YAŞAMA İZ BIRAKANLAR…

Atilla ÇİLİNGİR

“ÇELİK GICIRTISI” – Şükrü ALNIAÇIK

Bu haber 16 Temmuz 2013 - 13:56 'de eklendi ve 1.329 kez görüntülendi.

“Anayasa çalışamalarına İmralı canisinin yüksek basıncı altında giren hükümetin sinir lifleri, mubarek günorucun da etkisiyle dün bir kabak lastik gibi patladı.

Bu etnik siyaset hokkabazının terbiyesiz hezeyanı, hükümetin zeki bir siyasi manevra karşısında allak bullak oluşunun buzlanmış resmidir.

At vesayetinden inip it vesayetine binen bu hokkabazlar, 11 yıldır ezici bir parlamento üstünlüğüyle siyaset yapmaya alışmışlardı.

Bu iktidar sarhoşları, Atlantik ötesinden esen “bahar” rüzgarlarıyla, yanlarına PKK’lı gizli tanıkları da alıp; TSK’ya ve cumhuriyetin değerlerine, asimetrik hücumlar yaptılar.

 

Bu gizli Kürtçüler, IMF darbesiyle geldikleri makamlarda, yabancı lobilerin alkışlı kredi puanlarını babalarının malı gibi yiyerek iyice semirdiler. 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamından beri Türk kanı döken bu sinsi Kürtçüler, zannettiler ki; makul 48 maddeyi MHP’ye, kritik ilk 4 Maddeyi BDP’ye geri kalanını da CHP’ye geçiririz. İşte mis gibi bir Anayasamız olur gül gibi geçinir gideriz! Bu hazin durum, hükümetinin son çırpınışlarıdır.

 

     Kifayetsiz Sözcü Neden Patladı?

-Tarih 9 Temmuz 2013: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda çekilen taraf olmayacaklarını belirterek, “Kesip atmak, çözüm değildir. Eğer 440 günde çok farklı dünya görüşlerine sahip siyasi partiler TBMM’de bir ortak irade koyarak 48 maddede mutabakata varmışlarsa diğerlerini de sabırla devam ettirmekte yarar vardır.” dedi.

 

Komisyonda uzlaşılan 48 maddenin hiç bir yerinde BDP’nin süreç beklentilerine cevap veren bir hüküm yok. 36 madde temel hak ve hürriyetlerle ilgili. Bunun dışındaki 12 madde, yargı ve idareyle alakalı, mevcut Anayasa’ya paralel hükümler içeriyor. Ancak, Başkan Erdoğan’ın “New Mexico”sunun kurulabilmesi için milli inadın kırılması gerekiyor. Bu yüzden Başbakan, Bahçeli’nin “masadan kalkmayız” sözünün akşamı, iftar sofrasını TBMM Anayasa komisyonuna çeviriyor. Yaptığı açıklama, düpedüz “yürütmenin yasamaya patavatsız bir müdahalesi” niteliği taşıyor:

– Tarih 10 Temmuz 2013: Erdoğan, Memur-sen’in iftarında Başbakan değil, eşi benzeri görülmemiş bir başkan yani bir diktatör gibi konuşuyor ve bir nefeste tam 5 kere “48 madde” diyor. Belli ki, 2015 seçimlerine kadar İmralı sürecini devam ettirecek reformların önünün tıkanmaması için can atıyor. Yani, “yılanla çuvala girmiş olan AKP,” vücudundaki müzakere zehirini, 48 cc’lik MHP panzehiri ile temizlemeye çalışıyor: “Haftada 5 gün, günde 15 saat çalışın,bu yaz bu işi halledelim.”

 

-Tarih 12 Temmuz 2013: Erdoğan’ın “48 maddeyi Meclis’ten geçirelim” çağrısına BDP’den olumlu cevap geliyor. Pervin Buldan, “Uzlaşılan 48 madde genel kurula gelirse ‘hayır’ demeyiz;” diyor. Böylece fabrikadan hatalı çıkmış patlak “süreç tekerleğine” kendince yama vuruyor.

 

-Aynı gün, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Başbakanın tavrını eleştirerek, “uzlaşılan 48 maddenin kanunlaştırılması için MHP hazırdır” diyor. Ancak aynı gün Bozdağ, hükümetin 4 partinin 48 maddede uzlaşmasının o kadar da önemli olmadığını gösteren şu sözleri ağzından kaçırıyor:      -Tarih 13 Temmuz 2013: Başbakanın yardımcısı Bekir Bozdağ haddini aşarak: “Siyasi partilerin tamamı bir araya gelir, uzlaşırsa elbette güzel olur. Ancak üç parti bir araya geldiğinde de bu 48 madde değişikliği yapılabilir.” ifadelerini kullanıyor. Bunun anlamı, 4 partinin uzlaştığı ama kanunlaştırmadığı maddeler üzerindeki “4’lü uzlaşının” bu maddeleri hemen kanunlaştıracak kadar kıymetli olmadığıdır. Yani eğer 3’lü uzlaşmayla 367 aşılarak 177 madde kanunlaştırılacaksa 48 maddede 4’lü uzlaşma var diye bunları yangından mal kaçırır gibi geçirmenin ne anlamı vardır?

 

İşte Devlet Bahçeli, bu hileyi sezerek son hamleyi yapmış ve gerekçelerini sıraladıktan sonra, “Bu nedenle 48 maddenin Meclis Genel Kurulu’na getirilmesi çok erken, çok zamansız ve çok da gereksizdir.” diyerek ihanetin tekerine bir çomak daha sokmuştur.

 

“İlk 4 Maddeden asla taviz verilmeyeceğinin” altını çizen Bahçeli, “Başbakan Erdoğan’ın, arzu ederse uzlaşma masasından kalkmasına bir engel yoktur” diyor ve Başbakanı gizli ajandasıyla birlikte, komisyonun kapısının önüne koyuyor.

 

Peki diyeceksiniz ki bu Hüseyin Çelik’e ne oldu da bağırıyor? Nasıl bağırmasın? Dedik ya, “Devlet bey ihanetin tekerine çomak soktu” diye.. Teller tamamen dağılmış durumda!

İşte bu “çelik gıcırtısı” oradan geliyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments