
Kenan EROĞLU
** Bu devlet ve milletlerden oyun kurucu olanlar var. Bir de başkalarının kurduğu oyunlarda sahnede oyun oynayanlar vardır. Karar vermek gerekiyor, oyuncu mu olacağız, seyirci mi olacağız.
** Nitekim yüz yılı aşkın bir zamandan beri başkalarının koyduğu kurallara, başkalarının senaryosunu yazdığı rol dağıttığı oyunlarda rol aldığımız artık bitmeli, bitiyor. Türkiye kendi geçmişinden güç alarak ayağa kalkmaya, kendi oyununu kurmaya başlamıştır. Türk milletine yakışan da budur.
** Oyuncu olacaksak, hazırlığımızı ona göre yapmalıyız. Seyirci olmanın hiçbir mesuliyeti yoktur. Oyunu hep başkaları kurar. Siz bakar seyredersiniz.
** Batı karşısında da oyuncu olmalıyız, bu da ancak bilgili kültürlü olmaktan ve çok çalışmaktan geçmektedir. Millî kültürü ihya etmeli kendi değerlerimize dönmeliyiz, bunu başarmalıyız. Yoksa güçlü devletlerin oyuncağı olmaktan kurtulamayız. Bu zillet bize ve geçmişimize yakışmaz
** Sen ben kavgasını bırakıp, tüm çabamız “Lider ülke.”, “Oyun kuran ülke.” ve hatta “Tarih yapan bir ülke.” gibi bu yönde olmalıdır. Tüm çabamızı bu yola teksif etmeli, tüm çalışmalarımızı bu hedefe yöneltmeliyiz.
** Geçmişimiz ve geçmişimizde bulunan parlak başarılar bize ilham ve hız kaynağı olmalı bu hızla ileri atılmalıyız.
** İnsanımız Batı ülkelerinin modalarının peşinde marka merakı ile dolaşmamalı. Kendi öz kültürü ile yoğrulmuş hâle gelmelidir. Ancak kendinden emin insanlar ileriye doğru hamle yapabilirler.
** Bizim ileriye doğru hamle yapabilmemiz için ayaklarımızı kendi millî kültürümüze sağlam bir şekilde basmalı ve oradan hız ve ilham alarak ileriye doğru hareket etmeliyiz.
** Oyuncu olmanın elbet bazı kuralları vardır. İlk önce ve her şeyden önce “Kendinden emin” insanlar yetiştirmeli, insanımızı “Millî kültür ve şuurla dolu” hâle getirmeliyiz.
** Geçen asrın başlarında İmparatorluğumuzu parçalayan Batı devletlerine karşı daha fazla boyun eğmeden titreyip kendimize gelmeliyiz.
** Tarihimize şöyle bir baktığımızda ve dün tarihte başardıklarımızı gözden geçirdiğimizde seyirci olmak başkalarının kurduğu oyunda oyuncu gibi kalmak bize yakışan bir durum değildir.
** Tarihin her devrinde milletimiz hep oyuncu olmuş, “Aleme nizam.” vermiştir. Millî mücadeleyi kazandığımız ve düşmanı ülkemizden defettiğimiz hâlde Son 100 yılda seyirci gibi başkalarına tabi olarak yaşadığımız acı olan bir gerçektir. Ama artık yetmeli sona ermelidir. Bu “Fetretten” kurtulmalı, çok çalışmalı, oyuncu ve kurucu olma kabiliyetimizi artık ortaya çıkarmalıyız.
** Tarih milletler mücadelesinin tarihidir. Her millet, kendi milletini her zaman daha ileri götürmenin mücadelesini verir. Ya da her millet bulunduğu yerde hayatiyetini devam ettirmenin mücadelesini yapar. Bu yüzden milletler camiasında da durum aynıdır. Seyirci milletler vardır, oyun kuran, oyuncu milletler vardır.
** Fert olarak da millet olarak da aktiviteyi artırıp oyuncu olmak gerekiyor. Başkalarının kurduğu oyunda figüran olarak oynamak ve ondan sonra da onların meydana getirdiği durumları sürekli eleştirmek istemiyorsak onun yerine, yetersiz de olsa eksik de olsa kendi oyunumuzu kurmalıyız.
** Tercih etmek lazım, oyuncu mu olacağız? Seyirci olarak mı kalacağız? Seyirci olup başkalarının kurduğu oyunda rol mü alacağız, yoksa oyunu biz kurup öyle mi hareket edeceğiz.
** Seyirci olursak; işi başkaları idare eder, düzenlemeyi başkaları yapar, oyunu başkaları kurar, planı başkaları yapar size ise onların kurduğu, planladığı oyunlarına uymak düşer.
** Seyirci olmak kolaydır. Olaylara müdahil olmadan, hiçbir sorumluluk almadan, hiçbir gayret sarf etmeden olaylara sadece bakarak seyirci olunur. Bu şekilde hareket eden pek çok insan vardır. Bu durum sıradan insanların işidir.

