Osman B.Karabacak
28 Ekim akşamı Çankaya’da yankılanan “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!” kararlılığı; Ziya Gökalp’ten Atatürk’e uzanan milliyetçi fikriyatın ve Türk milletinin bin yıllık hürriyet iradesinin devlete bürünmüş halidir.
Tarih 28 Ekim 1923… Çankaya Köşkü’nün mütevazı sofrasında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın dudaklarından dökülen o tarihî cümle, yalnızca bir hükümet şeklinin değişeceğini müjdelemiyordu: “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!”
Bu söz; Sakarya’da, Dumlupınar’da, Maraş’ta ve Antep’te kanıyla vatan coğrafyasını yeniden çizen bir milletin kaderini kendi ellerine alışının, yani Türk milliyetçiliğinin devletleşen iradesinin tesciliydi. Aradan geçen 103 yılda Türkiye Cumhuriyeti, yurt içinde ve dış temsilciliklerimizde aynı gurur ve vecd ile kutlanan sarsılmaz bir kale olarak varlığını sürdürmektedir.
Fikirden Eyleme: Türk Milliyetçiliğinin Zaferi
Cumhuriyet, tarihin akışı içinde tesadüfen doğmuş bir idari mekanizma değildir. Arkasında Gaspıralı İsmail Bey’in “Dilde, fikirde, işte birlik” çağrısı, Yusuf Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyaset tahlili ve bilhassa Ziya Gökalp’in sistemleştirdiği Türkçülük ülküsü bulunmaktadır. Gökalp’in “Halka doğru” gidişle formüle ettiği millî tesanüt ve kültür şuuru, Mustafa Kemal Paşa’nın askerî ve siyasi dehasıyla birleşerek somut bir devlet mimarisine dönüşmüştür.
Atatürk, Cumhuriyet’i kurarken egemenliği şahıslardan, hanedanlardan ve zümrelerden alıp asıl sahibine, yani Türk milletine tevdi etmiştir. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturu; manda ve himaye arayanlara, emperyalist kuşatmalara ve milleti reayadan ibaret gören zihniyetlere karşı verilmiş en kesin millî cevaptır. Bu yönüyle Türkiye Cumhuriyeti, Türk milliyetçiliğinin tarihteki en büyük ve en kalıcı teşkilatlanma zaferidir.
Yıkılmayan Kale, Eskimeyen Duruş
Geçtiğimiz bir asır boyunca Cumhuriyet; içeriden ve dışarıdan yönelen türlü tehditlere, vesayet heveslerine, bölücü terör kalkışmalarına ve emperyalist dayatmalara rağmen milletin çelikten iradesiyle korunmuştur. Türk milliyetçileri için Cumhuriyet; ne içi boş bir nostalji ne de köklerinden kopuk bir şekilcilikten ibarettir. Cumhuriyet; maziden atiye uzanan kutlu süreklilik, Selçuklu’dan ve Osmanlı’dan devralınan cihanşümul mirasın çağdaş dünyadaki millî zırhıdır.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti 103. yaşına adım atarken; Mavi Vatan’daki egemenlik haklarından sınır ötesindeki terörle mücadeleye, millî savunma sanayiindeki atılımlardan Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında yükselen Türk dünyası vizyonuna kadar her sahada Cumhuriyet’in kurucu ruhu rehberlik etmektedir.
İkinci Asrın Ufku: Türk Asrı
Cumhuriyetimizin 103. yılı, aynı zamanda Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının 35. yılına denk gelmektedir. Bu anlamlı tevafuk; Ankara’nın yalnızca Türkiye’nin değil, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan büyük Türk dünyasının da atan kalbi olduğunu ortaya koymaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım tamdır” sözü, bugün TDT Ankara Zirvesi ile ete kemiğe bürünmektedir.
Başta Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu devleti kuran, yaşatan ve vatan uğruna can veren bütün aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyoruz.
Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu, Türk milletinin devleti ebed-müddet kaim olsun!