EKMEĞE DAİR

Efendi Barutçu

O zulüm dolu günleri unutmak mümkün mü

Bu haber 12 Eylül 2013 - 17:59 'de eklendi ve 2.361 kez görüntülendi.

haber_52301db0a9d76MHP Genhel Sekreteri İsmet Büyükataman, 12 Eylül Türk milletinin milli-kültürel erozyona karşı vatan topraklarının kaybedilmemesi için diktiği fidanların acımasızca kırılma tarihidir ” dedi. Siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçen bu davada ülkücülerin, sanık sandalyesine oturtularak yargılandığını hatırlatanBüyükataman, o zulüm ve baskı dolu günleri unutmamız mümkün olmadığını söyledi.

 

MHP Genhel Sekreteri İsmet Büyükataman, ” 12 Eylül ile hesaplaşacağını iddia edip, bunun üzerinden siyasetyapanlar her konuda olduğu gibi bu konuda da sözlerinde durmamışlardır ” dedi.

12 Eylül darbesinin yıl dönümü nedeniyle yazılı basın açıklaması yapan Büyükataman şunları kaydetti:

” Bundan yaklaşık 33 yıl önce, 12 Eylül 1980 tarihinde darbe yapıp, yönetime el koyanlar tarafından; MilliyetçiHareket Partisi yöneticileri d‰hil yüzlerce ülküdaşımız, uydurulan senaryo, tertip, düzmece belge ve yalancı şahitlerle haksız yere suçlanarak, tutuklanmıştır.

 

Siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçen bu davada ülküdaşlarımız, sanık sandalyesine oturtularak yargılanmıştır. Elbette ki o zulüm ve baskı dolu günleri unutmamız mümkün değildir.

Zira Ülkücü Kadroların; Mamak Asker” Cezaevinin meşhur “C 5 işkence haneleri” nde ve çeşitli hapishanelerde, yıllarca süren sorgularla hayatları karartılmıştır.

 

Genç yaşta hürriyetleri çalınmış dava arkadaşlarımız, dört duvar arasına tıkılarak, hayatları kendilerine ve ailelerine haram edilmiş, insanlık onuruna yakışmayan şartlarda, hayata tutunmaya çalışmışlardır.

Psikolojik baskı, dayak, küfür gibi nice hakaretlerle birlikte vicdan, akıl ve ahlak sahibi hiçbir insanın kabul edemeyeceği çeşitli işkencelerle, kişilikleri rencide edilmiştir.

 

Kelimelerle ifadesi mümkün olmayan bu insanlık dışı uygulamalar yetmezmiş gibi, üstüne üslük Savcı Nurettin Soyer’in tarihe utanç vesikası olarak geçmiş ve de içeriği iftiralarla doldurulmuş olan iddianamesi, çağımızın en ibret verici bir yargı sürecini başlatmıştır.

 

Başta, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Lideri Alparslan Türkeş olmak üzere yüzlerce ülkücü dava adamının, “146/1? , ” 149/1? gibi maddeler kapsamında yargılanmış ve idamla cezalandırılmaları talep edilmiş, 587 sanıklı “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” başlamıştır.

 

Bu iddia ve talep, 12 Eylül Darbecileri tarafından, merhum Genel Başkanımız Alparslan Türkeş’le birlikte ülkücülere kurduğu tuzağın, öyle basit bir kurgu olmadığını ortaya koymuştur.

 

Neticede 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra, 29 Nisan 1981 tarihinde 945 sayfalık bir iddianame ile başlayan ve “TCK’nın 149. ve 146. maddelerinde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet oluşturmak” suçlaması ile açılan davalarda, Alparslan Türkeş’in de içinde bulunduğu 220 kişinin idamı istenmiştir.

 

5 yıl 11 ay 8 gün süren yargılama, 7 Nisan 1987 tarihinde sonuçlanmıştır. Mahkeme sonucunda 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılan Başbuğumuz Merhum Alparslan Türkeş, 7 Nisan 1985 tarihinde tahliye edilmiştir.

 

Türk milliyetçiliğine düşman kişilerin öncülüğünde yapılan yargılama sonucunda, ülküdaşlarımızdan; “Ahmet Kerse, Ali Bülent Orkan, Cengiz Baktemur, Cevdet Karakaş, Fikri Arıkan, Halil Esendağ, İsmet Şahin, Mustafa Pehlivanoğlu, Selçuk Duracık” idam edilmiş, nice dava arkadaşlarımız çeşitli cezalara çarptırılmış ve bazıları da, yargılanma sona ermeden ilahi rahmete kavuşmuşlardır.

 

12 Eylül ile hesaplaşacağını iddia edip, bunun üzerinden siyaset yapanlar her konuda olduğu gibi bu konuda da sözlerinde durmamışlardır.

12 Eylül Türk milletinin milli-kültürel erozyona karşı vatan topraklarının kaybedilmemesi için diktiği fidanların acımasızca kırılma tarihidir. Eylül’ün kırdığı güllerin ruhu şad, mekanı cennet olsun. “

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments