25.05.2018 - Ülkücü Kadro - Ülkücü Haber Sitesi

OSMANLI YENİDEN OKUNMALI

OSMANLI YENİDEN OKUNMALI

    Ali BADEMCİ
          alibademci@gmail.com

Osmanlı tarihinin yeniden yazılması değil; yeniden açıklanması ve çalışma yapılmasına ihtiyacı vardır. Çevirileri büyük ölçüde tamamlanan arşivler artık bilgisayar tuşu kadar bizlere yakındır. Olaylardan ziyade düşüncelerin  masaya  yatırılması şarttır! Çalışma yapmış olmak için  çalışma yapılmaz; hiç kimsenin okumadığı makaleler yazılması pek önem taşımıyor! Sen yaz sen oku! İnternet doktora çöplüğü, kariyer alma aracı, aldın mı işin tamam, daha okumaya da yazmaya da, kitaba da deftere de gerek yoktur!  İnternet medyası faydanın misli ile zarar veriyor!  Çünkü doğru dürüst Türkçe bilen yok!

OSMANLI YENİDEN OKUNMALI

Osmanlı’nın kuruluşundan itibaren hanedana şükran ve hayranlık duyguları dâima ön plânda olmuştur. Fakat 19. yüzyıla kadar bunun hiçbir şekilde “Osmanlıcılık”gibi bir ideaya dönüştüğü veya  iması ne hanedanda ne de  reayada görülmemiştir. O sebeble eğer buna bir ideo gözü ile bakmak gerekirse bu bunalım veya dağılma dönemi eseri ölü doğmuş bir harekettir. Hanedanı sevmek ve onu saygı ile anmak ayrı “Osmanlıcılık/Neosmanlıcılık”  gibi bir düşünsel akım tasavvur etmek çok ayrı şeydir. Tanzimat döneminin bir kavramlar kargaşası olduğu yolunda pek önemli eserler kaleme alınmıştır.

Birer 19.yüzyıl hâtırası veya mefhûmu olarak  “İslâmcılık-Türkçülük-Garpçılık”  için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Dört deyim ile de  halkın hiç ilgisi yoktur. Anadolu bunların hiçbirinden haberdar değildi. Kronoloji ve olay tarihçiliği yapmak kolay olmasına karşılık  açıklamak ve mefhumların içini doldurarak, halkta bunların  karşılıklarını bulmak çok zordur. Ötekileri şimdi bir tarafa bırakıp da  Rum Yahya Efendi’nin Müslüman olmuş oğlu Ahmet Vefik’ın  Türkçülüğünü nasıl açıklarsınız! Peki kişilksiz Ali Suavi’yi nereye koyabilirsiniz! Daha sayalım mı, meselâ  şu Kafkasyalılar’ı!  Çok detaya inilmemiş ve onu sıradan bir matbaa ustası  sandığımız İbrahim Müteferrika, ”Garplılaşma”nın ilk nüv’esi olan  “Nizam” ve “Cedid” deyimlerinin ilk sahibidir!

“Kahvehanelerin” açılması ile “Bektaşiler”in “Heteredoks” inançları tam anlamı ile mataryalizme dönüşürken  “Halk Müslümanları” dediğimiz  “Sünnî” ahalinin  hiçbir şeyden haberi yoktu. Bu işleri de maalesef sonradan Müslüman olan ve Türk olmayan unsurların güya fikir adamları yapıyordu. Anadolu Cumhuriyet’e kadar daima zavallı olarak kalmıştır. O sebeble Tanzimat devri  cereyanlarına bir ideoloji veya fikir sistemi olarak  bakmak-değerlendirmek imkanı bulunmamaktadır. Siz o şatafatlı çalışmalara bakmayın tamamı düşünce hırsızlığıdır ve ne yazık ki bu kötü alışkanlık devam etmektedir. Anlayacağımız  şu imparatorluğun “Batış” hikâyesi  sağlam zemine oturmuş değildir!

Osmanlı’nın kuruluşu ile ilgili  bir miktar da olsa perde aralanmış, meselâ  o yıllardan beri tekrarladığımız  kuruluş tarihinin yanlış olduğu anlaşılmıştır! Tafsilatı maalesef bilmiyoruz; açıklamalar yönünden Ömer Lütfi Barkan ile Paul Wittek arasında  fazla bir fark yoktur! Elbette Köprülü farklı, fakat yeterli olduğunu söylemek mümkün mü? Kuruluşta “Yesevizadelik” hiç çalışılmamış bir konudur! Biz Suriye araştırmalarında kesinlikle emin olduk ki Anadolu’nun her zerresinde  Yesevî vardır! Elbette  doğru mu yanlış olduğu bile tereddütlü olan “Hikmetler”i toplamak önemlidir ama, içinde bulunduğumuz  “Bilgi” çağında çok da önemi yoktur! Bugünkü Suriye’de  bir Türkistan ideolojisi olan “Savranilik”in  “Bayatlık”a  nasıl dönüştüğünü açıklamayamadıktan sonra   bu coğrafyanın genetiğine inemeyiz! “Göç” Türk düşüncesinde “İskan”dan önce gelmektedir!

Osmanlı’nın kuruluşunda  “Edebali” düşüncesi hâlâ havada durmaktadır! Şu “Doğu Roma” veya “Bizans” işinin de  ilmî temele oturtulma zamanı gelmedi mi? “Karamanlı”nın  Rumluğu ile yola çıkarsanız  problemi çözemezsiniz! Türkistan Oğuz bölgesinde   “Akmanlılar”ın varlığını  çok iyi bilmekteyiz! Karamanlı’dan önemlisi  kuruluşta   Balkanlar yolu ile Anadolu’ya yerleşen   ve “Beylik” olan,”Guz-Peçenek-Kıpçak-Kuman” unsurların  çoğunlukla “Hıristiyan” olduğunu biliyoruz! Bugün dahi “Germiyan-Simav” bölgesinin  ciddi olarak incelenmesi gerekiyor! “Anadolu’da Hıristiyan Türkler” hâlâ açıklanmaya muhtaçtır; bu açıklama  Türk unsurları Rum farzetmekten ziyade  “Rum” olarak düşünülen Hristiyanlar’ın   etnistesi neden önemli görülmüyor?

“İslâhat-Tanzimat-Yeni Osmanlılar-Jöntürkler-İttihatçılar” ve hattâ Cumhuriyetçilerin  birkaç umde dışında  müşterekleri yoktur! O sebeble ve hiçbir şekilde birbirinin devamı olan  nesiller ortaya koyamamışlardır! II.Meşrutiyet ispat etmiştir ki  bütün bu akımlara şiddetle karşı olan Abdülhamid ileri nesil veya kuşakların sahibidir! II.Abdülhamid’in “Devlet Anası” hâlâ yaşamaktadır! Fakat bizler  Cumhuriyet kuşaklarını  Abdülhamid  düşüncesi ile üzersek  hiçbir şeyi doğru dürüst anlayamayız!

Osmanlı tarihinin yeniden yazılması değil; yeniden açıklanması ve çalışma yapılmasına ihtiyacı vardır. Çevirileri büyük ölçüde tamamlanan arşivler artık bilgisayar tuşu kadar bizlere yakındır. Olaylardan ziyade düşüncelerin  masaya  yatırılması şarttır! Çalışma yapmış olmak için  çalışma yapılmaz; hiç kimsenin okumadığı makaleler yazılması pek önem taşımıyor! Sen yaz sen oku! İnternet doktora çöplüğü, kariyer alma aracı, aldın mı işin tamam, daha okumaya da yazmaya da, kitaba da deftere de gerek yoktur!  İnternet medyası faydanın misli ile zarar veriyor!  Çünkü doğru dürüst Türkçe bilen yok!

Hoşçakalın.

Sosyal Ağlarda Paylaşın :
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ