
Kenan EROĞLU
** Böyle olmakla beraber yüzyıllarca hükmettiğimiz ve adaletle idare ettiğimiz topluluklarla çok derin kopmaz bağlarımız vardır.
** Tarihte birçok milletle çok uzun zaman ve asırlara sığmayan birlikteliklerimiz vardır. Haritalara, sınırlara sığmayan derin düşüncelerimiz, dostluklarımız, kader birliğimiz, hikâyelerimiz, masallarımız, destanlarımız, şarkılarımız, türkülerimiz, deyişlerimiz, terimlerimiz, ortak eserlerimiz, ortak mabetlerimiz, yatırlarımız, türbelerimiz, atasözlerimiz vardır.
** Bölgemizde, bu kadar olumlu yanı ve şansı olan başka bir devlet yoktur. Bölgede bulunan tüm devletlerin “Dini-dinime, dili-dilime.” uygundur.
** Küreselleşme tehdidine karşı millî yapılarımızla karşı çıkmalı, millî varlığımızı teşkil eden yapılarımızı güçlendirmeliyiz.
** Türkçe konuşan coğrafya ile ilişkilerimizi olduğundan daha çok geliştirmeliyiz.
** Yeraltı servetlerimize sahip çıkmalıyız. Millî geleneklerden kopmadan, akılcı ve bilimsel bir eğitim inşa etmeliyiz.
** Bize has millî bir ulaşım politikası geliştirmeliyiz. Bize has ve günümüz şartlarına uygun millî bir gıda politikası geliştirmeliyiz.
** Savunma sanayimizi geliştirmeliyiz. Ülke içinde ve dışında faaliyet gösteren müteşebbislerin her türlü yeni üretim ve teşebbüslerini desteklemeliyiz.
** Üretim ve ticaret kültürümüzü yeni nesiller aktarmalıyız. Girişimci ve kendine güvenen yeni nesiller yetiştirmeliyiz.
** Biz Batılılar gibi fırsatçı olmak yerine her şeyden önce kendimiz olmalı kendimiz gibi davranmalıyız.
** Türkiye olarak ne yapmalıyız? Sorusunu da kendimize sormamız ve cevabını da bulmamız gerekiyor.
** Üst üste koyduğumuzda ve tek tek ele aldığımızda gerçekten çok büyük avantajlarımız olduğu görülüyor.
** Siyasi sınırları aşan birlikteliğimiz ve gücümüz var. Bugün haritalarda görünen bir siyasi sınırlarımız var ama bu sınırları çok aşan bir gönül birliği olan topluluklar, milletler var.
** Coğrafyaya kayıtsız kalamayız. Biz kayıtsız kalsak bile, coğrafyadaki devletler bizi zorlar. Kayıtsız, ilgisiz, alakasız davranamayız, bize ümit bağlayan insanlar, topluluklar ve devletler var, onların ümidini boşa çıkaramayız.
** Bölge de bir Türk boyu tarafından idaresi altına alınmamış hiçbir topluluk yok. Bölgeyi çok geniş bir daire içine alacak olursak, idaremiz altına girmemiş bir topluluk bulunmuyor.
** Ticaret yolları üzerindeki bu bölgede Yaklaşık 2000 yıldan beri hüküm sürüyoruz. (Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa) Bu bölgede şöyle ya da böyle bir hâkimiyetimiz var ayak izimizin, adaletimizin ulaşmadığı bir yer yok.
** Bulunduğumuz coğrafyada ve dünyanın hiçbir yerinde bu kadar türlü çeşitli milletten, ırktan, inançtan meydana gelen insanları idare edebilme becerisini gösteren bir milletiz. Hindistan’da 900 sene kalmış ve oraları adaletle idare etmiş olmamıza rağmen, Hindistan’ı işgal eden İngilizler burada 150 yıl ancak kalabilmişlerdir.
** Bu kadar büyük bir coğrafyayı yüzyıllarca insanları adaletle, hoşgörü ile idare edebilme ferasetini gösteren başka bir millet yoktur.
** En önemli geçişler bizim ülkemizden bulunuyor, (petrol, doğalgaz vs.) Bulunduğumuz coğrafi konum nedeniyle Asya ile Avrupa arasında meydana gelen tüm geçişlerin ülkemizden olması mecburiyeti vardır.
** Belki petrolümüz yok ama çok önemli su kaynaklarımız var.
** Genç ve çalışkan nüfusumuz var. Yaşlanan Avrupa’ya karşılık tüm Avrupa ülkelerini kıskandıracak çok genç ve dinamik bir nüfus kitlemiz bulunuyor.
** Sanayi ve ticaretimizin gelişmesine paralel olarak bölge ile iktisadi ve ticari ilişkilerimiz her gün biraz daha gelişmekte bölgeyle bütünleşmemiz de giderek artmaktadır.
** Günümüz itibariyle bölgede sanayi ve ticaret olarak en gelişmiş ülke Türkiye’dir. Sanayi ve ticaretimiz teşebbüs gücümüz her gün biraz daha artıyor.
** Türkiye’de yaşayan insanlarımızın yanı sıra tüm coğrafyada yaşayan insanların kültüründe, dilinde ve kafasında bu coğrafya ve coğrafyaya ait şehir yer adları canlı olarak yaşıyor.
** Esasında bu bölgedeki insanların, kültüründe, dilinde, edebiyatında, sanatında, kafasında, hikâyesinde, masalında, şiirinde, atasözünde, yer adlarında, kelimelerde, deyimlerde coğrafyanın her yanı ve şehirleri canlı olarak hayatiyetini sürdürmektedir.
** Farklı coğrafyalarda, güçlü devletler kurduk, uzun yıllar yönettik, geleceği planladık. Bulunduğumuz coğrafyada ve dünyanın diğer coğrafyalarında uzun ömürlü ve köklü devletler meydana getirdik, idaremiz altında bulunan toplulukları ahenk içinde yönettik, onların geleceklerini planladık. Büyük tecrübeler edindik.
** Çok büyük, çok eski ve tüm coğrafyaları kuşatan askeri tecrübemiz var. Tarih sahnesine çıktığımız günden bu yana zafer kazanan ordularımızla geniş askeri tecrübeler edindik
** Yüzyıllardır idare ettiğimiz millet ve toplulukların yanı sıra dost ve komşu olarak yaşadığımız ve ayrıca savaşarak yaşadığımız ülkelerle münasebetlerimizde çok geniş ve köklü diplomasi tecrübelerimiz var.
** Tarihin her döneminde var olduğumuz için, çok derin ve yüzyılların tecrübesine dayanan insanları idare etme ve devlet yönetimi tecrübemiz var.
** Tarih sahnesine çıktığımızdan itibaren oluşan bir üretim kültürümüz, bir mutfak kültürümüz var, hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan bu kadar geniş bir mutfak kültürü zenginliğimiz hayranlık uyandırmaktadır. Dillere destandır.
** Bulunduğumuz coğrafyada, Avrupa içlerinden Çin Seddi’ne kadar, Sibirya’dan Afrika ortalarına kadar her yerde uzak ya da yakın herkesle akrabalıklarımız vardır.
** İnsan kalabalığı bakımından bölgede bulunan en kalabalık olan ülke Türkiye’dir.
** Bölgede bulunan en güçlü ve en kalabalık ordu bize ait. Bölgede bizden kalabalık ordusu olan ikinci bir devlet daha yok.
** Dünya çapında hiçbir ülkede bulunmayan stratejik önemi yüksek olan madenlerimiz bulunmaktadır “Bor.” gibi.
** Stratejik açıdan bakıldığında da coğrafi konumumuz diğer komşu ülkelere nazaran çok önemlidir. Batı’nın doğuya açılan kapısı olduğumuz gibi, doğunun da batıya açılan kapısıyız.
** Yeryüzünde bulunduğumuz coğrafi konumumuz itibariyle topraklarımız son derece verimlidir, her türlü ürün almaya müsaittir.
** Bir mevsimde 4 mevsim yaşayan coğrafyamız var. Coğrafyamızın bulunduğu yer itibariyle, her mevsimi hakkıyla yaşayan, her türlü gıda ihtiyacımızı karşılayabilecek, ayrıca her mevsimde diğer mevsimleri de yaşama imkânı veren bir iklim konumumuz var.
** Bölgede büyük devlet olma özelliği taşıyan tek milletiz. Coğrafi şartlar, konum, nüfus, ticaret hacmi, teşebbüs gücü, askeri güç vs. bakımlarından bizden başka “Büyük devlet” olma özelliği taşıyan ikinci bir devlet yoktur.
** Bölgede irtibat ve ilişki kuramayacağımız bir devlet (Filistin, İsrail, Ermenistan, Yunanistan ve Iran dâhil) ve topluluk yoktur. Bulunduğumuz bölgede tarihte olduğu gibi, irtibatımızın, ilgimizin olmadığı, aynı masaya oturamadığımız, konuşamadığımız bir topluluk ve devlet bulunmuyor.
** Bulunduğumuz coğrafyada imar ve ibate etmediğimiz tek ülke, camilerimizin, kervansaraylarımızın, kalelerimizin, türbelerimizin, mescitlerimizin, şehitliklerimizin, çeşme ve köprülerimizin bulunmadığı bir tek şehir yoktur.
** Bosna’da bulunan “Mostar.” köprüsü bir mühendislik harikasıdır. Hindistan’da bulunan, cami ve saraylarımızın yanı sıra “Taç mahal.” gibi eşi benzeri olmayan bir abide bizim eserimizdir.
** Bölgedeki, her ülkede, Altaylardan Hindistan’a, Yemen’den Kırım’a, Nijer’den Bosna’ya kadar her yerde eserleri abideleri olan tek milletiz.
** Bölgede en az 400 yıl barış ve huzuru tesis eden biziz. 1000 yıldan beri bulunduğumuz ve 600 yıl hüküm sürdüğümüz bu coğrafyada hâkimiyetimizin en az 400 yılında barış ve huzuru tesis eden başka bir millet bir topluluk yoktur.
** Bölgede, Osmanlı gibi bir “Cihan Devleti” ni kuran tek milletiz. Bulunduğumuz coğrafyada pek çok devlet gelip geçmiştir fakat 600 sene adaletle ayakta kalabilen bir “Cihan devleti” ni kurabilen ve yaşatma becerisi gösteren biz Türkleriz.
** Belki de yüzlerce haçlı ordusuyla üzerimize gelen Batı karşısında dize gelmeyen tek millet biziz. Özellikle Devlet-i Aliyye bir cihan devleti olarak Batı karşısında tek başına mücadele etmiştir. Bunun son örneği “Çanakkale savaşı” dır.
** Şurası unutulmamalıdır ki Batı’nın dize getiremediği tek Müslüman ülke biziz. Bu akıldan çıkarılmamalıdır
** Günlük kısır siyasi mülahazaların dışında değerlendirdiğimiz takdirde jeopolitik özelliklerimizin yanı sıra Türkiye’nin önünde çok önemli fırsatları ve imkânları vardır.
** Dünyada bulunan milletlere ve devletlere objektif gözle baktığımız takdirde, Türkiye’nin, gelecek potansiyelinin çok yüksek olduğu ve pek çok imkân ve fırsatı içinde barındırdığı görülür
** Kendinden emin olmayan insanlar geleceği hep karanlık görürler. Neden? Çünkü geçmişte kendileri ve mensup oldukları milletleri hakkındaki bilgileri zahmet edip öğrenmedikleri için ne gibi bir potansiyele sahip olduklarımızın farkına da varılamıyor.
** Bizi bekleyenlerin olduğu bilinmeli, nerelere hangi coğrafyalara, hangi boynu bükük imdat bekleyenlere hitap ettiğimiz unutulmamalı kısır çekişmelerin içine girilmemelidir. Unutulmamalıdır ki “Türk beklenendir.”
** “Senin partin kötü, benim partim iyi, senin devam ettiğin dernek kötü benim bağlı olduğum ocak iyi, senin vakfın sorunlu, benim vakfım gerçek milliyetçi “ diye düşünmeden ve onları birbirinden ayırt etmeden aynı ağacın dalları gibi bütüncül bakmalı ona göre davranmalıyız. Aksi takdirde biz birbirimizi yerken bir başka birileri birtakım hedeflere doğru koşar adım gidiyor ve ülkeyi de beraber götürüyorlar.
** Bize “Kırk yıl doğru odun taşınan bir dergâh” gibi bir ocak lazım. Ve yine bizim “Bir dergâha kırk yıl düzgün odunlar taşıyan insanlar.” gibi insan yetiştirmemiz lazımdır. Türkiye’nin hedefi bu olmalıdır.
** Türkiye’nin bir gönül coğrafyası ve bir de ruh coğrafyası vardır; gönül ve ruh coğrafyasının sınırları Balkanlar’dan başlar, Kafkaslara, Kuzey ve orta Afrika’ya ve Yemen’e ve oradan da Asya’ya ve Sibirya’ya kadar uzanır.
** Türkiye, yeryüzünde görünen 780 bin kilometre kare olan Türkiye’den daha fazla ve büyük bir yerdir. Bizim bir de görünmeyen topraklarımız vardır. Mavi Vatan gibi, Anadolu’da 80 milyon Müslüman Türk vardır fakat bir de yeryüzünün çeşitli coğrafyalarında milyonlar olduğu gibi yerin altında da yüz milyonlarcası vardır.
** Ülkemizin siyasi sınırları coğrafî sınırlarımızdan ibaret değildir. Bu gerçek hiçbir şekilde göz ardı edilemez.
** Yapılan işlere ve söylenen sözlere verilen beyanatlara olmadık manalar yükleyerek gerçeklerden uzaklaşmak insana bir şey kazandırmaz, hatta hayal kırıklığı bile meydana getirebilir.
** Nerede olursak olalım, galipler, kibirliler, ağabeyler, küskünler ve kızgınlar merkezi gibi hareket etmenin bir manası da yoktur.
** Kendi dışındaki herkesi yanlış, yamuk, hırsız, ihale peşinde koşan, yalaka olarak gören insanlar yeni bir fikir ortaya koyamadıkları gibi bulundukları yerlere de bir faydaları olmaz.
** Aynı fikirleri savunduğunu iddia edenler, siyasal nedenlerle birbirlerine daha dikkatli konuşmalı, terbiye ölçülerini aşmadan nazik ve kibar olmalıdırlar.
** Küçük çocukların “Benim babam senin babanı döver.” mantığı gibi; “Senin partin benim partim.”, “Eski parti yeni parti”, “Şu dernek bu dernek”, “O vakıf bu vakıf” meselesi her türlü düşünce ve millî meselenin önüne geçmiş bulunuyor.
** Devletimizi parçalamak, yıkmak ve bölmek için milletimizin aleyhine çalışanların dışındaki olaylara ve insanlara kin ve nefret üzerinden değil saygı ve sevgi penceresinden bakarak devletimizin milletimizin menfaatlerini ön planda tutulması lazımdır.
** Nefret üzerine kurulan binaların uzun süre yaşaması mümkün değildir.
** “Aynı kaynaktan beslenmeyen insanlar, ayrı fikirleri savunurlar.”
** Aynı kitapları okuyan aynı sohbetlere katılan, aynı yayınları takip edenler, katıldıkları hareket içinde yeteri kadar millî şuur alamamışlarsa günümüzde pek çok örneği görüldüğü gibi, aynı davayı savunduklarını iddia eden insanlar birbirleri aleyhine olmadık sözler sarf edebilmektedirler.
** Millîliği ön plana alan insanlar kendi iddialarının çok aksine fikir ayrılıklarına düşmüş bulunmaktadırlar. Bu fikir ayrılıkları, katıldığı onayladığı hareketin ilk zamanlarından itibaren yayınların ve fikirlerin yakından takip edilmemesi sonucunda meydana gelmiştir.
** Her insan bir fikir taşır fakat insanımızın fikirlerinin oluşmasında millî ve manevi değerlerimiz ön planda olmayınca ileride doğacak durumlara da çok farklı yorumlar getirmek mukadder olmaktadır.
** Temel meselelerde meydana gelen ayrılıklar ise ülke faydasına bir yarar sağlamadığı gibi, zıt fikirlerin hâkimiyet mücadelesi bazen çok kırıcı sözlerin söylenmesine ve hatta hakarete varan tavırlar içine girilmesine, kargaşaya da sebep olmaktadır.
** İnsanlar arasında fikir ayrılıklarının olması kadar doğal bir durum olamaz. Ama bu durum daha çok temel meselelerden çok teferruata malik olan konularda fikir ayrılıkları ülkenin geleceği açısından her zaman fayda sağladığı görülür.
** Demokrasilerde esas olan, insanların diğer insanların fikir ve düşüncelerine saygı duyması ve bölücü ve ayırımcı olmamak kaydıyla karşı görüşlerinde serbestçe açıklanmasına imkân hazırlamak düşüncesine sahip olmalarıdır.
** Demokrasilerde hem çeşitli fikirler ve hem de çeşitli görüşleri yansıtan sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra siyasi partiler de ülke yönetimine hem yön vermektedirler hem de iktidara gelmek marifetiyle ülkeyi idare etme imkânı bulmaktadırlar.
** Demokrasilerde, insanlar kendi kendilerini idare etmek amacıyla yine kendi kararlarıyla seçtikleri insanlar marifetiyle idare edilmektedirler.
** Krallıklar, Sultanlıklar, İmparatorluklar ve diktatörlükler sona ermiş görünüyor. Biz de Türk milleti olarak mutlakıyetten, meşrutiyete ve oradan da cumhuriyet rejimine geçmiş bulunuyoruz. Bu bir tarihi tekâmüldür. Günümüz dünyasında ulaşılan demokratik hayat ve cumhuriyet rejimi artık dönülmeyen bir yoldaki şimdilik son durak değildir. Yarın başka bir sistem gelir ona geçilir.
** Günümüzde genel olarak aynı kökten gelen insanlardan oluşan milletler ve üniter devletler oluşmuştur.
** Zaman içerisinde, aile genişleyerek, boylar ve soylar ve ardından da milletler meydana çıktı. Bir milletin içinde fert ve aileler güven içinde geleceğe karşı içerisinde bir güvensizlik olmadan yaşayabilir hâle geldi çünkü etrafındaki herkes genellikle aynı fikirleri, aynı gelenek ve görenekleri, aynı ülküleri taşır. Bu yüzden yeni yetişen nesillerde bu ortamda gelecek endişesi taşımadan, aynı kültür ortamında hayatlarını sürdürürler.
** “Türk milletinin tarihî sarkacı yükselişe geçmiştir.” Bunu görmek ve buna göre düşünüp buna göre hareket etmekliğimiz vardır. Bunu aklımızdan çıkarmamalıyız
** Tarih boyu yüklendiğimiz “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi” ni hiçbir zaman unutmamalı, “Geçmişte olanın gelecekte de olacağına.” bütün kalbimizle inanmalı, tarihi mefahirimizden kaçmamalı ve kendi ayak sesimizden korkmamalıyız.
** Türk milleti öyle hafife alınacak bir millet değildir. Milletimizin tarihte eşine az rastlanan başarıları unutulmamalıdır.
** Türk milleti titreyip doğrulmalı, silkinip kendine dönmeli, büyük devlet gibi davranmalı, onu bunu taklit etmekten vazgeçmeli, kendimiz gibi olmalı, kendimize gelmeliyiz. Kendi değerimizi, üzerinde yaşadığımız toprakların kıymetini bilmeliyiz. Tarihimizin bize yüklediği “Tarihi görevi” unutmamalıyız.
** Bizim “Sömürge kafalı aydınlarımız.” ise hâlâ günlük kısır politikanın girdabında debelenip duruyorlar.
** Türkiye, bölgede bulunan, binlerce yıllık tarihi, tecrübesi ve oluşturduğu müesseseleri ile en önemli devlettir.
** Türkiye ciddiye alınması gereken bir ülkedir, böyle olmasına rağmen kendini ve özünü kaybetmiş pek çok Türk insanı bu durumun ne yazık ki farkında değildir.
** Türkiye, Tarihi ve kurumları ile ciddi ve büyük bir ülkedir fakat nedendir bilinmez büyüklüğümüze göre hareket etmiyoruz. Pek çok şeyi küçük bir Orta Doğu ülkesi insanı gibi düşünüyoruz. Bu durum yine bizim tarih bilgimizin eksikliği ile ilgili bir durumdur.
** Kendinden emin olmayan, milletimizin büyüklüğünü göremeyen, her şeye eleştirel gözle bakan yarı okumuş-aydınlarımızı eleştirileri ile baş başa bırakalım. Onlar için sadece şunu diyebiliriz: “Baht utansın.” Siz hangi milletin çocuğusunuz. Neden milletimizin menfaatlerini göremiyor, millî menfaatlerimizi kısır siyasi çekişmelerle feda ediyorsunuz?
** Tarihte ne şahikalar meydana getirdiğimiz unutulmamalıdır. Bu duygu ve düşüncelerin Milletimizin hücrelerinde yaşadığı kanaatini taşıdığımız artık görülmelidir. Ümitsizliğe kapılmanın bir manası yok
** Kaybedecek bir dakikamız bile yoktur. Kısır siyasi çekişmelerin içinde yer almamalı, geleceği düşünmeli, geleceği planlamalı, gelecek üzerine kafa yormalı, millî gurur ve şuur sahibi iyi insan yetiştirmenin yollarını bulmalı ve istikbale hazırlanmalıyız
** Ülkemizde olduğu gibi çevremizde de en kısa zamanda adaleti, birlik ve beraberliği tesis etmeli insanlarımızın ve bölge insanının mutluluğu için “Gece uyumadan, gündüz oturmadan” çalışmalıyız.
** Geçmişimizi ve tarihimizi iyi araştırmalı, geçmişimizden hız ve ilham alarak ve dersler çıkararak gece gündüz çalışmalı düzen-nizam ve intizamı sağlamalı, millet olarak büyük hedeflere-ülkülere doğru ilerlemeliyiz.
** Tüm enerjimizi, âdeta millî bir seferberlik hâlinde millî şuur ve duyguların güçlenmesine. Milletimizin kalkınması kuvvetlenmesi, çağdaşı milletlerden daha ileri seviyelere gelmesi hedefine yöneltmeliyiz.
** Bizim kavgada, dövüşte, sen-ben çekişmesinde, günlük kısır siyasi didişmelerde, eylemlerde, anarşik olaylarda, sokakta, kahvehanede, eğlence mekânlarında boş işlerle, tembellikle kaybedecek ne zamanımız ne de imkânımız var.
** Tarihin bize yüklediği görevi ve taşıdığımız sorumluluğu idrak etmeli, bize ümit bağlayan insanların-milletlerin ümidini boşa çıkarmamalı ona göre davranmalıyız.
** Geçmişimizi unutmamalı titreyip, kendimize dönmeli, kendimiz gibi olmalı, kendimiz gibi hareket etmeli, atalarımıza layık olmalıyız.
** Türkler olarak, İslâm’la müşerref olmadan önce de aynı duygularla insanlara adaletle davranılmış, onların bir emanet olduğu kabul edilmişti.
** Gittiği her yerde, idaresi altında bulunan insanları Yüce Allah’ın bir emaneti olarak gören hak ve adaletten ayrılmayan bir geçmişten geliyoruz.
** Gittiğimiz her yerde büyük medeniyetler kurmuş, insanların mutluluğu, huzuru ve güvenliği için çalışmış ve bilinen dünyanın en ücra köşelerine kadar hükmümüzü yürütmüş olan bir Milletiz ve şimdiki devletimiz de o büyük Milletin bu bölgedeki devamıdır.
** Türk milleti olarak, bulunduğu coğrafyaya hiçbir etkisi olmayan, o coğrafyada yüzyıllarca varlığı hissedilmeden-fark edilmeden yaşayan, geri ve iptidai bir topluluk değiliz.
** Millet olarak üzerimizde bir atalet var. Birçok konuda nemelazım deyip geçiyor memleket meseleleri konusunda derinlemesine düşünmek yerine, birileri tarafından hazırlanıp hap hâline getirilip (Kolay yutulsun diye) sosyal medyada ileri sürülen yalan yanlış şeylerle olayları değerlendirme yoluna gidiyoruz.

