ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,3476
EURO
9,9541
ALTIN
486,67
BIST
1.400
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Çarşamba Sıcak
35°C
Perşembe Sıcak
35°C
Cuma Sıcak
35°C
Cumartesi Gök Gürültülü
32°C
Fuat Yılmazer     Türklerde toprak namustur inancı hâkim bir inançtır. Son yıllarda ona uymayan davranışlar sergilense de bu inanç Türk insanının genlerinde olan ve hiç unutulmayacak bir imandır. Toprak vatandır, vatan İstiklal ve istikbalinizin özgürce haykırıldığı yerdir. Toprak vatandır, vatan namustur. Namus inancı, Türkün özünde sökülüp atılamayacak kadar yerleşiktir. Türkün...
Asena Kınacı Moral Caddede, sokakta, kahvehanede, iş yerinde, her yerde bildiğini de bilmediğini de, üzerine vazife olanı da olmayanı da sürekli, boş ve gereksiz konuşanlar için Türkçemizde bir cümle icat etmişiz. Herkes ve her şey hakkında bilerek- bilmeyerek, anlamlı-anlamsız konuşanlar için söylenen “Ağzı olan konuşuyor.” cümlesi  “halk felsefesi(!)”ne ait güzel...
Kenan EROĞLU             Diyarbakır’daki Müze evden               Şişlideki Müze eve selâm!               Büyük düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyoruz.               Daha önceki paylaşımlarda da belirttiğim gibi; Ziya Gökalp Milli Mücadeleden sonra Diyarbakır’a dönmüş ve “Küçük Mecmua”yı çıkarmaya karar vermişti. Fakat çaresizlik içerisinde kitaplarını satmak mecburiyeti ile karşı karşıya kalmış ve işin en ilginç tarafı...
MHP Lideri Devlet Bahçeli Türkgün gazetesine verdiği röportajda ezber bozdu. Suriyeli göçmenler konusunda yapılması gerekenleri sıraladı. Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli, ”Ülkemizde 500.000’e yakın Afgan mülteci olduğu tahmin ediliyor. Elbette önümüzdeki riskli ve tehlikeli süreçte göç dalgasının sınırlarımıza iyice dayanacağı, ülkemizi zorlayacağı görülüyor. Düzensiz göç, adı konmamış bir istiladır,...

İkisi de Haklı! Ama…

İkisi de Haklı! Ama…
30.05.2013
0
A+
A-

İkisi de Haklı! Ama…

Şükrü Alnıaçık

 

Suriye krizinin, geçmişten, 70’lerden gelen ideolojik maya farklılıklarını açığa çıkaran bir turnusol kağıdı işlevine sahip olduğunu daha önce ifade etmiştik. Kağıdın üstündeki karikatürize olan son tabloya göre Türkiye’de, AKP ile CHP arasında gizli bir “BAAS – İhvan mücadelesi” yaşanmaktadır.

– Türkiye’nin özel şartları nedeniyle Mısır’daki ve Suriye’deki gibi açıkça adı konmamıştır ama Türkiye’de Refah Partisi ile yükselen siyasal İslam, “İhvan-ı Müslimin” (Müslüman Kardeşler) Örgütünün Türkiye şubesidir. Seyyid Kutup- Hasan El Benna külliyatından, Hekimoğlu İsmail’in Minyeli Abdullah’ından beri kendisini BAAS karşıtı Sünni Arap direniş hareketlerinin bir takipçisi gibi gören Türkiye Siyasal İslamı’nın Suriye’de İhvan-ı Müslimin iktidarıyla sonuçlanacak bir iç savaşın dışında kalması beklenemezdi.

Öyle ki günümüzde Recep Tayyip Erdoğan’la temsil edilen bu hareket, Türkiye’de CHP’yi Türk BAAS’ı gibi görmekte ve “Türk Baharı” denilebilecek turuncu renkli karşı devrim hareketine bu bakış açısıyla haklılık ve meşruiyet kazandırmaktadır.

– Türkiye’de Atatürk’ün milli modernleşme hamlesini, 30’ların sonunda Alman, 40’ların ikinci yarısında Amerikan, 60’larda da Sosyalist sol eksene doğru sürükleyerek enternasyonalize olan CHP’nin ideolojisindeki bu sapma, rakiplerindeki BAAS (Jakoben Arap Sosyalist Hareketi) algısını kuvvetlendirmektedir.

1969’da CHP’nin Sosyalist Enternasyonale üye olması, 70’li yıllar boyunca Türkiye’deki eylemci sol örgütlerin bu partinin iktidarını, Sosyalist Devrimin geçiş dönemi olarak görmelerine ve CHP’yi desteklemelerine yol açmıştır. 15 Nisan 1978 MHP Tandoğan Mitingindeki “Uyarıyoruz” teması, CHP’nin Komünist militanlara cesaret vererek anarşiyi tırmandırmasından kaynaklanmıştı.

Sosyalist CHP, Şerafettin Elçi, Ahmet Türk gibi ilk Kürtçü vekilleri meclise nasıl taşıdıysa Hatay’daki BAAS yanlısı Arap Alevileri de aynı anlayışla bağrına basmış, Arap Kurtuluş Ordusu, THKP-C Acilciler gibi etnik sol fraksiyonlar CHP iktidarında serpilip gelişmişlerdir.

Şimdi iki siyasi parti de -biri ümmetçilik, diğeri enternasyonalizm üzerinden- bu kadar gayri-milli ideolojik zeminlere savrulunca bunları dışarıdaki kirli pasaklı işlerden uzak tutmak tabii ki mümkün olamıyor.

Öyle ki; “ciğer parçalayan kalp yiyen isyancı” manzaraları “Müslüman” başbakanın siyasi tutumunu nasıl yumuşatmıyorsa, halkına bomba yağdıran, kanlı “etnik temizlikler yapan Suriye rejimi” uygulamaları da “Sosyal Demokrat” Kılıçdaroğlu’nu o kadar kendine getiremiyor.

Siyasi partilerin, egemen bir komşu ülkenin iç işleri konusunda böylesine saf tutarak birbirlerine cephe almalarının devletler hukukundaki yeri tartışılabilir. Ancak genel ahlak ve siyasi teamüller açısından manzara vahimdir:

İki gün önce Başbakan Erdoğan, “Apaydın kampına yönelik saldırı planlayan kişinin, CHP’ye Suriye ziyaretinde rehberlik eden kişi olduğunu” iddia etti. “Suriye rejimine ajanlık yapan kişilerle CHP’li bazı isimlerin bağlantısı olduğunun belgelendiğini” ileri süren Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarını istifaya davet etti.

Buna karşılık Kılıçdaroğlu da “Sorumlu sensin, adam gibi adamsan o koltukta oturmaz istifa edersin” diyerek benzer bir temenniyi tekrarladı. Kılıçdaroğlu’na göre, “Emniyet, MİT’in uyarılarına rağmen görevini ihmal etmişti” ve “52 kişinin katili Erdoğan“dı!..

Tescilli bir terörist başının temsilcileri vasıtasıyla Diyarbakır’da miting yaptığı, PKK’lıların sınırlarımızın içinde ellerini kolarını sallayarak gezindiği, buna karşılık bir önceki Genelkurmay Başkanının “terör örgütü kurmak” suçundan hapis yattığı, başbakanla ana muhalefet partisi liderinin de birbirlerini “teröristlere yardım ve yataklık etmek“le suçladığı bir ülkede yaşıyoruz.

Üstelik İktidar partisi ile ana muhalefet partisi arasındaki ideolojik çekişme sahaya yansıyor ve hükümete inanırsanız CHP’li bombacılar AKP’nin % 70 oy aldığı ve mültecilere ev sahipliği yaptırdığı bir ilçemizi bombalayıp 52 vatandaşımızı öldürüyor. Ana muhalefete göre de AKP’li Nursa teröristleri Türkiye’yi dost ve kardeş Suriye’yle savaştırmak için vatandaşlarımızın canına kıyıyor.

Hani Neyzen Tevfik misali bir derviş dilini tutamazmış da şeyhi onu dilinin altında bir baklayla gezdirirmiş; sonunda… Şimdi bu manzara karşısında derviş ne desin, şeyh neylesin?..

Oğlum derviş!” demiş… “Çıkar dilinin altındaki baklayı!

Derviş niyetine biz iki kelam edelim…

Bizce iki siyasi lider de doğru söylüyor. Biri bir ülkenin hukuk sistemine göre terörist sayılan isyancıları, ideolojik sebeplerle destekliyor. Teröristlere yardım ve yataklık yapıyor. Diğeri yani CHP de buna karşılık Türkiye’ye terörist misillemeler yapılmasını meşru buluyor, destekliyor. Dolayısıyla da birbirlerine “terörist” diyorlar. Duruma göre bizce “ikisi de haklı!” Ama…

Bu mazlum milletten bir alacakları yok…

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.