ref: refs/heads/v3.0
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
48,4415
EURO
56,3299
ALTIN
6.969,46
BIST
13.932,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
28°C
İstanbul
28°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Açık
29°C
Pazar Az Bulutlu
30°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
ESKİ TÜRKLERDE DEVLET ve TEŞKİLATI

SÜMBÜL KOKUSU

3 Eylül 2026 15:22
49
A+
A-

SÜMBÜL KOKUSU

Asena Kınacı MORAL

Ahmet Hikmet Müftüoğlu’na Fatihalarla “Çağlayanlar”ına sevgiyle…

3 Haziran 1870’te İstanbul’da Süleymaniye semtinde doğdu. Müftüler yetiştirmiş Moralı bir aileden gelmektedir. Dedesi Tripoliçe müftüsü Abdülhalim Efendi şiirle meşgul olmuş, 1820 isyanında şehri isyancılara teslim etmek istemeyen ahaliye önderlik ettiği için isyancılar (Yunan milisler) tarafından öldürülmüştür. Değişik vilâyet ve sancaklarda kapı kethüdâlığı yapan babası Yahyâ Sezâi Efendi basılmamış bir divançe sahibidir. Moralı bir Halvetî şeyhinin kızı olan annesinin soyu Niyâzî-i Mısrî’ye kadar ulaşır. Yedi yaşında iken babasını kaybettiği için ağabeyi Refik Bey’in himayesinde yetişti. Rüşdiyeyi bitirdikten sonra Galatasaray Sultânîsi’ne yazdırıldı. Bu okuldan mezun olunca Hariciye Nezâreti Şehbenderlik Hizmetleri Kalemi’nde memuriyete başladı (29 Ağustos 1889). Marsilya başşehbenderliği kançıları olarak tayinine kadar (11 Ekim 1893) Matbûât-ı Dâhiliyye Kalemi memurluğu ve Takvîm-i Vekāyi‘ İdaresi mütercim yardımcılığı görevlerini de yürüttü. 1893-1895 yıllarında Atina, Pire, Poti ve Kerç’te şehbender vekilliği ve şehbenderlik yaptı. Aralık 1895’te tayin edildiği Şehbenderlik Hizmetleri Kalemi sermüsevvidliği göreviyle İstanbul’a döndü. Serhalifeliğe kadar yükseldiği bu görevi Ekim 1908’de sona erdi. Buradan Ticaret ve Nâfia Nezâreti Ticaret Müdürlüğü’ne, ardından Hariciye Nezâreti Umûr-ı Ticâriyye Şubesi Müdürlüğü’ne nakledildi. Ayrıca Galatasaray Sultânîsi’nde imlâ, kıraat, Türkçe, kitâbet ve edebiyat öğretmenliği yaptı (1898-1909). Araları açık olduğu için Tevfik Fikret’in bu okula müdür olarak gelmesinden sonra oradan ayrılıp Dârülfünun Edebiyat Fakültesi’nde hocalığa başladı. Burada edebiyat tarihi dersleri okuttu (1910-1912). Galatasaray Sultânîsi’ndeki öğrencileri arasında Ahmed Hâşim, Abdülhak Şinasi (Hisar) ve Hamdullah Suphi de (Tanrıöver) bulunuyordu. 1911 Ağustosunda tayin edildiği Budapeşte Başkonsolosluğu’nun Mütareke’nin ilânıyla lağvedilmesi üzerine İstanbul’a döndü. İki yıl sonra, daha önce ısmarlanmış olan savaş malzemeleriyle ilgili bir komisyonun başkanlığı göreviyle yurt dışına gitti. Budapeşte, Viyana ve Berlin’de iki yıl kadar kaldı. Dönüşünde son halife Abdülmecid Efendi’nin başmâbeyinciliğine getirildi (Kasım 1922) ve halifeliğin lağvedilmesine kadar bu görevde kaldı (Mart 1924). 1926’da Ankara’da önce Hariciye Vekâleti’nin Konsolosluk Hizmetleri ve Ticaret Umum Müdürlüğü’ne, ardından bu vekâletin müsteşarlığına tayin edildi. Sağlık problemleri sebebiyle Ankara’dan ayrılmak zorunda kalınca Anadolu-Bağdat demiryolları ile Elektrik Şirketi Yönetim Kurulu üyeliklerine getirildi. 19 Mayıs 1927’de vefat etti ve Maçka Şeyhler Mezarlığı’na defnedildi.(*)

Ahmet Hikmet’in edebiyat merakı daha lise yıllarında başlamıştı. Kendisi bu alandaki merakının, aileden gelen bir haslet olduğunu ifade eder. Eserlerinden ilk olarak Asır Kütüphanesi neşriyatı arasında çıkan Leyla Yahut Bir Mecnunun İntikamı yayınlandı. Daha sonra Fransızcadan Tuvalet ve Letafet ve Bir Riyazinin Muaşakası adlarında iki eser tercüme ettiyse de, doğu ile batı kültürünün çok farklı olduğunu görerek bir daha eser tercüme etmedi.
Servet-i Fünun devrinde, İkdam ve Servet-i Fünun dergilerinde yazdığı hikâye ve nesirlerini 1901 yılında Haristan ve Gülistan adlı eserlerde topladı. Bu iki eserinde Ahmed Hikmet Müftüoğlu daha iyi tesir yapmak, gönülleri heyecanlandırmak için mübalağalı bir üslub kullandığını, ağır ve anlaşılması güç Servet-i Fünun dilini işlediğini ve hayal mahsulü konular anlattığını bizzat kendisi söyler. Kendisinin de ifade ettiği sebeplerden dolayı bu iki eseri fazla itibar kazanamamıştır. (**)
İkinci Meşrutiyetten sonra Turancılık fikrine bağlı olarak yazdığı yazıların büyük kısmını Çağlayanlar (1922) adlı eserinde toplamıştır. Gönül Hanım adlı romanı Tasvir-i Efkar Gazetesinde tefrika edilmiş ve 1970’de kitap olarak bastırılmıştır.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun eserleri:
Patates (ilmî, 1890)
Leyla yahud Bir Mecnunun İntikamı (hikaye, 1891)
Tuvalet yahud Letafet-i Aza (tercüme ve ilaveler, 1892)
Bir Riyazinin Muaşakası yahud Kâmil (tercüme, roman, 1892),
Haristan ve Gülistan (hikaye, 1901),
Gönül Hanım (roman tefrikası, 1920),
Çağlayanlar (hikaye, 1922).
Bir Tesadüf
Kadın Ruhu
Beliren Simalar
Salon Köşeleri
Bir Safha-i Kalb
Silinmiş Çehreler

Türklüğe adanan nice ömürler var. Hakkında çok bildikçe nice keşifler yapacağımız şahsiyetler var. Oysa bu cevherler ya toprak altında unutulmuş ya da kıymeti bilinmeden vefasız biz evlatları-milleti tarafından bir köşeye savrulmuş. İşte kendini Türk ülküsüne adamış ancak bizler tarafından unutulmuş şahsiyetlerden biri de Ahmet Hikmet Müftüoğlu’dur.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu kısa hikâyelerinden oluşan Çağlayanlar isimli kitabında okuruna “ bu kitabı sizi düşünerek, sizin için yazdım. Bela gecelerinde, yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.” diyerek seslenir. “Hazreti Muhammed’in feyzinden gönlünde de bir sönmez çırağ, Yavuz’un damarından sende de bir damla kan, Alpaslan’ın yelesinden sen de de bir tutam saç olduğunu hatırla ve evladını ona göre hazırla!…” diyerek Türk Milletine kendini unutmaması için öğüt verir.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun kısa amma derin ve öz hikâyelerinden oluşan Çağlayanlar isimli kitabının hikâyelerinden biri de Sümbül Kokusu ’dur. İlk anda, adıyla dikkatimizi çeken hikâye çiçek kokusunu hissetmenin güzelliği ile devam ediyor. Sanki hikâyenin her satırında bizler sümbül çiçeği kokluyoruz. Bu gün kullanmayı unuttuğumuz fakat o gün daha fazla kullanılan Türkçe kelimelerin zenginliği hikâyeye ayrı bir tat veriyor. Yazar kişileri ve yerleri öyle gerçekçi anlatıyor ki, kişiler yıllardır tanıdığımızı sandığımız arkadaşımız olurken, İstanbul sokakları da bedenimiz ve ruhumuzun gezdiği sokaklara dönüşüyor. 1915’lerin İstanbul’unda biz de kahramanımızın İstanbul sevgisiyle dolaşıyoruz. İstanbul tüm güzellikleriyle gözümüzün önünde canlanıveriyor. Yazarın kalemine, diline gıpta ediyoruz.

Hikâyenin kahramanı Hüseyin Arif, Budapeşte Üniversitesinde okuyan bir öğrencidir. Budapeşte’de metruk bir apartmanın fakirane öğrenci odasında kalmaktadır. Sıradan bir gün odasında önceki günden kalan gazeteyi eline alarak haberleri yeniden okur. Manşetteki bir haberin her satırı hançer, her noktası kurşun gibi bedenine işler. İstanbul zor durumdadır. Romanya silah geçişine izin vermemektedir. Silah ve cephanemiz yoktur. İstanbul’un müdafaasından ümit kesilmiştir. İngiliz ve Fransızlar yerden, gökten, denizden İstanbul’a saldırmaktadır. Yedi düvel Türk’e kefen biçmektedir. Yedi düvelin elinde kendilerinin bile sayamayacağı kadar dretnotları, tayyareleri, tahtelbahirleri vardır. “Bizim neyimiz var? Bizim ise bir göğüs bir bazu. “ O da dayanır mı düşmana karşı?!” der Hüseyin Arif. Gazetede okuduğu bu haberin acısı ve üzüntüsü ile İstanbul’un güzellikleri bir film şeridi gibi gözünün önünden geçer. Hüseyin Arif İslam’ın gözü, Türkün kalbi olan bu renk ve nur durağı memleketinin güzelliklerini gurbette düşünürken yazarımız duru Türkçesi ile memleketini herkesin aşık olacağı gibi tasvir eder. Genç Hüseyin Arif, “İstanbul’un yıkık duvarları Avrupa’nın en güzel binalarından daha güzeldir, harap mezarlıklarımız buraların kütüphanelerinden daha düşündürücüdür, İstanbul’umun hamalları buraların lordlarından daha civanmerttir” diyerek “bülbülü altın kafese koymuşlar, ille de vatanım demiş” atasözünün gerçekliğini de savunan bir vatansever olarak karşımıza çıkar.

Hikâyenin devamında Hüseyin Arif -Vatanımı çiğnetme! diyerek Allaha yalvarır. Çaresizlik içinde ağlar. Çalışma masasının çekmecesinden revolverini alıp kurşunlarını kontrol eder. Aile bireylerini bir bir gözünün önünden geçirip sanki hepsiyle vedalaşır. Eline kâğıt kalem alır. O sırada o kadar bunalmıştır ki pencereyi açar. Ev sahibinin hediyesi sümbül saksısını görüp koklar. Ne oluyorsa işte o sırada oluverir. Tesadüf bu ya evinin kapısı da o anda çalınır. Eve gelen misafir Mehmet Siyavuşgil isimli sevdiği arkadaşıdır. Penceredeki sümbül saksısı ve sümbül kokusu Hüseyin Arif’i ve hatta Mehmet Siyavuşgil’i Budapeşte’den alıp İstanbul’a götürüverir. Yazar İstanbul’u, vatanı öyle güzel anlatıyor ki, onunla bizde 1915’in İstanbul’unun sokaklarında geziyoruz. “Ah! Vatan!” diye iç çekerken devletimizin ve milletimizin o gün ki çaresizliği ve kuşatılmışlığını biz de hissediyoruz. İki genç arkadaş Çanakkale geçilirse İstanbul’un düşmanın eline geçeceği kaygısını bu küçük odadaki sohbetlerinde birbirleriyle paylaşırlar. Kahramanımız sıradan bir sümbül çiçeğinde ötelerin ötesini görür. İki arkadaş sümbülü koklayıp koklayıp hem duygu hem de fikir âleminde yolculuk yaparlar. Hüseyin Arif bu düşüncelerle revolverini başına dayayıp “böyle yaşamak alçaklıktır” diyerek intihar etmeye kalkışır. Siyavuş ise aralarındaki derin diyaloğun aydınlanmasıyla “ hayır, bu odada bu şekilde ölmek alçaklıktır” diyerek Çanakkale’de olmaları gerektiğini arkadaşına anlatmaya çalışır. Siyavuş doğruyu bulmanın heyecanıyla “ben gidiyorum” diyerek harekete geçer. Hüseyin Arif de çaresizlik duygusundan kurtulup intihardan vazgeçip arkadaşının fikrine katılır. Aynı duygu ve düşüncede olmanın mutluluğu ile birbirlerinin elini sıkarlar ve harekete geçerler. Birkaç gün içinde eşyalarını satarlar. Vatana dönüş için vize işlemlerini yaptırmak istediklerinde öğrenci oldukları için askerliğin zorunlu olmadığı söylenerek başvuruları kabul edilmez. Ama gençler net olarak kararlarını vermiştir. Allah aşkı, vatan sevdası, kurtuluş ümidi ve imanıyla bu kararı uygularlar.

Çanakkale Yüce Türk Milletinin binlerce yıllık şerefli tarihinde kazanılmış büyük bir zaferdir. Hüseyin Arif’lerin vatan millet aşkı ile kazanılmıştır. Çanakkale büyük bir destandır. Türk milletinin tüm dünyaya “Çanakkale geçilmez! “ dediği ve dedirttiği destandır. Bu destan Mehmet Siyavusgillerin iman ve ümidi ile yazılmıştır. Ahmet Hikmet Müftüoğlu bu zaferi kazanan, bu destanı yazan büyük Türk Milletinin ruhunu küçük bir hikaye ile muhteşem şekilde anlatmıştır. Bu hikâye ile Ahmet Hikmet Müftüoğlu hem kendisinin hem de tüm Türk Milliyetçilerinin anadan, yardan, serden geçerek Türklüğe adanmış ömürlerinin özetini estetikle buluşturup bize sunmuştur.

Bu hikâyenin özü vatan sevgisi ve Çanakkale ruhudur. Türk Milletinin kalbindeki Çanakkale ruhu ve vatan sevgisi ile ilgili öyküler, destanlar, romanlar, mektuplar, anılar….Türk var oldukça dünya durdukça yazmakla bitmeyecektir. Ancak “Sümbül Kokusu” edebiyatımızda değerini ve yerini hep koruyacaktır. Çanakkale’nin destansı ruhunun ve tarihinin bu kadar kısa ve anlamlı bir hikâyeye sığdırılabilmesi Ahmet Hikmet Müftüoğlu tarafından yaratılan bir edebiyat mucizesidir. Yazar, bir sümbül çiçeği ile Türk’ün yüksek ruhunu, vatan ve millet sevgisini, değerlerini ve hatta tarihini de bu mucize hikâyeye sığdırabilmiştir. “Sümbül Kokusu” hikayesi ile edebiyata olan sevgimizi tazelemiş kendisine duyulan hayranlığımızı artırmıştır. Dileğim odur ki; yeni kalemler yine yeni Çanakkale şaheserleri ile Türk edebiyatını buluşturup yüreğimizi coştursun. Tarihe ve edebiyata yazının gücü ile Türk’ün mührünü vursun.

(*) MÜFTÜOĞLU AHMED HİKMET(1870-1927) Edebiyatçı ve fikir adamı. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
(**) Türkedebiyatı.org Türk Dili ve Edebiyatı İnternet sitesi

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Reşat Gürel dedi ki:

    Güzel eseri anlatmak da güzel olmuş. Teşekkürler Asena. Soy adınızdaki Moral’ın üstadın Moralı oluşu gibi bir ilgisi olabilir mi diye aklıma geldi. Kahraman ecdadın isyancılar tarafından şehit edilişini kaynak öldürülmek olarak yazsada düzeltmek gerekirdi. Ülkenin durumu karşısında kahramanımızın intihara teşebbüsü de biraz karışıklığa uğramış gibi geldi. Çanakkale Zaferi ve ruhunu anlatacak yeni eserler bekleyişiniz ayrı bir güzellik. Burada M.Necati Sepetçioğlu ve Mehmet Niyazi rahmetlileri de anmak Asena’ya yakışırdı. Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun pek fazla tanınmadığı fikrine de katılmayacağımı ilave ederken düşündüm. Yazarımızı ülkemizin çile ve erdemlerine sahip çıkan ülkücülerin tanıyıp sevmeleri elbette yeterli değil. Kıbrıs Barış Harekatı başarısı üzerine TÜRK ORDUSUNA ŞÜKRAN ŞÖLENİ düzenliyoruz Zorkun Yaylası’nda yarbay yonca diye askerlikten nasipsiz biri kimmiş bunlar diye toplanıp getirilmesini emrediyor.. Köşk diye ( Ocaklar kapalıydı) gençlerimizin buluşma, çalışma yeri vardı. Yzb. Geliyor ve emrini veriyor: Ahmet Hikmet Müftüoğlu kimse çıksın ortaya.. Hazırladığımız afişte onun sözü ve ismi vardı.

Bağdar Caddesi Escortmadsalads.comhttps://www.salonyjardinlospinos.com/degisdegisDeneme Bonusu Veren SitelergrandpashabetGrandpashabetgrandpashabetritzbetmecidiyeköy escortgrandpashabetmanavgat escortdegisdegisgrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetporno izlesuperbetin girişsuperbetinbetkanyon giriştipobettipobetcasibom111casibom.comcasibom girişchild pornpashagaming girişroyalbet girişsüperbet girişbetasusjojobetchild pornporno izleporno izleikimislijojobetjojobet girişholiganbet girişbetpuangrandpashabetpusulabetholiganbetgrandpashabetpusulabetsekabetholiganbetgrandpashabet girişjojobet girişgrandpashabetjojobetholiganbet girişmarsbahisholiganbetimajbetjojobet girişholiganbetjojobetjojobet girişjojobetbetasusgrandpashabetimajbetmarsbahis güncelpusulabetbetciosuperbetinholiganbet girişpusulabet girişbetcio girişDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerBetcio matbetjojobet girişteosbetholiganbetgrandpashabetjojobetholiganbetjojobetjojobetholiganbetsekabetmarsbahisJojobet Girişporno izlejojobetJojobetgrandpashabetonwinchild pornmarsbahisjojobetbahiscomibizabetnesinecasinowbahistambetbetbeyesbetimajbetcasibomCasibomMarsbahis GirişpusulabetholiganbetgrandpashabetJojobet Girişmarsbahisgrandpashabetpusulabet güncel girişcasibom girişcasibom