Bakü’de uzlaşılan 34 harfli Ortak Türk Alfabesi, Türk cumhuriyetlerinin meclislerinde yasalaşma sürecine girdi. Gaspıralı İsmail Bey’in “Dilde birlik” şiarı, bir asır sonra 300 milyonluk Türk dünyasının ortak alfabe ve maarif çatısı haline geliyor.
Kültürel bağımsızlık ve zihniyet birliği sağlanmadan, siyasi ve iktisadi birliklerin kalıcı olması mümkün değildir. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan 300 milyonluk Türk dünyası, tarihinin en büyük maarif ve medeniyet devrimlerinden birini yaşıyor. Türk Akademisi ve Türk Dil Kurumu koordinesinde toplanan Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu’nun Bakü’de uzlaştığı 34 Harfli Ortak Türk Alfabesi, kardeş cumhuriyetlerin parlamentolarında kanunlaşarak hayat buluyor.
Özbekistan, Kazakistan ve Azerbaycan meclislerinde eğitim, basın-yayın, dijital iletişim ve kamu levhalarını kapsayan yasal uyum düzenlemeleri peyderpey kabul ediliyor. Türk Devletleri Teşkilatı Ankara Zirvesi’nin de ana gündem maddeleri arasında yer alan bu tarihî hamle, Türk milletinin bin yıllık ortak hafızasını geleceğe taşıyor.
Türk dünyasını ortak bir yazı sisteminde buluşturma ideali yeni bir arayış değildir. 1926 yılında Bakü’de toplanan 1. Türkoloji Kurultayı’nda alınan Latin alfabesine geçiş kararı, Türkistan coğrafyasında büyük bir aydınlanma başlatmıştı. Ancak bu birleşmeden ürken Çarlık kalıntısı ve Sovyet rejimi; 1930’lu yılların sonunda her bir Türk boyu için farklı Kiril harfleri ve yapay imla kuralları ihdas ederek kardeş halkları birbirinden koparmayı hedeflemişti. Birbirinin dilini ve edebiyatını rahatça anlayan Türk boyları, harf duvarlarıyla birbirine yabancılaştırılmıştı.
İşte bugün yürürlüğe giren 34 harfli ortak alfabe; Sovyet mühendisliğinin inşa ettiği bu yapay sınırları tarihin çöplüğüne atmakta ve 1926’da yarım bırakılan kutlu yürüyüşü nihayetine erdirmektedir.
Ortak alfabe, hiçbir lehçeyi diğerine feda etmeyen, her boyun fonetik zenginliğini muhafaza eden dâhiyane bir uzlaşma zeminine dayanmaktadır:
Türkiye Türkçesindeki mevcut 29 harf ana omurgayı korumaktadır.
Türkistan ve Kafkasya sahasındaki geniş ünlü ve gırtlak seslerini karşılamak üzere Ä (açık e), Ň (damak n’si), Q (kalın k), X (hırıltılı h) ve W (çift dudak v’si) sisteme dahil edilmiştir.
Bu yapı sayesinde, Kaşgar’daki bir Uygur Türkü, Taşkent’teki bir Özbek, Bakü’deki bir Azerbaycanlı, Lefkoşa’daki bir Kıbrıs Türkü ve İstanbul’daki bir Türk genci; kendi lehçesinde yazdığı bir metni aynı ses ve harf disiplini içinde ortak bir kütüphanede buluşturabilecektir.
Büyük fikir adamımız İsmail Gaspıralı’nın bundan yüz elli yıl önce Kırım Bahçesaray’da Tercüman gazetesiyle başlattığı “Dilde, fikirde, işte birlik” mefkuresi, bugün devletlerin kanun metinlerine girmiştir.
Ortak alfabe; yalnızca kitap sayfalarında kalan bir imla tercihi değil; Türk Ticaret Kanunu’ndan ortak bilimsel araştırmalara, savunma sanayii terminolojisinden dijital yapay zekâ veri setlerine kadar Adriyatik’ten Altaylar’a uzanan muazzam bir ortak pazarın altyapısıdır. Gelecek nesiller, birbirlerinin eserlerini tercümana ihtiyaç duymadan okuyacak, düşünecek ve üretecektir.
Orhun Abideleri’nin dikildiği günden bu yana Türk milletinin bengü taşı olan dil şuuru, 34 harfli ortak alfabe ile ikinci bin yılda da ebedî kılınmaktadır.