaması için uğraş vermiş Şerife Bacı’yız, Erzurumlu Kara Fatma’yız, Maraş’ta Sütçü İmamız, Antepli  Şahin Bey’iz Topal Osman’ız ve  büyük kahramanlıklar göstermiş,  toprağı yatak göğü yorgan eden ecdadımızız. Bizler böyle vazgeçmeyen mücadele eden bir milletin evladıyız. Bugün tam bağımsız bir Türk devletinde yaşıyorsak bunların hepsini ecdadımıza borçluyuz. Onlar yaşanan bütün olumsuzluklara, umutsuzluklara rağmen vazgeçmedi .Bizlerde onlara layık evlatlar olarak her zaman ümitvar olacağız .  

Bugün yaşananları ve ecdadımızı unutmayan gençler olarak, onlara olan minnet borcumuzu çok çalışarak Türk milletine  ödeyeceğiz ve yarının emanetçilerini yetiştireceğiz. Bu mukaddes vatanın her bir karışı için Atalarımız gibi can vermekten kaçınmayacak. Gücümüzü Atalarımızın  kahramanlıklarından alıp Türk Bayrağını dalgalandırmaya devam edeceğiz.

Kelimeler, duygularımı anlatmaya hiçbir zaman yeterli olamayacaktır ama biliyorum ki bu toprağın her bir evladıyla aynı duyguyu paylaşıyorum. Satırlarıma  yazmış olduğum şiirimle son veriyorum.

                 Türk Milleti

Bir millet ki arşa yükselmiş bayrağı

O millet ki herkese yurt olmuş toprağı

Kaplamış olsa da üzerini kara bulutları

Parlamasını bilmiş göğde ay ve yıldızı

Bu millet ki yıkılmış olsa her duvarı

Bu millet ki kalmasa bir evi bir aşı

Tarihini bilir tanır ecdadını

Bırakmaz düşmana vatanın bir karışını

Bu millet ki kutludur adı, yücedir şanı 

Türk milletinin mukaddestir vatanı

Her neslinin yiğittir her bir evladı

En büyük gayesi dalgalandırmaktır bayrağı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.