DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

ÇAĞLARI AŞAN DÂHİLER İbn Sina, Birûni ve Kayıp Aydınlanma

Yayınlanma Tarihi :
ÇAĞLARI AŞAN DÂHİLER İbn Sina, Birûni ve Kayıp Aydınlanma

Halim Kaya

Stephen Frederick Starr’ın daha önce Yusuf Selam İnanç tarafından tercümesi yapılmış olan “Kayıp Aydınlanma-Arap Fetihlerinden Timur’a Orta Asya’nın Altın Çağı” adlı kitabını okumuş, Stephen Frederick Starr’ın kitabı hakkında Türk Kültür ve medeniyetini gizlediği, Orta Asya kültür ve medeniyeti diyerek Fars ve Arap kültür ve medeniyetlerine dayalı bir Orta Asya kültüründen bahsettiğine dair kanaatimizi dile getiren bir değerlendirme yazısı yazmıştık.

Stephen Frederick Starr’ın bu ikinci kitabı “Çağları Aşan Dâhiler- İbn Sina, Birûni ve Kayıp Aydınlanma”nın da tercümesini Yusuf Selman İnanç yapmıştır. Kitabın birinci baskısı 335 sayfa olarak Ocak 2026 tarihinde İstanbul’da Kronik Kitap tarafından yapılmıştır. Kitap; “İçindekiler”, “Görseller”, “Kısaltmalar”, “Çevirmenin Notu”, “Takdim”, “Giriş” “Bölüm1: Birlikte Ama Ayrı”, “Bölüm 2: İmtiyazlı Dâhiler”, “Bölüm 3: Vaat ve Aksaklık”, “Bölüm 4: Fırtınaya Tutunmak”, “Bölüm 5: Aristo’yu Tartışmak”, “Bölüm 6: Bir Dünya Tarihi İcat Etmek”, “Bölüm 7: Barıştan Kargaşaya”, “Bölüm 8: Düşman: Gazneli Mahmud”, “Bölüm 9: Ansiklopedist İbn Sina”, “Bölüm 10: Bilinen Dünyayı Genişletmek”, “Bölüm 11: İbn Sina’ın Maceraları”, “Bölüm12: Birûni’nin Şaheseri”, “Bölüm 13. İbn Sina’nın Kanun’u”, “Bölüm14: Birûni’nin Kanun’u”, “Bölüm 15: Şifa”, “Bölüm 16: Bir Kez Daha Birûni”, “Bölüm 17: Bir Kez Daha İbn Sina”, “Bölüm 18: Çağları Aşan Birûni ve İbn Sina”, “Bölüm 19: Bir Yıl Sonra Birûni ve İbn Sina”, “Kaynakça”, “İndeks” bölüm ve başlıklarından oluşmaktadır.

Stephen Frederick Starr’ın yazdığı “Çağları Aşan Dâhiler- İbn Sina, Birûni ve Kayıp Aydınlanma” kitabın isminde geçen “Kayıp Aydınlanma” ifadesinden anlaşılan bu kitap Stephen Frederick Starr’ın yazmış olduğu ilk kitap olan “Kayıp Aydınlanma-Arap Fetihlerinden Timur’a Orta Asya’nın Altın Çağı” adlı kitabın devamı mahiyettedir. Hatta kitabın İbn Sina ve Birûni’yi konu edinmesi ve ilk kitapta defalarca ve sayfalarca değindiği İbn Sina ve Birûni’yi müstakilen ele alması da bu kitabın “Kayıp Aydınlanma-Arap Fetihlerinden Timur’a Orta Asya’nın Altın Çağı” adlı kitabın devamı olduğunu teyit etmektedir.

Stephen Frederick Starr kitabın konusu olmaları bakımından öznelerimiz dediği İbn Sina ve Birûni isimlerinin yaygın hale gelmemsini Arapçadaki isimleri Ebu Ali Hüseyin bin Abdullah İbn Sina ve Ebu’r-Reyhan Muhammed bin Ahmed bin el-Birûni olan kayıp aydınlanmanın iki dev bilim adamının isimlerinin Orta Çağ’daki Batılılar tarafından İbn Sina’yı “Avicenna” olarak Latinceye çevirmeleri ve kullanmaları Birûni’in ise pek bilinmemekle birlikte ismi muhtelif şekillerde yazılıp söylenmiş ancak en bilineninin “Alberonius” olduğunu ortaya koymaktadır (s.23).

Stephen Frederick Starr göre ilmi eserlerde İbn Sina ve Birûni isimleri için yazılmış methiyeler olduğunu; Birûni için: “11.asrın Da Vinci’si; tüm zamanların en büyük âlimlerinden biri; Rönesans’ın öncüsü; Doğu bilim tarihinde bir mucize; deha, üstat. Bilim tarihi çalışmalarını sistemli bir hale sokan Belçika doğumlu kimyager George Sarton, Birûni için ‘İslam bilim tarihinin en muhteşem abidesi” dediklerini, İbn Sina için ise: “Rakipsiz üstat; fizikçilerin prensi; Müslüman filozofların en tesirlisi; modernlik öncesi dönemin hiç şüphesiz en büyük filozofu. Batıda birçok tarihçi kendisinden ‘modern tıbbın babası” diye bahsederken Doğu’da da kendisine ‘akil adamların önderi ve Allah’ın delili’ deniliyordu.” (s.24)

Stephen Frederick Starr henüz daha kitabın başında “Orta Asya” tabirini kullanması bu kitapta da Türk kültür ve medeniyetini göremezden geleceğini, Türk bilim adamlarını Fars veya Arap kültürüne ait göstereceğini, belki de özellikle Türk kültür ve medeniyetini örtmeye çalıştığını göstermektedir.

İbni Sina’nın tıp eğitimi ve tıp alanında meşhur olmasını el alan Stephen Frederick Starr onun tıp üzerine olan her şeyi okuduğunu “Fakat bildiğimiz şey, İbn Sina’nın tıbba büyük bir tutku ile bağlı olduğu ve hakkında bulabildiği tüm kitapları yalayıp yuttuğudur.” (s.50) ifadeleriyle dillendirirken bu okumalarının temelinde de Galen’in 20 bin sayfadan fazla tutan tıp kitabı (s.50) olmak üzere “Râzî … Tedavi ve ilaçları test etmek için deney yapan ilk isimlerdendi. Böbrek taşı, şeker, kolik ve basur gibi çok farklı konularda risaleler yazmıştı. En büyük eseri el-Hâvî idi. 23 ciltten oluşan bu kitabı, araştırmalarını ihtiva ediyordu. [Râzî’nin] Ölümünden sonra 925’te öğrencileri eserlerini derleyerek bu kitabı vücuda getirmişlerdi. (…) İşte bu kitap hem eğitim esnasında hem de sonrasında İbn Sina’nın okuma listesinde olacaktı.” (s.51)

İbn Sina’nın tatbiki tıbbı seçmesinde babasının mı yoksa iş imkânlarının çok olmasının mı etkili olduğu bilmediğini söyleyen Stephen Frederick Starr “İbn Sina tıbba karşı öylesine iştiyaklıydı ki dediğine göre henüz 16 yaşında, yani hukukla tanıştığı sene hasta muayene etmeye başlamıştı. Hatta öylesine uzmanlaşmıştı ki Buhara’nın idarecisi sebebi bilinmeyen bir hastalığa tutulduğunda saray hekimleri İbn Sina’nın görüşüne başvurmuşlardı. Tavsiye ettiği tedavi başarılı olunca da Buhara emiri, İbn Sina’nın kütüphaneye girmesine izin vermişti.” (s.51-52) daha sonra bu kütüphaneden edindiği bilgilerle de tıp alanındaki eserlerinin temelini atmıştı.

Öte tarafta Birûni’de İbn Sina’dan farklı bir alanda matematik, gökbilimi, coğrafya bilimlerinde eğitimini tamamlamıştı. Birûnî’nin hocası “Ebu Nasr, küresel bir üçgenin kenarları ile karşılarındaki açıların sinüsleri arasındaki ilişkiyi tanımlayan formülü bulanlardan biriydi. Birûnî de bu konuyla ilgilenmiş ve hocasını bu konuda bir risale yazmaya ikna etmişti. Bu risale maalesef kayıptır. Bu mesele [Birûnî’nin de bu konuyla ilgilenmesi] bize gösteriyor ki Ebu Nasr genç öğrencisini dengi addediyordu. Birûnî’nin sonraki 40 sene boyunca ilgileneceği problemler, büyük ölçüde ilk hocası tarafından şekillendirilmişti. … Birûnî’nin coğrafyaya olan ilgisini de kamçılayan da yine Ebu Nasr idi.” (s.54)

Birûnî ve İbni Sina ilk eğitimleri ile çıraklık dönemlerini 17 yaşında tamamlamışlardı. İstisnai kabiliyetlere sahip oldukları açıktı ama oldukça güvenli bir ortamda imtiyazlı bir şekilde yetiştirilmişlerdi.” (s.56) aslında bugünde geriye doğru bakınca günümüz insanın daha eğitiminin şuurunda olmadığı bir yaşta Birûnî ve İbni Sina uzman denilecek bir seviyeye gelmişlerdi. Hem de sadece bir bilim dalında değil birkaç bilim dalında uzmanlaşmışlar, dört-beş yabancı dili öğrenip, o dillerdeki ilmi de bilir olmuşlardır.

Stephen Frederick Starr göre “Birûnî de İbn Sina da hayata mükemmel imkânlara sahip şekilde başlamışlardı.” (s.59) ancak “İbn Sina ve Birûnî için 992 ilâ 995 seneleri arası hayatlarının dönüm noktasıdır. Köklü değişimler ile hayatları alt üst olmuştu. Bunların başında Samani hanedanlığının çöküşü geliyordu. Her ikisi de bu hanedanlığın idaresi altında doğmuşlardı. İbn Sina Samanilerin başkenti Buhara’da, Birûnî ise özerk denilebilecek Harezm’in başkenti Kâs’ta dünyaya gelmişti Hayatları da Samaniler tarafından şekillendirilmişti.” (s.61)

Birûnî ve İbni Sina birbirleriyle yüz yüze tanışmalarından önce mektuplaşmaya başlamışlardır. Bu mektuplaşmanın başlamasının ilk sebepleri Stephen Frederick Starr göre İbn Sina’nın yazmış olduğu “dört risale ve ansiklopedisinin” (s.68) şöhretiyle birlikte bir nüshasının Birûnî’nin yaşadığı Rey ya da Kâs’a ulaşmış olduğu veya Birûnin hocaları “Ebu Nasr ve Hucendi ile yaptığı” (s.68) gökbilimi çalışmalarının şöhretinin İbn Sina’ya ve yaşadığı Buhara’ya ulaşmış olmasıdır. Kendi şöhretlerinden dolayı birbirlerinden haberdar olabilecekleri ve böylelikle “Birûnî[nin] erken davranıp İbn Sina’ya uzun bir mektup yazmış” olduğunu bu mektubun çok uzun bir mektup olmasın yanında aralarında yazılmış üç uzun mektup arsından ilk mektup olduğunu da ifade edilmektedir. İbni Sina’nın eserlerini toplayan öğrencilerinin derlediği bir el yazması eserin ele geçen eksik nüshasından alınmış olan “35 sayfa” bir mektuptur. Ki 35 sayfalık bu mevcut mektubun yazılmış olan mektubun tamamı mı olduğu da Stephen Frederick Starr tarafından netleştirilmemiştir.

Stephen Frederick Starr, Birûnî ile İbn Sina arasındaki yazışma yoluyla ilmi tartışmanın ortak konusunu “İki genç âlimin Aristo ile kurduğu ilişki, bu olağanüstü yazışmanın her noktasına sirayet etmişti.” (s.76) şeklinde ifade ederken sınırlarını da “İbn Sina kendisini Yunan filozofun ateşli bir talebesi addediyordu. Aristo’nun muhtelif araştırmalarını özümsemekle kalmamış usullerini de kanıksamıştı. Elbette, yaşamı boyunca Aristo’ya bakışı da değişecekti. ‘İlk öğretmen’i eserlerinde ki tüm eksikliklere ve sorunlara rağmen kendisinin inşa etmeye çalıştığı yeni ve kapsamlı bilgi binasının temeli kabul edecek, böylece kendisini ‘yeni Aristo’ olarak görecekti.” (s.76) ve “Birûnî, Aristo’nun sadece elde ettiği bulguları değil usulünü de tenkit ediyordu ama ona olan zihni borcunu kabul ediyor ve ilim dünyasına adım atmanın ilk yolunun Aristo’nun eserlerini tetkik etmekten geçtiğini söylüyordu.” (s.76)  diyerek İbn Sina ve Birûnî taraflarından bakarak tartışmanın boyutunun sınırlarını tespit ediyor. Gerçi Stephen Frederick Starr, tarihte  “muallim-i Sani” yani “ikinci öğretmen” vasıflandırmasıyla anılan kişinin Farabî olduğunu bilmesi muhtemel olmasına rağmen Aristo’ya ait “ilk öğretmen” adlandırmasından hareketle İbn Sina’nın kendisini “yeni öğretmen” olarak vasıflandırmış olmasını ortaya koymaktadır. İbn Sina ve Birûnî arasındaki ilmi tartışmanın bir “açık husumet”e dönüşmüş olduğunu ve “İki düşünü arasındaki uçurum o denli genişti ki, bir daha hiçbiri diğerinin eserleri hakkında yorum yapma gereği duymamıştı.” (s.76) Stephen Frederick Starr bu iki bilim adamının Ürgenç’te 7 yıl bir arada bulunmalarına rağmen bir birlerini tanımamış gibi davranmalarını da buna bir delil olarak sunar ve ayrıca İbn Sina ve Birûnî arasındaki bu yazışmalardan kamuoyunun 1920 yılında Kahire’deki bir arşivde tek nüsha bulunana kadar haberi olmadığını bilgisini de verir (s.77) ki bu buluş insanlık tarihinde Bilim Devrimi olana kadar Aristo’ya yöneltilmiş en şiddetli sorulardan bilim dünyasının haberdar olmasını sağlamıştır (s.76).

Stephen Frederick Starr Birûnî için “Birûnî, tüm kültürlerin eşit olduğu düşüncesi ile yola çıkmıştı” ve “Birûnî’nin kendi dini de dâhil olmak üzere tün dinleri eşit gören ve farklı dinleri polemiğe girmeksizin anlatan ilk düşünür olduğu neredeyse kesindir.” (s.87) yaptığı tespitlerle Birûnî’nin günümüzde bile insanların tahammülsüzlüğü ve kültürleri yok eden medeni ve modern denilen Batı Medeniyetinden daha hoşgörülü bir çizgi yakalayarak asırlar sonra Türkiye’de ortay çıkmış olan sosyolog Mümtaz Turhan’ın “kültür ve medeniyetlerin küçüğü büyüğü, aşağısı yukarısı yoktur. Her medeniyet kendi içinde yücedir” anlayışının ilk temsilcisi olmasının temelinde onlara bu düşünme tarzını Türk kültür ve İslam inancının sağlamış olduğu gerçekliğini taşır.

Stephen Frederick Starr göre kadim Yunan, Pers, Roma, Çin halkları ve Hristiyan, Yahudi, Müslüman, hindu inançları farklı tarih anlayışlarıyla ve farklı takvim yapılarıyla birbirleriyle uygun ortak bir zaman anlayışları olmamsı dolayısıyla beynelmilel bir tarih üzerinde uzlaşamıyorlardı. Taki Birûnî’nin ay, hafta, gün hesaplarını yeniden yaparak Güneşin tam tepede olduğu zamanda gün değişimini esas almasından sonra ortak bir takvim yapması ve bütün diğer Yunan, Pers, Roma halkları ve Hristiyan, Yahudi takvimleriyle irtibatlandırmasıyla tek bir takvim ve tek bir tarih bilinci yaygınlaşmıştır. İşler uluslararası bir takvim ve tarihe göre düzenlenerek oluşan “Bu küresel takvim, dünyanın her yerindeki alayları tek bir zaman çizelgesine yerleştirmemizi mümkün kılar.” Eğer böyle bir takvim olmazsa “kıtalar arası ticaretin yürütülmesi ya da kültürler ve gelenekler arasında zaman bakımından karşılaştırma yapılması imkânsız olurdu.” Stephen Frederick Starr “Zamanın nasıl ölçülmesi gerektiğine dair bu ortak anlayış ve ortak takvim sistemimiz, küreselleşmenin anahtarıdır denilse mübalağa olmaz.” (s.84) diyerek insanlığın ortak takvim ve ortak tarih çabalarının küreselleşmenin ilk adımları olduğunu bunun da ilk uygulayıcısının Birûnî olduğunu ortaya koymaktadır (s.84-88).

Birûnî çeşitli kültür ve inançlara ait farklı takvim sistemlerin arasındaki temel ayrımın “bir astronomik yılın 365 gün ve 6 saat sürmesi gerçeğini hesaba katma ya da katmama biçimlerinden kaynaklanıyordu. Bu ek çeyrek günü hesaba katmamak, yani yıl uzunluğunu farklı varsaymak, tüm bayram tarihlerini yıl boyunca yavaş yavaş kaydırıyor” olduğunu gördü. İşte tam burada “Birûnî bu tür hataların tümünün basit bir yöntemle düzeltilebileceğini öne sürdü: 365 günlük takvime her dört yılda bir fazladan bir gün eklemek, yani ‘artık yıl’ (interkalasyon)  uygulamak.” (s.90) Birûnî her ne kadar bu gün kullandığımız takvimin bilimsel hesaplarını yapıp ortaya koysa da Stephen Frederick Starr onun Tevbe Suresi 37. Ayetteki “(Haram ayları) ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir olanlar saptırılır. Allah’ın haram kıldığının sayısını bozmak ve O’nun haram kıldığını helâl kılmak için (haram ayını) bir yıl helâl sayarlar, bir yıl da haram sayarlar. (Böylece) onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.” buyruğuna karşı 365 gün ve 6 saatlik takvim beyanı ve Müslümanların ilk kıblesinin Kudüs olması ve diğer dinlerde de farklı kıblelere yönelerek ibadet edilmesi dolayısıyla Tanrı’ya ibadet etmek için kıbleye gerek olmadığını söylemesi gerekçesiyle (s.91) Müslümanlar tarafından sapkınlıkla suçlandığını savunur.

Birûni Ürgenç’te yazdığı ve bugün kayıp olan “Yalanların İptali” adlı eserinde atası büyük matematikçi Harezmî’yi savunuyor (s.94) muhaliflerinin ilmi eksikliklerini ortaya koyuyor. Birûnî bu kitapta “görünürdeki gezegen hareketlerdeki düzensizlikleri (geri hareketi) açıklamak için kullanılan episilik sistemleri bütünüyle reddediyordu. Batı’da 16. Yüzyıla kadar Tycho Brahe ve Kopernik bu kavrama bağlı kalmışlardı. Hâlbuki Birûnî, beş asır önce bu fikri terk etmişti. ” (s.95) Batı’nın beş yüz yıl sonra Birûnî’nin ilmi seviyesine gelmiş olması aslında Türklerde ve İslam âleminde bilim bakamında en azından 9. ve 16. yüzyıllar arsında bir geriliğin söz konusu olmadığını daha sonraki yüzyıllarda Batı ile aralarında oluşan geriliğin bilimsel bilgiyi günlük hayatın ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojik aletlere dönüştürmekten ve bu aletleri kar amaçlı üreterek insanlığın hizmetine sunma anlayışından kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Buhura Emirinin övgüsüne mazhar olmuş, emir onun için methiyeler dizmiş, bu methiyeler de Ürgenç’te aksiseda bulurken İbn Sina “Kısa sürede hastalıkların tedavisi için en fazla müracaat edilen isim oldu. İbn Sina’nın maaşı için ‘yeterli’ demesi, tıbbi faaliyetlerini para için değil bilim için yaptığını göstermektedir.” (s.96)

Stephen Frederick Starr Gazneli Mahmut’un ordusunun kölelerden oluştuğunu ve çok farklı etnik kökene mensup askerleri bir arada barındırdığını anlatırken kurduğu “Herhangi bir askerî birliğin içinde aynı anda Afganlar, Orta Asyalı Türkler, Hintliler, Kürtler, Farslar ve Araplar bulunabiliyordu.” (s.107) ifadesinde “Kürt”leri zikretmesi zikretmeye değecek çoklukta ya da istatistikî sayı bakımından anılmaya değmeyecek miktarda Kürt asker olmamasına rağmen kasıtlı olarak ifade edildiğini düşündürmektedir. Çünkü Kürt’ler tarihte hiç bir zaman ne devlet olmuşlar ne de kavim olarak bir etkin oldukları görülmüştür. İyi niyetli olarak bir Kürt etnisitesinin varlığını kabul etsek bile belki sadece bir köy ya da kasaba kadar bir bölgeden diğer toplumlardan izole olarak yaşamaktan dolayı farklılaşmış bir aşiret olarak var olmuş olabilirler. Bu gün de Kürt denilen ve bölücü bir oluşumun içinde yer alanlar hakiki manda genetik yapıları gereği Kürt olarak tanımlanmış insanlardan oluşmamaktadır kanaatimce. Ermeni dönme Müslüman Kürtler ile Ermeni kripto Kürtler (dönmelikleri sahte olanlar) ve mahalli olarak bir arada yaşamak ile bu gün Kürt denilen kimselerle aynileşmiş Türkmenlerin Kürtleşmesiyle oluşan büyük çoğunluktan oluşmaktadır.

Stephen Frederick Starr yukarıda kullandığı “Orta Asyalı Türkler” ifadesiyle ilk kitabı “Kayıp Aydınlanma-Arap Fetihlerinden Timur’a Orta Asya’nın Altın Çağı”ndan beri savuna geldiği ve Türk demekten kaçındığı “Orta Asyalı” ifadesiyle kastettiği milletin “Türkler” olduğunu zımnen ifade etmek zorunda kalmıştır.

İbn Sina’nın “El-Kanun fi’t-Tıb” kitabını yazmadan önce kaleme aldığı bütün kitaplarının “açıklamalı derlemeler” olduğunu ve bu yüzden bu şekilde kitap yazanlara “Ön Ansiklopedisiler” dendiğini ifade eden Stephen Frederick Starr İbn Sina’nın da “el-Kanun” kanun kitabının yazımında bu derleme metodunu kullanarak bir ansiklopedi yazdığını ve “40 yaşına geldiğinde İbn Sina’nın en az sekiz farklı sahada ehil olduğu herkesçe kabul ediliyordu: hukuk, iktisat, tıp, gökbilimi, matematik, kozmoloji, mantık ve metafizik. Muhtemelen ilk ikisini tatbiki ilim olarak görüyordu.” (s.117) Ayrıca İbn Sina’nın matematik temelli bilimlerde Birûnî’nin kendisinden üstün olduğunu kabullendiğini, mantık ve metafiziği tutku seviyesinde sevdiğini fakat İbni Sina için “Tıbbın ise sunduğu iki önemli avantajı vardı. Birincisi, her ne kadar tıbbı marangozlukla eşdeğer görse de tıp, mantığın şemsiyesi altında değerlendirilebilirdi. İkincisi de tıp konusunda ne yazarsa yazsın çok farklı kimselerin dikkatini çekebiliyordu.” (s.117) Stephen Frederick Starr göre İbn Sina’nın “el-Kanun” kitabını yazmak için aradığı özelliğin Galen’in “kullanılışsız ve ağır”, Taberi’nin “yüzeysel”, Râzî’nin “dağınık” eserlerinden (s.118) farklı özellik “felsefi derinlik” olduğudur (s.119). Stephen Frederick Starr İbn Sina’nın bu boşluğu doldurmak için “felsefi derinlik”li bir tıp kitabı yazmak için “Birincisi hiçbir şeyi unutmayan bir hafıza. İkincisi yazma, daha doğrusu dikte ettirme hususunda çok hızlıydı. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi mantık ve felsefe alanındaki titiz eğitimi sayesinde, ele aldığı muazzam ayrıntı yığınını düzenli ve rasyonel bir yapıya kavuşturabilecek yetkinlikteydi” (s.119) şeklinde sıraladığı üç önemli özelliği üzerinde taşıdığını ortaya koymaktadır.

İbn Sina, Rey Emir Farüdevle 997’devefat etmesi üzerine tahta geçen dört yaşında tahta geçen Mecdüddevle lakaplı oğlunun yerine devlet işlerini yürüten Seyyide Şirin’in (s.134) çağırmasıyla Mecdüdevle’yi yakalandığı melankoli hastalığının da kendini sığır zannedip, kesilip daha üstün insanların doyurulması için kurban edilmesi gerektiğini düşünen Mecdüddevle’bnin hastlıktan kurtarmak için Rey’e gitmiş ve tedavi için Mecdüdevle’nin iki elini ayağını bağlatıp bir odaya koyduktan sonra odaya çağırmış, kasap’ın bıçağını bileyerek odaya gelip ona senin kesilmen için kilo alman lazım demesi üzerine Mecdüddevle ikna olup İbn Sina’nın özenle hazırladığı yemek listesinden hazırlanan yemekler yemesi sayesinden kilo alarak tedavi olur. Bu sayede de İbn Sina Rey sarayının doktoru olur (s.135). Gazneli Mahmud’un Seyyide Şirin’den İbn Sina’yı kemdi sarayına göndermesini istemesi üzerine İbn Sina kaçarak Kazvin’e geçti oradan da Hemedan’a gitti. Hemedan’da İbn Sina’yı Seyyide Şirin karşılamış ve şahsi hesaplarını tutmasını istemiştir (s.137).Hemedan’da Şemsüddevle’nin kolik rahatsızlığını tedavi etmesi dolayısıyla güven kazanan İbn Sina önce danışman daha sonra vezirlik ile görevlendirilir. “Hemdan’da geçirdiği süre [içinde] İbn Sina, birbirinden oldukça farklı dört mesleği aynı anda yürütmüştü: hem uygulayıcı hem kuramcı bir hekim, bilim ve kozmoloji filozofu, üst düzey bir devlet görevlisi ve ileri düzey öğrencilere ders veren bir hoca.” (s.139) Stephen Frederick Starr bu görevlerinden dolayı İbn Sina’yı Birûnî ile birlikte “hezarfen” olarak görmesinin yanında ayrıca İbn Sina’nın “homo üniversalis” yani (evrensel İnsan) olduğunu söyler (s.139).

Stephen Frederick Starr, Birûnî’nin el-Hind kitabını yazarken birçok Hintli bilginden bilgi topladığını ve bu bilginlerden topladığı bilgiler arasından Aristo ve Batlamyus’un bütün hayatın ekvatorun kuzeyinden müteşekkil olduğuna dair görüşlerinin aksine Hintli bilim insanları Hindistan ve Afrika’nın “en güney ucunun ekvatorun altına indiğini teyit etmişlerdi.” (s.154) hatta Birûnî Hintli Varahamihira’dan “Dağlar, denizler, nehirler, ağaçlar, şehirler, insanlar ve melekler, yeryüzü küresinin her yanındadır.” (s.154) Yunan ve Müslüman bilim dünyasının bildiğine aykırı görüşünü Kadim Yunan ve Yunanlıları takip eden Müslüman bilginlere meydan okuma mahiyetinde aktarıp, Varahamihira’nın bu yaklaşımının daha sonraki yıllarda Birûnî’nin “sonradan Kuzey ve Güney Amerika olarak anılacak kıtaların varlığına dair ileri sürdüğü hipotezler[in]de” (s.154) de görüşünü belirleyecek bir etkisi olmuştur.

Stephen Frederick Starr göre Birûnî el-Hind kitabını yazarken “Kendi çağında, hatta günümüzde bile Birûnî kadar gayretle kendi dışındaki bir kültürü yahut dini anlamaya yönelen bir düşünür bulmak zordur. Birûnî, başka bir kültür dünyasını [o kültürün] kendi kıstaslarıyla, analitik bir yaklaşımla ve delile dayalı olarak doğrulanabilir yahut reddedilebilir bir biçimde kavramak için olağanüstü bir çaba göstermiştir.” (s.160) ve “Birûnî’den önce ister kendi medeniyetine ister bir başka medeniyete ait olsun, kültürü incelerken nicel verilerden böylesine kapsamlı bir biçimde yararlanan kimse olmamıştır.” (s.161)

Cüzcani, [İbn Sina’ya] kaybolan eserlerini yenide n yazması gerektiğini söylemişti.” Ve bu eser “hiçbir alanı atlamamalı, mantıktan fizik, kimya, botanik, zooloji, matematik, astronomi, meteoroloji, müzik ve metafiziğe kadar her şeyi dahil etmeliydi.” (s.207))    İşte bunun üzerine İbn Sina yazdığı “Şifa’yı tamamladığında, Meşşâîler ve Aristo dâhil tüm kadim hocalarına karşı saygılı bir mesafeyle kısmi bir bağımsızlık ilan etmiş ve kendi özgün düşünce yolunu çizmeye başlamıştı.” (s.209) İbn Sina’nın Aristo’yu anlaması Farabi’nin yazmış olduğu bir risaleye Buhara’daki bir sahafta rastlaması ve alıp onu incelemesiyle mantık ve epistemoloji disiplinlerini keşfetmiş ve bunlarla hakikate ulaşılacağını anlamıştı Tıpkı Aristo metafiziğini de anlamasını Farabi’ye borçlu olduğu gibi (s.211).”İbn Sina, Farabi’yi tanıdığında henüz 17 yaşındaydı.” (s.212)

Stephen Frederick Starr İbn Sina’nın ve Birûnî’nin çok farklı eserlerine içerlerindeki konulardan bahisler açarak eleştiriler yönelterek meydan getirdiği bu Çağları Aşan Dâhiler- İbn Sina, Birûni ve Kayıp Aydınlanma” kitabında Birûnî’nin el-Cemâhir (mineroloji) kitabını da ele alarak kitap hakkında “Birûnî Cemâhir’de yaklaşık yüz minerali tanımlar. Her birinin özelliklerini, değerini ve kaynaklarını ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Değerli taş damarlarına, maden çıkartma âletlerine dair ayrıntılı bilgi verir.” (s.237) bilgilerini verir.

Birûnî’nin el-Cemâhir (mineroloji) kitabının etnobotanik derlem olduğunu söyleyen Stephen Frederick Starr cemâhir’de “farmakoloji çalışmasını inceleyen bir modern bir araştırmacı[nın], bu eserde İran ve Orta Asya’dan 900, Yunanistan’dan 700, Suriye’den 400 ve Hindistan’dan 425 bitki yer aldığını tespit ettiğini” (s.239) ancak Birûnî’nin bu bitkileri Yunanca, Süryanice, Arapça, Farsça Hintçe adlarını ele alarak filolojik değerlendirmeler yaparak aynı bitkinin farklı ülkelerde hangi adla adlandırıldığı ve kültürel olarak hangi değerin yüklendiğini de ortay koymuştur. Bu kitaptaki tekrarlar çıkarıldıktan sonra olsa gerek Stephen Frederick Starr Birûnî’nin cemâhir’resinde “ana kaynağı olan Dioskorides’in kitabında 570, İbn Sina’ınkinde ise 400 tıbbi bitki vardı. Birûnî’ninkinde ise 1116 farklı bitki bulunuyordu.” (s.240) diyerek kitabın muhteviyatının büyüklüğünü ve mükerrersiz bir bitki adet ve miktarının çokluğunu gözler önüne sermektedir.

Stephen Frederick Starr “Çağları Aşan Dâhiler- İbn Sina, Birûni ve Kayıp Aydınlanma” kitabında Birûnî ve İbn Sina’nın doğumundan ölümüne kadar hayatlarının aşamalarını ele almış, yazdıkları kitapları hangi ortamda nasıl yazdıklarında tutun da kimden etkilendiklerine, kimde hamilik gördükleri ve kitaplarının bölümlerinden içerdiği fikirlere kadar zaman zaman alıntılar yaparak zaman zaman da başka yazarların görüşlerine yer vererek ortay koymuştur. Birûnî ve İbn Sina’nın ilimi çalışmalarını ve bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan eserlerinin günümüze nasıl aktarıldığını, ilmi eserlerinin çoğunun neden günümüze intikal etmediğini –yangınlar, savaşlar bu savaş sonucu oluşan imhalar ve tabi afetler sonucu yok olması- gibi sebeplerle engellendiğini, Birûnî ve İbn Sina’nın günümüzde tanınmasına sebep olanların da onların kitaplarından aktarım yapanların ve onlara eleştirile yönlendiren İmam Gazali gibi âlimlerin sayesinde sanki kitapları hiç kaybolmamış gibi fikir ve ilimi çalışmalarından haberdar odlumuzu ifade etmektedir.

Stephen Frederick Starr’ın yazdığı daha önce Yusuf Selam İnanç tarafından tercümesi yapılmış olan “Kayıp Aydınlanma-Arap Fetihlerinden Timur’a Orta Asya’nın Altın Çağı” adlı kitabını ve sonra yine Yusuf Selam İnanç tarafından tercüme edilen “Çağları Aşan Dâhiler- İbn Sina, Birûni ve Kayıp Aydınlanma” kitaplarını okuyanlar görecektir ki Birûni, İbn Sina, Hayyam, Nasirüddin Tûsî gibi bilim adamları ya İsmailli denilen ehl-i sünnet dışı sayılmış bir sapkın mezhepten ya Şia veya gayrimüslim bir Moğol vs. inançsız bir mezhep veya İslam harici bir milletten çıkmış bilim adamı ya da Nasirüddin Tûsî gibi İsmaili aynı zamanda Hasan Sabbah’ın kalesi Alamut sakini bir bilim adamıdır.

Avrupalıların bu eserlere ulaşması Hristiyan Bizans üzerinden değil Müslüman Mağrip üzerinden olmuştur. Mağrip’te bulunan yaklaşık 130 Arapça eser Latinceye tercüme edilmiştir.” (s.275-276) Bu ifadelerden anlaşılan Orta Asya Aydınlanmasına sebep olan ilmi ve bilimsel eserler İslam dünyasıyla ve Orta Doğu ile sınır olan ve aynı zamanda Hristiyan olan Arapça kitapları Latinceye de çevirecek ilim adamları olmasına rağmen Hristiyanlık’taki Katolik ve Ortadoks çatışması veya Bizans’ın Ortodoks Avrupa’nın Katolik olması karşıtlığı sebebiyle yine Müslüman Endülüslülerin Orta Asya Müslüman Türk Aydınlanmasını yaşatan kitapları en Batı Avrupa’ya yani Mağrip’e taşımaları sayesinde Hristiyan ve Katolik Avrupa’ya girmiş ve Rönesans’ın başlatılması için zihinlerdeki ilk ışıkları yakmıştır. Başka bir yerde okuduğuma göre Endüslülerden kalan, şimdi adlarını hatırlayamadığım ancak isimleri de zikredilerek verilen 3 kitap Avrupa’da Rönesans’ı başlatmıştır.

Stephen Frederick Starr Birûnî ve İbn Sina için “Peki, Birûnî ve İbn Sina Müslüman mıydı? En azından din dairesi dâhilinde görülebilirler miydi? Eğer öyle ise nasıl bir inançları vardı? Acaba agnostik ya da ateistler miydi? Din anlayışları benzer miydi farklı mıydı?” (s.302) sorularını sorarak açıklık getirmeye çalışmıştır. Stephen Frederick Starr göre Birûnî ve İbn Sina İslam dininin namaz, oruç, hac gibi ibadetlerini yerine getirmiyorlardı. Ancak “Tanrı’nın varlığı ve Muhammed’in nübüvveti ikisi için de sorgulanacak şeyler değildi.” (s.302) Birçok kişi İbn Sina’nın dine karşı lakayt hatta deist olduğunu iddia etmiştir. Bazı katı Müslümanlar daha İbn Sina hayatta iken onu dinsiz ilan etmişlerdir. Bu iddialara karşı risaleler yazan İbn Sina “Eğer ben mürted isem dünyada tek bir Müslüman yok demektir”(s.303) demiştir. “Birûnî’nin “fizik kaideleriyle açıklayamadıkları her şeye hikmet-i ilahi diyenleri” ya da cahilce iddialarını “Tanrı her şeye kadirdir” diyerek savunanları eleştirmesi dolayısıyla Sovyet döneminde devletin ateizm ideolojisini benimsemiş düşünürler Birûnî’yi seküler diye övüyorlardı.” (s.303)

Stephen Frederick Starr Birûnî ve İbn Sina için yukarıdaki bakış açısının dışında onların dindar olduğunu söyleyen görüşleri de aktarır. Onların Şia ve Sünni düşüncede tarafsız kaldıklarını, İbn Sina’nın Tanrı’nın kâinata hâkim olduğunu açıkça kabul ettiğini, Brûnî’nin Tanrı’nın ilk sebep olduğuna inana mümin olduğunu ifade eder (s.304-305). Ancak Stephen Frederick Starr “Nasr, Birûnî için ‘ömrünü bilimsel çalışmalara adayan ve İslam öncesi kültürlerin başarılarının İslamiyet dairesinde dâhilinde ileriye taşıyan kimselerin en dindarı” dediğini aktardıktan sonra “bu ifadenin abartı olduğunu belirmek” ifadesiyle Birûnî’nin dindarlığının kendi sözlerine, şahsiyetine dönemin şartlarına bakarsak inkâr edilemeyeceğini ifade eder (s.306)

Stephen Frederick Starr’ın bu ikinci kitabı “Çağları Aşan Dâhiler- İbn Sina, Birûni ve Kayıp Aydınlanma”nın muhteviyatını oluşturan bilgiler “Kayıp Aydınlanma-Arap Fetihlerinden Timur’a Orta Asya’nın Altın Çağı” adlı kitabını yazarken elde ettiği bilgilerin Birûnî ve İbn Sina’ya mahsusu olanlarını ve ilk kitabında bahsetmesinin kitabın genel özelliğini bozarak şahsileştireceği düşüncesiyle koymadığı bilgilerden oluşmuş intibaı vermektedir.

Ayrıca Stephen Frederick Starr “Çağları Aşan Dâhiler- İbn Sina, Birûni ve Kayıp Aydınlanma” kitabında Birûnî ve İbn Sina’ya hamilik yapan saray ve sulatanlardan bahsederken ister istemez o günün tarih ve toplumsal yapılarını izah etmek zorunda kalmasından dolayı İbn Sina ve Birûnî’ye ait salt bir biyografik eser olmaktan çıkara tarih kitabı vasfı da kanmaktadır.

Son olarak Stephen Frederick Starr’ın İbn Sina ve Birûnî’ye bakışını “inançlı insanlardı.” (s.311) ve bütün farklılıklarına rağmen “Birûnî ve İbn Sina, aralarında âdeta iki kişilik bir Rönesans yaptılar.” (s.313)

YORUM YAP

Bağdar Caddesi EscortDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetritzbetmecidiyeköy escortdeneme bonusu veren sitelergrandpashabetgrandpashabetmanavgat escortJojobetdeneme bonusu veren sitelergrandpashabetpusulabetmarsbahismatbet girişsekabetmatbetpusulabetmarsbahispusulabetsekabetsekabetmarsbahisparobettrendbetmatbetjojobetgrandpashabetvevobahispusulabetganobetdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelercasibom güncel girişligobetjojobetjojobetmadridbetslotbartipobetLunabetBetordermatbetpusulabet girişjojobetjojobetCasibombetasusbetpark girişbetparkimajbetvevobahispokerklasPusulabetdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusugrandpashabetgrandpashabetdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusudeneme bonusudeneme bonusudeneme bonusucandycasinoGrandpashabet güncel adres 2026deneme bonusudeneme bonusutaraftarium24justin tvultrabettaraftarium24justin tvbettiltcasibomcasinoroyalMarsbahiszenbetlimanbetCasibombetvolebetsalvadorbetbey girişpalacebetbetgit girişteosbetromabet girişbetbeyamgbahis girişesbettambet girişamgbahisbetplay giriştambetwbahis girişbetplaywbahismarsbahis girişmatbet girişsekabet girişpusulabet girişmercurecasinobetplaycasinomilyoncasinoroyalbetsalvadorteosbet1winromabetcratosroyalbetimajbet girişimajbetJojobetcasibomholiganbetjojobetjojobetCasibomtipobetCasibomcasibomcasibomjojobetcasibom girişpokerklasjojobet giriş
escort Bağcılar escort Bahçelievler escort Bakırköy escort Bayrampaşa escort Beylikdüzü escort Güngören escort İstiklal escort Kadıköy escort Sultanbeyli escort Üsküdar escort Avsallar escort Mahmutlar escort Oba escort Mecidiyeköy escort Ölüdeniz escort Güllük escort Kültür escort Ataşehir escort Avcılar escort Başakşehir escort Esenler escort Esenyurt escort Fatih escort Gaziosmanpaşa escort Kartal escort Küçükçekmece escort Maltepe escort Pendik escort Sultangazi escort Ümraniye escort Adapazarı escort Yalıkavak escort güvenilir casino siteleri Yalova escort Muğla escort Aydın escort Çanakkale escort Balıkesir escort Tekirdağ escort Manisa escort Trabzon escort Kahramanmaraşescort Kütahya escort Osmaniye escort Sivas escort Tokat escort Çorum escort Yozgat escort Isparta escort Elazığ escort Ordu escort Edirne escort Erzincan escort Zonguldak escort Rize escort Uşak escort Kırşehir escort Erzurum escort Giresun escort Amasya escort Sinop escort Niğde escort Bolu escort Karaman escort Kırıkkale escort Bayburt escort Ardahan escort Gümüşhane escort Artvin escort Çankırı escort Bartın escort Sinop escort Bilecik escort Karabük escort Burdur escort Nevşehir escort Kıbrıs escort Kırklareli escort Kastamonu escort Düzce escort Aksaray escort Adıyaman escort Afyon escort Arnavutköy escort Bebek escort Beşiktaş escort Beykoz escort Beyoğlu escort Büyükçekmece escort Çatalca escort Çekmeköy escort Eyüpsultan escort Kağıthane escort Sancaktepe escort Sarıyer escort Şile escort Silivri escort Şişli escort Taksim escort Zeytinburnu escort Aliağa escort Balçova escort Bayındır escort Bayraklı escort Bergama escort Beydağ escort Bornova escort Buca escort Çeşme escort Çiğli escort Karşıyaka escort Fehiye escort Marmaris escort Gaziemir escort Dikili escort Menderes escort Menemen escort Torbalı escort Atakum escort Çerkezköy escort Yenişehir escort Bodrum escort Toroslar escort Tarsus escort Silifke escort Mezitli escort Erdemli escort Anamur escort Akdeniz escort Melikgazi escort Elbistan escort Lüleburgaz escort İzmit escort İlkadım escort Çorlu escort Battalgazi escort Yeşilyurt escort Milas escort Ceyhan escort Çukurova escort Kozan escort Sarıçam escort Seyhan escort Emirdağ escort Sandıklı escort Merzifon escort Suluova escort Taşova escort Altındağ escort Batıkent escort Çankaya escort Çubuk escort Etimesgut escort Haymana escort Kahramankazan escort Keçiören escort Kızılcahamam escort Mamak escort Polatlı escort Pursaklar escort Sincan escort Ulus escort Yenimahalle escort Aksu escort Alanya escort Belek escort Demre escort Döşemealtı escort Elmalı escort Finike escort Gazipaşa escort Kaş escort Kemer escort Kepez escort Konyaaltı escort Korkuteli escort Kumluca escort Lara escort Manavgat escort Muratpaşa escort Serik escort Side escort Didim escort Efeler escort Nazilli escort Söke escort Altıeylül escort Ayvalık escort Bandırma escort Bigadiç escort Burhaniye escort Dursunbey escort Edremit escort Erdek escort Gömeç escort Gönen escort Havran escort İvrindi escort Karesi escort Kepsut escort Susurluk escort Büyükorhan escort Gemlik escort Görükle escort Gürsu escort Harmancık escort İnegöl escort İznik escort Karacabeyescort Kestel escort Mudanya escort Mustafakemalpaşa escort Nilüfer escort Orhangazi escort Osmangazi escort Yıldırım escort Biga escort Çan escort Gelibolu escort Karahayıt escort Merkezefendi escort Pamukkale escort Keşan escort Aziziye escort Palandöken escort Yakutiye escort Odunpazarı escort Tepebaşı escort Araban escort İslahiye escort Karkamış escort Nizip escort Nurdağı escort Oğuzeli escort Şahinbeyescort Şehitkamil escort Yavuzeli escort Bulancak escort Espiye escort Görele escort Altınözü escort Arsuz escort Antakya escort Defne escort Dörtyol escort Erzin escort Hassa escort İskenderun escort Kırıkhan escort Kumlu escort Payas escort Reyhanlı escort Samandağ escort Eğirdir escort Yalvaç escort Foça escort Karabağlar escort Kemalpaşa escort Kiraz escort Kınık escort Konak escort Narlıdere escort Ödemiş escort Tire escort Urla escort Safranbolu escort Akhisar escort Alaşehir escort Kırkağaç escort Salihli escort Sarıgöl escort Şehzadeler escort Soma escort Turgutlu escort Yunusemre escort Akkışla escort Bünyan escort Develi escort Kocasinan escort Talas escort Yahyalı escort Gazimusağa escort Girne escort İskele escort Lefke escort Lefkoşa escort Başiskele escort Çayırova escort Darıca escort Afşin escort Dulkadiroğlu escort Göksun escort Onikişubat escort Türkoğlu escort Kızıltepe escort Mut escort Dalaman escort Gümbet escort Datça escort Kavaklıdere escort Köyceğiz escort Menteşe escort Turgutreis escort Ula escort Yatağan escort Fatsa escort Altınordu escort Ünye escort Düziçi escort Kadirli escort Ardeşen escort Akyazı escort Arifiye escort Erenler escort Geyve escort Hendek escort Karasu escort Kaynarca escort Sapanca escort Derince escort Dilovası escort Gebze escort Gölcük escort Kandıra escort Karamürsel escort Kartepe escort Körfez escort Akşehir escort Beyşehir escort Bosna escort Ereğli escort Karapınar escort Meram escort Selçuklu escort Gediz escort Simav escort Tavşanlı escort Doğanşehir escort Bafra escort Çarşamba escort Boyabat escort Kapaklı escort Süleymanpaşa escort Erbaa escort Niksar escort Turhal escort Akçaabat escort Of escort Ortahisar escort Yomra escort Armutlu escort Çiftlikköy escort Çınarcık escort Akdağmadeni escort Boğazlıyan escort Sarıyaka escort Sorgun escort Alaplı escort Çaycuma escort Devrek escort Ereğli escort Kilimli escort Kozlu escort