
Babür Hüseyin ÖZBEK
Açık denizlerde, dünyanın çeşitli limanlarında boy göstermek, ticaret yapmak iyi de, ya kullandığınız bandıra; işte orası karışık. Vatandaş soruyor:
1 – Ne kadar vergi veriyorsunuz?
2 – Neden illaki yabancı bandıra/bayrak kullanıyorsunuz?
3 – Zenginleşin, servetiniz artsın, gemileriniz çoğalsın ama bu arada denizlerde Türkiye’nin itibarı da artsın. İ.M.O’da (Dünya Denizcilik Örgütü) Londra’da yerimiz (yeriniz) ne? Bu organizasyona hakim olan İngilizlerin, Yunanlıların yanında hangi pozisyondayız? Sizin Türkiye adına bir katkınız var mı veya olacak mı sayın Ö.Sabancı?
4 – Gemilerinize Türkçe isim koymuyorsunuz sayın Ömer Sabancı, neden? Zira gazetelerde çıkan açıklamalar yeterli değil.
5 – Hacı Sabancı sizleri değerlendirirken İstanbul Borsası değil de, New York Borsası’nda “Densa Denizcilik” in kota ettirileceğin dillendiriyor. Bu tavır, bu uygulama kapitalist sisteme göre doğru, ama sizin bazı konuşmalarınıza ters, ne diyorsunuz sayın Ömer Sabancı? 

6 – Etiket, şekil, gelirin dozu, iş ahlakı, vergi düzeni, Dünya denizciliğinde Türk Bandırası’nın saygın olmaması… gibi konularda Türkiye de yaşayan bir iş adamı gibi değil de yabancı patronlar gibi davranmamalı. Bu konularda armatörler eğer kendi ülkelerine hizmet etmek istiyorlarsa sorumluluk almalıdırlar. Bilinmeli ki her şey para, her şey gemi değildir.
Denizden ve denizcilikten biraz anlayan bazı vatandaşlar yukarıdaki suallere cevap arıyorlar.
Bilmeyenleri, konudan uzak olanları bilgilendirelim. Yabancı bandıralı/bayraklı gemi sahipleri Türkiye vatandaşı kişi ve kuruluşların, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı hiçbir mali sorumlulukları yok. Ve yüksek sesle söylüyorum, vergi vermiyorlar. O gemilerin sahipleri gemilerinin bağlı – kayıtlı olduğu ülkelere yıllık cüzi, sertifika ve kayıt ücretleri – vergileri ödüyorlar.
Bin grostonun üzerindeki Türkiye vatandaşlarına ait gemilerin üçte biri Türk, üçte ikisi yabancı bandıra (bayrak) taşıyor. Ülke ekonomisi için kötü haber. Bunun çok sebepleri var. Mesela, bin tonun üzerinde inşa ettireceğiniz Türk bandıralı gemiye yabancı banka kredi vermiyor, eğer veriyorsa da zorluk çıkarıyor. Dışarıda vergi düşük. Devlet bazı konularda Türk denizciliğini çağa uyacak şekilde çıkaracağı kanunlar ve yönetmeliklerle güncelleyip, gelirin dışarı kaçmasını önlemeli.
YETERKİ GEMİLERİN SAYISI ARTSIN, SERVET BÜYÜSÜN
Konuya tersten başladık, şimdi başa dönelim. Eylül 2013 ortaları. 2008’de kurulan, 2010 ilk gemisini alarak faaliyete geçtiği yazılıp söylenen Ömer Sabancı ve kız kardeşi Demet Sabancı Çetindoğan’ın yüzde 50, yüzde 50 ortaklaşa kurdukları “DENSA Denizcilik” şirketi, Güney Kore’de, Gunsan’da, dünyanın en büyük tersanelerinden biri olan Hyundai Heavy Industries Com. Ltd.(H.H.İ.) de inşaatı devam eden dev tankerini törenle denize indirdi.
Güzel, modern ve büyük bir tanker. 106 000 bin ton (500 bin varil) kapasiteli. Türk heyetle giden yazar – çizer gazeteciler başka şeylerle meşgul, işin özünden uzaklarda. Çünkü mal sahiplerinin de gündemi başka: para. Geminin fiyatı 74 milyon$ dan 55 milyon $’a düşmüş. Tekrar verilen siparişle şirketin 22’inci gemisi olacak eş,”sister” özelliklere sahip ham petrol taşıma tankerini 31 Ocak 2015’te teslim olacakmış ve fiyatı 48 milyon $’ a inmiş. Bu bilgiler öncelikle şirketi tanıyan veya bilgi edinmek isteyenler için portföy değerleri içeriyor..
Bunları yazmışlar. Bir gazeteci de neden Malta ve Marshall bandırası kullanıyorsunuz, neden bu ülkeye, T.C’ ye mevcut 21 geminiz için (3’ü tanker, 18’i kuru yük gemisi) vergi vermiyorsunuz diye sormuyor, yazmıyor, dillendirmiyor.
Sektörün en büyüğü 4 milyon ton taşıma kapasitesi ile “Genel Denizcilik” ( Mehmet Emin Karamehmet) ve ikinci sırada 2,2 milyon ton taşıma kapasitesi ile YA – SA Denizcilik (Yalçın Sabancı) gemilerinde Türk Bandırası kullanıyorlar. Siz sayın Ömer Sabancı, daha çok kazanmaya ihtiyacınız mı var? Neden Türk Bayrağı dalgalandırıp bu ülkeye vergi vermek istemiyorsunuz? Özellikle denizciler olmak üzere, birçok vatandaş bu konuda merakla sizi takip ediyor.
Has danışmanınız, şirketinizin genel müdürü Kap. Cemil Gücüyener: “Türkiye’nin deniz ticaretinde geçmişinden gelen kötü bir sicili vardı. Her ne kadar bu durum önemli ölçüde aşıldıysa da, yine de dünyada o imajı tümüyle silmek mümkün olmuyor…” diyor müdür bey.
Kötü bir yaklaşım. Siz genel müdür Cemil Bey, 21 geminize Türk Bandırası koyun, düzgün, en az hatalı olarak dünya denizlerinde bayrağımızı dalgalandırın, o berbat izleri silmek için bir hamlede siz yapın ve o yönde atılan adımlara yardımcı olun. Mevcut icraatınız ve demeciniz olmamış.
Tabii Hacı Sabancı da: “Beyaz bayrak için Malta ve Marshall’a yöneldik. O bayrakları taşıyan gemiler nerede ise hiç aramaya tabii tutulmuyor. Zaman kaybı da olmuyor. Ancak gemilerimiz Türk ticaret filosu sayılıyor. Her gemi için ayrı şirket kuruyoruz. O şirketler DENSA’ya bağlı bulunuyor.” diyorsunuz.
Olmadı Sayın Hacı Sabancı, Türk ticaret filosu gemilerindeki kötü izlenimi biliyor, düzeltmeye yönelik bir çalışmaya girmiyor, işin kolayına, pürüzsüz, sıkıntısız para kazanma yoluna gidiyorsunuz. Öyle ya kapitalizm kâra, güvenli para akışına bakar. Yoksa gemilere Türkçe isim koymuyormuş, hepsinin adı yabancı imiş, İsviçre’nin Credit Suisse bankası kolaylıkla gereken parayı sağlıyor ya! 3 yılda sektöründe görülmeyen bir gelişme ile 1 milyar $’lık gemi – serveti oluştu. Size göre işin özü bu!
Hayır Sayın Ömer Sabancı, bizden, Türk denizciliğinden saygı istiyorsanız gemilerinizde Türk bandırası/ bayrağı dalgalandırmalısınız.
KALAMIŞ YAT LİMANI İHALESİ VE MUSTAFA KOÇ
Konu deniz olunca geniş ve derin bir saha oluşuyor; Atlantik gibi, Hint Okyanusu gibi, bitmez tükenmez.
1987’de hizmete açılan ve 1998’den beri 15 yıldır Koç – Setur Marinalar zinciri tarafından işletilen 435 bin metre kareyi kapsayan bu saha için Ekim ayı sonunda, en geç Kasım 2013 ortalarına kadar özelleştirme ihalesine çıkılacak.
Bu tarz işletmeleri her önüne gelen kuruluş yürütemez; bilgi, para, cesaret ve hatta bazen de iktidar desteği gerekir. Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun (Ö.Y.K.) çıkacağı ihaleye şimdiden üç aday var. Biri gene Koç – Setur, ikincisi Ülker, üçüncüsü ise Doğuş Grubu.
Maliye Bakanlığı tarafından açılan dava sonunda Kalamış Marina’yı işleten Setur (Tek – Art) firması bakanlığa göre işgalci konumunda olup, mahkemenin verdiği tahliye kararına rağmen bugüne kadar tahliye etmedi.
Gelişmelerde Kadıköy Belediyesi, Maliye Bakanlığı ile ihale öncesi ve sonrası birlikte hareket etmeyi teklif etti, bu yönde taleplerde bulundu. Gel gör ki marinayı yapan Kadıköy Belediyesi buranın işletilmesi konusunda dışlandı, devre dışı bırakıldı.
Özelleştirme Yüksek Kurulu 1/1 000 ölçekli, koruma amaçlı, Uygulama İmar Planı’nı onayladı. Bu durumda genişleyecek marinanın kapasitesi 1 200 yattan, 2 000 yata çıkacak. Fenerbahçe ve Kalamış Yat Limanları birleştirilecek ve Kurbağalıdere’ye doğru uzanacak. Ancak Kadıköy Belediyesi bu plan ve projeye pekte sıcak bakmıyor.
Denizde, kıyılarda hep büyük rantlar vardır. Menfaatler çarpışırsa iktidar tarafında olanların kazanması mukadderdir. Sonuçlar şimdiye kadar nasıl oldu ise bundan sonrada öyle olacaktır.
Hep ciddi konulardan bahsetmek, denizciler için normal şeyler değildir. Mesela geçen hafta gazetelerde deniz sevdalısı Rahmi Koç’un gene deniz tutkunu genç patron oğlu Mustafa Koç’un Bodrum’da yatından denize işerken, evet evet, denize işerken resimleri vardı. Hani patron diye denize işemesinde bir sakınca mı var? Babası DENİZTEMİZ- Turmepa’nın kurucu başkanı imiş, olsun varsın!
“TÜRKİYE’NİN SESİ”NDEN BİR ÖLÜM HABERİ
Cebelitarık Boğazı’ndan bir buçuk iki saat önce çıktık. Rota ağır ağır sancağa yükseliyor. Güney İspanya’nın Atlantik kısmı Trafalgar Burnu açıklarında seyrediyoruz. Radyo “Türkiye’nin Sesi” haberleri verecek, böyle anlarda köprüüstünde bulunan 2 – 3 kişi, kim varsa, Anavatan’dan gelecek haberleri almak, duymak için dikkat kesilir. Tarihler 10 Nisan 2004 cumartesiyi gösteriyordu. Ses tonuna aşına olduğumuz spiker her zamanki konuşma tonundan farklıydı veya bana öyle gelmişti. İlk haberini Sakıp Sabancı’nın ölüm haberini duyurarak verdi. O anda gözlerimden yaşların geldiğini hatırlıyorum. Bir üzüntü bir elem kapladı sanki pruvayı, kuzey batı ufkunu.
Bu halk Sakıp Sabancı’yı sevdi, sizi de sevsin Sayın Ömer Sabancı. Mümkünse gemileriniz kıç gönderlerinde Türk bayrağı dalgalandırsın.
Uzaklarda olan dostlarıma dileğim; ”Denizleriniz sakin, pruvanız nete olsun!”