ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
17,9333
EURO
18,3771
ALTIN
1.033,49
BIST
2.785,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
28°C
İstanbul
28°C
Az Bulutlu
Perşembe Açık
30°C
Cuma Az Bulutlu
29°C
Cumartesi Az Bulutlu
29°C
Pazar Az Bulutlu
28°C

BİR OD YANAR OCAĞIMIZDAN İÇERU

BİR OD YANAR OCAĞIMIZDAN İÇERU
06.10.2021
0
A+
A-


 Kemâl Çopuroğlu

Türk’ün özü  demirdi, bu  kutlu ocakta  dövüldü, bükülmez çelik oldu; yağının kalbine hançer gibi saplandı, dolu dizgin giden kanatlı ak doru tayların üstündeki nice alplerin yayından fırlayan okların temreni de bu ocakta tav’a geldi, hedeflerini hiç ıskalamadan vurdu.
  Nice çiğ gönüller bu ocakta pişti, Yesevî’den el almışların ateşi  de hep bu ocaktan, bu dergâhtan yükseldi. 
   Ertuğrul Ata’nın Söğüt’te tutuşturduğu od da…

   Evvel zamanda değil, ezel zamanın destanlar devrinde adsız kahramanlarca yakılan bu ocağın odu hiç sönmedi; Malazgirt’te, Konstantinopolis önlerinde, Çanakkale’de,  Sakarya’da düşmanı kahredip yakan da hep bu ateşti…
   Bu od bizi de yaktı ama düşmanı kahreden bir yakış gibi değil;Bir ülküye sevdâlananların Oğuz töresince, Kerem gibi yanışıydı bu.
Bir büyük Başbuğ’un, Ülkü Ocağı’nda yeniden harlandırdığı Türk milliyetçiliği ateşinin, Türk yurdunun ebedî varlığına kendisini adamış neferlerin gönüllerini  yakışıydı bu.
Oğuz Kağan soyluların Kızılelma’ya rengini veren od kızıllığında yanışıydı bu.***

Töremizde Ocak,mukaddes varlığımız; dirliğimiz, birliğimiz, düzenimiz,evimiz, hânemiz,nâmusumuzdu!..
    Güzel Türkçemin gül bahçesinde;“ata ocağı, baba ocağı”şeklindeki ifâde  güzelliğiyle gönlüme demet demet uzatılan bir gonca gül, dilimde can bulandı.
   “Ocağın, ocakların sönmesini” ise hayra alâmet görmeyen Türkçem, bu deyimle de bizlere “ölümü, bitişi, son’u ve dünyevî bir yok oluşu” hatırlatan bir kültürün doğurduğu dâhi bir çocuktu.***

Evet, uğruna nice ocakların söndüğü,  coğrafyayı vatan kılanların şehâdet mertebesine eriştiği, her bir neferinin içerisinde piştiği bir “ocak” tan bahsediyoruz.
   Batılı emperyalistler ve diğerleri,  târih sahnesinde dün olduğu gibi bugün de “ocağımızı söndürme” heves ve gayreti içerisindeler.  Gizli, kirli pazarlıkların yapıldığı ihânetpazarlarında saf tutan  yerli işbirlikçiler; terör mahfilleri ve uzantısı fraklı figüranlar, maskeli hâinler birbirlerinin arkalarını kollamaktalar.Lâkin  bu tiyatral metni yazan ve yönetenlerin, bize aba altından sopa gösterenlerin bilmedikleri bir şey var:  Bu ocağı söndürmeye ne sizin gücünüz yeter ne de maşalarınızın!..
  Çünkü târih, Türk’e kefen biçmeye kalkanların hezimet ve zilletlerinin anlatıldığı acı hatıralarla doludur.
 Çünkü  içerisindeki lavları kaynatan, volkanları patlatan odlardır bu ocağı kutlu kılan!..
  Bu ocakta pişenlere selâm olsun!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

bettilt giriş